26 Temmuz 2017 Çarşamba

Tango yapanın aklında tango dışında pek bir şey o kadar yoğunluklu olmuyor aslında ve tango yaptıkça, yapma sıklığı arttıkça sürekli ve daha da çok tango yapmak, ilerlemek istiyor çoğu kişi. Yaşamında da onun dışında herhangi bir aktivite çok yoğunluk kazanmıyor sanki!

Yıllardır tango yapan bir insan olarak bunu tüm yoğunluğuyla yaşadım ve her yeni güne uyandığımda ve anların akışında aklımda hep tango olmaması için de son bir, iki yıl içinde bu akışı ve milonga deneyimlerini oldukça seyrelttim ve aklımda sürekli tango olmamasını başardım. Bu süreçte benim için yeni bir keşif ve öğrenim ise asıl şu oldu;

Tango yapmazken ne yaptığını tekrar hatırlayınca, bunlara ek yeni şeyler keşfedince ve bunları doyasıya, tüm ruhunla, duygu ve düşüncelerinle, bedeninle yaşayınca yaşamın tüm renklerine, nice pırıltılarla yeniden ulaştığını ve daha da çok özgürleştiğini hissediyormuş insan. Zira düşünceler ve deneyimler insanı çok esnetiyor, genişletiyor ve limitsizleştiriyor ya da tam tersi! :) 


Bu nedenle tango aşıklısı tüm dostlarımın yoğunluklu olarak tango paylaşımlarını görünce gülümsüyorum ve o anları kendi deneyimlerimden de sıklıkla anımsıyorum. İnsan sürekli yaptığı her şeyde alışkanlık kazanıyor ve bunların içinde tutku da varsa şayet, bir tür müptelalık yaşıyor!


Aklında tango yokken, neler zihninde dolaşır bilmek zor ama zihninin ve ruhunun yaşama dair daha genişleyeceği ve bambaşka renkleri daha çok içereceği oldukça mümkün. Elbette yine de tangonun keskin renkleri içini coşturup, arada aklını çelebilir. Sanırım bu durum bir kez de olsa yoğun tango tutkusu yaşamış olan herkesi içine alabilir. Kaçış yok! ;) 


Dolayısıyla önceleri çılgınca, aşkla ve çok yoğun olarak yaptığım tango da beni çok mutlu etti,son aylarda her düşüncemde tango olmaması da çok çok mutlu ediyor ve bana bambaşka ritmleri, renkleri yaşatıyor.
Yaşam ne çok rengi ve ritmi kapsıyor. Ruhun şarkıları ise o ritmsel, renksel, notasal hareketlilik içinde hiç bitmiyor. Tüm milonguera/o dostlara selam olsun ve tango dolu bir hafta onları kucaklasın dilerim.


Son olarak da Gandhi'nin şu ünlü sözünü sizlerle paylaşmak isterim dostlarım;


"Söylediklerinize dikkat edin, düşüncelere dönüşür;
Düşüncelerinize dikkat edin, duygularınıza dönüşür;
Duygularınıza dikkat edin, davranışlarınıza dönüşür;
Davranışlarınıza dikkat edin, alışkanlıklarınıza dönüşür;
Alışkanlıklarınıza dikkat edin, değerlerinize dönüşür;
Değerlerinize dikkat edin, karakterinize dönüşür
Karakterinize dikkat edin, kaderinize dönüşür."

Sevgiyle kalınız...🕊

5 Haziran 2017 Pazartesi

Kollar birleşir, bedenler birbirine uyumlanır, müziğin sesi, hissi, rengi ruha dokunur ve yürekler oluşturulmuş bir rondaya kapılan hareketlerin içinde tek ve bütün olur. Tango yolculuğu ve yaşamı işte böyle başlar. İlerleyen her adımda, dönen her sistemde yenilenir, derinleşir, yükselir dans eden, dansın yoğunluğunu her anında paylaşan insan.

Yıllardır tango yaparım, farklı farklı milongalarda tangoya olan aşkımı daha da yükselten çok sayıda dansçı arkadaşım oldu. Hepsiyle bambaşka ritmlerde ve hislerde buluştum, başka başka hallerimi, değişimlerimi onlarla daha net fark ettim. Dans ettiğimde, müziği hissettiğimde, her adımımın kesişimde ruhumu uçuran hislere ulaştım. Dans ederken nasıl göründüğüme, nasıl giyindiğime, ne stilde ya da seviyede olduğuma aldırmadan, sevdiğim tandalarda, milongalarda, festivallerde durmaksızın, yorulmaksızın, doymaksızın aç, susuz  kalmışcasına dans ettim.

Elbette tangoya ilk başladığım yıllarda hata yapmaktan çekiniyordum. Ancak belli bir süre sonra ne oldu bilmiyorum ama o kadar rahat bir tango hissine büründüm ki, dans ederken tek mutlu olduğum şeyin, müziğin ve dansın akışında partnerimle yoğun bir uyumla buluşmak ve ettiğimiz danstan çok keyif almak, yaşadığım en büyük gerçeklik oldu. Yaşadığımız mutluluktan ve hazdan hiçbir şey daha mühim değildi o anlarda. Elbette müzikten ve kurduğumuz uyumdan da ötesi neresiydi...
İşte bunu yakaladığımda gerçekten dans ettiğimi, içten dışa doğru yayılarak artan yoğun bir içsel aşkı hissettiğimi, gözlerimi kapadığım bir dünyada müziğin her notasını daha da derinden duyduğum anlara ulaştığımı, orada başka hislerle yeniden  var olduğumu, gözlerimi araladığımda ise bambaşka bir realitede ve evrende kendimi bulduğumu fark ettim!

Evet tangonun bana yaşattığı sayısız duygulardan sadece bir kaçı bunlar...
Çok güzel insanlar da tanıdım dansı paylaştığım ortamlarda. Ruhumu okşayan, doyuran sohbetler, güzel dostluklar, derin bağlar yakaladım. Benimle aynı zevki paylaşan arkadaşlarımla büyülü üzüm aromalarında gezindim, etkileyici lezzetlerde ve yaşamsal sohbetlerde buluştum. Hepsiyle ayrı bir dünyaya aktım, bambaşka dünyaların pencerelerinden yaşamı başka başka  halleriyle algıladım. Kendimi yeniden gördüm, insanları  hissettim, anları dilediğimce renklendirdim. Yaşamla farklı seslerimle, değişik boyutlarda konuştum. Her adımımda biraz daha değiştim, her geçen yılla  biraz da olgunlaştım ve her geçen süreçle de faklı keşiflerle buluştum.

Dans etmeyi çılgınca seviyorum. Müziğin içinde birbirine yaklaşan duygularımızı paylaşmaya gerçekten değer veriyorum. Uyumdaki ve hareketlerin akışındaki bütünlüğümüze tutku duyuyorum. Bu dünyayı yıllar boyunca yaşamış ve hissedebilmiş olmaya ise derin bir aşk hissediyorum!
Evet milongalar geliyor, geçiyor, hepsi hayatlarımızda değişik izler bırakıyorlar ve her biri yaşadığımız tango dönemlerindeki hallerimizi ve değişimlerimizi bize anımsatıyorlar!

Geçtiğimiz hafta üç güzel milonga deneyimi içime işledi diyebilirim. Cuma Günü aylardır, yıllardır yolumun neden düşmediğini bilemediğim ama bir şekilde gidemediğim Tangojean milongasına katılarak  serüvenlerime başladım. Mekana ilk gittiğim gün hafızamda o kadar nettir ki;
Bir yaz günü Fransız Sokağı'nda yabancı bir arkadaşımda bir iki kadeh Cabernet Sauvignon'un büyüsüne kapılmışken, sohbetimiz ve yemeğimiz bittikten sonra oradan kalkıp, Beyoğlu sokaklarında gezinirken 2. katta "Tangojean" yazısını görürüz. Yıllar öncesinde tango aşkına bir kez kendimi kaptırmış bulunduğumdan, arzum üzerine hemen kendimizi 2. kata çıkmış bir halde bulur ve tango müziğinin o an esiri haline gelmiş haldeyken bendeniz, bize mekanı tanıtan milonganın organizatörü ve ev sahibi İrfan'la karşılaşırız ve selamlaşırız. Ayağımda sandaletler olsa da, buna aldırmadan müziğin ritmine anında kapıldığımdan olacak - buna şaşırmayacak çok arkadaşım var biliyorum...:) - gördüğüm ve beni selamlayan ev sahibine söylediğim tek cümle "Dans edelim" olur.  İrfan da kırmaz ve ayağımdan neredeyse çıkacak sandaletlerime takılmadan benimle dans eder. Arkadaşım da hafif şaşkınlıkla ve gülümseyerek bakar ettiğimiz dansla birlikte yüzümden yükselen mutluluğa...

Yıllar sonra gerçekleşen ilk dans, bir tango tutkununu gerçekten mutluluktan uçurur ve yüreğini  coşkuyla doldurur ya, işte o da bunu görür sanırım...
İlerleyen günlerde arkadaşım ülkesine döner ve ben de dansa tutkun bir milonguera ruh haliyle kendimi milongalarda sıkça bulur hale gelirim. Dolayısıyla her gittiğim milongada veTangojean'de  de geçmişten günümüze kadar geçen sürede çok sayıda iyi arkadaşlar edindim ve nice güzel anları sevgiyle paylaştım. İşte Cuma Günü de bu güzel duygularımı yıllardır orada dansı paylaştığım arkadaşlarımla yine tattım. Ne mutlu bana!

 Dj Yüksel'in leziz müzikleri eşliğinde, geçmişte az kahrımı çekmemiş olan dans arkadaşımlarımdan başta Uğur'la olmak üzere, dansı seven dansçılarla ve tekrar dans etmekten çok keyif aldığım Sezgin'le, yeni tanıştığım iyi dans eden arkadaşlarla hoş danslara süzüldüm ve gerçekten de çok mutlu oldum o gece. Çünkü milonganın öncesinde ve sonunda ettiğimiz iki çift laf ve milonganın içinde nice arkadaşla buluşmalar bana  dansın içinde yaşadığım dostlukların nasıl da sevinç kaynağı sunduğunu tekrar anımsattılar. Dolayısıyla  arkadaşlarımla tangoyu paylaşmayı en çok sevdiğimi yine anladım. Gerisi pek de mühim değilmiş aslında benim için. Zaman içinde akan adımlar dışında...

Cumartesi Günü Anadolu Yakası'nın büyüsüyle Kadıköy'ün altını üstüne getirirken alternatif milonga gecelerinin en parlayan yıldızlarından biri olan "Contra" miongasına katıldım. Şirim mi şirin, sıcak mı sıcak, rahat mı rahat bir yer Kadıköy Savoy. Üst katında soluklanmak için minik bir bahçesi bile var. Elbette organizasyonu yapan arkadaş ekibi de çok canayakın ve tatlı. Kaya, Selin, Müge ve Mehmet sağolsunlar hoş bir ortam oluşturmuşlar, ellerine sağlık! :)
 Gece boyunca içinde tango melodisi barındıran, barındırmayan bir çok parçada özgürce ve hazdan dört köşe dans etmenin mutluluğuna erdim. Ayda bir kez düzenlenen bu milongayı artık pek kaçırmak isteyeceğimi sanmıyorum..;)

Pazar Günü ise, Türkiye Omurilik Felçliler Derneği yararına bir yardım milongasına katılmak için harika bir mekandan içeri adımımı attım. "Esta"yı zaten merak ediyordum ama bu kadar güzel olabileceğini  beklememiştim. Mekan gerçekten benim beğeni standartımın en üst seviyelerinde. Yani kapalı salondaki geniş, ferah piste, dışarıdaki bahçeye, bahçedeki piste, milongadaki konfora, ortamdaki rahatlığa ve ağaçların büyüsüne bayıldım. Tango camiası harika bir mekana daha kavuşmuş. Dolayısıyla Murat'a, Eşref'e ve İstanbul Tango ekibine tüm emekleri ve kaynakları için teşekkür etmeliyim bir dans tutkunu olarak!
 Yardım milongasını organize eden Sibel Karamaras ise kendisiyle ilk kez tanışmış olsam da böyle güzel bir amaçta ve etkinlikte iki yüz kırk, iki yüz elli dans severi bir araya getirdiği için sevgimi en yoğun boyutuyla hemen kazandı diyebilirim. Kendisine de tüm emeği ve güzel amacı için çok teşekkür ederim!

Gece boyunca da listeleriyle hoş hisler sunan Djler efsane, renkli ve içime coşku veren tandalar çaldılar. Sabri'nin, Mihran' ın ve Volkan'ın tandalarını çok sevdim ve keyifli danslarımla buluşturdum. Biraz geç gittiğim için Dj Gökhan'ın ise sadece bir kaç tandasını yakalayabildim ve kendimi geceye mutlulukla hazırladım. Dj Çağrı'nın müzikleriyle ise o saatte milongada olmadığımdan ötürü dans etme şansım olmadı ama eminim iki yüz kişi coşkuyla dans etmiştir onun tandalarıyla da...
Gece boyunca bir çok okuldan iyi seviyede dansçı arkadaşla çok keyifli danslarda buluştum. Yabancı bir kaç milongueroyla kapıldığım tandalarla  ise İstanbul'un o eski milonga günlerindeki gibi o yaşadığım festival tadındaki hislerime yenilerini ekledim. Gerçekten çok keyif aldığım bir gece yaşadım ve amacıyla huzur bulduğum bir günü dostlarımla paylaştım. Yine emeği geçen herkese teşekkür ederim. Anlamlı deneyimler yüreklerimizi daha da genişletir ve birbirine kenetler!
İşte haftalık milonga ve duygu serüvenimi böyle bitirdim ve dans etmenin yoğun sevgisini ruhumun tüm derinliklerinde yeniden filizlendirdim. Geçtiğimiz haftalarda ilk kez yapılan Türkiye ayağı olan Mundial Festivali'ne ise Zorlu Psm Sky Lounge'da dans etmeyi ve bir çok şehirden arkadaşımla buluşmayı çok arzu etmeme rağmen baharın ritmik havalarına bedenimi uyumlayamayarak, yorgunluğu atlatamadığım için  katılamadım. Diliyorum bir dahaki sefere oralarda da güzel dans deneyimlerine ve festivalin hoş büyüsüne kapılabilirim. Alper'i ve Ralph'i başta olmak üzere tüm Tango Noa ekibini, Tangotürk ve Tangoist okullarını da çalışmalarından ve organizasyonlarından ötürü çok tebrik ederim. O kadar güzel şeyler duydum ki festivalle ilgili, derslere dair ve geceleri de doyasıya dans ederek yaşayan arkadaşlarımdan, orada olamamak beni gerçekten üzdü diyebilirim!
Hepimizi mutlu eden, özgürleştiren ve yükselten dans deneyimlerinde, hoş, sıcak, konforlu, saygı ve sevgi dolu dans evlerinde buluşmak ve tangonun tutku dolu boyutlarını yaşadığımız her adımda hissetmek dileğiyle dostlarım.

En çok dans etmeyi gerçekten çok seven insanları severim, eğer o ortamın içindelerse ve dans etmeyi öğrenmeyi seçmişlerse;
En çok denizin tüm ritmleri yakalamak ve yaşamak isteyen insanları severim, denizin içinde bir yolculuktalarsa, enerjisini, tüm yoğunluğunu yaşıyorlarsa;
En çok yaşamı tüm boyutlarıyla yaşamak isteyen insanları severim, onlarla konuşacak iki, beş, milyon çift lafım ve farklı farklı bakış açılarını görme şansım olur çünkü.
Ve en çok olduğu gibi olan insanları severim, -mış gibi, -tış gibi, - pıy gibi olmayanları ve içlerindeki tüm gerçekliklerle var olanları, cesurca yaşamın içinde akanları... İşte onlarla en güzel buluşmalara ve farkındalık yollarına kavuşabilirim.
Sevgiyle kalınız...:)


5 Mayıs 2017 Cuma



Yıllar geçer, dans edersiniz. Milongalar  bazen değişir, gecelerin bazıları aynı kalır; ortamlar, mekanlar, insanlar değişir ancak yaşadığınız tango tutkusu ve hisleri, sizin içinizde bazı değişimler ve farklı ışıltılar yakalasa da benzerliklerini korur.
Geçen hafta "Dünya Dans Günü"nü Deniz Müzesi milongasıyla kutladım. Aslında o gün milongaya gideceğim bile şaibeliydi, hatta baya bir şansa bağlıydı. Ancak bir mucize oldu ve kendimi o sevdiğim geniş pistin ve rahat akan rondanın kucağında buldum. Çok eski bir arkadaşımla, on yedi yıldır tangoya başlamamış olsa da benimle yine de milongalara gelmeyi sevdiğinden gece boyunca sohbet ettim,  tanıdığım, tanımadığım  bir çok milongueroyla bol bol dans ettim. Dolayısıyla  günün anlam ve önemini doyasıya çıkarttım!
Sekiz yıl önce dans ettiğim bir arkadaşım ile daha geçtiğimiz yıl dans etmeye başlayan arkadaşımın da bulunduğu gecede, her seviyeden dansçıyla farklı müzikal geçişlere uzanabilmenin keyfini yaşadım. Sevdiğim arkadaşlarımla  hangi ekolden, okuldan, ülkeden ve kaç yıldır dans ediyor olurlarsa olsunlar" abrazo"ya kapılmak ve coşkuyla tangoya akmak her zaman güzel!
Yıllar öncesinden tanıdığım dansçı dostum, onunla  dans ettiğimizde  bir ara,  hiçbir tanıdık sima göremediğini, sadece beni ve bir iki organizatörü tanıdığını ve bundan duyduğu şaşkınlığı dile getirdi.
Ben de "Evet" dedim,
"Tangoya başlayan, bir, iki yıl geçince hala dans eden ve yaşamında bu dansa yıllarını veren insan sayısı çok az ama yine de az olsa da var ve onları görebilmek ve birlikte dansa uzanabilmek hep çok güzel bir duygu!"
Nitekim geçen hafta Point milongasına da gitmiştim. Yıllar önce  milongalara gittiğim ve sürekli dans ettiğim arkadaşlarımla birlikte güzel bir masada oturup, sohbet ederken yine o tanıdık enerjinin büyüsüne kapıldık. Milonga ortamlarından yaklaşık üç, dört yıl uzaklaşan bu arkadaşlarımın yeniden piste dönmelerini kutladık o gece. Bu konuda minik de olsa bir katkım olduysa da ne mutlu bana;
zira bütün milonga haberlerini benden ama az, ama çok yine de almayı ihmal etmediler! :-)
Yılların geçmesini ve eski arkadaşlarımı da tango pistlerinde görmeyi, onlarla bu yaşamın kalbinde buluşmayı  çok çok seviyorum zira..
Dün gece de yorgun olmama rağmen, Hıdırellez coşkusu içimde yükselirken yine dans etmek istedim ve Point'e geçtim. Bahar aylarında terasın ve geniş pistin havası bana çok iyi geliyor çünkü ve farkettim ki, bir milonga ortamında beni en çok mutlu eden ve oraya ait hissettiren şey, dans eden kişilerin bunu kendileri için yapmaları, dansın coşkusunu, keyfini doyasıya yaşamaları ve müziği, dansı, hissettikleri duyguları partnerleriyle, aralarındaki uyumun tınısıyla paylaşmaları. Böyle olunca danslarını gösterme, kendilerini kanıtlama ve en iyi olma çabaları olmuyor dansçıların. Sadece rondanin içinde süzülen ve bütünde bir ışıltı olarak beliren dans eden kişilerin hepsi haline geliyorlar. Hisleriyle, farklarıyla ve dansın içinde yaşadıkları her şeyle asıl görünür oluyorlar. 
İşte bunu hissettim ve dansçıların içlerinde yaşadıkları duyguları ve dans sevgisini görmekten mutlu oldum dün gece.
Sosyal dansın büyüsü de bu değil mi zaten;
damlada okyanus, okyanusta damla ve bütünde tüm yankıların coşkusu haline gelebilmek...

Dilerim her gün bizim için "Dans Günü" heyecanıyla geçer ve yaşam boyu coşkuyla, mutlulukla
 aşkla,  huzurla dans edebiliriz değerli dostlarım!

19 Mart 2017 Pazar

Bir parça dinlersiniz ve adeta zamanın ötesinde bir yolculukla buluşursunuz. Çünkü müzik insanı bir tür transa sokar ve orada anın başka bir boyutunda buluverirsiniz kendinizi... Şu an radyoda çalan bir parça beni yine zamanların çok ötesinde bir yere götürdü. Tango müziğini de düşününce, her bestecinin eseriyle farklı farklı translara girmiyor muyuz...
Her dansçının enerjisiyle, müziği yaşama, hissetme biçimiyle ve bunu harekete dökme, ifade etme stratejisiyle başka başka hislerle yoğunlaşmıyor muyuz....
Evet yıllar, süreçler gelir geçer; besteciler, tandalar, tandalar arasında cortinalar akar durur; dansçılar bin bir farklı rondada dönerek dans eder, eder ilerler; yaşam acısı, tatlısı, hüznü, sevinci, sıkıntısı ile akar gider. Geriye ne kalır dersek;
Yaşam mı, yaşanan anılar mı ya da hepsi mi bilmem ama müzik ve o yaşadığımız büyülü trans sanki hep kalır insanın kalbinde, benliğinde ve ruhunun tüm tonlarında...
Acılarla mı büyür insan yoksa, acılar sadece yaşamın bir parçası mıdır?
Sevgiyle mi olgunlaşır, daha da insan olur insan, yoksa sevgi sadece insanın hücrelerinin temeli midir?
Müzikle mi oluşur dans, yoksa dans hep müziğin içindeki notaların akışında mıdır?
Sebepler ve sonuçlar mıdır bizleri buluşturan yoksa sadece akış mı....
Yani akan her dans, yaşanan her meditatif yolculuk gibi süren bir süreç, yol...
Güzel bir hafta yaşadım geçtiğimiz hafta. Yeni bir Tango Cafe'ye uğradım yemek ve sohbet için. Burayı açan Fatih İpek dostumuz bir tango tutkunu olduğu için de yemeğimizi beklerken çalan hoş parçalarda, ortam müsaitse dans edebiliyorsunuz ki, bu harika gerçekten!
Evet bahsettiğim yer "Caminito Tango Cafe". Burası bir restaurant ve aynı zamanda cafe hizmeti sunan, 15 kişilik yemek salonu olan, yemeğinizi yerken, içeceklerinizi yudumlarken tango müziği duyabileceğiniz, Taksim İstiklal Caddesi' nden Lebi Derya'nın sokağı olan Kumbaracı Yokuşu'nda No 69 'da yer alan şirin mi şirin bir tango ve yemek evi. Pazartesi Günü oranın hoş atmosferini ve lezzetli yemeklerini tadımlayıp, güzel bir sohbetle bu mekanın açılışını kutladık tango dostumuzla...
Kendisine bol müşteri, harika yürekleriyle mekanının dolduracak güzel insanlar, iyi dostlar diliyorum. Yolu açık olsun ve yeni Tango Cafe'miz tüm camiamıza da hayırlı, uğurlu olsun!
Perşembe Günü  Point Otel'in sevdiğim yuvarlak masasında Dj Ömer Bayraktar'ın hoş tandalarıyla yine keyifle geçen bir tango coşkusunda daha harika bir gece yaşadım. Ömer'in bir kaç sıradışı tandasında da coşkum çok yükseldi ve dansçı dostlarımla müthiş bir tanda uyumu yakalamanın keyfine vardım. Bir de  Point benim bildiğim tek salsa çalan milonga. Elbette Anadolu Yakası'nda Kaya Soylu ile Selin Biber'in organize ettiği "Contra" milongasında da tango dışında parçalar, sıradışı seçkiler çalınıyor. Belki salsa da çalınıyor orada; gittiğimde öğrenip, kuşkusuz güzelce test edeceğim. Yaşasın sıradışı milonga ve dans ortamları da!
  Yani sözün kısası, diyeceğim şu;
 çalan bir tek salsa parçası bile olsa, o parça benim pistte öğrendiğim bir dansa ve o dansın eğlence yüklü coşkusuna zemin hazırlıyor. Evet salsayı bir milongada öğrenebiliyorsanız şanslısınız!
 İyi dansçı dostlar sağolsun sayelerinde bir parça da olsa salsa yapmanın çılgın neşesine sahip olabiliyorum. Mutluluğunuz doruklara yükselirken bol bol gülümsüyorsunuz bu dansta zira!;)
Chacarera'ya  gelince, ona çok düşkün olmadığımdan hep es geçmişimdir. Ancak onun müdavimleri de yine keyifle dans ettiler o gece bir  parça da olsa. Bilmem ikincisi çalındı mı ama ben çıkmıştım La Cumparsita'yı duyduktan ve ilk chacarera tınısından sonra...
Tanıdık simalarla, hoş danslarla ve keyifli bir kalabalıkla dolu geceyi de böylelikle tamamlamış oldum. Tatmin dolu hislere ev sahipliği yapar bu tür milongalar tanguera/oların dünyasında...
Bir sonraki milongam Cumartesi gecesi yine benim favori bellediğim bir mekanda, Deniz Müzesi'ndeydi. Aslında üç Dj li bir mini maratondu bu milonga, ancak ben milonga saatlerinde orada bulundum ve Dj'lerden Mihran Şihager 'in ve Alper Akgül'ün keyifli seçkilerinde dans etmenin tadına vardım. Dj Manuk Çolakyan'ın tandalarını ise gece iki sularında çıktığım için kaçırdım. Ancak gece boyunca Bursa'dan, Antalya'dan ilk kez dans ettiğim ve oldukça iyi danslara ulaştığım dansçıların sevincinin yanı sıra, şehrimin coşkuyla dans eden dansçılarıyla da hoş tandalar yakalamanın keyfine vardım. Ayaklarım şişmeye başlayınca da milongayı sonlandırıp evime yollandım.
Hafta yine bazılarımızı bambaşka ritmlerle, hislerle buluşturan renkli danslarla, karşılaşmalarla dopdolu geçti. Sanırım tanguera/oların bu yoğun enerji akışlarını da bir tek tanguera/o lar anlayabilir. Çünkü dans insanın enerjisini bazen o kadar yükseltir ki, çok yorgun halde gittiğiniz bir milonganın ardından nasıl diridiğinizi şaşırarak deneyimlersiniz. Sanırım bu olsa olsa mutluluk hormonunun yani serotonin etkisi...Kanser hücrelerini de yok edebiliyormuş insanın içindeki bu mutluluk zira.
Kanser olmamak için de dans edebilirsiniz bu durumda, eğer sebep bulmakta zorlanırsanız...
Hoş sebep çok ya!!
Çılgınca soğuk geçen bu Mart haftasını önümüzdeki hafta sıcaklık değerlerinin yükseleceği haberinin sevinciyle noktalıyorum
O halde,
Büyüyelim dostlar!
Ama aşkla, ama sevgiyle, ama acıyla, ama hüzünle, ama ilişkilerle, ama yalnızlıkla, ama dansla, ama yollarla, yollarla,
ama  nasıl olursa olsun daima büyüyelim!

14 Mart 2017 Salı

Ne kadar da enteresandır,
Tango yapıp da aşk acısı çekmeyen, aşkın içinde bulutlara uçuşmayan, olağanüstü bir enerjiye, motivasyona kapılmayan, arada hüznün içinde yıkılmayan ya da bir hareketten - ya da hareketsizlikten - ötürü birilerine kızmayan, kırılmayan, sebepsiz görünse de içinde sebep bulup çılgınca sevinmeyen, arada iyi mi kötü mü ne yönü olduğu bilinmez bir halde çıldırmayan, bazen dinginliğin boyutlarında gezinmeyen, sıkça yükselmeyen, coşkudan patlamayan, kıskançlık krizine kapılmaya izin verirse bunun içinde boğulmayan, ortam hoşuna gitmediği anlarda sıkılmayan, daralmayan, sevdiği atmosferlerden ve iyi dansçılardan büyülenmeyen, rondada yeri paylaşamayanlara ya da sadece öyle bir tipleme olduklarından ve onlardan pek haz etmediklerinden bazılarına gıcık kapmayan, sevdiği bir tandada uçmayan, bazen de fazla uçup yere çakılmayan ve tüm duygu düşünceleri üst üste, tekrar tekrar yaşayıp da hala tangoya devam etmeyen, etmek istemeyen pek az insan vardır...
Bu dansın, müziğin ve dünyanın büyüsü biraz da ve çokça bu duygulardır işte ve onları yaşayış hallerimizinin hepsinin bütünüdür!
Yani insanı daha da insan yapan tüm olumlu, olumsuz duygularla yükselen bir boyuttur bizim içinde uçuştuğumuz dünya...
O halde pek güzel tandalarla ilelebet süzülmelere, sıkça uçuşmalara, arada durulmalara ve hayat boyu aşk içinde yaşamaya dostlar...
Bir de son olarak şunu diyeyim;
Duyguları yaşama ve onların üstesinden gelme "master"ı olmak isteyen herkes mutlaka Tango öğrensin!

12 Mart 2017 Pazar

Geçtiğimiz hafta katıldığım tango festivalinin ardından motivasyonum hala oldukça yüksek olacak ki, haftam çok güzel milongalarla dopdolu geçti...
8 Mart Kadınlar Günü'nü kutladığımız Çarşamba Günü hızımı alamayıp iki milongaya katıldım. Tango Nar stüdyosuna ve milongasına ilk kez  bu özel günde gitmek nasip oldu. Öncelikle Sercan Yiğit'i ve Zeynep Aktar'ı çok tebrik etmek isterim. Çok sempatik, sıcacık ve dans seviyesi yüksek bir ortam, milonga kurmuşlar. Stüdyoları uzun bir zamandır açık olmasına rağmen tango ortamlarında bir süre bulunamadığımdan oraya gidememiştim. Neyse ki güzel bir dostumun sohbetiyle ve günün gazıyla bunu kırdım ve Dj Halil Ertekin'in tandaları eşliğinde sevdiğim dansçılarla Nar'da hoş danslar yakalayıp ardından 333 milongasına geçtim. Orada da harika bir atmosfer ve sıcacık bir enerji vardı. Böylece yıllardır dans ettiğim değerli bir iki dostumla harika danslarıma yenilerini ekledim ve Dj Serpil Topuz'un pek güzel tandalarıyla keyifle dans ederken, en sevdiğim La Cumparsita'yı çaldığı için de ruhumu ortamın derinliklerine teslim edip geceyi bitiridim. Bir Canaro versiyonu olan bu "La Cumparsita" nın  yılını açıklamayı Serpil'e bırakıyorum. Gelmiş geçmiş en sevdiğim La Cumparsita bu kesinlikle! :-)
Perşembe Günü harika bir arkadaşımla güzel sohbetler ettikten sonra Point milongasına geçtim. Girişte sahte bir Güralp heykeli olsa da, aslı güler yüzle bizi karşılayıp masamızı gösterdi. Dj koltuğunda ise yılların eskitemediği dostluklar vardır ya, işte Yüksel dostum da öyledir ki, o vardı. Yıllarca yaptığı müzik seçkilerinde çok keyifle dans ettiğim ve bu camiada en sevdiğim insanlardan biridir Yüksel Şişe. Geçmişte neyse, şimdide de o olan dostlar ne özeldir tangoda. Çünkü onlar gerçektir ve yılların geçişiyle büyüdüğünüz her anınızda sizlerledirler ve soluk aldığınız her milonganın görmekten mutlu olduğunuz yüzleridirler..
Yine pek güzel tandalarıyla doyasıya dans edip, üzümlerin içinde yüzerek geceyi noktaladım.
Cuma Milongahane niyetim olsa da, o da  Pazartesi Armada ve Salı La Cumparsita niyetlerim gibi yerini ev yolculuğuna bıraktı ve beni güzel dinlencelerle ve seyirlerle buluşturdu.
Cumartesi Deniz Müzesi milongasına ilk kez katıldım ve gerçekten çok keyif aldım.  Bu mekanın tango camiamıza kazandırılmasından ötürü Utku Kuley, Bento İybar , Murat Elmadağlı ve Eşref Tekinalp dostlarımızı ve tüm ekiplerini tebrik etmek isterim. Benim için muhteşem bir Cumartesi milongasıydı çünkü....
Mekan alabildiğine geniş, hissi büyülü, zemin güzel, içecekler leziz ve şaraplar kocaman kadehlerde sunuluyor - en çok bu kısmı sevdim malum- ambiyans ve lokasyon güzel, yani benim için çok şey harika! Çok sayıda farklı ekollerden dansçı da katılımlarıyla geceyi renklendirdikleri için ayrıca keyif aldım.
Gecenin Dj ekibi ise, Alp Maçkan ve Tümay Uslu yani  "Tango  Beat Busters" tı ve onların tandalarıyla  farklı stillerdeki dansçılarla bol bol dans ettim. En ileri seviyesinden, en yeni dansçısına kadar hepsinin dans coşkusuna katıldım. İleri seviye dansçılarıyla uçtuğum bulutlar bambaşkayken, orta ve yeni seviyedeki arkadaşların da tangoyu öğrenme hevesleri benim için çok hoş bir enerji sundu. Bu nedenle her seviyeden dansçıyla tangonun ruhuna hayatım boyunca akarım ve bu akışa da saygı duyarım. Belki biraz da tangoya kişisel vefa borcumdan sadece belli bir kitleyle, seviyeyle ve etiketlerle dans edecek bir dans sevdalısı olmayacağım. Elbette dansını çok sevdiğim dansçılar hep olacak ve var ancak dans ruhu ve coşkusu olan, enerjimin uyduğu ve anlaşabildiğim her dansçıyla tango dünyasının renklerini ve  boyutlarını tadımlayabilirim.  Tangoya daha yeni başladığım yıllarda da dans ettiğim insanlar olmasa bugün ben olabilir  miydim... Yine en ileri seviyesinden en yeni dansçısına kadar hepsinin katkısı vardı gelişimimde ve  güzel dansları hiçbir zaman esirgemediler. Böylelikle ben de dans aşkı olan dostlardan dansımı hiçbir zaman esirgemem!
Hepimiz hepimize vesile oluruz. İyi dans edebiliyorsak bunda dans ettiğimiz insanların etkisi büyüktür. Bu nedenle iyi ki bu dili özgürce konuşabildiğimiz dansçılar var ve dilerim daha da özgür bir hale getirebiliriz bu dilin icrasını...
Milongaya dönecek olursam, gece boyunca bir çok dostla da sohbet edip aylar sonra karşılaşma imkanı buldum. Daha karanlık bir köşeyi seçtiğim için kimden saklanıyorsun diye bir iki arkadaşim şakayla karışık sorsa da, aslında oturduğum köşe en iyi yerlerden biriydi. Birincisi hava akışı vardı ve ikincisi geceye dahil olan dansçıları hemen fark edebilyordunuz ve dilediğiniz anda gözüküp, dilediğiniz anda gözden uzaklaşabiliyordunuz. Elbette  bunu deneyimli bir milonguera/o hemen anlayacaktır! :)
Gece üç sularına kadar devam eden milongada Vanessa ve Eşref çiftinin de dört parçalık ışıltılı dans performanslarını izleyip geceyi son milonga tandasını yapamasam da,  ardındaki leziz tango tandalarını coşkuyla yaşayarak tamamladım.
Tango eğitmenlerinden bir ricam olacak,  da şu;
Milonga sevmeyen ya da milongada dans etmek istemeyen  milonguero/a kalmasın lütfen ve hatta milongada hiç yorulmadan dans eden dansçılar itinayla yetiştirilsin!
En büyük ricam bu! :)
Elbette iyi karakterli ve vefa gücü yoğun olan, insancıl dansçılar yetiştirilmesini de tüm tango dünyasına dilerim. Bu dilek ise elbette kişilerin özüyle alakalı ve bu nedenle bunu evrenden rica edebilirim tango eğitmenlerinden ziyade...
Pazar Günü artık baygınlık hissi verse de kış havasına aldırmadan bir bahar yürüyüşü yaptım deniz kenarında. Sert esen poyraz yüzümde bir yanma ve içimde bir isyan hissi yaratsa da aldırmadım ve açan çiçeklere ve baharı adeta kutlayan doğaya selam ettim.
Güzel, milongalarla dolu bir haftayı geride bırakacağım bugün şunu son olarak ifade etmek isterim;
Tango yaptığınız, ortamlarda bulunduğunuz sürece sizi çok seven, sizden hiç haz etmeyen ve size nötr hisler besleyen insanlar mutlak suretle olacaktır. En ufak bir jestiniz, mimiğiniz, hareketiniz, ifadeniz bazı insanların çok sempatisini kazanırken, bazılarının olumsuz hislerini tetikleyecektir. Çünkü her ifade, her kişide farklı yansımaları ve hisleri açığa çıkarır. Bu bağlamda bu durumun aslında çok önemi yoktur. Tangoyu içinizde ne denli sevdiğiniz önemlidir. Çünkü tangoyu yaşayışınız ve tüm ifadeleriniz sizin karakterinizi ve ona duyduğunuz sevgiyi ifade eder. Dilerim egolarımızı, olumsuz hislerimizi, beklentilerimizi, arızalarımızı ve aşırı isteklerimizi hepimiz dış dünyada milonganın kapısında bırakabilir ve gerçekten tangoyu sevdiğimiz için bu dünyayı farklı bir boyuta ruhumuzla ve dans aşkımızla getirebiliriz.
Yani sizi sevenler ve sevmeyenler iyi ya da kötü insanlar değillerdir. Sadece farklı insanlardır ve farklı şeyler ilgilerini çeker. Bu nedenle bazılarından çok haz etmeseniz bile onlara saygı duyabilmek aynı ortamlarda soluk aldığımız ve dans ettiğiniz için gerekli olan bir etiktir fikrimce.
Dünyamızın her şeyden önce daha çok saygıya ve hoşgörüye ihtiyacı var ve buna katılmayan az sayıda insan olacaktır. Saygı oluşturulduktan sonra ise gerçek manada yakınlıklar ve güzel ilişkiler kurulabilir. Bu dünyada tanıdığımız her insan bir yansımadır. Bu nedenle hepsine yaşamıma kattıkları farkındalıklar, öğrenimler ve katkılar için teşekkür ederim. Yeri gelir hepimiz birilerini bilmeden ya da bilerek mutlu ederiz, yeri gelir bilmeden ya da belki bilsek de umursamayarak kırmış oluruz ama hepimiz özünde insanız ve hepimiz küçük, büyük bir çok  hata yaparız. Mühim olan bunların ötesine süzülüp gerçekten güzel bağlar, dostluklar ve kazanımlar oluşturmaktır. Çünkü tango yapmak ile birlikte  insanın insan olarak varlığı başta çok çok  değerlidirler...
Emeği geçen, kendini tangoya adayan tüm dostlara teşekkürler. Bu camia onlarla hepimizle birlikte var çünkü!
Yüreğimizin gürül gürül attığı tandalarda ve tüm büyülü milongalarda buluşmak, doyasıya dans etmek dileğiyle...***


6 Mart 2017 Pazartesi

Yılın en muhteşem mevsimi benim için geldi. Baharın enfes hissiyatıyla dopdolu bir şekilde yeni haftamıza başladım. Elbette geçtiğimiz hafta aylardır vakit ayıramadığım tango dünyam için festival inanılmaz bir doping sağladı. Muhteşem hislerle dolu üç festival gecesi yaşadım. İlk gece Pera Palace'ı şehir dışında olmasam asla kaçırmazdım. Orada daha minicik bir milonguerayken katıldığım bir etkinliği hep anımsarım. Yüzüm kıpkırmızı olmuş, dizlerimin bağı çözülmmüştü. İşte benim için Pera Palace da o anlamdadır. En büyük heyecanlarımın, gençliğimdeki büyük tutkularımın merkezi...
 Neyse şehre döndükten sonra Çırağan Sarayı ile festival  açılışını yaptım. Buranın benim için anlamı hep çok büyük oldu. Bir de evime yürüme mesafesinde olduğundan daha da mutlulukla ve kolaylıkla geliyorum buraya...Geçen yıllardaki o efsane geniş salonun yerini bu kez ona göre  küçük bir salon almış olsa da, kendi adıma güzel bir gece yaşadım. Belki de bu denli büyük bir kalabalık beklenmediğinden salon konusunda farklı bir seçim yapılmış diye düşündüm aslında. Ülkemizin son aylarda yaşadığı sıkıntılı günlerinden sonra festival katılımları konusunda risk hep büyük oluyor. Yine de bu yılın başında Sultans of Istanbul festivaline katılan yabancı dansçıların sayısındaki artış tango camiasını umutlandırdı diye düşünüyorum. Sadece konseri izlemiş olmama rağmen beni çok mutlu etmişti  yabancı katılımındaki bu yoğun artış. Zira kritikleri arkadaşlarımdan almayı ihmal etmemştim!
 Dolayısıyla Çırağan Sarayı'nda da daha çok yerli dansçıların sayı yönden üstünlüğü görülse de yabancı dansçılar da vardı. Dj Halil Ertekin'in benim için çok hoş tandalarıyla aylardır görmediğim dostlarımla buluşmanın, dans etmenin ve farklı dansçılarla da tanışmanın mutluluğu paha biçilmezdi. 
 Maestroların açılış danslarını izledikten sonra, Yalçın & Elizateva çiftinin performanslarını ilk kez izledik ve ardından Dimitry & Sagdiana çiftinin performanslarını da seyre daldık. 
Çok güzel tanıdık simalarla dopdolu bir gece yaşadım ve Çırağan Sarayı festival milongası anılarıma bir yenisini kattım. Ronda salonun boyutundan ötürü  biraz sıkıntılı olsa da, içimizdeki tango aşkı gecenin büyüsüne kapılmamızı mümkün kıldı! 
Cuma Günü The Marmara Oteli'nde festivalin üçüncü gecesine katıldım. Öncesinde harika bir milonguera ekibiyle sohbette,lezzette ve neşede tavana sıçradık ve bu gazla da milongaya geçtik.
Dj Figen Moran'ın yine keyif aldığım tandalarıyla birbirinden güzel danslara dalarken - üç İzmir'li keyifle dans eden milongueroyla açılışı yaptım önce - Solo Tango Orkestrası'nın canlı performansıyla da keyfim doruklara ulaştı. Carlitos & Noelia ile Giampiero & Frances çitlerinin performanslarını da izledikten, üstüne de bir çok tandayla akışan danslarımı eklediklen sonra  benim için yine harika geçen geceyi gece üç sularında noktaladım.
Cumartesi Günü yorgunluktan perttim, ancak Four Seasons Oteli'ni kaçıramazdım. Zira orada dans etmeyi hep çok istemiştim ve otelin kalitesine de çok güveniyordum. Yanılmadığımı oraya varır varmaz anladım. Salonun konforu, içeceklerin kalitesi - şarapta Egeo  Cabernet Sauvignon ve Sauvignon Blanc vardı  - , lavaboların bakımı, biten ürünlerin, içeceklerin teminindeki hassasiyet,  çalışanların nezaketi ve ortamın huzur veren havası benim için festival mekanlarında Four Seasons'ı birinci sıraya oturttu.. Bu her Mart ayında keyifle beklediğimiz festivali bizlerle buluşturan Tango to İstanbul ekibine tüm çalışmaları ve emekleri için sonsuz teşekkürlerimi ve sevgilerimi sunuyorum. Her yıl çıtayı yükseltmeye çalışıyorlar sağolsunlar!
Festival fiyatları geçen yıla göre biraz daha yüksek olsa da bunu döviz kurundaki değişimlere bağladım. Dolayısıyla Orkestranın, dansçıların, Dj'lerin, mekanların maliyetleri de oldukça  yükseliyor bu durumda.. 
Bunun yanı sıra, Four Seasons'a  verdiğim her kuruş için çok memnunum diyebilirim. Hatta Sevgili Murat ve Eşref  her yıl orada festival yapsa memnuniyetim artar. Çünkü gerçekten kaliteli ve çok konforlu!
Sonuç itibariyle ettiğim tüm danslar, salonun genişliği, rondadaki rahat akış,  Dj Analia LaRubia'nın yine güzel tandaları - en sevdiğim Dj'lerden kendisi - kendini dansa adamış, yıllardır keyifle dans ettiğim değerli milonguero dostlarımla süzüldüğüm danslar, Bursa'dan, İzmir'den yine keyifle dans ettiğim, bazılarıyla yeni tanıştığım dans tutkunu milonguerolar ve İskoçya'dan dans tecrübesini uyumla, mutlulukla kurduğumuz abrazo'yla deneyimlediğim bir milonguero ile akan tandalardaki danslarımız milonga yaşamımda yine bol uçuşlara  ve festival anılarımına yepyeni renkler katılmasına sebep oldu. Güzel dostlarımla sohbetler edip, gülüşürken ayaklarımı haşat edene kadar dans ettim. Tahmin eder misiniz bilmem ama ertesi gün yürüyemiyordum diyebilirim. Tüm maestroların birer parçalık performanslarını da izledik tabi o gece ve ayakta izlemeyi tercih ettiğim için de ayaklarımı danslardan ziyade bir de ayakta durarak da daha da çok şişirmeyi başardım. Topuklu ayakkabı bayadır giymiyordum neticede...
İlerleyen zamanların birinde "Sıradışı Şovlar ve Danslar" festivali olsa ne hoş olur diye de düşündüm bu arada. Nefesimi tuttuğum, tuttuğumu unuttuğum, beni çok şaşırtan farklı stillerdeki performansları da izlemeye merak ve ilgi duyduğumu biliyorum. Bu da kişisel bir merak; ne de olsa farklılıkları hep seveceğim!
 Neyse festivali çok güzel tandalarla akan bol uçuşlu danslarla ve güzel hislerle noktaladım. Çok yorgun olduğumdan ertesi gün ne konsere ne de kapanış milongasına gidebildim. Duyumlarıma göre konser harikaymış ve benim kaçırdığım ilk festival konseri oldu. The Marmara'da Solo Tango Orkestrası'nı coşkuyla dinleyp, dans ettiğim için yine de çok üzülmedim bu kez..
Aylar sonra tango enerjimi tekrar içimde hissedip, güzel mekanlarla dopdolu Tango to İstanbul festivaliyle milongalara güzel bir açılış yapmış oldum. Kalabalık bir katılımın olması da eminim tüm organizatörleri sevindirmiştir. Ülkemiz tango alanında tam iyi bir konuma gelmişken bunu bir takım politik sebeplerden ve terör korkusundan yitirmek hepimizi üzer. İnsanların etkinliklere katılımı ve dans ruhunun korunması tangoyu yurdumuzda daima geliştirecektir. Tüm ekibe tekrar teşekkür ederim. 
Etiketlere bağlı olmadan tanışmak, sohbet etmek, dans etmek en büyük özgürlüklerden biridir. Nitekim tango festivallerinde, maratonlarında ya da milongalarda sosyal dansa gönül vermiş insanlar - eğitmenler, sosyal dansçılar hepsini kastediyorum - karşılaşır ve bazılarının dans uyumu ve enerjsi o kadar uyar ki, işte o organizasyonlar sadece o bir kaç dans için bile değer bazen. Özellikle deneyimli yabancı bir milonguero ve bir çok yurdumun milonguerosu bu hissi bana yeniden hissettirdi. Gerçekten bağlantıdaki uyumu, anlaşıldığınızı, paylaştığınızı ve müziğin coşkusuyla akıştığınızı hissettiğiniz danslar ruhunuzu çok yükseltiyor. Bu sizi daha da özgür ve mutlu kılıyor. En azından yaşadığınız anda ve o anları biriktirdiğinizde de mutluluk katsayınız sürekli artıyor....
Hümanist akışta ilerleyen danslar, tandalar dilerim  ömür boyu hepimize..

Tangonun en sevdiğim yanına gelince, o da şu;
 İstediğiniz yerden tekrar içine dalabiliyorsunuz. Çünkü ne kadar süre uzak kalırsanız kalın, döndüğünüz ve bir milongada kendinizi bulduğunuz, coşkuyla soluk aldığınız anda büyülü, renkli bir dünya sizi" embrace'" ine kabul ediyor. Dolayısıyla tango öğrenmek hayatım için en güzel şeylerden biri olmuş,  ondan emin oldum. İlerleyen yaşlarımda bile tangonun bana yaşattığı o özel, derin, büyülü hisleri yaşayabileceğim ve ömrüm yeter, sağlığım elverirse tutkuyla, aşkla, neşeyle dans edebileceğim, bunu hissetmek harika ve özgürleştiren bir duygu! 
Son olarak söylemeliyim ki,  Deniz Müzesi milongalarını da geçekten çok merak ediyorum. Hafta sonu İstanbul dışına kaçmazsam mutlaka katılacağım; kaçarsam da artık her hafta düzenleneceği için bir tanesine mutlaka giderim. Orada dans etmenin büyüsünü de yaşamak istiyorum mekanın ambiyansından ötürü zira...
Sevgiyle, ışıkla kalınız değerli dostlarım. Yine en güzel hislerimizde, tutku dolu danslarımızda, huzurlu, konforlu, renkli ve coşkulu tüm milongalarda buluşmak dileğiyle...
Kalp atışlarımız bizleri daha da bütünde damla, damlada okyanus haline getirsin....***