Bir haftaya üç şovlu milonga sığdırdık, şaşırmayınız...:-)
Haftanın ilk milongasını Çarşamba Günü, Porteno'da yakaladık. Gökhan'ın Dj olduğu gecede, harika dansların, leziz sohbetlerin ve keyifli anların içine daldık yine. İsabel, Evrim ve Aron'la Pugliese masamızda şenlenirken, Mehmet Sinan'la, Hakkı'yla, Ralph'le ve bir çok harika milongueroyla paylaştığımız güzel tandalarımızın keyfini sürdük. Gecenin ortasında da, Ali Alper Özdemir ve Setenay Ersoy çiftinin gösterilerini keyifle izledik. Bu bir kaç parçalık şov sürecinin ardından gece devam etti ve sona vardığımızda da harika bir şarap dostu arkadaşımla, üzümsel yolculuklarıma devam ettim gece boyunca, en eşsiz manzaralarla..Ne harika! :-)
Perşembe Günü, Point milongasında aldım soluğu. Yine çok güzeldi, yine çok lezizdi. Milonganın geç başlaması etkilememiş görünse de başta beni-normalde hep sevinirim geç başlıyor diye bu arada-, gecenin sonunu alamadan, gözlerimden uyku aka aka evime koştum. Tabii öncesinde yine harika danslar, Celil'le, Ferhat'la, Giuseppe'yle, Hüseyin'le, Aziz Abi'yle, Görkem'le, Ralph'le ve bir çok dostla sürdü de sürdü. Point milongası benim için Perşembe günleri kaçmaz bir keyif sunar, o yüzden yorgunluktan bitsem bile koşarak gidiyorum. Şaşmaz!
Cuma Günü bu kez çılgın bir aksiyon alıp, tango hayatımda bir ilki yaşadım. İstanbul sınırları içinde en uzak milonga olan Büyük Çekmece Pelikan Otel milongasına gittim. Elbette, bu kararımda etkileri olan Evrim, Ralph, Hakkı ve Fümerel faktörler bütünü vardı. Nasıl oldu bilmiyorum ama kandım ve kendimi orada buldum. İyi ki de gitmişim çünkü harika bir gece yaşadık hep birlikte. Cem Abi'yle de keyifli bir araba yolculuğu, müzik dinletisi eşliğinde milongaya hazırlanmıştık zaten. Otel'e vardığımızda, Fümerel'in getirdiği Bulgaristan şarabıyla yıkanarak harika danslara uzandık yine. Doping olunca raksların sonu olmuyor...:-)
Yine Hakkı, Mehmet Sinan, Ali Alper, Gökhan, Erdem tüm tandalarla uçmama, kopmama, süzülmeme yardım ettiler. Her dans müthişti, her an keyifliydi. Dostlarla her an güzel, leziz! :-)
Gece sonunda da, Ralph, Evrim, Gökhan ve İsabel'le yine uzun bir yolculuk yaparak Ortaköy semalarıma uzandım.Onlar da Çınaraltı'nda günü ağırttılar sanırım..
Cumartesi Günü, önce sevgili Dj arkadaşım Murat Mengi'yle harika bir yemek olayına girdik, sohbet cennetim Zencefil'de. Sonrasında ben Martı Otel milongasına geçtim, o da Djlik yapacağı 333 milongasına. Sözüm ona güyya oraya da gidecektim ama pilim bittigi için gidemedim tabii. Ah gençlik ah...Eskiden bir kaç milonga dolaştığımdan, 'milonga pass' kartı olsun diye önerim olmuştu organizatörlere. Kimse sıcak bakmamıştı tabii bu fikrime. Olsun bizde fikir çok, duygu da çok...;-)
Martı Elegante milongası, yine harikaydı diyebilirim. Muhteşem bir ambiyans, hoş bir dansçı kitlesi, harika tandalar ve keyifli bir şov seremonisi beni karşıladı, tuttu ve bırakmadı. Onur Gümrükçü ve Özge Çolak çiftini ilk kez partner olarak izlemenin keyfini yaşadım. Fikrimce, harika bir karar olmuş partner olarak çalışmaları. Çok umut vaad ettiklerini düşünüyorum ve harika şovlar hazırlayacaklarından eminim. Gece boyunca güzel tandalarıyla beğenimi kazanan Dj arkadaşımız Murat Selçuk'u da ilk kez dinlemenin keyfine vardım.
Yine milonga süresi boyunca-genelde bu süre bana yetmez ya..:-)- müthiş dansları, süper milonguerolarla paylaştım. Güzel sohbetleri, Sergülen Abla'yla, Canan'la, Anette'le, az biraz Cem Abi'yle, Aziz Abi'yle, Erdem'le, Müge'yle; dans kritiklerimi de Onur ve Özge'yle paylaştım. Bana göre muhteşem geçen geceden evime yol aldığımda hazdan, mutluluktan dört köşeydim.Yalnız yolu uzatmak isteyen 'alçak' taksi şöförüne kızdım ama sonucu huzurlu tamamladım. Şükür!
Pazar Günü, Ponte milongasına uzandım. Dj koltuğunda Ramo Go Go ekibinin harika tandalarıyla- Mercedes Simone tandasında da uçtum-muhteşem masamızda-12 kişi; Özden, Elmira, Bülent, Yeşim, Mira, Hakkı, Fümerel, Aysun, Cem Abi, Ceren, Ahmet vardı-tatlı sohbetlerle dolu, keyifli danslara uzandım. Oranın yetenekli ve genç milonguerolarından Mehmet Cemal Bayraktar'la başladığım 4 tandalık serüven, Hakkı'yla, Ahmet'le, Eray'la, Ferhat'la ve bir iki yabancı milongueroyla devam etti.
Gecenin ortasında bu kez, 'Connection Gurum' lakaplı, duygu yüklü ve tutkulu dansıyla göze çarpan Gökçe Ceren Haznedar ile, yetkin dans tecrübesini adımlarıyla vurgulayan ve egodan arınmış stiliyle hoş bir lezzet sunan Ahmet Koral çifti vardı. Zarif ve müzik yüklü dansları, izleyen herkesin beğenisini kazanmış olmalı ki, 4. parça için de bis alarak performanslarının sonuna ulaştılar. Harikalardı! Ayşe Tünsoy Hm, muhteşem evsahipliği ve zarif kişiliğiyle hepimizin enerjisini yükselttiği gibi, tangonun gelişimine verdiği katkı ve destekle de hepimizi sevindirdi diyebilirim. İyi ki bu denli özel ve değerli şahsiyetler var tango camiamızda çünkü yıllardır benim şahsen çok keyifle gittiğim başta Litera'da olan-ki bu mekana da hayrandım-, şimdinin Ponte'sinde süregelen, harika peynir tabağı, muhteşem manzarası ve şık ambiyansı ve dekorasyonuyla huzur bulduğumuz milongaları sürdürüyorlar. Yaz geldiğinde, o mekanın ambiyansının ve manzarasının eşi benzeri olmuyor. Tek kelimeyle büyüleyici bir doku, nefes kesici bir manzara ve tuvaletlerindeki egzantrik stil ve yine muhteşem manzarasıyla dünyada eşi benzeri az mekanlardan biri olma niteliğinde. Harika İstanbul şehrinin, harika bir mekanı işte!
Dolayısıyla bol üzüm sulu, peynirli, keyifli sohbetli harika bir gecenin ardından evime doğru yollandım.Erken uyuyayım ve dinlenmiş bir şekilde yeni haftayı kucaklayayım diye. Nitekim öyle de başladım. Harika bir haftaya, tüm duygu yüklü anları doldurup, yine 'sıradaşı' deneyimlerle ve lezzetlerle başladım diyebilirim.
Bu hafta da, tüm aşk dolu, ışıltı yüklü, tutku pırıltılı, huzur tınılı, sevinç kokulu milongalarda ve tatlı sohbetlerle dolu tüm eşsiz gecelerde ve gündüzlerde görüşmek dileğiyle dostlarım. Bu harika haftanın, tüm eşsiz pırıltıları, olağanüstü tınıları olalım, olmaz mı...:-)
26 Mart 2014 Çarşamba
17 Mart 2014 Pazartesi
Bambaşka duygu ve düşüncelerle dopdolu bir haftaya başladık bu kez...
Festival haftasını büyük bir keyifle, yoğun müzik ziyafetiyle, danslarla, sohbetlerle ve yemeklerle atlattıktan sonra, yorgunluktan düşecek halde olmama rağmen yine de Armada'da aldım soluğu...
Neden mi...Festivale gelemeyen dostlarımla görüşmek ve festival ardı sendromunu atlatmada ön hazırlık için kuşkusuz. Ölmek var, dönmek yok; tangoyla yaşamak ve büyümek var! :-)
Armada yine her zamanki gibi kalitesiyle, hoş ambiyansıyla karşıladı bizi. Festivale gelen yabancı bir kitlenin de olduğu gecede, yine muhteşem dans deneyimleriyle canlandım. Harika tandalar, harika uçuşları getirdi pek klasik ve haftaya şahane başladım.Bir anlamda da ruhsal, zihinsel, kalpsel ve evet bedensel de bir dinlenme yaşadım.
Salı Günü, Gezi olaylarında patlak veren protesto gösterilerinde, polisin fırtlattığı gaz fişeğiyle Haziran'dan beri komada olan gencecik Berkin'in vefatı ile sarsırdı Türkiyemiz. Herkes o kadar üzgündü ki, müşterilerimden çoğu ağlamaklıydı. Elbette akabinde, Berkin'i anma ve polis şiddetini kınama, hak adaleti savunma protestoları başladı. Yine korkunç bir gazlama ve tazyikli sularla dolu bir süreç başladı. Bu ertesi gün de devam etti ve hepimizin moraller sıfırlandı diyebilirim. Telefonda konuştuğum çoğu arkadaşım, Türkiye'nin geleceği için ciddi endişeler taşıyordu. Hepimiz taşıyoruz ama umutlu olmak enerjimizi daima yükseltecek bir katkı sağlar ve yapılacak şey bu şu anda. Her şey, en güzel, en hakka, hukuka, saygı ve sevgiye dayalı günlere götürsün bizi dileğim.
Dolayısıyla Perşembe Günü de, gerek havanın etkisi, gerek yurt meseleleri nedeniyle milongayı es geçip, evde dinlenmeyi tercih ettim.
Cuma Günü Tangoz milongasında çok keyifli bir atmosfer hissettik diyebilirim. Hakkı'yla da ertesi günkü 'Gecenin dansı' için çalışma imkanı bulduk. Bu milonga gerçekten bu anlamda bir cennet. İkimiz de o kadar mutlu olduk ki, hafta boyunca dans edemememize rağmen Cumartesi'ye çok hazırlanmış olduk..Hoş Hakkı'yla ilk dansımızdan beri, o kadar rahat bir iletişim şeklimiz ve dansta uyum potansiyelimiz var ki, bu tangoda birlikte hareket etmek için gerçekten büyük şans. Çok şanslı olduğumuzu düşünüyorum!
Cumartesi Günü geldiğinde, en yüksek irtifalara ulaşacağımız ve en dipteki derinliklerimize dalacağımız martılar haline gelmek adına tam da ismine yakışan 'Martı Elegante' milongasına katıldık. Elbette öncesinde Hakkı, Fümerel, Aysun ve bir kaç arkadaşımızla birlikte Zencefil'de-benim yemek ve sohbet cennetim orası- yemek, şarap ve bira ziyafeti çektik. Müthişti atmosfer yine! Ee biz sosyal dansçılar için yiyip, içip dans etmektir aslolan. Bunu da kuşkusuz pek bir afiyetle yaptık yine; sonra da Martı Otel'e geçtik.
Yine Erdem, Müge ve Bilgen'in sıcacık karşılamaları, bizi milongaya girer girmez kucakladı. Hakkı, burada 'duygusal bir konfor hissediyorum' diye harika bir ifade kullandı ki, gerçekten duygusal konfor en ihtiyaç duyduğumuz şeylerden biri hayatta. Rahatlık, sıcaklık, saygı, sevgi ve huzur sunuyor insana, bu da lezzet ve zarif bir doku hücrelerimizde...:-)
Gece yine muhteşem geçti diyebilirim. Ankara'dan sık sık İstanbul'a gelen değerli Dj arkadaşımız Murat Mengi, harika tandalarıyla pistteki enerjiyi gece boyunca zirvede tuttu. Gelen arkadaşlarımızdan Özden, Elmira, Cem,Yeşim, Sergülen Abla, Ertuğrul, Anette, Cem Abi, Ceren, Ahmet, Doğa, Can, Aziz Abi, Şerife, Hüseyin, İzzet , Cenap, Ralph, İsabel ve bir çok dostumuzla çok coşkulu sohbetler ve danssal hazlar tattık, yaşadıkdoyasıya. Gecenin ortasında da Hakkı'yla gecenin dansına uzandık. En son parçamız, Melody Gardot'tan 'If I tell you I love you' parçasıydı ve o dans anımız, şu ana kadarki tango yaşamımdaki, en eşsiz ve özel anlardan biriydi. Gerçekten tam uçuş neyse, o da buydu benim için ve bu deneyimi, en az benim kadar Melody Gardot hayranı Hakkı'yla paylaşmak da olağanüstüydü. Gerçekten mutluluk demek, bu eşsiz duyguları ve uçuşları birlikte tatmaki deneyimlemek ve bunun içinde bütünlükle yol almak demek bana göre, ondan eminim...
Gece bol şarapla devam ettikten sonra, Harbiye'ye kadar yürüyerek ulaştığımız, enfes çorbası ama çayı olmayan Nizam'da sonlandı. Aç olmayıp da, bir buçuk porsiyon ezogelin çorbasını yuvarlayan da bir ben varımdır. Bari tokum deme, değil mi..:-)
Evrim de, göbeğimi tez eritmem konusunda ısrar ediyor. Hazırlayacağı giysiler olmayacakmış...:-)
Hakikaten şart, yine de 'Yiyip, içip dans ediyoruz' çok sevdiğim bir konsept ve umarım sağlığım izin verdiği oranda da bolca yapabilirim. Yaşam ve milonga gurmeliği prensibindeyim zira...
Pazar Günü ise nakavt bir halde akşama yaklaşan bir brunch, bol ev dinlencesi, gazete Ortaköy sefası, latte ve ufacık bir yürüyüş ritüelimin ardından, salonumdaki tüm koltuklara ve komik Tv programlarına gömüldüm. Haftaya güzel bir dinlenmenin getirdiği enerjiyle de başladım yine. Güneş parlıyor, deniz ışıldıyor, yaşam gülümsüyor. Hepimize çok mutlu olacağımız anlarla dopdolu bir hafta dilerim. Bolca da milongaya gidip ruhumuzu arındıralım, olmaz mı...
Festival haftasını büyük bir keyifle, yoğun müzik ziyafetiyle, danslarla, sohbetlerle ve yemeklerle atlattıktan sonra, yorgunluktan düşecek halde olmama rağmen yine de Armada'da aldım soluğu...
Neden mi...Festivale gelemeyen dostlarımla görüşmek ve festival ardı sendromunu atlatmada ön hazırlık için kuşkusuz. Ölmek var, dönmek yok; tangoyla yaşamak ve büyümek var! :-)
Armada yine her zamanki gibi kalitesiyle, hoş ambiyansıyla karşıladı bizi. Festivale gelen yabancı bir kitlenin de olduğu gecede, yine muhteşem dans deneyimleriyle canlandım. Harika tandalar, harika uçuşları getirdi pek klasik ve haftaya şahane başladım.Bir anlamda da ruhsal, zihinsel, kalpsel ve evet bedensel de bir dinlenme yaşadım.
Salı Günü, Gezi olaylarında patlak veren protesto gösterilerinde, polisin fırtlattığı gaz fişeğiyle Haziran'dan beri komada olan gencecik Berkin'in vefatı ile sarsırdı Türkiyemiz. Herkes o kadar üzgündü ki, müşterilerimden çoğu ağlamaklıydı. Elbette akabinde, Berkin'i anma ve polis şiddetini kınama, hak adaleti savunma protestoları başladı. Yine korkunç bir gazlama ve tazyikli sularla dolu bir süreç başladı. Bu ertesi gün de devam etti ve hepimizin moraller sıfırlandı diyebilirim. Telefonda konuştuğum çoğu arkadaşım, Türkiye'nin geleceği için ciddi endişeler taşıyordu. Hepimiz taşıyoruz ama umutlu olmak enerjimizi daima yükseltecek bir katkı sağlar ve yapılacak şey bu şu anda. Her şey, en güzel, en hakka, hukuka, saygı ve sevgiye dayalı günlere götürsün bizi dileğim.
Dolayısıyla Perşembe Günü de, gerek havanın etkisi, gerek yurt meseleleri nedeniyle milongayı es geçip, evde dinlenmeyi tercih ettim.
Cuma Günü Tangoz milongasında çok keyifli bir atmosfer hissettik diyebilirim. Hakkı'yla da ertesi günkü 'Gecenin dansı' için çalışma imkanı bulduk. Bu milonga gerçekten bu anlamda bir cennet. İkimiz de o kadar mutlu olduk ki, hafta boyunca dans edemememize rağmen Cumartesi'ye çok hazırlanmış olduk..Hoş Hakkı'yla ilk dansımızdan beri, o kadar rahat bir iletişim şeklimiz ve dansta uyum potansiyelimiz var ki, bu tangoda birlikte hareket etmek için gerçekten büyük şans. Çok şanslı olduğumuzu düşünüyorum!
Cumartesi Günü geldiğinde, en yüksek irtifalara ulaşacağımız ve en dipteki derinliklerimize dalacağımız martılar haline gelmek adına tam da ismine yakışan 'Martı Elegante' milongasına katıldık. Elbette öncesinde Hakkı, Fümerel, Aysun ve bir kaç arkadaşımızla birlikte Zencefil'de-benim yemek ve sohbet cennetim orası- yemek, şarap ve bira ziyafeti çektik. Müthişti atmosfer yine! Ee biz sosyal dansçılar için yiyip, içip dans etmektir aslolan. Bunu da kuşkusuz pek bir afiyetle yaptık yine; sonra da Martı Otel'e geçtik.
Yine Erdem, Müge ve Bilgen'in sıcacık karşılamaları, bizi milongaya girer girmez kucakladı. Hakkı, burada 'duygusal bir konfor hissediyorum' diye harika bir ifade kullandı ki, gerçekten duygusal konfor en ihtiyaç duyduğumuz şeylerden biri hayatta. Rahatlık, sıcaklık, saygı, sevgi ve huzur sunuyor insana, bu da lezzet ve zarif bir doku hücrelerimizde...:-)
Gece yine muhteşem geçti diyebilirim. Ankara'dan sık sık İstanbul'a gelen değerli Dj arkadaşımız Murat Mengi, harika tandalarıyla pistteki enerjiyi gece boyunca zirvede tuttu. Gelen arkadaşlarımızdan Özden, Elmira, Cem,Yeşim, Sergülen Abla, Ertuğrul, Anette, Cem Abi, Ceren, Ahmet, Doğa, Can, Aziz Abi, Şerife, Hüseyin, İzzet , Cenap, Ralph, İsabel ve bir çok dostumuzla çok coşkulu sohbetler ve danssal hazlar tattık, yaşadıkdoyasıya. Gecenin ortasında da Hakkı'yla gecenin dansına uzandık. En son parçamız, Melody Gardot'tan 'If I tell you I love you' parçasıydı ve o dans anımız, şu ana kadarki tango yaşamımdaki, en eşsiz ve özel anlardan biriydi. Gerçekten tam uçuş neyse, o da buydu benim için ve bu deneyimi, en az benim kadar Melody Gardot hayranı Hakkı'yla paylaşmak da olağanüstüydü. Gerçekten mutluluk demek, bu eşsiz duyguları ve uçuşları birlikte tatmaki deneyimlemek ve bunun içinde bütünlükle yol almak demek bana göre, ondan eminim...
Gece bol şarapla devam ettikten sonra, Harbiye'ye kadar yürüyerek ulaştığımız, enfes çorbası ama çayı olmayan Nizam'da sonlandı. Aç olmayıp da, bir buçuk porsiyon ezogelin çorbasını yuvarlayan da bir ben varımdır. Bari tokum deme, değil mi..:-)
Evrim de, göbeğimi tez eritmem konusunda ısrar ediyor. Hazırlayacağı giysiler olmayacakmış...:-)
Hakikaten şart, yine de 'Yiyip, içip dans ediyoruz' çok sevdiğim bir konsept ve umarım sağlığım izin verdiği oranda da bolca yapabilirim. Yaşam ve milonga gurmeliği prensibindeyim zira...
Pazar Günü ise nakavt bir halde akşama yaklaşan bir brunch, bol ev dinlencesi, gazete Ortaköy sefası, latte ve ufacık bir yürüyüş ritüelimin ardından, salonumdaki tüm koltuklara ve komik Tv programlarına gömüldüm. Haftaya güzel bir dinlenmenin getirdiği enerjiyle de başladım yine. Güneş parlıyor, deniz ışıldıyor, yaşam gülümsüyor. Hepimize çok mutlu olacağımız anlarla dopdolu bir hafta dilerim. Bolca da milongaya gidip ruhumuzu arındıralım, olmaz mı...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Doğayla buluşmayı çok severim. Yavaş adımlarda ağaçların arasından çiçeklenen toprağa, kuşların cıvıl cıvıl konuşmalarına, arıların güneşle...
-
Tango yapmak ne kadar güzelse tangoya geri dönmek de bir o kadar güzel. Bambaşka enerjilerle duyduğun notaları adımlara dönüştürüyor, sarıld...
-
Herkes kabı kadar su taşır, kalbinin genişliği kadar sever. Hem kalbini mümkün olduğu kadar sevgiye açıp, genişletirken, hem de kabını yaşa...