Yılbaşı öncesi heyecanla dolup taştığımız hislerle, yine bir haftalık milonga seyrindeyiz....
Yılbaşı enerjisi psikolojik anlamda beni öyle motive eder ki, hiperaktif bir yapıda olurum genelde. Bu kez de yine o yoğun enerjiye büründüm, 1 Euro 3 TL'ye çıkınca güzel bir satışımızı kaçırmış olsak da demoralize olmadım ve milonga seyrime devam ettim. Peki az da olsa oldum, itiraf edeyim ama yılmadım, yola devam ettim. Ne de olsa bu ülkede yaşayanlar olarak, her an yeni bir krize hazırlıklıyız. Dolayısıyla, 'Crises Management Skills' konusunda yurdumun insanıyla kimse yarışamaz, o kesin!
Hafta başı da, Armada'ya doğru uzandım yine pek klasik. Her zamanki gibi, çok keyifli, nezih ve kaliteli bir atmosfer vardı. Yine süper milonguerolarla danslar, Evrim'le kakari kakaralar, Aziz Abi'nin ekstra içecek fişleriye gelen şarapla yıkanma serüveni ve elbette leziz meyve ritüeli oranın gündemini oluşturdu. Aykut da, çaldığı hoş tandalarla geceye leziz bir enerji kattı ve Armada'da her zaman güzel danslara uzandığımız Hakkı'yla, Ferhat'la, Zafer Abi'yle, tarafından verilen 'The king of the waltz tandas' lakaplı Aziz Başkan'la tangosal uçuşlara da bir yenisini eklemiş olduk. Süperdi! Milonga bitiminde de bize soförlüğüyle hizmetini eksik bırakmayan Ogün kardeşim, Anette ve bir diğer milonguera arkadaşımızla da harika bir sohbet tadı yakalamamıza olanak sağladı. Şükür! :-)
Salı Günü, La Cumparsita milongasına koşarak gittim yine ve bu kez de gerçekten olağanüstüydü gece. Zaten hep süper bir milonga deneyimiyle ayrılırım oradan ve bu kez, farklı bir dansçı kitlesi de gelmişti, hoş bir renk olarak. Celil'le, İnanç'la, Giuseppe'yle Tevfik'le, Salim'le harika danslara uzandım gece boyunca. Bu arada Tevfik'in çocukluk halini bilirim. Beni Mühendishane'de döndürerek dans ettirme hallerini de...Ne güzel günlerdi ve ne de komiktik o zamanlar.Sanırım hala da komiğiz çünkü dans ederek geçip gidiyor günlerimiz...
Milonga süresince Aslı'yla da keyifli sohbetlere uzanıp, an be an üzüm sularınının ve keyifli dansların tadını çıkarttık. Daha çok üzüm konusunda ben ihtisas yaptım tabii..:-)
Burcu yine, harika çaldı diyebilirim. Hiç oturamadım, harika tandalarla gece boyunca dans ettim. milonga bitiminde de yine Ortaköy semalarına uzandım, yepyeni bir güne uyanma hayaliyle geceyi tamamladım.
Çarşamba Günü, yolculuk Kız Kuleli milongaya aktı yine. Bu kez Dj Volkan'dı. Yine keyifli tandalara imza attı. Volkan'ın ilk kez Djlik yaptığı günü bilirim. Caminito'da ne güzel de çalmıştı. Yine bu tadı taşıdı; cortinalarına laf atsam da bir dahaki sefere Jazz çalacağına söz verdi. Talep guruluğu varsa, evet o da benim..:-)
Keyifle dans ettiğim milonguerolar arasında Ahmet, Tümay, Volkan bulunurken, ve bir de şahane milonguera leaderlardan connection gurusu lakaplı Cerenimiz vardı. Koparak, coşarak dans ettik yine..
Gece bitiminde ise Tümay'ın doğumgünü olduğu için, 5 dakikada organize olup milongayı uzattık.
Çiğdem sağolsun, fazla mesai yapıp bize ayırdı vaktini, enerjisini. Olmasa ne yapardık; bu kadının camiada eşi benzeri yok o kesin. Sağolsun varolsun! :-)
Gece ilerledikçe danslar da hızlandı, sabahlara kadar sohbetler de cabası. Hatta Çiğdem, Aslı, ben doğumgünü dansı bile yaptık Tümay'a...Hakkımız ödenmez bizim de değil mi...
Bir de, hediye olarak herkese hediye ettiğim kırmızı kalp çikolatalarımdan Tümay'a da verdim ki, ruhu hep aşkla dolsun diye. Zaten o çikolatadan kime verdiysem, aşık oldu akabinde...:-)
Bu arada tango camiamızda Duran Adam eylemleriyle yepyeni bir akım yaratan arkadaşımız Erdem de vardı. Gezi olaylarında görmüştüm ilk kez kendisini. Arkadaş olup, dans edeceğim hiç aklıma gelmezdi. Aslı sağolsun, böyle güzel arkadaşları var. Aktivist ama mantıklı aktivistlerden inciler...
Muhteşem geçen bir kutlamanın ardından, sabah saatlerinde eve ulaştım. Eh bu ara eurolar, dolarlar, faizler sağolsun işler de çok hareketli olmadığından varsın biraz da geç kalkalım diye düşündüm ve düşüncem eylemimle örtüştü yine... İyi ki de yaşadık, gördük, hissettik anların eşşiz tınısını, tadını, dokusunu!
Perşembe Günü yine Point de aldım soluğu. Zaten en favori milongalarımdan biri. Servisteki arkadaşlarla da kanki oldum yıllardır, her tür talebime sükunetle yaklaşıyorlar...Taleplerimi hiç söylemeyeyim, düşüp bayılırsınız...
Masamız da renkliydi yine Ertuğrul ve eşi-muhteşen rock n roll yaparlar bu arada-, uzun süredir görüşemediğim Canan ve Aylin'le Tuncay da renk kattılar. Eda da sıcacık enerjisiyle yine kalbimi ısıttı. Güzel danslar da peşpeşe geldi tabii. Yorgunluk çökünce de Halil'in çaldığı güzel tandalar içimde yankılanırken, rüyalarıma koştum yine. Rüyasız yaşam olmaz! ' I'm a dreamer' :-)
Cuma Günü, Tangolic milongasındaki yılbaşı etkinliğine katılacaktım yalnız o gün hükümetteki yolsuzlukları protesto için yurdumun insanı Taksim'e akacaktı. Olumsuz bir olay olacağı belliydi ve nitekim de bol biber gazları, plastik mermiler ve tazyikli sular şehrimin insanına püskürtüldü. Bilindiği üzere yurdumda protestolar pek hoş karşılanmıyor...Dolayısıyla Taksim savaş alanına döndü, zaten o tarafa geçtiğimde yoğun biber gazı genzimi yaktı ve yönümü Dalyan'a çevirerek uzun zamandır gitmediğim Dalyan milongasında aldım soluğu. Dj koltuğunda ise, çok sevdiğimiz ve Ankaralı zarif milonguerolardan olan dostumuz Murat Mengi'ydi. Çaldığı keyifli tandalarla hem kendisiyle, hem genç yeteneklerden Onur'la, 'Sıcak İtalyan kanı' lakaplı Giuseppe'yle, yılların dansçısı Mustafa Abi'yle de harika danslara uzanırken, Evrimle de güldük eğlendik ve bu güzel anlarımızı yine fotoğrafladık ve facebookumuzda paylaştık.:-)
Dalyan'ın kalitesini ve ambiyansını da özlemişim. Sağolsun Aydoğan Abi de, hoş bir şekilde bizlere hoşgeldin diyerek ortama ısınmamızı sağladı. İnsan sıcak bir karşılama görünce, hiçbir yerde yabancı hissetmiyor. Dünüşte ise Gius beni dolmuş durağına kadar bırakırken Evrimle, Ömer de benimle dolmuşun dolması için uzun süre beklediler. Bir türlü gönderemedim onları. Tanguera(o) dostlarımız ne de özel ve fedakarlar camiamızda. Bu büyük şans!
Dolmuş dolunca, İstanbulumuzun incisi görünümündeki köprüsünde ilerlerken, Anadolu'yu Avrupa'ya
bağlayan o eşsiz manzarasının seyre daldım ve içsel bir mutluluk ve haz
hissine de ulaştım yine!
Cumartesi Günü, Ali Alper'in doğumgünü
vesilesiyle önce Galata milongasına uzandım. Birbirinden iyi 4 Dj in
seçkileriyle dans etmek de motive etmişti beni. Volkan, Mihran, Sabri ve
Doğaç. Nitekim harika bir gece oldu. Milongaya oldukça erken vardım ve o saatte bile
izdiham vardı, dumur oldum. Tüm milongueralar hocalarını ziyarete gelmişti o gece anlaşıla
ve elbette iyi dans eden milonguerolar da vardı...Dolayısıyla değişik
coğrafyalardan gelen milonguerolarla da keyifli danslara uzandım o gece.
Yunanlı bir arkadaş da bana Kanada'da yakın arkadaşım olan yine Yunanlı
Christina'yı hatırlattı niyeyse. Yorgos'u Türk zannetmiştim, fiziksel görünümü ve dansından dolayı önce.Çok keyifle de dans ettik zaten.
Bu
benzerlikler hep ilgimi çekmiştir Yunanlı dostlarla. Christina'yla da o
kadar benzerdi ki zevklerimiz, inanılmazdı! Sadece o koyu bir Katolik'ti, ben ise
ne olduğu belirsiz bir ışık meraklısı. Hepsi bu! :-)
Güzel bir
doğumgünü kutlaması ve pastaların dansının ardından, ilerleyen saatlerde
Evrim'i ve Giuseppe'yi fişekledim ve 333 semalarına uzandık. Harika bir enerji vardı
yine. Ramo Go Go nuın son tandalarına da yetiştik. Yine kapıda Eşrefle
karşılaşırken bu kez sürpriz bir isim de vardı milongada. Özgür de
gelmişti ve harika görünüyordu. Çok sevindim öyle güzel bir pırıltıda milongada bulunmasına. Punchlarımı
ve şaraplarımı alıp hemen muhteşem danslara uzandım ve tahmin ettiğiniz gibi yine
ısrarlarımla milongayı uzattık...Murat ve Eşref de bıktılar ya tüm taleplerimden yine de kırmadılar beni ve diğer arkadaşları. Evlerine doğru
yol alırken patronlar ikilisi, Çiğdem, Ceren, Ahmet, Erdem, Tümay, Alp, Zerrin ve Dorukla
yılbaşı milongamıza devam ettik. Elbette yine muhteşemdi. Eve sabah
saatlerinde vardım yine. Bol dans, bol sohbet, şarap ve en sonunda çay seremonisi de dahil!
Pazar Günü, klasik Ponte günümüz
olduğu için Ayşe Hm'dan masamızı rezerve etmesini rica etmiştim. Sağolsun masamızı da ayırdı kendisi. Muhteşem pozitifliğiyle kalbimizi ısıtan çok zarif bir hanımefendidir
Ayşe Hm. Çok severiz bu incecik, zarif ve sıcacık kişiliğini...
Milongada Sergülen Ablayla güzel
sohbetlere uzanırken, harika milonguerolarla da keyifle dans ettim
yine. Oranın müdavimlerinden Yalçın'la, arada bir bu milongada da karşılaştığımız Hakkıyla, Kenan
Abi'yle, Aziz Başkan'la, Ufuk'la keyifli danslara uzandık yine. Sonradan
aramıza Yeşim, Mira ve Ali de katıldı ve masamızın sinerjisi katladı
elbette. Peynirler de havaya uçuştu...:-)
Ufak bir yılbaşı çekilişi de yapıldı. Bana bir şey
çıkmadı ama çıkışta o kadar harika bir sürprizle karşılaştım kisağolsun
Ayşe Hm bana kırmızıyı sevdiğim için kırmızı bir şapka hediye etti ve
milonga gecelerinde takabilirsiniz dedi bana. Günün en güzel
sürpriziydi benim için ve içimde güzel bir gülümsemeyle Ortaköy
semalarıma uzandım.
Bu arada milongada kanseri yenen bir kişiyle sohbet etme imkanı buldum.Tüm
vücudunu kanser sardığı halde, bu hastalığı yenmiş kendisi.
Doktorlar ömrünün iki ay kaldığını söylemiş o zamanlar.
Hastalığı nasıl yendiğini sorduğumda, ' beyin gücüyle' olduğunu söyledi.
Yataktan kalkamayacak bir haldeyken, nasıl o yataktan kalktığını
anlattı ve dedi ki 'Hep sağlık adına yaptığımız şeyler boşuna. Ne sizi
mutlu ediyorsa onu yapın; dilediğiniz
şeyleri yiyin ve istediğiniz ortamlarda bulunun' yani benim anlayışımla,
tad alarak yaşayın bu yaşamı dedi. Yüzde yüz katılıyorum! Dansa
da gelmiş, dans edemediği halde ama izlemiş; sosyalleşmis ve
hastalığını yenmiş. Şu an da aramızda dans ediyor, gülüyor, eğleniyor
ne güzel!
Hayat bu kadar büyüleyici ve insan beyni, kalbi, enerjisi
bu kadar güzel işte ve bu sohbetimi ve içimde yarattığı güzel hisleri sizlerle paylaşmadan da edemedim....
Muhteşem bir haftayı da böyle muhteşem milonga deneyimleriyle ve tadıyla tamamladım işte ve
yepyeni bir yıla da yepyeni heyecanlarla, güzel umutlarla ve aşk
pırıltılarıyla giriyorum sanırım...
Hepimize harika bir yıl ve muhteşem bir hafta diliyorum. Hazdan bin köşe, yaşam serüvenlerimize devam edelim dostlarım...Esenliklerle kalalım; coşkuyla her anımızı, kutlama havasında yaşayalım diliyorum! :-)
30 Aralık 2013 Pazartesi
22 Aralık 2013 Pazar
Yine tangoyla dolduk taştık bu hafta da...
Huzurlarınızda Armada, La Cumparsita, doğumgünülü 333, Point, Tangolic ve şovlu 333 milongaları...:-)
Geçtiğimiz hafta boyunca da, zaten tüm milongalara katılmayı görev edinip, bir hayli yorulmuştum aslında. Ama yine durmadık, yola devam ettik!
Haftanın ilk gününü, sakin bir ev, ofis ve Ortaköy üçlemesi ve keyifli seyrinin ardından Dvdlerimle bütünleşip, salondaki tüm koltuklara gömülmeyi ve şahane bir ev pikniğine ayırmayı planlamıştım. Zaten hava da faciaydı. Ama ofisten çıktığım bana yine bir şey oldu; kendimi Taksim'e yolldığım yetmedi, Galata semalarındaki güzel bir turun ardından, oradan kısa kestirme Karaköy sahiline inip, taksiye atlayarak Ahırkapı semalarına ulaştım. Armada'nın o güzel yıllarımızı verdiğimiz salonuna ulaştığımda ise Aziz Abi, Nevra ve bir çok arkadaşım beni gördüğüne cidden şaşırdı diyebilirim. 'Aa nasıl yani, sen evde değil miydin? Hani dvd seremonisi?' dediler pek malalı bir ifadeyle. Ben de mahcup, burada güzel tanguero(a)ları izlemekten ve güzel dans edip interaktif bir film deneyiminin tam içine dalmaktan daha hoş bir sinema keyfi düşünemedim dedim. Güldüler elbette. Arada komiklik damarım da beliririr işte..:-)
Yine her zamanki gibi, milongaya gelmediğime hiç pişman olmadım ve harika danslara, sohbetlere uzandım. Hakkı'yla dansımız ise beni gerçekten 'connection' ın büyüsüne o kadar bağladı ki, tam bir kopuş yaşadım. Sanırım bu durum, onda da benzerdi. Eh kopuşları paylaşmaktır aslolan! :-)
Gelen kitle arasında, yine kaliteli dansçılar vardı ve keyifli yazı, paylaşımlarıyla da facebook camiamıza ışık saçan Anette de vardı. Sonunda yüzyüze tanışabildik ve bir sonraki derin sohbetlere uzanma sözünü, birbirimiz için aldık. Hoş sohbetler olmadan, dans etmişsin, etmemişsin neye yarar...
Yine oranın demir başları arasında Aziz Başkan, Zafer Abi, her fb durum güncellememe yorumlarıyla limon sıkan Ogün kardeşim ve bir çok değerli milonguero da vardı ve Puglieseler, D'arinezo'lar Di Sarli'ler, Canaro'lar, Tipica Victor' lar tını tını, ışıltı ışıltı aktı dansımıza, gönlümüze, ruhumuza bedenimize ve muhteşem bir hissiyatla, bir de o 'milonga tatmini' dediğim hazla da evlerimize ayrıldık sonrasında. Bir muhteşem milonga deneyimini, seyrini, meyve tabağı ve şaraplarıyla olan leziz dansımızı da yine Armada'da yaşadık, tattık, duyumsadık.
Eve vardığımda, yogunluktan anında tüm o rüyalar alemine dalmış olmalıyım ki, ertesi gün oldu bir anda.. Tüm hicrelerm güzel bir dinlenme deneyimini yaşadılar eminim...:)
Salı Günü, Cape town'dan arkadaşlarım olan Albe ve Reza'yı tangoyla zehirleme fikri tüm bedenimi canlandırmıştı. Albe döndüğü için ülkesine, erkek tarafını önce büyüleyip, tangoyla buluşturma hedefime adım adım ulaştım. İlk ayağı, bayıldığı Sensus'ta, hazdan dört köşe olduğu shirazlarla yıkanıp, tüm peynirleri götürme girişimimiz oldu. Biraz girişimcilik ruhu şart bu hayatta. Olmazsa olur mu...Kahve falı ritüelini onda bile uyguladıktan ve yeni yetenekleri ortaya çıkartma eğlencemden sonra, gecenin diğer soluğunu La Cumparsita milongasında aldık. Yine sıcak bir atmosferle, Mihran'ın güzel Djliği ve kaliteli dansçılarla dolu ortam içimizi ısıttı. Reza sanırım tangoya aşık oldu bu kez. Ohh be!! Oranın harika dansçıları ve Giusepple de pek eğlenceli dansımızın, klasik Japın turist geleneğimiz olarak bol fotoğraf çekimimin ve keyifli sohbetlerin ardından eve koştuk yine taksiyle...Bu koşularımızda iyice hızlanmaya başladık son günlerde. Koş koş rota ev. Artık Arjantin'e koşalım, ya da Şili'ye azcık ya...Neyse o günlerimiz de yakın. 2014 bize uğurlarıyla gelsin; şu balyoz en yüzsüzlere ve dolandırıcılara taş taş insin inş! Oh rahatladım...:)
Çarşamba günü yepyeni bir Dj in tandalarıyla uçmak ve elbette çok sevdiğimiz dostumuz Canan'ın doğumgünü partisinde, onu şımartma girişiminde olmak istemiştik. Bu arada DJ Mr Aboov lakaplı, hiçbir Otra, 333 milongalarını kaçırmayan, her Tangolic milongasının ardından atomunu yiyip, bir de durum güncellemeleriyle bunu utanmaksızın ilan eden; her milongada olması tercih edilen türden olan çünkü sürekli dans eden, yorulmayan milonguero arkadaşımız Alp Maçkan'dı.
Gece harika başladı ve harika bitti diyebilirim. Harika tandalar peşpeşe geldi, punchlar su gibi aktı; müthiş danslar ardı ardına ruhumuzu besledi ve güzel doğumgünü kutlamasının, bol kahkahaların ardından tüm yolluk parçalar da tüketilip-hatta Tümay'la hala parça da parça diye tutturuyorduk-, mutheşem bir milonga deneyimi daha noktalandı. Hatta gece sonunda Murat, Seda ve tüm çorbacıların ısrarına dayanamayıp soluğu Kızılkayalar'da aldık. Sonu yok bu işin!
Harika bir tat içimde yine Taksim'in renkli sokaklarından, Ortaköy'ümün derin ve dingin sularına ulaşıp, tüm renkler içimde, bir sonraki güne uyanma saatlerine uzandım.
Perşembe Günü, Point milongası için kolları sıvamıştık. Bu kez oldukça geç başladı milonga ve sanrıım buna bir tek ben sevindim. Zaten hep geç kalıyorum milongalara; yemek yiyeceğiz, ya da şaraplayacağız diye... Güralp tabii durumdan pek haz etmemişti eminim, bu kadar gecikme tüm sinir hücrelerindeki ritmi arttırmıştı; hissettim. Elbette Serçin'in de.. Zira bir kaç kez, terasta donar halde sigara içerken gördüm onu. Görüntülese miydim acaba...Bir milonga paparaziliği eksik...Aman o da eksik kalsın! Her yere yetişmemem ki...
Neyse güzel ortam, az güzel şarap ve hoş kaliteli bir kitle ve ambiyansın ardından bu kez Kara'yla -İskoçyalı bir arkadaşmış orada tanıştık- güzel sohbetim ve hatta lead girişimim bile oldu. Yalnız bu kez durum biraz farklı oldu. Zira Kara, sadece yakın dans ediyormuş. Ben de mecbur kalıp yakın lead ettim, az biraz. Yoksa hayatta edemezdim..:) Gerçi hoş, o sonradan pek tatmin olmadı leadimden olsa gerek, kendisi beni lead etmeyi tercih etti ve çok daha iyi oldu. Rahatladım! Yalnız bir fark, bu yakın lead'de, karşındaki kişinin ful enerjisini hissediyor insan ve entersandı! O yüzden tango yapacaksan, o yoğunluğunu yaşamak için, yakın dans şart bence. Hem leadde, hem followda. Zaten lead ve follow un farkı bir anlamda bana göre, adımsal öncelik farkı sanırım. İyi follow eden, iyi lead edebilir; iyi lead eden de, iyi follow edebilir. Yoksa çok da iyi değillerdir aslında kimbilir. Bu da hoş bir tartışma konusu olsun bakalım..:)
Neyse, gece de güzelce ilerleyip, bir hayli de geç bittikten ve herkes uykusuz kaldıktan sonra-ben hariç- yine aktık tüm akışın oderin sesine ve sessizliğine, dinginliğine....
Cuma Günü olunca, bir haftasonu kıpuırtısı ister istemez geldi içime. Hava da daha iyileşmişti allahtan, bu da hoş oldu. Galata keyfimin ardından- yalnız oturduğum restauranttaki bir servis elemanına kıl oldum, çünkü evsiz bir adamı öyle fırçaladı ki; tüylerim ürperdi..:/ üzüldüm!-neyse milongaya ulaştım. Dj koltuğunda son dönemin çok başarılı genç kuşak djlerinden Doğaç vardı ve yine harika çaldı. Onu ilk çaldığında keşfetmişrtim. Cortinaları da ayrı güzeldi. Neyse harika danslar, keyifli gözlemler birbiri ardından geldi. Herkes Bursa'ya gitmemişti anlaşılan çünkü harika milonguerolarla harika danslar etme zevkine eriştim. Gökhan Abi, Sabri, Serhat, Doğaç ve daha bir çok süper milongueroyla süregelen tandasal uçuş maceram pek keyifle ilerledi. Oradakş yılbaşı partisine de katılmaya and içtim!
Cumartesi Günü ise Sercan'la Zeynep'in şovlarını izleyip ve iyi bir Dj in müzik seçkisine kanalize olabilmek için yine Kız Kuleli milongama ulaştım. Bu kez geç gitmek yerine, bir hayli erken gidip, iki yıldır şarap içme planı yapıp bir türlü icraata dönüştüremediğimiz şarap muhabbetimizi Çiğdem' e özel, milongaya getirdim. Kötü kokan ama tadı muhteşem olan çöre otlu tulum peyniri de vardı. yanında elbette. Çiğdem, Eylül, Recep kokudan bayılmak üzerelerdi ama Metin' le biz götürdük valla peyniri. Ee o okyanus aşırı ülkenin shiraz cabernet s. kupajıyla pek hoş gitti çünkü. Dj Sabri'ye de harika tandalar çalsın diye bir sus payı verdik tabii. O da müthiş çaldı sağolsun.. Yalnız biraz geç gelen Aslı ve Evrim'e yetmedi şarap. Artık bir İtalyan tınısı da onlara açarız tez..:-)
Gece yine harikaydı, çünkü harika danslar ettim. Yalçın, Eşref, Aykut, bir Japon arkadaş, İsviçre'den gelen bir milonguero enerjimi yükseltti ve yine bir lead girişimim oldu Evrimle. Çok da eğlendik aslında, yalnız salonun tam geçiş kısmında- bir pütür var orada-topuğum takıldı, az kalsın yere yapışıyordum. Tam skandal olurdu camiamızda amanın...Bir kızı, kırk yılda bir lead emişim..:)
Neyse biz eğlendik, güldük ve güzel dansçılarla koptuk yine. Keyifli akşamın ortasında da çok keyifle Sercan ve Zeynep çiftinin danslarını izledik ve gerçekten çok beğendiğimi söylemeliyim. Derinlik, uyum, müzikalite, adımsal akış ve duygu, tını şahaneydi. Bu arada Sercan bale adımları filan deniyor olmalı, ayaklarına bakmaktan az kalsın gösteriyi kaçırıyordum..:) Neyse Zeynep'le harika danslarını bizimle paylaştılar. Yetenek, azim ve çalışma güzel şeyler. Fark ve lezzet yaratan temel unsurlar sanırım. İzlemesi de hep hoş!
Gece bitince herkes yorgundu farkettim, dolayısıyla hızlıca yollara koyulduk ve bu yılın en uzun gecesini doyasıya, tadıyla, lezzetiyle yaşadık yine...Nice kopuşlar, tatlar, uçuşlar bizimle olsun dostlarım. Çok yakında görüşürüz...
Huzurlarınızda Armada, La Cumparsita, doğumgünülü 333, Point, Tangolic ve şovlu 333 milongaları...:-)
Geçtiğimiz hafta boyunca da, zaten tüm milongalara katılmayı görev edinip, bir hayli yorulmuştum aslında. Ama yine durmadık, yola devam ettik!
Haftanın ilk gününü, sakin bir ev, ofis ve Ortaköy üçlemesi ve keyifli seyrinin ardından Dvdlerimle bütünleşip, salondaki tüm koltuklara gömülmeyi ve şahane bir ev pikniğine ayırmayı planlamıştım. Zaten hava da faciaydı. Ama ofisten çıktığım bana yine bir şey oldu; kendimi Taksim'e yolldığım yetmedi, Galata semalarındaki güzel bir turun ardından, oradan kısa kestirme Karaköy sahiline inip, taksiye atlayarak Ahırkapı semalarına ulaştım. Armada'nın o güzel yıllarımızı verdiğimiz salonuna ulaştığımda ise Aziz Abi, Nevra ve bir çok arkadaşım beni gördüğüne cidden şaşırdı diyebilirim. 'Aa nasıl yani, sen evde değil miydin? Hani dvd seremonisi?' dediler pek malalı bir ifadeyle. Ben de mahcup, burada güzel tanguero(a)ları izlemekten ve güzel dans edip interaktif bir film deneyiminin tam içine dalmaktan daha hoş bir sinema keyfi düşünemedim dedim. Güldüler elbette. Arada komiklik damarım da beliririr işte..:-)
Yine her zamanki gibi, milongaya gelmediğime hiç pişman olmadım ve harika danslara, sohbetlere uzandım. Hakkı'yla dansımız ise beni gerçekten 'connection' ın büyüsüne o kadar bağladı ki, tam bir kopuş yaşadım. Sanırım bu durum, onda da benzerdi. Eh kopuşları paylaşmaktır aslolan! :-)
Gelen kitle arasında, yine kaliteli dansçılar vardı ve keyifli yazı, paylaşımlarıyla da facebook camiamıza ışık saçan Anette de vardı. Sonunda yüzyüze tanışabildik ve bir sonraki derin sohbetlere uzanma sözünü, birbirimiz için aldık. Hoş sohbetler olmadan, dans etmişsin, etmemişsin neye yarar...
Yine oranın demir başları arasında Aziz Başkan, Zafer Abi, her fb durum güncellememe yorumlarıyla limon sıkan Ogün kardeşim ve bir çok değerli milonguero da vardı ve Puglieseler, D'arinezo'lar Di Sarli'ler, Canaro'lar, Tipica Victor' lar tını tını, ışıltı ışıltı aktı dansımıza, gönlümüze, ruhumuza bedenimize ve muhteşem bir hissiyatla, bir de o 'milonga tatmini' dediğim hazla da evlerimize ayrıldık sonrasında. Bir muhteşem milonga deneyimini, seyrini, meyve tabağı ve şaraplarıyla olan leziz dansımızı da yine Armada'da yaşadık, tattık, duyumsadık.
Eve vardığımda, yogunluktan anında tüm o rüyalar alemine dalmış olmalıyım ki, ertesi gün oldu bir anda.. Tüm hicrelerm güzel bir dinlenme deneyimini yaşadılar eminim...:)
Salı Günü, Cape town'dan arkadaşlarım olan Albe ve Reza'yı tangoyla zehirleme fikri tüm bedenimi canlandırmıştı. Albe döndüğü için ülkesine, erkek tarafını önce büyüleyip, tangoyla buluşturma hedefime adım adım ulaştım. İlk ayağı, bayıldığı Sensus'ta, hazdan dört köşe olduğu shirazlarla yıkanıp, tüm peynirleri götürme girişimimiz oldu. Biraz girişimcilik ruhu şart bu hayatta. Olmazsa olur mu...Kahve falı ritüelini onda bile uyguladıktan ve yeni yetenekleri ortaya çıkartma eğlencemden sonra, gecenin diğer soluğunu La Cumparsita milongasında aldık. Yine sıcak bir atmosferle, Mihran'ın güzel Djliği ve kaliteli dansçılarla dolu ortam içimizi ısıttı. Reza sanırım tangoya aşık oldu bu kez. Ohh be!! Oranın harika dansçıları ve Giusepple de pek eğlenceli dansımızın, klasik Japın turist geleneğimiz olarak bol fotoğraf çekimimin ve keyifli sohbetlerin ardından eve koştuk yine taksiyle...Bu koşularımızda iyice hızlanmaya başladık son günlerde. Koş koş rota ev. Artık Arjantin'e koşalım, ya da Şili'ye azcık ya...Neyse o günlerimiz de yakın. 2014 bize uğurlarıyla gelsin; şu balyoz en yüzsüzlere ve dolandırıcılara taş taş insin inş! Oh rahatladım...:)
Çarşamba günü yepyeni bir Dj in tandalarıyla uçmak ve elbette çok sevdiğimiz dostumuz Canan'ın doğumgünü partisinde, onu şımartma girişiminde olmak istemiştik. Bu arada DJ Mr Aboov lakaplı, hiçbir Otra, 333 milongalarını kaçırmayan, her Tangolic milongasının ardından atomunu yiyip, bir de durum güncellemeleriyle bunu utanmaksızın ilan eden; her milongada olması tercih edilen türden olan çünkü sürekli dans eden, yorulmayan milonguero arkadaşımız Alp Maçkan'dı.
Gece harika başladı ve harika bitti diyebilirim. Harika tandalar peşpeşe geldi, punchlar su gibi aktı; müthiş danslar ardı ardına ruhumuzu besledi ve güzel doğumgünü kutlamasının, bol kahkahaların ardından tüm yolluk parçalar da tüketilip-hatta Tümay'la hala parça da parça diye tutturuyorduk-, mutheşem bir milonga deneyimi daha noktalandı. Hatta gece sonunda Murat, Seda ve tüm çorbacıların ısrarına dayanamayıp soluğu Kızılkayalar'da aldık. Sonu yok bu işin!
Harika bir tat içimde yine Taksim'in renkli sokaklarından, Ortaköy'ümün derin ve dingin sularına ulaşıp, tüm renkler içimde, bir sonraki güne uyanma saatlerine uzandım.
Perşembe Günü, Point milongası için kolları sıvamıştık. Bu kez oldukça geç başladı milonga ve sanrıım buna bir tek ben sevindim. Zaten hep geç kalıyorum milongalara; yemek yiyeceğiz, ya da şaraplayacağız diye... Güralp tabii durumdan pek haz etmemişti eminim, bu kadar gecikme tüm sinir hücrelerindeki ritmi arttırmıştı; hissettim. Elbette Serçin'in de.. Zira bir kaç kez, terasta donar halde sigara içerken gördüm onu. Görüntülese miydim acaba...Bir milonga paparaziliği eksik...Aman o da eksik kalsın! Her yere yetişmemem ki...
Neyse güzel ortam, az güzel şarap ve hoş kaliteli bir kitle ve ambiyansın ardından bu kez Kara'yla -İskoçyalı bir arkadaşmış orada tanıştık- güzel sohbetim ve hatta lead girişimim bile oldu. Yalnız bu kez durum biraz farklı oldu. Zira Kara, sadece yakın dans ediyormuş. Ben de mecbur kalıp yakın lead ettim, az biraz. Yoksa hayatta edemezdim..:) Gerçi hoş, o sonradan pek tatmin olmadı leadimden olsa gerek, kendisi beni lead etmeyi tercih etti ve çok daha iyi oldu. Rahatladım! Yalnız bir fark, bu yakın lead'de, karşındaki kişinin ful enerjisini hissediyor insan ve entersandı! O yüzden tango yapacaksan, o yoğunluğunu yaşamak için, yakın dans şart bence. Hem leadde, hem followda. Zaten lead ve follow un farkı bir anlamda bana göre, adımsal öncelik farkı sanırım. İyi follow eden, iyi lead edebilir; iyi lead eden de, iyi follow edebilir. Yoksa çok da iyi değillerdir aslında kimbilir. Bu da hoş bir tartışma konusu olsun bakalım..:)
Neyse, gece de güzelce ilerleyip, bir hayli de geç bittikten ve herkes uykusuz kaldıktan sonra-ben hariç- yine aktık tüm akışın oderin sesine ve sessizliğine, dinginliğine....
Cuma Günü olunca, bir haftasonu kıpuırtısı ister istemez geldi içime. Hava da daha iyileşmişti allahtan, bu da hoş oldu. Galata keyfimin ardından- yalnız oturduğum restauranttaki bir servis elemanına kıl oldum, çünkü evsiz bir adamı öyle fırçaladı ki; tüylerim ürperdi..:/ üzüldüm!-neyse milongaya ulaştım. Dj koltuğunda son dönemin çok başarılı genç kuşak djlerinden Doğaç vardı ve yine harika çaldı. Onu ilk çaldığında keşfetmişrtim. Cortinaları da ayrı güzeldi. Neyse harika danslar, keyifli gözlemler birbiri ardından geldi. Herkes Bursa'ya gitmemişti anlaşılan çünkü harika milonguerolarla harika danslar etme zevkine eriştim. Gökhan Abi, Sabri, Serhat, Doğaç ve daha bir çok süper milongueroyla süregelen tandasal uçuş maceram pek keyifle ilerledi. Oradakş yılbaşı partisine de katılmaya and içtim!
Cumartesi Günü ise Sercan'la Zeynep'in şovlarını izleyip ve iyi bir Dj in müzik seçkisine kanalize olabilmek için yine Kız Kuleli milongama ulaştım. Bu kez geç gitmek yerine, bir hayli erken gidip, iki yıldır şarap içme planı yapıp bir türlü icraata dönüştüremediğimiz şarap muhabbetimizi Çiğdem' e özel, milongaya getirdim. Kötü kokan ama tadı muhteşem olan çöre otlu tulum peyniri de vardı. yanında elbette. Çiğdem, Eylül, Recep kokudan bayılmak üzerelerdi ama Metin' le biz götürdük valla peyniri. Ee o okyanus aşırı ülkenin shiraz cabernet s. kupajıyla pek hoş gitti çünkü. Dj Sabri'ye de harika tandalar çalsın diye bir sus payı verdik tabii. O da müthiş çaldı sağolsun.. Yalnız biraz geç gelen Aslı ve Evrim'e yetmedi şarap. Artık bir İtalyan tınısı da onlara açarız tez..:-)
Gece yine harikaydı, çünkü harika danslar ettim. Yalçın, Eşref, Aykut, bir Japon arkadaş, İsviçre'den gelen bir milonguero enerjimi yükseltti ve yine bir lead girişimim oldu Evrimle. Çok da eğlendik aslında, yalnız salonun tam geçiş kısmında- bir pütür var orada-topuğum takıldı, az kalsın yere yapışıyordum. Tam skandal olurdu camiamızda amanın...Bir kızı, kırk yılda bir lead emişim..:)
Neyse biz eğlendik, güldük ve güzel dansçılarla koptuk yine. Keyifli akşamın ortasında da çok keyifle Sercan ve Zeynep çiftinin danslarını izledik ve gerçekten çok beğendiğimi söylemeliyim. Derinlik, uyum, müzikalite, adımsal akış ve duygu, tını şahaneydi. Bu arada Sercan bale adımları filan deniyor olmalı, ayaklarına bakmaktan az kalsın gösteriyi kaçırıyordum..:) Neyse Zeynep'le harika danslarını bizimle paylaştılar. Yetenek, azim ve çalışma güzel şeyler. Fark ve lezzet yaratan temel unsurlar sanırım. İzlemesi de hep hoş!
Gece bitince herkes yorgundu farkettim, dolayısıyla hızlıca yollara koyulduk ve bu yılın en uzun gecesini doyasıya, tadıyla, lezzetiyle yaşadık yine...Nice kopuşlar, tatlar, uçuşlar bizimle olsun dostlarım. Çok yakında görüşürüz...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Doğayla buluşmayı çok severim. Yavaş adımlarda ağaçların arasından çiçeklenen toprağa, kuşların cıvıl cıvıl konuşmalarına, arıların güneşle...
-
Tango yapmak ne kadar güzelse tangoya geri dönmek de bir o kadar güzel. Bambaşka enerjilerle duyduğun notaları adımlara dönüştürüyor, sarıld...
-
Herkes kabı kadar su taşır, kalbinin genişliği kadar sever. Hem kalbini mümkün olduğu kadar sevgiye açıp, genişletirken, hem de kabını yaşa...