Bedenin ötesini yaşamak, görmek, duymak için bedenin ötesine yolculuk etmek lazım. Bu nedenle bazılarımız yaşadığı her deneyimde fiziksel algılarının yanı sıra içsel, özsel ve ruhsal farkındalıklarına odaklanırlar. "Connection" ı ve buna açılan sınırsız "abrazo"larımızı bu kadar önemsemememizin nedeni de insanı ruhuyla, tüm varlığıyla ve diğerlerinin derinlikleriyle, enerjisel ifadeleriyle buluşturmasıdır. Dolayısıyla bir çoğumuzun dünyasında hep bu yoğun hissedişlerin izleri hakim oluyor. Müziğe, tangoya ve bu dünyada birlikte paylaştığımız güzel ve derin her şeye büyük bir şükran ve saygı duyuyorum. Hayatımızın gerçek renklerini bizimle yeniden buluşturuyorlar çünkü....
Haftanın milongalarında beş gün boyunca festival milongaları bu renkleri daha da canlandırdı ve bunların ardından süzüldüğümüz "after party"ler ise o renklerin farklı melodilerini oluşturdular.... Lokal milongalar hali hazırda devam ederken, festival tercihinin dışında bir akışa kapılanlar için hizmet verdiler. Bu da farklı alternatifleri de gün yüzünde tuttuğu için festivale katılamayanlar için hoş bir alternatif olmuştur. Seçeneklerin fazlalığı kaliteyi de getiriyor diye düşünüyorum!
Pazartesi Günü ful dinlenerek, diğer yaşamsal mutluluklara odaklandım.
Salı Günü ise Hindi Zahra'nın konserine son anda bilet bularak, Özden'le harika bir yemek, bira lezzetinin ve şahane sohbetin ardından Babylon'a geçiş yaparak tüm müzikal, yoğun, heyecan, coşku, tını yüklü translara kapıldık.
Çarşamba Günü önce Almanya'dan gelen arkadaşım Jens'le muhteşem bir Zencefil sefası yaptık. Güzel bir shiraz içtik ve oranın lezzetli yemeklerini yuvarladık. Ardından "Academia Tango Meeting" in açılış gecesine katıldık. İTÜ sosyal tesislerindeki ilk festival gecesinde hoş, enerjik bir kalabalık hakimdi. Böyle olunca da Dj Akın'ın seçkileri eşliğinde - Pugliese yoğunluğu da hakimdi :-) - gece boyu çok güzel danslara uzandım. Performanslarda önce Yunanistan'dan Nikos ve Margarita çifti ile sonrasında Antalya'dan Kadir ve partneri Eleanna yerlerini aldıklar. İki çifti de keyifle izledim. Sonrasında tüm maesto(a)lar açılış dansı yaptılar. Harikaydı!
Gecenin sonunda ise şakır şakır yağan yağmura rağmen yılmayıp"after party" e gittim. Kafaya koymuştum daha da çok dans etmeyi ve nitekim ettim de!
Deliyim diyorum ya hep, inanın lütfen artık! :-)
Dj Göktuğ'un hoş tandaları eşliğinde Academia'nın güleryüzlü ekibiyle ve Almanya'dan bir iki dansçıyla güzel danslar edip, kısmen makul saatlerde - saat 5 sularına makul der hale geldik - geceyi bitirdim.
Perşembe Günü festivalin ikinci gününde Innpark'ta yerimi aldım ve neredeyse loca diyebileceğim bistro bir masa kapıp, gecenin pek hoş ve naif dans akışına kapıldım.
Dj Ömer'in güzel tandalarıyla - bir milonga tandası çok lezzetliydi ve son tanda da beni çok mutlu etti - gece boyunca yerli, yabancı dansçılarla sayısız danslar ettim ve keyiften uçtum.
Performanslarda ise bu kez yurdumdan Aydın ve Eda çifti ile Özgür ve Sonja çiftinin duygu yoğunluklu, hoş adımlarla, figürlerle süslü, lezzetli danslarını izleme şansı bulduk. Bu tatla da "after party"e geçerek Dj Sabri'nın hoş tandalarıyla yine tüm engin semalara kapıldım.
Cuma Günü festivalin 3. gününe yine Innpark'ta aynı loca masamda konumlandım.. Dikkat ettiyseniz kimseye kaptırmadım o masayı...;-)
Dj Emre'nin güzel tandalarıyla da gece boyu sayısız danslar ettim. Stefan ve Yusuf ile 3 tandalık danslarım gecenin festival akışındaki en uzun dansları olarak yerini aldı. Festivallerde 3 tanda dans etmek aslında nadir bir durumdur çoğumuz için ama biz Türkiye'liyiz deriz ve tandalarca dans edebiliriz. Demek ki Almanlar ve Avrupalılar da bize benziyor. Çünkü Stefan'la tandalarca çok keyifle ve yoğun "connection" hissiyle dans ettik!
Elbette diğer tüm dostlarım Enis'le, Volkan'la, Hakan'la, İtalyan, Alman milonguerolarla dans akışım beni geleneksel olarak beliren en yoğun translarıma yönlendirdi. Milongayı bu keyif içimdeyken iki Yunanlı çift olan Haris ve Malika ile Loukas ve Georgia çiftinin hoş, enerji yüklü, dinamik, hızlı gösteriyle tamamlayıp "after party" e geçiş yaptım ve Dj Georgia'nın tandalarıyla da bir süre daha uçuşlarıma yenilerini ekledim!
Cumartesi Günü festivalin 4. günü Innpark'a bu kez yerimi biraz daha geç aldım ve Hakkı ve Mehmet'le başka yer bulamadığımızdan İtalyan grubun içinde konumlandık.
Bu arada İtalyan gruptan biri 30, 40 kişilik yer ayrılmış. Üstelik biz saat 11'i geçerken girdik salona ve bu aşırı sayıda dnsçıya yer ayırma durumunu festival etiğine uymadığını düşünerek, ayrılan üç kişilik yeri bir güzel kaptık ve yerleri ayrıan kadına da gıcık bakışlarının yanıtını aynı şekilde yolladık! Haksız mıyız....?
Hadi bir iki, kişi, üç kişi için yer ayırmak tamam da, 30, 40 kişi için olan durum hangi etiğe uyar?
Fikrimce bu saygı dışında bir şeydir!
Dolayısıyla mücadeleyle kazandığımız yerimizde festivalin dokusuna katıldık yine! :-)
Dj Ramo Gogo'nun keyifli tandalarıyla, bu kez diğer gecelere nazaran erken çıktığımız için az ama yine bol uçuşlu danslarla geceyi "after party"siz tamamladım.
Performanslarda ise iki sıradışı Arjantin'li çift Neri ve Yanina ile Fernando ve Sol'un şahane performanslarını izledik. Tüm figürleri, adımları, dans akışları bir yana, tırnak, parmak üzerinde bir dönüş vardı ki, fizik kanunları o an itibariyle değişti sanırım. O ivme ve güç nasıl sağlandı anlayamadım. Etkileyiciydi!
Dolayısıyla gösterilere bayıldım ve geceyi bu tatla tamamladım. Bu arada "after party"e sözü getirecek olursam bir konuya değinmem manalı olacak..İyi ki gitmemişiz, sormayım! Biz gitmedik ya tüm maestrolar gitmiş maşallah ve yine sıradışı, yoğun enerjilerde bir milonga keyfi yaşanmış.
Efsaneydi diyenler oldu ve gıcık kaptım, hatta kıskançlıktan çatladım! :-)
Pazar Günü ise erkencikten uyanıp, "Dos Ufos" ve dostlar pikniğine uzandım ve Silivri'ye yakın bir ormanlık alanda öğleden sonra saatlerine kadar doğayla bütünleştim. Aslında daha da uzun sürebilirdi piknik ama festivali kaçırmak istemediğimden hafif bir "time management" olayına girdim. Elbette ormanda içimdeki his muhteşemdi. Sessizlik, insanın olmadığı yerlerde soluk buluyor ve böylece doğanın eşsiz sesine ve doğasal bir çok sesliliğine ulaşabililiyor, onların tınılarıyla farklı bir translar alemine dalabiliyorsunuz.
Uyum danstaki en önemli unsurlardan biri. Herr şey onunla başlıyor, onunla ilerliyor, onunla soluk buluyor!. Daha "cabeceo"da ilk buluşma anından, milonga ortamlarındaki tüm atmosfere ve sinerjiye, bütünsel uyuma kadar, partnerler arasındaki iletişimle ve hareketle birlikte müziğin bütün ritmlerine. melodilerine ve notalarına kadar her yerde, frekansta ve ambiyansta uyum sözkonusu oluyor. Bu da bana sorarsanız önce doğaya olan uyumla mümkün. Çünkü insanın titreşimleri başta doğaya ait ve onunla kalp atışlarına dönüşüyor. Sağlık, mutluluk, coşku, bütünlük ve akış için doğayla iletişim şart! İşte bunu deneyimleyince ve muhteşem bir piknikle keyiflenince de festivalin final akışına harika bir bütünlük hissiyle geçiş yapıyorsunuz...
Öncesinde de rozeleri yuvarlamayı ihmal etmedim tabii ve bu enerjinin etkisiyle de iki güzel arkadaşımla neredeyse Toscana'ya yerleşmeye karar verdikten sonra bir hayli geç Innpark'a geçebildim.
Cumartesi'ye göre dingin ve nispeten sakin bir kalabalıkla dolmuş ortam bana ciddi huzur verdi ve Dj Murat Mengi'nin güzel tandaları eşliğinde - La Cumparsita'sı efsaneydi bu arada - Ertuğrul'la, Yusuf'la, Stefan'la, Volkan'la ve bir çok dansçıyla daha akıştığım tüm danslarımda rahat adımlar atabilmenin mutluluğuna ve özgürce rondalarda ilerlemenin mutluluğuna ulaştım. Bu gerçekten harika bir histi! :-)
Performans zamanına gelince, merakla beklediğim Micheal ve Eleonora çiftinin gerçekten şahane danslarını izledik. Harikalardı ve düşünmeden edemedim. Eleonora gibi bir kadın dansçı Türkiye'de yetişir mi diye.. Ne kadar bale ve dans eğitimi alırsa alsın o esneklikte bir dansçı pek yetişemiyor. Lütfen bana kızmasınlar tüm dansçı, performansçı dostlar...Bir performans dansçısı olmak gerçekten çok zor ve mücadeleli bir iş. Günlerce, gecelerce yıllarca çalışıyorlar ve daha iyiye ulaşmak için yoğun bir tempoyla ve fazlaca stresle yüklenebiliyorlar. Daha iyi olabilmek ve başarıya ulaşabilmek adına çok çok çalışıyorlar...Bu gerçekten mühim bir bedel ve saygı duyulası bir azim, emek öyküsü!
Elbette Eleonora'yla benzer, aynı estetiye, rahatlığa ulaşabilen nadir sayıda dansçının görülmesinin sebeplerinden biri de belki kültürel etkenlerdir kimbilir... Rusların DNA'ları farklı işliyor da olabilir tabii...Her konuda bu kadar başarılı olmaları gerçekten inanılmaz! Esteti, esneklik ve "connection" yüklü dansları gerçekten performanslarının hakkını veriyor!
Başka bir konu da hafta boyunca izlediğim tüm performansların ardından gelen tangoya dair diğer düşüncelerim oldu. Şöyleydi;.
" Her bestecinin farklı farklı eserlerinde dünyanın her bir köşesindeki
milonguero(a)lardan eşsiz danslar, performanslar izledim ve gerçekten de
büyülendim. Ancak Pugliese parçalarında Arjantin dışından bir
dansçının genellikle hiçbir performansını o oranda beğenmedim. Hatta o
parçalarda vuku bulan bale adımlarından ve vals hissiyatındaki
mimiklerden nefret ettim diyebilirim. Bu dünyada tango her coğrafyanın
dansı olsa bile Pugliese, Piazzolla ve Diaz sanırım sadece
Arjantin'e ait!"
Bunlar o anda içimde beliren hislerim ve düşüncelerimdi. Arjantin' sel ifadelerin vurguları gerçekten kültürlerini ve tangoyu bir farklı ve daha da olduğu gerçek, öz haliyle yansıtıyor sanki.!
Milonganın sonrasında "after party" e geçerek Dj Murat Gürmen'nin hoş tandalarıyla sabah 6:30, 7 ye kadar duramayan milonguero Erdem'ciğimle pek bir eğlenerek dans ederek tamamladık Hatta kendisi "La Cumparsita" da beni fiziken de uçurmayı uygun gördüğünden, coşkumuz maksimumda festivali tamamlamış olduk. Elbette bu anı Ceren, Ahmet, Ali, Erdem ve Kerem ile fotoğraflayarak sonsuzlaştırıp Erdem'ciğimle Taksim'in sabah güneşinin hakimiyetinde meydan boyu yürümeyi başararak, pek değişik tınılarla başlayan bir haftayı daha selamladık..
Gerçekten de festival boyunca çok güzel dans deneyimleriyle buluştum. Gündüz milongalarına ve derslerine yetişemesem de tüm gece milongalarında ve "after partyl"lerinde ettiğim sayısız, coşku dolu dans deneyimi yine bana çok şey kattı diyebilirim. "Connection"lar insanı dönüştürüyor ve gittikçe daha da geliştiriyor!
Bu nedenle başta Utku ve İris çifti olmak üzere tüm Academia Del Tango ekibine çok çok teşekkür etmek isterim. Ekipleri içindeki sıcak, güzel enerji festivalin her adımına yansıdı ve biz milonguera(o)ların keyfine keyif kattı. Sosyal dansçıların buluştuğu bu tür internasyonel ortamlarda huzursuzluk en son istenilen şey. Bizler huzurla ve rahat akışla kavuştuk. Mutluyduk!
Dans adına en büyük hayallerimden biri, ilerleyen yıllarda pist içindeki terörün ve çarpışma facialarının yerini rahat bir akışla ilerleyen rondaların alması ve minik adımların, kıvamında figürlerin hakim olduğu danslarda, birbirine saygıyla oluşan daha yetkin ve ileri seviye bir kitlenin oluşması ve sadece partnerlerimizle ettiğimiz danslarımız değil de ortamlardaki her dans eden çiftle olan uyumlanarak adımlarımızı ve figürlerimizi bu yoğun sinerjilere ayarlamamız. Belki bugün bunu istediğimiz oranda başaramıyor olabiliriz ama yurdumda tango adına yapılan bunca kayda değer, güzel çalışma varken ve yoğun emeklerin, çabaların etkisiyle buna bir gün ulaşacağımızdan eminim aslında. Dolayısıyla hepimizi mutluluktan daha da uçuracak ortamlara, rondalara kavuşacağız...
Madem uçuş var, aslolan hep birlikte havalara yükselmektir! :-))
Festival süresince kopan tırnağımın feci acısı bir gün sürdü ama bu beş gün boyunca yaşadığım tüm haz dolu, "connection" hissiyle dolu muhteşem danslarımın enerjisi bir ömür boyu sürecek ve daima yanı başımda, kalbimde, ruhumda benimle olacak. Bu yüzden dans, tango, müzik ile birlikte birbirimizle de bu dünyada buluşmamız çok özel bir deneyim dostlarım. İyi ki buralarda bambaşka boyutların, frekansların, alemlerin içinde buluşmuşuz ve ömrümüz yettiği sürece de bu coşkuyla bu dünyada yerimizi alabiliriz. Burada sevgi, aşk, coşku, bütünlük, sonsuz uçuş ve sınırsız translar var çünkü...
Son olarak Osho'nu harika bir sözüyle bu haftalık serüvenimi noktalamak istiyorum.
Diyor ki,
" İlgi enerjidir. Biri sana sevgi dolu bir şekilde baktığında seni besler."
Gerçekten de ifadeye sonuna kadar katıldım!
Hepimize ilgi, sevgi, bütünlük dolu bir hafta diliyorum öncelikle ve tüm eşsiz, güzel milongalarda mutlulukla birbirmizi selamlamamızı yine güçlü bir şekilde arzuluyorum!
Sevgiyle, saygıyla ve aşkla kalınız! ***
28 Nisan 2015 Salı
21 Nisan 2015 Salı
Zamanı unuttuğumuz ya da anın içinde, tam merkezinde olduğumuz
durumlarda transtayızdır. Orada ne sürenin farkındayızdır, ne de o
yaşadığımız sürelerin ötesinin... İnsan bilincinin kendisiyle buluştuğu ve
farklı bir boyuta geçtiği anları kapsar trans ve insanın farklı boyutlarda
süzülüşünü, uçuşunu bir anlamda simgeler....
Tangonun benim için diğer bir adı da trans. Bu müzikal ve "connection" temalı transın içinde her şeyin ötesinde bir yolculuk hali hakim olur ve sonsuz bir merkezde olma hissinin içinde yoğunlaştırır. Gerçekten uçuşu, tüm duygusal derinlikleri, ruhsal keşifleri, mutluluğu, aşkı, bütünlüğü bulduğum yerdir orası.
Bunu tangoya ilk başladığım anlarda çok fazla ve yoğun hissetmemiştim aslında. Çünkü o zamanlar doğru adım atabilmeye ve usulüne uygun dans edebilmeye odaklanıyordum. Bir süre, o dansın içinde en rahat olduğum hisse ulaşamadım. Tango öğrenmeye başladıktan bir kaç yıl sonra ise içimde bir anda bir şeyler değişiverdi ve o an hiçbir adımımın ya da yaptığımız bir figürün harika olup, olmamasının bir önemi kalmadı. Partnerimle tam rahatlıkta bir "connection" kurup, muhteşem bir kopuş hikayesine uzanabildim işte o zaman!
Hep söylendiği gibi içte değişen şeyler, dışta görüntülenir, deneyimlenir ve yankılanır diye... Benim içimde yankılanan realite ise dans ederken kaç tanda edersem edeyim yorulmuyor olmam ve farklı farklı partnerlerle çok daha rahat uyumla dans edebiliyor olmam oldu bu andan itibaren!
"Abrazo"larımda olgunlaştım, kurduğum bağlarda çok daha yetkinleştim. Gerçekten, tangoya, müziğine ve dansıma dair mutlak mutluluğu da sanırım o zaman buldum.
Sonrasını da zaten biliyorsunuz...Haftanın dört, beş günü sevdiğim bir milongada dostlarımla bu bütünlüğü paylaşmak için buluşuyorum ve doyasıya dans edip, kendime ait ne varsa o dans pistine aktarıyorum.
İfadelerimiz her ne şekliyle akarsa aksın bizi özgür kılıyor ve rahatlatıyor. Hayatta her an mutlu değiliz, her an üzüntülü ya da sıkıntılı da değiliz, ama hepsini zaman zaman yaşıyor ve hangi aktiviteyle kendimizi özgürleştiriyorsak, orada tümünü enerji olarak sunuyoruz. Bunların rahat akışı da yaşamda konforlu bir yol almamızı sağlarken, bizi içsel süreçlerimizin ve yaşamlarımızın içinde büyütüyor, geliştiriyor diye düşünüyorum.
Tangoda hayatın her alanında olduğu gibi bebeklik, çocukluk, yetişkinlik, yaşlılık, olgunluk çağları var. Bunu translarımızla durdurduğumuz zamanın içinde deneyimliyoruz ve hepsinin yoğun etkisini içimizden, dışımıza aktarıyoruz.
Bizi birbirimizle buluşturan bu güzel trans yüklü milongaların ilki "La Cumparsita" ya yönlendi bu hafta. Dj Mihran'ın lezzetli tandalarıyla, hoş bir dansçı kitlesinin olduğu gecede Erdem'ciğimle bolca, Murat'la ve bir kaç dostumla daha coşkuyla dans ettikten sonra milongayı bu güzel hislerle tamamladım.
Çarşamba Günü Zorlu Center'da olağanüstü bir müzikal olan "Phantom of The Opera"yı seyrettik. Gerçekten müthiş bir sahneleme, etkileyici kostümler ve dekor, olağanüstü vokaller ile birlikte tüm gösteri çok büyülüydü. Tüm dostlara izlemelerini öneriyorum. Hatta kesinlikle kaçırmayın derim!
Perşembe Günü "Para Bailar" milongasında Dj Halil'in güzel seçkileriyle, hoş ve kıvamında bir kalabalıkla şahane bir milonga keyfi daha yaşadık. Erdem'le, Hakkı'yla, Samet'le, Onur'la, Alper'le, Zafer'le, yabancı bir iki milongueroyla çok keyifli dans yolculukları yaşadım ve milonganın sonunda da geleneksel Nizam sohbetiyle Perşembe günümün ritüelini tamamladım.
Cuma Günü yılda bir kez düzenlenen "Kanyon" milongasındaydım önce. Püfür püfür ortamda, hoş bir kalabakla dolu gecenin Dj'i Serçin'in çok hoş tandalarıyla gece boyunca doyasıya dans ettim. Hüseyin'le, Samet'le, Ertuğrul'la, Murat'la, Satılmış'la, Kenan'la, Can'la, Acar'la ve bir çok dostla daha ayaklarımı katledene kadar rondalara kapıldık.
Gecenin ortasında da Alper ve Selen çiftinin üç parçalık performanslarını izledik ve milongayı keyif tınıları içimizde noktalayarak Doğa ve Can'la birlikte Milongahane'ye geçtik. Bu kez Dj Alper'in hoş tandalarıyla gece üçe kadar doyasıya dans ettik ve yorgunluktan bitik bir şekilde günü tamamladık.
Cumartesi Günü önce Songül'le Sensus keyfi yaptık ve ardından Noa milongasına geçerek, Dj Volkan'nın lezzetli tandalarıyla Engin'le, Acar'la, Aydın'la, Volkan'la, Hakkı'yla Samet'le ve bir çok dostla daha güzel bir milonga keyfi yaşadık. Çıkışta da Alper hizmette sınır tanımadı ve içemediğim şarabımı bana "take away" olarak plastik bardakla sundu sağolsun! :-)
Pazar Günü Ponte milongasında Dj koltuğunda "Dos Ufos" olarak Hakkı'cığımla bu kez biz yer aldık. Elbette çok sevdiğimiz dostumuz Ayşe'ciğimizin inanılmaz konukseverliği ve ikramlarıyla da evimizde hissettiğimiz bu atmosferde sevdiğimiz dostlarımızla müziğimizi ve dansımızı paylaşmanın keyfini yaşadık.
Elbette sihirli bir geceydi bizim için!
Mutluluğun özü paylaşımda gizli ve müziği paylaşmaktan daha güzel bir sinerji de az yerde vardır. Şanslıyız ki benzer frekanslarda yoğunlaştığımız dostlarımızla bu anların zenginliğini ve coşkusunu doyasıya deneyimleyebiliyoruz. Bunlar yaşamda kayda değer ve unutulmaz anları oluşturuyor başta çünkü....
Dolayısıyla Dj koltuğunda iki kişi olmanın ve bu güzel sinerjinin avantajıyla da hem pistte dans edenleri mutlulukla izledik, hem de doyasıya dans edebildik. Zaten bazı milonga tandalarında ve Hugo Diaz'larda, Pugliese'lerde ikimiz de pek yerimizde duramıyorduk. Aynı tandalarda tamamen ruhunu teslim etmek de bu tür paylaşımların derinliğini arttırıyor ve coşkusunu ifade ediyor!
Sonuç itibariyle, "Kendin çal, kendin dans et" konseptine kendimizi uyumlayarak Kenan'la, Mehmet Cemal'le, Ertuğrul'la, Can'la, Hakkı'cığımla - kendimize uygun gördüğümüz bir Pugliese tandasında - , Erdem'ciğimle de keyifle ve "lead"de ve "follow"da renklilik dolu adımlarla çok eğlence frekansında dans edebildim. Hakkı da sevdiğimiz tandalarda rondalara kapılarak keyifle dans adımlarına süzüldü.
Gecenin ortalarına geldiğimizde Reyhan ile kendisine eşlik eden Ertuğrul ve Kaya kardeşlerden şahane bir Rock'n Roll şovu izledik. Muhteşemlerdi gerçekten ve ortamın enerjisini zirvelere taşıdılar! Biz de tüm güzel dostlarımızın enerjisi içimizde "La Cumparsita"mızı ve ardından toparlanma parçası olarak da Melody Gardot'tan "Mira" yı çalıp geceyi tadı damağımızda kalırcasına noktaladık.
Bizi gece boyunca mutlu eden şey, tüm dansçı dostlarımızın durmaksızın, keyifle dans etmeleri oldu. Yabancı dansçılarla da renklenen ambiyansta, müzik seçkimizin beğenilmesi bizi çok mutlu etti ve paylaşım ruhunun amacını içimizde gerçekleştirdi.
Ne için müziği paylaşıyoruz ya da dans ediyoruz ki sonuçta...
Hepimizi kapsayan bu yoğun tutkuyu zirvelerde deneyimlemek, en yüksek irtifadaki coşkulara ve uçuşlara ulaşmak için değil mi bazen ya da bazılarımız için...:-)
Mutluluğu an be an oluşturan şey, bizi biz yapan paylaşımlarımızın zenginliğinde ve derinliğinde gizli. Bu da ruh ve kalp açıklığıyla , zihnin esnekliğiyle oluşuyor. Bu nedenle Ponte çıkışında bu geceye ve tüm buradaki deneyimlerime ait hislerimi şu cümlelerle ifade ettim;
"Keyifın boyutu tarifsiz...Güzel dostlarla ve evinde hissettiğin ortamlarda her şey bambaşka. Çünkü tango aşkıyla yanıp tutuşan insanlar için dansın ve müziğin hiçbir noktası mekanik olamaz ama uçuşların boyutu tarifsiz olur...Biz Ponte 'de tüm bizimle olan dostlarımızla mutluyuz ve tangoya her gün daha da fazla aşık oluyoruz. İyi ki bu frekansta buluşmuşuz..."
Evet tangoya her gün daha da fazla aşık oluyorum ve bitmeyen bir sevda türküsü içimde söyleniyor. Bu sevdaların ya da sevginin ifadeleri hepimiz için ne kadar da farklı olailiyor bazen...Örneğin sevmek demişken, herkes seviyor ama bunu birbirine ifade edişlerin anlaşılmaması ya da yerini bulmaması bazen insanları birbirinden mesafeler ötesinde ayırıyor. Çünkü herkes kendisini bambaşka normalarda yansıtıyor.
Hepimiz ya da büyük bir çoğunluğumuz en azından sevdiklerimiz tarafından sevilmek ve değer görmek isteriz. Ancak bunu ifade edişlerimiz çoğu zaman birbirinden çok başka olduğu için içimizde kaoslar oluşturabilir. Bu kaoslar da hepimizi zaman zaman zorlar, yıpratır ve hırpalar ama aslında sadece ifadeleri sentezleyebilmek öz duyguların anlaşılmasını sağlayabilir aslında. Elbette tüm farklılıklarımıza rağmen özünde hepimiz sevginin bir pırıltısı değil miyiz...
Beklentisiz insan olmaz ya da çok çok azdır ya da beklentilerini bilmeyenler de olabilir ama şu dünya üzerindeki en büyük beklentimiz - bana göre- büyük bir çoğunluğumuz için, sevdiklerimiz tarafindan sevilmektir. Ancak bunu kendi tarzımızda ve bizin ifadelerimize benzer ifadelerle görebilmek, duyabilmek ve hissedebilmek isteriz. Bizi bu tatmin eder ve ruhen aydınlatır. Bunu bulduk mu da tam uçuş yaşar ve mutluluktan bulutlara süzülürüz!
Dolayısıyla hepimizin bu hafta boyunca sevgiyi, dansı, coşkuyu, tadı, lezzeti doyasıya, gönlümüzce yaşamamız ve hepimizin arzu ettiğimiz, beklediğimiz şekilde sevildiğimizi hissedebilmemiz diliyorum!
Festivalde ve tüm güzel, coşku dolu milongalarda görüşmek üzere dostlarım!
Sizleri sevgiye, saygıyla ve ışıltılı semalarla selamlıyorum.
İçimizdeki mutluluğumuz ve yoğun sevgimiz bizleri beslesin ve "abrazo"larımızı daima derinleştirsin, olmaz mı...:-) ***
Tangonun benim için diğer bir adı da trans. Bu müzikal ve "connection" temalı transın içinde her şeyin ötesinde bir yolculuk hali hakim olur ve sonsuz bir merkezde olma hissinin içinde yoğunlaştırır. Gerçekten uçuşu, tüm duygusal derinlikleri, ruhsal keşifleri, mutluluğu, aşkı, bütünlüğü bulduğum yerdir orası.
Bunu tangoya ilk başladığım anlarda çok fazla ve yoğun hissetmemiştim aslında. Çünkü o zamanlar doğru adım atabilmeye ve usulüne uygun dans edebilmeye odaklanıyordum. Bir süre, o dansın içinde en rahat olduğum hisse ulaşamadım. Tango öğrenmeye başladıktan bir kaç yıl sonra ise içimde bir anda bir şeyler değişiverdi ve o an hiçbir adımımın ya da yaptığımız bir figürün harika olup, olmamasının bir önemi kalmadı. Partnerimle tam rahatlıkta bir "connection" kurup, muhteşem bir kopuş hikayesine uzanabildim işte o zaman!
Hep söylendiği gibi içte değişen şeyler, dışta görüntülenir, deneyimlenir ve yankılanır diye... Benim içimde yankılanan realite ise dans ederken kaç tanda edersem edeyim yorulmuyor olmam ve farklı farklı partnerlerle çok daha rahat uyumla dans edebiliyor olmam oldu bu andan itibaren!
"Abrazo"larımda olgunlaştım, kurduğum bağlarda çok daha yetkinleştim. Gerçekten, tangoya, müziğine ve dansıma dair mutlak mutluluğu da sanırım o zaman buldum.
Sonrasını da zaten biliyorsunuz...Haftanın dört, beş günü sevdiğim bir milongada dostlarımla bu bütünlüğü paylaşmak için buluşuyorum ve doyasıya dans edip, kendime ait ne varsa o dans pistine aktarıyorum.
İfadelerimiz her ne şekliyle akarsa aksın bizi özgür kılıyor ve rahatlatıyor. Hayatta her an mutlu değiliz, her an üzüntülü ya da sıkıntılı da değiliz, ama hepsini zaman zaman yaşıyor ve hangi aktiviteyle kendimizi özgürleştiriyorsak, orada tümünü enerji olarak sunuyoruz. Bunların rahat akışı da yaşamda konforlu bir yol almamızı sağlarken, bizi içsel süreçlerimizin ve yaşamlarımızın içinde büyütüyor, geliştiriyor diye düşünüyorum.
Tangoda hayatın her alanında olduğu gibi bebeklik, çocukluk, yetişkinlik, yaşlılık, olgunluk çağları var. Bunu translarımızla durdurduğumuz zamanın içinde deneyimliyoruz ve hepsinin yoğun etkisini içimizden, dışımıza aktarıyoruz.
Bizi birbirimizle buluşturan bu güzel trans yüklü milongaların ilki "La Cumparsita" ya yönlendi bu hafta. Dj Mihran'ın lezzetli tandalarıyla, hoş bir dansçı kitlesinin olduğu gecede Erdem'ciğimle bolca, Murat'la ve bir kaç dostumla daha coşkuyla dans ettikten sonra milongayı bu güzel hislerle tamamladım.
Çarşamba Günü Zorlu Center'da olağanüstü bir müzikal olan "Phantom of The Opera"yı seyrettik. Gerçekten müthiş bir sahneleme, etkileyici kostümler ve dekor, olağanüstü vokaller ile birlikte tüm gösteri çok büyülüydü. Tüm dostlara izlemelerini öneriyorum. Hatta kesinlikle kaçırmayın derim!
Perşembe Günü "Para Bailar" milongasında Dj Halil'in güzel seçkileriyle, hoş ve kıvamında bir kalabalıkla şahane bir milonga keyfi daha yaşadık. Erdem'le, Hakkı'yla, Samet'le, Onur'la, Alper'le, Zafer'le, yabancı bir iki milongueroyla çok keyifli dans yolculukları yaşadım ve milonganın sonunda da geleneksel Nizam sohbetiyle Perşembe günümün ritüelini tamamladım.
Cuma Günü yılda bir kez düzenlenen "Kanyon" milongasındaydım önce. Püfür püfür ortamda, hoş bir kalabakla dolu gecenin Dj'i Serçin'in çok hoş tandalarıyla gece boyunca doyasıya dans ettim. Hüseyin'le, Samet'le, Ertuğrul'la, Murat'la, Satılmış'la, Kenan'la, Can'la, Acar'la ve bir çok dostla daha ayaklarımı katledene kadar rondalara kapıldık.
Gecenin ortasında da Alper ve Selen çiftinin üç parçalık performanslarını izledik ve milongayı keyif tınıları içimizde noktalayarak Doğa ve Can'la birlikte Milongahane'ye geçtik. Bu kez Dj Alper'in hoş tandalarıyla gece üçe kadar doyasıya dans ettik ve yorgunluktan bitik bir şekilde günü tamamladık.
Cumartesi Günü önce Songül'le Sensus keyfi yaptık ve ardından Noa milongasına geçerek, Dj Volkan'nın lezzetli tandalarıyla Engin'le, Acar'la, Aydın'la, Volkan'la, Hakkı'yla Samet'le ve bir çok dostla daha güzel bir milonga keyfi yaşadık. Çıkışta da Alper hizmette sınır tanımadı ve içemediğim şarabımı bana "take away" olarak plastik bardakla sundu sağolsun! :-)
Pazar Günü Ponte milongasında Dj koltuğunda "Dos Ufos" olarak Hakkı'cığımla bu kez biz yer aldık. Elbette çok sevdiğimiz dostumuz Ayşe'ciğimizin inanılmaz konukseverliği ve ikramlarıyla da evimizde hissettiğimiz bu atmosferde sevdiğimiz dostlarımızla müziğimizi ve dansımızı paylaşmanın keyfini yaşadık.
Elbette sihirli bir geceydi bizim için!
Mutluluğun özü paylaşımda gizli ve müziği paylaşmaktan daha güzel bir sinerji de az yerde vardır. Şanslıyız ki benzer frekanslarda yoğunlaştığımız dostlarımızla bu anların zenginliğini ve coşkusunu doyasıya deneyimleyebiliyoruz. Bunlar yaşamda kayda değer ve unutulmaz anları oluşturuyor başta çünkü....
Dolayısıyla Dj koltuğunda iki kişi olmanın ve bu güzel sinerjinin avantajıyla da hem pistte dans edenleri mutlulukla izledik, hem de doyasıya dans edebildik. Zaten bazı milonga tandalarında ve Hugo Diaz'larda, Pugliese'lerde ikimiz de pek yerimizde duramıyorduk. Aynı tandalarda tamamen ruhunu teslim etmek de bu tür paylaşımların derinliğini arttırıyor ve coşkusunu ifade ediyor!
Sonuç itibariyle, "Kendin çal, kendin dans et" konseptine kendimizi uyumlayarak Kenan'la, Mehmet Cemal'le, Ertuğrul'la, Can'la, Hakkı'cığımla - kendimize uygun gördüğümüz bir Pugliese tandasında - , Erdem'ciğimle de keyifle ve "lead"de ve "follow"da renklilik dolu adımlarla çok eğlence frekansında dans edebildim. Hakkı da sevdiğimiz tandalarda rondalara kapılarak keyifle dans adımlarına süzüldü.
Gecenin ortalarına geldiğimizde Reyhan ile kendisine eşlik eden Ertuğrul ve Kaya kardeşlerden şahane bir Rock'n Roll şovu izledik. Muhteşemlerdi gerçekten ve ortamın enerjisini zirvelere taşıdılar! Biz de tüm güzel dostlarımızın enerjisi içimizde "La Cumparsita"mızı ve ardından toparlanma parçası olarak da Melody Gardot'tan "Mira" yı çalıp geceyi tadı damağımızda kalırcasına noktaladık.
Bizi gece boyunca mutlu eden şey, tüm dansçı dostlarımızın durmaksızın, keyifle dans etmeleri oldu. Yabancı dansçılarla da renklenen ambiyansta, müzik seçkimizin beğenilmesi bizi çok mutlu etti ve paylaşım ruhunun amacını içimizde gerçekleştirdi.
Ne için müziği paylaşıyoruz ya da dans ediyoruz ki sonuçta...
Hepimizi kapsayan bu yoğun tutkuyu zirvelerde deneyimlemek, en yüksek irtifadaki coşkulara ve uçuşlara ulaşmak için değil mi bazen ya da bazılarımız için...:-)
Mutluluğu an be an oluşturan şey, bizi biz yapan paylaşımlarımızın zenginliğinde ve derinliğinde gizli. Bu da ruh ve kalp açıklığıyla , zihnin esnekliğiyle oluşuyor. Bu nedenle Ponte çıkışında bu geceye ve tüm buradaki deneyimlerime ait hislerimi şu cümlelerle ifade ettim;
"Keyifın boyutu tarifsiz...Güzel dostlarla ve evinde hissettiğin ortamlarda her şey bambaşka. Çünkü tango aşkıyla yanıp tutuşan insanlar için dansın ve müziğin hiçbir noktası mekanik olamaz ama uçuşların boyutu tarifsiz olur...Biz Ponte 'de tüm bizimle olan dostlarımızla mutluyuz ve tangoya her gün daha da fazla aşık oluyoruz. İyi ki bu frekansta buluşmuşuz..."
Evet tangoya her gün daha da fazla aşık oluyorum ve bitmeyen bir sevda türküsü içimde söyleniyor. Bu sevdaların ya da sevginin ifadeleri hepimiz için ne kadar da farklı olailiyor bazen...Örneğin sevmek demişken, herkes seviyor ama bunu birbirine ifade edişlerin anlaşılmaması ya da yerini bulmaması bazen insanları birbirinden mesafeler ötesinde ayırıyor. Çünkü herkes kendisini bambaşka normalarda yansıtıyor.
Hepimiz ya da büyük bir çoğunluğumuz en azından sevdiklerimiz tarafından sevilmek ve değer görmek isteriz. Ancak bunu ifade edişlerimiz çoğu zaman birbirinden çok başka olduğu için içimizde kaoslar oluşturabilir. Bu kaoslar da hepimizi zaman zaman zorlar, yıpratır ve hırpalar ama aslında sadece ifadeleri sentezleyebilmek öz duyguların anlaşılmasını sağlayabilir aslında. Elbette tüm farklılıklarımıza rağmen özünde hepimiz sevginin bir pırıltısı değil miyiz...
Beklentisiz insan olmaz ya da çok çok azdır ya da beklentilerini bilmeyenler de olabilir ama şu dünya üzerindeki en büyük beklentimiz - bana göre- büyük bir çoğunluğumuz için, sevdiklerimiz tarafindan sevilmektir. Ancak bunu kendi tarzımızda ve bizin ifadelerimize benzer ifadelerle görebilmek, duyabilmek ve hissedebilmek isteriz. Bizi bu tatmin eder ve ruhen aydınlatır. Bunu bulduk mu da tam uçuş yaşar ve mutluluktan bulutlara süzülürüz!
Dolayısıyla hepimizin bu hafta boyunca sevgiyi, dansı, coşkuyu, tadı, lezzeti doyasıya, gönlümüzce yaşamamız ve hepimizin arzu ettiğimiz, beklediğimiz şekilde sevildiğimizi hissedebilmemiz diliyorum!
Festivalde ve tüm güzel, coşku dolu milongalarda görüşmek üzere dostlarım!
Sizleri sevgiye, saygıyla ve ışıltılı semalarla selamlıyorum.
İçimizdeki mutluluğumuz ve yoğun sevgimiz bizleri beslesin ve "abrazo"larımızı daima derinleştirsin, olmaz mı...:-) ***
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Doğayla buluşmayı çok severim. Yavaş adımlarda ağaçların arasından çiçeklenen toprağa, kuşların cıvıl cıvıl konuşmalarına, arıların güneşle...
-
Tango yapmak ne kadar güzelse tangoya geri dönmek de bir o kadar güzel. Bambaşka enerjilerle duyduğun notaları adımlara dönüştürüyor, sarıld...
-
Herkes kabı kadar su taşır, kalbinin genişliği kadar sever. Hem kalbini mümkün olduğu kadar sevgiye açıp, genişletirken, hem de kabını yaşa...