22 Haziran 2015 Pazartesi

Tango derin bir okyanus. Müziğinin ve tüm hareketsel bütünlüğünün içine daldıkça uyanıyor, kendini daha da bambaşka boyutlarıyla buluyor insan. O müziğin içindeki yolculuk, insanın uçuşunu sağlayan temel frekansları sunuyor. Yakın dansla gelen birliktelik ise belki de bu dansın tek dili ve sessiz sesliliği oluyor...
İşte tango dünyasının ve dansının içinde ne kadar sürede bulunmuş olursanız olun, bazı parçalar vardır ki, bir ömürlük hissedersiniz. Elbette "Golden Age" hep ömürlük deriz ve nice fazla sayıda eserlerle bunu güçlendiririz ama bu çok sayıda olanların içinde benim ruhuma temas edenlerinden biri D'Arienzo 'dan "El Flete" dir. Bu parçayı dinlediğimde tangoya ilk başladığım yıllara dönerim. Hatta şu anda da etkisini tüm hücrelerime yansıtmak  için bu parçayı dinliyorum ve yine bir "timeline" yolculuk yapıyorum. Yani bugünün enerjisi dahil, bir de on, on beş , yirmi yıllık deneyimlere uzanıyorum. Bu parçadaki sayısız danslarımın silüetlerinden ziyade içimdeki hislerin derinliği ve yoğunluğuyla bir kez daha yeniden buluşuyorum. Sonrasında  da "Milonga De Mis Amores" gelir. Bir de Hugo Diaz'dan "Milonga Triste" her dinlediğimde ve dans ettiğimde beni farklı boyutlara yükseltir. Yine o ilk baştaki "abrazo"larımla ve yeni tanguera hallerimle buluşturur. İlk partnerimle İTÜ koridorlarına "kendin çal, kendin dans et" ve arada hocalarınız bakıp gülümsesin semalarına, sıçrama, atlama figürlerine götürür...Gençlik ve daimi kalan genç tutkululuk tangonun özüdür. Aşkın büyülü yansımaları her an yepyeni abrazolarla dünyalarınıza açılır ve ruhumuzu bütünler...
İşte bazı parçalar ruhumuzun tüm noktalarına dokunur ve içimizde bizimle daha da büyür, genişler ve derinleşir. Bu nedenle tango özeldir. İçinde kocaman bir yaşamı barındırır ve hangi ruh halinde olursanız olun iyileştirici bir güce sahiptir!
 Neşeliyken daha da uçurur; hüzünlüyken sevgisiyle kalbini okşar, ruhunu ferahlatır..
Yaşamda tango tutkunları ve birbirimizi pistlerde gören tüm insanlar olarak, tüm yaşamımızı, deneyimlerimizi, bütün duygu ve düşünce yoğunluğumuzu dansımıza da aktarırız, ama müziğin oluşturduğu bambaşka frekanslarla...Bu yüzden bu ifadeler sanatlaşır. İfade biçimleri  insanın tüm içini, varlığını ve ona ait her şeyi sanatlaştırır...Dansın en büyük etkisi de budur. Müzik sayesinde insanı aslına, özüne, özgürlüğüne ve bütünlüğüne ulaştırır. Okyanusu tüm derinliğiyle yaşatır ve yaşama ve tüm adımlarına yönelik cesaret kazandırır. İnsanı sonsuzlukla büyütür!
Dün farklı bir sabaha uyandım aslında. İnsan her yıl bambaşka renkleriyle karşılaşıyor ve kendini daha bir iyi tanıyor ya...Öyle bir şey ve "Babalar "Günü" nün içime yansıyan hislerini bir başka türlü ifade ettim. Dedim ki,
"Babam öldüğünde çok sonraları ağlayabildim. Çünkü böyle bir anda duygulardan, düşüncelerden ziyade hissizlik ve yoğun bir şok hakim oluyor. İnsanın içinde farklı fırtınalar kopuyor, hiç düşünmediği sorumluluklar yükseliyor. Sevdiği bir insanı kaybetmenin ne demek olduğunu, yaşayarak öğreniyor insan. Yavaş yavaş yoğunluğunu hissediyor ve her geçen gün daha da güçlenerek bu hissin zorluğunu yaşıyorsun. Sonrasında kaybettiğim çok çok yakın dostlarım, kuzenim ve yaşadığımız acılar bir yana yaşamın sonlu bir sonsuzluk olduğunu öğreniyorsun ve ölümün yaşamın güçlü bir parçası olduğunu anlıyorsun.
Gerçek sonun ne oldugunu da anlıyorsun! Kendi duyguların, acıların bir yana ortak kaybı yaşadığın çok yakınlarının acıları ve üzüntüleri de kendininkilere ekleniyor. Elbette elinden bir şey gelmiyor olması zorluyor, isyan ettiriyor ve sonrasında da kabule seni zorluyor ama kabulü de öğretiyor işte!
Babamin vefatının hemen ardından eski şirketten bir arkadaşım şunu demişti;
"Ne zaman büyüyorsun Ebrucum biliyor musun?
Ta ki baba gidiyor o zaman kendi başına kalıyorsun. Çok daha yere sağlam basman gerekiyor. O zaman gerçekten büyüyorsun işte!."
Sonra bana sarilmıştı. Hiç unutmam!
O anlarda minik bir söz, sevgi dolu bir dokunuş o kadar insanı sarmalar ki...Bunu da yaşayıncaya kadar bilmiyorsun.
O günden bugüne yakınlarını kaybeden insanlara mutlaka başsağlığı dileklerinde bulunurum. Çünkü bunu insanlara iyi geldiğini ve onları sarmaladigini biliyorum. Hissettim ve yaşadım.
Son olarak babamdan çok şey öğrendim. Güçlü, kıvrak zekası, tutkuları, duygu dolu ifadeleri, sesi, prensipleri, hızlı hareket yeteneği, azmi, hedefe odaklılığı, sevgi dolu bakışları, gülümseyen yüzü ve her konuda derin sohbet edebilme potansiyeli. Gerçekten bir ışık hepimiz için sevdiklerimiz ve bu derin kayiplardan sonra da şunu öğrendim;
Hayatta her an bir yansıma. Anda sonsuzluk var ve büyülü ve anın dışındaki son da realite. Hiçbir şeyin geri dönüşü yok. O anda oluyor ve yaşanıyor. Yani ne yapmak, söylemek istiyorsan o anda yaşamak mümkün. Yoksa bambaşka dönüşümler içinde insanı sıkıştırırlar ya da yaşanmamış ifadelere dönüşürler.
Sevgi bitmeyen tek şey ve bu dünyadan yitirdiğimiz insanlar bile o sevginin içinde yaşıyor aslında.
Her an, son an olabilir. O yüzden ruhunu özgürleştiren ve seni mutlu eden bir yaşam seni sonsuzluğa taşıyabilir.
Ve öğrenmek için yaşamak gerekir.
Deneyim bu hayattaki tek gerçek neden ve öğrenimdir. Yaşamadan bilemezsin, sadece tahmin edersin ama yanına bile yaklaşmaz. O yüzden öğrenmek için yaşarsın!
Herkese sevgi, umut dolu bir Pazar Günü dilerim! "

Ve bunları söyledikten sonra bir aydınlanma yaşadım ve akabinde de muhteşem bir milonga deneyimiyle yine yükseldim! 
Hayat bizi, birbirimizle buluştururken, inanılmaz idraklarla da olgunlaştırıyor. Bu yüzden hayatıma girmiş, dahil olmuş, birlikte uzun, kısa, öz, az, çok, renkli yolculuklara uzandığım tüm dostlarıma teşekkür ve selam ediyorum. Onların varlığı ve yaşadığımız tüm idraksal yolculuklar olmasa, böyle bir algıya kavuşup, beni her an büyüleyen en derin okyanuslara açılamazdım. 
Tangonun turkuaz rengi ferahlığına ve yoğun tutku dolu hallerine açılırken harika milongalar ve ıhlamur kokulu maratonlarla dans aşkımı yine doruklara taşıdım. Hafta başı İstanbul dışında olduğumdan, haftanın ilk milongası Perşembe Günü "Para Bailar"da gerçekleşti. Üzüm cennetlerimden birinde sıradışı bir büyüye ulaştığım saatlerin ardından Dj Ali'nin - lakabı "Genç ve Yakışıklı Dj" hoş,  güzel tandalarıyla güzel, kaliteli dansçlı profiline sahip  ortamda, doyasıya dans etttim. Hepsi o kadar muhteşemdi ki, bir milonga tandasındaki hissim uçurdu beni  ve bir çok tandadaki danslarım da coşkuyla doldurdu içimi. Gecenin ortalarında da Buket ve Nany çiftinin zarif, hoş, sade ve güzel akıştaki performanslarını keyifle izledim ve bir Nizam yoculuğundan sonra evimin yolunu tuttum.
Cuma Günü İTÜ Taşkışla binasında Mimarlık Fakultesi'nin içindeki iç avluda şahane bir maratona katıldım. Ortam, ambiyans beni Avrupa'nın  bir şehrinde gibi hissettirdi. İstanbul'u dünyanın hiçbir yeriyle kıyas etmem ama bu ambiyansı ifade edebileceğim sözcükler bunlardı. Masa düzeni de oturmak, dinlenmek sohbet etmek için harikaydı. Motorla uçarak katıldığımız maratonda ilk hissim, ıhlamur kokusuyla transları genişletmek oldu. Sonra da önce Dj Aykut'un ve Dj Ömer'in renkli, hoş tandalarıyla çok güzel dans translarına açıldım. Yerli dansçıların yanı sıra İtalyan, Kazakistanlı, Uzak Doğulu milonguerolarla da tanışma fırsatı yakaladım ve sabah beş buçuk sularına kadar maratonu usulüne uygun ve uzunca deneyimledim. İçecekler de güzeldi ve ekonomikti. Bol bol içebildim. 
Bu maratonda emeği geçen herkese teşekkür etmek ve burada milongaların düzenli yapılması ricasında bulunmak istiyorum. Beni eski Mimoza enerjisinin yakınlarına ama daha da güzel bir coşkuya yaklaştırdı çünkü! Hatta organizatör arkadaşlarımıza bu ricamı anında belirttim ve "Düşünüyoruz" yanıtını da aldım!
 Olma olasılığı yüksek, bunu hissettim, süper! :-)
Cumartesi Günü önce Ponte milongasına uğradık. Orada bir şeyler atıştırmak ve dostlarla buluşmak istedik. Nitekim güzel lezzetleri yakaladıktan, "Sex & The City" film karelerini aratmayacak fotoğraflar çekindikten - üstelik bu kez benim makinemle değil  -  Dj Çağatay'ın, lakabı"Fantastic Dj" çok güzel tandalarından bir kaçını yakalayıp keyifle bir iki tango dostumla dans ettikten hemen sonra, Mr. Ufo ile uçarak ve rüzgarı tenimizde hissederek milongaya geçtik. Masamızda Cem'le ve Özlem'le de harika sohbetlere uzanırken, bol bol şarap - Gülor merlot - ve çay içtik. Her içecek almaya gidene, bir şey içip içmediğinizi sorduklarında "Evet" derseniz bu kez saat dört sularında piliniz biter ve eve uykulu gözlerle ve hatta gözleriniz kapalı bir halde geçersiniz. Bunun dans transıyla alakası yoktur tabii... Bir de "cabeceo" larınızı dilediğiniz oranda rahat yapamazsanız isyan çıkarmamak adına ya somurtabilirsiniz ya da sevdiğiniz bir arkadaşınızı "lead "edebilirsiniz. İkisini de yaptım ve mutluyum! Özlem'ciğim de kırmadı beni sağolsun ve uçarak dans ettik. Yay arkadaşlarımla her daim engin semalar serbest ve pek de eğlendik. Bir de ikizler milongueroları tabii... :-)
Elbette oturduğum esnada birbirinden güzel, iyi dansçıların uçuşlarını da seyre daldım. Her çiftin uçuşunun ötesinde rondaya aktardıkları enerji ile tüm rondadakilerin birlikte yükselişi de bu dansın büyüsünü arttırıyor sanırım. Çünkü hepimize ait duygular, uçuşlar ve translar görünür, hissedilir, anlaşılır oluyor. Bu işte özel bir dünya ki, günümüzde insanların birbirini anlamaya olan mesafelerini de kırıyor. Anlayış, empati ve hoşgörü kapasitesi, "connection"daki müzikal uyumla ve bedenin birbirine uyumdaki esnekliğiyle daha da genişliyor...
Böylece ıhlamur kokuları merkezimde geceyi tamamladım.
Pazar Günü Ponte'deydim yine. Bu kez de yerli yabancı tüm dansçılarla uçuşan danslarımız DJ Ayşe'nin şahane tandalarıyla çok daha renklendi. Otros Aires'in "Los Vinos" parçasında oriyantal dokulu yorum da beni havalara sıçrattı ve süper dansçılarla bu anları yakalamamı sağladı. İlginç olan şey, maratonda tanıştığım yabancı dansçılarla aynı milongada buluşmuş olmak oldu. Bu da bana şunu kanıtladı;
"Benzer frekanslar  birbiriyle bir vesileyle tanışıyor ve mutlaka bir yerlerde buluşuyor." 
Bu çok özel bir bağ! 
Yani yüzlerce dansçı içinden sadece bazılarıyla daha derin nüanslara ulaşıyorsunuz ve tangoyu birbirinizle ve tüm ruhsal açılımlarınızı deneyimleyerek doyasıya paylaşıyorsunuz. Bu nedenle yıllardır bir arada bulunduğumuz tüm dansçı dostlarımızla olan derin soluklu danslarımız bambaşka dönüşümlerle  bizleri daha da birbirimize yaklaştırıyor ve kalpsel buluşmalarımızı yoğunlaştırıyor...
Tüm güzel danslarımızın ve masamızdaki harika dostlarımızla olan  güzel sohbetlerimiz dahilinde  anları tamamlayıp gecenin sonunu "Duramayan Milonguero"yla çayla süsleyerek haftanın başına uzandık.
Hayat kısa mucizelerle, sonsuz kavuşumlara ulaştığımız bir tat, renk, yolculuk gibi bazen. Gözlerimizin içinden, ruhumuzun derinliklerinden ve birbirimize sarıldığımız anlardaki dünyasal ama bir o kadar sonsuzluğa uzanan birleşimlerimizden doğan mucizevi bir ışıltı...
Çok güzel danslarda, muhteşem tandalarda, harika milongalarda buluşmak dileğiyle dostlarım. 
Tüm sevgimle ve saygımla sizleri kucaklıyorum! ***

14 Haziran 2015 Pazar

 Haftaya muhteşem lokal milongalarla başladım, Kanyon büyüsüyle tangoyla yeniden büyülenip, festival keyfiyle coşkumu maksimumlara taşıdım. Hepsi ruhumu genişletti ve yaşamıma yepyeni pırıltılar kattı. Daha dün gece müthiş  danslar ettim. Ful "connection" ve müzik yoğunluklu adımlar, danslar ve yolculuklar yaşadım. Yeni nesil tango eğitmenlerine bir kez daha saygı duydum. Bir yılın altında yetiştirdirdikleri dansçıların dans seviyesinin, iletişim gücünün, " connection" kapasitesinin ve müziğe duyarlılığının en az iki, üç, dört, beş yıllık bir havada olması gerçekten iyi bir başarı çünkü. Bu dansçı dostların nezaketleri, mütevazilikleri ise çok daha ileriye, gelişime ulaşacaklarının bir kanıtı. Sadece altı aydır dans ettiğini ve milongalara yeni gitmeye başladığını söyleyen, dansıyla beni gerçekten çok şaşırtan bir milongueronun camiamıza girmiş olmasından ve birlikte dans etmiş olmaktan mutluluk duydum dün gece. İşte tango öyle bir büyü ki, yıllar geliyor, geçiyor ama anlarda yakalananan müzik ve dans coşkusu kaç yıl dans ederseniz edin ortak tango enerjisinde insanları buluşturuyor. Bu nedenle yılların geçmesi bir yana, dans deneyimlerinin yoğunluğu ve kalitesi yaşadığınız tangoya damgasını vuruyor. Bu tango aşkı daha ilk adımla başlıyor. Yıllar önceki partnerimlerimden biriyle tangoda buluştuğumuz anlar hala gözümün önüne gelir. Çekinerek gittiğim bir tango dersi hayatımın tutkusuna dönüşmüştü. Bu gerçekten yaşamıma dair bir mucize ve çok da etkileyici bir şey tüm duygu ve düşünce dünyalarım için. Bazen yaşamda, deneyimlerinize dair attığınız ilk adımların sizi nereye götüreceğini bilmiyorsunuz, tahmin etmeniz olanaksız olabiliyor hatta. Bu nedenle tangoya başlayıp, sevdiyseniz bu dans sizi durmaksızın büyütüyor. Hiçbir engelle yılmadan, sevdiğiniz dansı icra etmelisiniz ki, bu gelişimin tadına, coşkusuna varabilesiniz. Bunu tüm yeni başlayan, ya da ilerleyen dansçı, Dj, danssever  dostuma söylüyorum.  Bu aşkı derinleştirmek uzun vadede bir ödül haline geliyor çünkü. En azından benim hissettiğim şey bu. Yani yılların, yaşamın tüm hücrelerinizden tango sihriyle akmasına tanık alıyorsunuz. Sayısız "abrazo"nun, kurduğunuz tüm bağlantıların, bağların ve müzikal adımların içinde olgunlaşıyor ve kendinizi daima yeniden keşfediyorsunuz. Mühim olan, bu hazdan asla vazgeçmemek belki de...Eğer gerçekten istediğiniz için buradaysanız tabii ki...
 Diğer bir konu da şu;
Dans öğrenmek için herkesin kafası karışabiliyor. Nereyi, kimi seçecekleri konusunda. Benim fikrim bu konuya dair şöyle; 
Dansçılar hocalarını daima kendileri seçmeli diye düşünüyorum. Kimlerin enerjisine kendilerini yakın hissediyor, kimlerin dansını beğeniyor ve kimlerle iletişimde rahat olabiliyorlarsa doğru seçim onlardır. Öğrenim başta rahatlıkla ve iyi iletişimle gelir.
 Dans konusunda çok hoca araştırması yapan arkadaşlara verdiğim yanıt bu oluyor. Çünkü piyasada çok çok iyi eğitmenler var. Bir çoğunun dersinde de misafir olarak da bulunduğum için derslerini nasıl dolu dolu verdiklerini biliyorum. Gerisi üşenmeden araştırmaya kalıyor. Kendinize en uygununu dakikasında da anlayabilirsiniz. Çünkü tango, dansın ve bizi birbirimize bağlayan, ruhumuzu içine alan müziğinin ötesinde, bir yaşam, ifade biçimidir. Elbette ifadeler  de, bizleri yakınlaştırır ya da mesafelendirir. Güzel dans eden, kaliteli dansçıların yetişmesi ise hepimizin yararına. Sosyal dansçı ağı kalite doğrultusunda büyüdükçe, Türkiye bu alanda rakipsizliğe doğru ilerler. Genç nüfusumuz dünyanın hangi yerinde bu denli yüksek, bir düşünelim...?
Yani aslında biz 1,2,3-0 önde başlıyoruz bu dansa dünyaya göre, bunu hep hatırlayalım. Tek gereken kalite, müzik yoğunluğu, "connection", gerçek manada dans, saygı, sevgi, esneklik. Gerisi akışan rondalar ve uçuşan dansçılar...ki ne için tangoyla ve birbirimizle buluşmuşuz bu alemde, değil mi...;-)
Haftanın milongalarına "Armada" niyeti olmasına rağmen yine  yorgunluğa yenik düşerek, Salı Günü "La Cumparsita" milongasıyla açılışı yaptım. Öncesinde ise Seda'cığımla Aziza Mustafa Zadeh'in konserine son dakikada gitme şansı elde ettim. O kadar muhteşemdi ki yaşadığım his, bu konserin ve Aziza'nın sesinin üzerimdeki etkisini ifade edebileceğim yegane şey şu olabildi;
"Nefesinizi almayı unuttuğunuz bir an vardır, o an duyduğunuz ses süresince tüyleriniz ürperir, sanki ruhunuzun her noktasına birileri dokunur ve gözleriniz yaşarır. O olağanüstü bir andır ve bu ölümsüz anı yaşatan insana saygının, sevginin ötesinde derin bir şükran hissedersiniz...Bu anları eşsiz bir deneyimsel yolculuk olarak yaşamınıza eklersiniz ki, o sesin sahibi Aziza Mustafa Zadeh'tir! "
İşte böyle bir büyüyle yoğunlaşıp, milongaya bulutların tepesinde geçtik. Dj Mihran'ın çok çok beğendiğim, gerçekten şahane tandalarıyla gece boyunca durmaksızın, tüm iyi  dansçı dostlarımla dans ettim.  Dolayısıyla muhteşem bir geceydi diyebilirim! 
Tangoya gerçekten doyabileceğiniz milonga deneyimlerinden biriydi. Tamam bu durum benim için en fazla bir iki gün yetiyor, o ayrı!
Nitekim Çarşamba Günü Kanyon milongasındaydım. Gerçekten harika bir geceydi!
 Dj Ramo Gogo'nun güzel tandaları, profesyonel stilleri bir yana pistte hiçbir çarpışma olmaması geçen sefer içimden dilediğim dileğimin gerçekleşmesini sağladı. Muhteşem bir gece, dans aşkıyla dopdolu tanguera(o)lar ve Ilgın - Alper çiftinin hoş, figürlerdeki ustalıkları ve müzkalitede renklilikleriyle dolu performansları....Ilgın'ın göz kamaştırıcı kostümü de ayrı bir hava kattı. Renk, kumaş ve model yakıyordu. Elbette Alper'in şıklığı da vurguluydu. 
Kanyon'da çay servisindeki arkadaşlar da inanılmaz naziklerdi. Bitip, tükenmediği için, barbak bardak çay içebildim ve yeni kurulacak hükümetle, eskisi gibi şarap festivallerinin de burada yapılması için neredeyse dua ettim! Kırkı yılda bir işte ama olsun o da oldu! ;-)
Kanyon'un ardından bir şeyler içmek, bir kaç tanda daha rondaya kapılmak ve "La Cumparsita"yı duymak adına Portofino, Larespark milongasına geçtim. 
Artık dinlenmeye ve sohbet etmeye bile milongaya gider olduk, vay halimize...
 Betigül'le harika sohbetlere dalarken Dj Gökhan'ın çok güzel tandalarıyla son cilayı yaptım. "Hoy" un da içinde bulunduğu tandada süper dans coşkusuna açılıp, bir kaç arkadaşla daha engin "abrazo"lara kapıldıktan ve az, biraz soluklandıktan sonra geceyi tamamladım. Buradaki huzuru, konforu ve rahatlığı da geldiğim andan itibaren sevdim. Hem ortamın enerjisi, hem de içimdeki eski nostaljik nüanslar da, sebeplerden bazlıları kuşkusuz...
Perşembe Günü Almanya'dan gelen değerli arkadaşım Jens'le önce bir Solera tadımlaması yaptık ve ardından "Para Bailar"da Dj Utku'nun dinamik, hoş tandalarıyla brilikte gecenin sonunda kadar hem kendisiyle, hem de oranın tüm harika dansçılarıyla yoruluncaya kadar dans ettim. Geceyi de bu huzurla tamamladım. İyi dans eden ve ruhumu yükselten tüm dostlarıma selam olsun!
Cuma Günü Fiesta Festivali için YEM milongasına katıldım. Gece boyunca hakim olan havadar atmosfer, hoş dizayn edilmiş oturma düzeni sayesinde çok keyifli bir milonga gecesi yaşadım.  Çünkü cabeceo için elverişliydi ortam.
Bu arada protokol masaları için çeşitli espriler döndü, hem duyumlarımda, hem sohbet ettiğim tüm dansçı arkadaşlarımla... Ben erken saatlerde festivale geçtiğim için, gözüme kestirdiğim en iyi, verimli, konforlu masalardan birine konumlanmıştım. Daha sonra farkettim ki, masaların yarısı protokole ayrılmış. Buradan da tüm organizatör dostlarımıza minik bir espiri patlatmak istiyorum;
"Tüm Türk dansçıları protokoldür ve VIP'tir. Bu böyle biline..." :-)
Şaka bir yana, oturma düzeni konfor ve sohbet için de elverişli bir durum sağladı ve yabancı katılımının  pek yüksek olmamasına rağmen yurdumun farklı şehirlerinden gelen tüm dansçı dostlarımla Avustralya'lı Dj Arthur Miller'in hoş tandalarıyla sabah saaatlerine kadar doyasıya, konforla dans etme şansı elde ettim. 
Gecenin ortalarında performans yapan çiftlerden Santiago Castro & Carla Rossi çiftini gerçekten çok beğendim. Tangoda erkek figürünün bana göre en hoş yansımalarından birini Santiago sundu. Sanırım bir kaç yıl önce başka bir festivalde kendisiyle dans etmişliğim de olmuştu ve enerjisi ve nezaketi hala aklımdadır. Bir kaç tanda sonra ise Gabriel Misse & Analia Centurion çiftinin renkli performanslarını izledik. Misse'nin bazı adımlarında, hızını ve süslemelerini takip etmekte zorlandım. Bu arada Rock'n Roll performanslarına ise bayıldım. Muhteşemdi!
Cumartesi Günü yine festival milongasında YEM'deydim. Mekanın ferahlığı, iyi havalandırma sistemi, pistinin genişliği ve ekonomik içecek olanaklarıyla yine harika bir milonga keyfi daha sürdüm. En güzel masalardan birine daha konumlanarak Arjantin'li Dj Damian Boggio'nun güzel tandalarıyla  - cortinalarında ise Micheal Jackson vurgusunu bir hayli yoğun yaşadık..;-) -   tüm güzel dostlarımla sohbetlerin yanı sıra, yurdumun çoğu süper milonguerosuyla harika danslar ettim. 
Gecenin ortalarında ise önce  Emiliano Pilloni & Pamela Marmol çiftinin hoş, unik adımlarıyla danslarını zenginleştirdikleri performanslarını, ardından Andres Laza Moreno & Luciana Arregui çiftinin rahat akan, temiz performanslarını izledik.  Yalnız bu çiftte biraz daha farklı  adımlar ve figürler beklemedim dersem yalan olur. Zira bir çok maestronun yetkinliğini gösteren kombinasyonları onlardan da izledik, harikaydı ama biz Türk seyircileri biraz daha fazlasını bekler olduk. Çünkü nice muhteşem performanslarla, çok çok  büyülü anlar da yaşıyoruz...
Sosyal dansçılar için beklentide bulunmak daima daha kolay, tasasız  kuşkusuz.  Ne de olsa performans dansçısı değilseniz, sırtınıza yaslanıp" Ay şu iyi, bu harika, diğer çift olağanüstü, ne teknik, ne artistik adımlar, figürler, muhteşemler, feciler , eh işteler, olağanüstüler, işte bu vs"  diyebiliyorsunuz ve sert, tatlı, yumuşak, net, kısa, öz ya da uzun kritkilerde bulunabiliyorsunuz...Tuzu kuru olsa da bazılarımızın, beklentilerin hep yüksek olması da ayrıca bir gerçek! 
Bazıları bekledikçe, bazıları da daha orjinal şovlara ve egzantrik stillere yöneliyorlar belki de. Zira bu dünyada çoğu yön iç içe ve birbiriyle bağlantılı. Hepimizin, hepimize katkısı ve genel gelişime etkisi  büyük. Dolayısıyla sabaha kadar kaliteli danslara açıldığım bir milonga coşkusu daha sürmüş oldum. Tüm Fiesta ekibine buradan teşekkürlerimi sunarım. Daha nice etkinliklerinde daha bu coşkuyu ve keyfi yaşamaktan mutluluk duyarım!
Bugün kapanış milongaları olacak. Malesef katılamıyorum ama tüm dans tutkunlarına harika bir festival gecesi daha diliyorum. Fazla dans ederlerse de kıskançlıktan çatlayacağımı ayrıca belirtmek istiyorum. Hatta tüm gece otursunlar mümkünse...:-)
Çok yakında görüşmek ve bizi uçuran, koparan dans deneyimlerine süzülmek dileğiyle dostlarım. Sizleri seviyorum, çünkü sayenizde her günüm yepyeni ışıltılarla, öğrenimlerle doluyor. İyi ki varsınız ve iyi ki tangoda buluşmuşuz, hepimizle büyüyen, gelişen bir dünyaya uzanmışız..
Size son olarak Louise Armstrong'dan "La Vie en Rose" parçasını hediye etmek istiyorum. Yaşamınız pembe bir gül kokusu kıvamında, büyüsünde ve lezzetinde geçsin diye...
İçten sevgilerimle..



 Doğayla buluşmayı çok severim. Yavaş adımlarda ağaçların arasından çiçeklenen toprağa, kuşların cıvıl cıvıl konuşmalarına, arıların güneşle...