Coşkulu bir 29 Ekim milongası ve ertesi gününde de bir leziz Kız Kuleli milonga...:-)
2013 yılının sonlarına doğru yaklaşırken, kutlanan, kutlanmayan nice bayramlarımızın da anıları geliyor aklıma birer birer. 23 Nisanlar, 19 Mayıslar...neler...neler...
Son yıllarda, yurdumda o kadar çok bayram kutlaması es geçiliyor ki-10 güne yayılan bayram tatilleri hariç tabii...-, tüm vatandaşlar, hepimiz, bu bize ait bayram kutlamalarına daha da sahip çıkar olduk. En azından bu güzel bir şey!
Gelelim milonga kutlamalarına...
29 Ekim kutlaması için önceden söz verdiğim, Kalamış milongasına gitmeyi planlamıştım. Bayrak renginde bir elbise de giymiştim. Konsepte uyalım diye, ufak bir çaba işte!
Genelde Taksim'den, dolmuşla Kalamış'a geçiyorum. Yalnız, tam kutlama saatine denk geldiğinden olsa gerek, Taksim'e dolmuşlar durmuş; kalkmıyormuş tam gideceğim esnada. Dediler ki, yarım saat sonra filan kalkacak. 29 Ekim kutlamaları için kapatılmış yollar. Sonra duydum ki, sesler geliyor çevreden; hemen sahile koştum. Havai fişekler patlamaya başlamıştı. Muhteşem bir andı diyebilirim. O sinerji, o yoğun ses dalgalanmaları, titreşimler, enerji, renk ve her şeyden önemlisi de o muhteşem birliktelik, olağanüstüytü. Tüylerim diken diken oldu ve gözyaşlarıma hakim olamadım o an. Milli duygularım tavan yapmıştı o kesin! Kutlama gerçekten de çok görkemliydi, rengarenkti, müthişti diyebilirim. Şans eseri yakaladım işte!!
Kutlama sonrasında karşıya geçemedim. Dolmuşlar kalkmıyordu ve dolayısıyla metroyla La Cumparsita milongasına geçtim. Sağolsun değerli milonguera arkadaşım Yeşim de, bu yöne doğru ilerlemem konusunda, bana yardımcı oldu.
Milongaya vardığımda, yine kapıda kırmızı kravatlı, beyaz gömlekli, şık beyler, kırmızılı, beyazlı elbiseler içindeki kadınlar gülümseyerek karşıladılar bizi...Ne de olsa bayram milongası; bayramlaşmak şart!
Mekan atmosferi gereği, beni 1923' lü yıllara götürdü diyebilirim.
Işıklar, bayraklar, iç mekan özellikleri sebebiyle, gerçekten bu günü kutlamak için belki de en iyi seçimdi orası. Elbette keyifle içilen leziz kadeh kadeh şaraplar, kutlama seremonileri, sohbetler, danslar, ikramlar olunca da, harika bir milonga daha yaşandı ve o hoş büyüsünü içimizde bıraktı yine. Hayati ve Burcu'ya misafirperverlikleri, değerli DJ arkadaşımız İbrahim'e de harika tandaları için çok teşekkür etmek gerekir. Bir de güzel danslarını bizden esirgemeyen sevdiğimiz milonguero arkadaşlarımıza tabii. Birinin lakabı da Torelli'dir; her milongada görürsünüz neredeyse...:-)
Günün sonunda taksiyle Ortaköy semalarına uzandım yine ve köprüye şöyle bir baktım ki, sisler yavaş yavaş ortadan kalkıyor. Yurdum bayramlarını sahiplenip, coşkuyla kutluyor işte. Sis mi, pus mu kalır ortada...
Ertesi gün de, Kız Kuleli milonga dediğim 333 milongasına katıldım.
Harika bir kalabalık vardı diyebilirim. Dj de tüm tango camiasının beğeniyle takip ettiği Halil'di. Milonga öncesinde de harika bir dostumla elbette Sicilya bölgesine ait güzel bir kırmızı şarapla birlikte, biraz peynir olayına girmiştik.
Milonga öncesinde hoş tatlara uzanan yolculuklar, derin sohbetler, milongalara da enerji getiriyor. Hem de en güzelinden esen hoş bir esintiyle dolu bir derinlik kokarak.
Kıroluk yapıp kahve falı olayına bile giriyoruz.. Ee bu topraklarda yetişen her insanda, biraz ucundan da olsa, geyik için bile olsa, fal merakı oluyor...:)
Milonganın dinamik ve renkli havası gerçekten güzel geldi diyebilirim. Yine çok değerli milonguero dostlarımla dans ettim. Bazılarıyla ise sanırım 8,10 yıldır aynı pistlerde dans ederim. Tabii enerjisi bambaşka oluyor. O farklı bir tat! Patronlar da aralarında..:-)
Son tandayı da duyunca, evlere yolculuk başladı.
Milongada Fransız bir milonguerayla da, hoş bir sohbetin içine dalmıştık. Frekans ne çok da benziyordu ifadelerimizde. Sanki aynı yerden gelmişiz gibi. İşte bu yüzden, ne de hoş bir dil tango gerçekten; hangi coğrafyadan gelip, hangi dili konuşursan konuş farketmiyor; bambaşkalık ve benzerlik yüklü insanlarla anlıyorsun birbirini, iyi anlaşıyorsun...
Bu 'connection' yani bağlantı dediğimiz olay. Ortak dili tango olan her insan, en büyük bağlantıyı yaşıyor bu hayatta belki de. Bu yüzden tangonun içine giren, bir daha çıkamıyor ve bu dansı, müziği, enerjiyi hayatındaki odaksal noktalara yerleştiriyor. Başka şansın kalmıyor! :-)
Son olarak,
herkese bol odaklı, bol tangolu, hoş ambiyanslarla dolu anlar diliyorum.
Sevgiyle kalınız şimdi ve daima...:-))
31 Ekim 2013 Perşembe
28 Ekim 2013 Pazartesi
İstanbul' da, haftasonu milongalarına hızlı bir giriş yaptık; Ekim ayını bitirmeyi beklemeden.
Gerçi bu merkür de bizi bitirdi bu ara ama mazur görme çabasındayım; geri hareketteymiş de...Mazur görmesen, ne yapacaksın zaten...
Tez düzelsin bu çizgisel, dairesel hareketler, dileğim bu! :-)
Neyse, gelelim milongalara...
Cuma Tangolic, Cumartesi 333, Pazar Ponte şahaneydi diyebilirim..
Perşembe Nippon'a bile gitmiştim ve yine bolca dans etmiştim aslında ama hiç durmaksızın devam ettim milongalara yine de...Durmak yok, yola devam!
Cuma Günü, süregelen danslar, sohbetler sonrasında, 4' e kadar uzatılan milonganın keyfini sürerken, kadeh kadeh yuvarladığım kırmızı şaraplar da, zaman zaman doping etkisi yaratırken, zaman zaman da uykumu arttıran bir yapı oluşturdu. Ama, her şeye rağmen, şikayetçi değilim. Üzüm suyu candır, kandır...
Biraz arabesk oldu bu gerçi! :-)
Bu arada, süper bir milongaydı diyebilirim. Çok iyi dansçılar olması, harika tandalar çalınması ve pistte tekmeler olmaması bunun sebebiydi elbette. Ertesi gün, leziz bir hazla güne merhaba dememe zemin oluşturdu tüm bu canlı atmosfer!
Cumartesi Günü ise, Eşref'in doğumgünü için Kız Kuleli milongaya aktık tabii..
Kendisi, anons tutkunu bir milongueroyla ortak olup, zaten oranın sahibidir de...
Tabii bolca süslenmiş mekan haliyle; yoksa ayıp olurdu değil mi...Patronlara, azcık yağ şart! :-)
Bol dans, eğlence, punch, sohbet, doğumgünü kutlama seremonilerinin yanında, İtalyan DJ Luca Lamberti de tam bir müzik ziyafeti çekti bizlere sağolsun.
Cortinalarıyla da ortamın parti havasını arttırdı; harikaydı!
İtalyan kanı bir başka oluyor; kıpır kıpır dans ettiriyor insanı gerçekten de...:-)
Yine sabah 3' lere, 4'lere kadar süregelen dansların ardından, bitik bir şekilde eve döndüm. Pazar Günü Ponte'ye de uğramayı planlamıştım çünkü.
Malum manzara, ambiyans , iyi dansçılar, güzel sohbetler ve rahatlama adına...
Hayır o değil de, düşüp bayılıcam bir gün, o milonga senin, bu benim diye koşup dururken...
Neyse şimdilik düşmediğimize göre, halihazırdaki durumumuza devam!
Bu arada, bugün bir Cafe'de ıslak zeminin gazabına uğrayıp, kendimi zemine kapaklanmış buldum ama bu düşmek mi ?? Değil ve tabii ki de değil! Allah düşürmesin; yükseltsin daima...:-)
Ponte'de de, yine harika bir kalabalığın oluşturduğu sinerjiyle, kaliteli müzik eşliğinde hoş bir ambiyansla yıkanırken, gözlerimi açamaz hale gelinceye kadar dans ettim ve o eşsiz ortamı, her Pazar Günü'nde olduğu gibi yine, derinen soludum elbette. Milonga öncesinde ise, iki harika ve çok sevdiğim dostumla yediğimiz yemek ve İtalyan şarabının tadı da hala damağımdaydı. Tat olmadan, yaşam olur mu?
Bizim kitapta olmaz!! :-)
Ve Günün anlam ve önemi adına da, Cumhuriyet Bayramımızı şimdiden kutluyorum.
Harika bir coşkuyla bu günü doyasıya yaşarken, onun eseri olan yaşamlarımızı da, güzel bir sanat eseri haline dönüştürmeye, oluşturmaya devam...
Harika bir haftaya doğru, şöyle güzel bir esintiyle uzanalım şimdi, ne dersiniz...*.)
Gerçi bu merkür de bizi bitirdi bu ara ama mazur görme çabasındayım; geri hareketteymiş de...Mazur görmesen, ne yapacaksın zaten...
Tez düzelsin bu çizgisel, dairesel hareketler, dileğim bu! :-)
Neyse, gelelim milongalara...
Cuma Tangolic, Cumartesi 333, Pazar Ponte şahaneydi diyebilirim..
Perşembe Nippon'a bile gitmiştim ve yine bolca dans etmiştim aslında ama hiç durmaksızın devam ettim milongalara yine de...Durmak yok, yola devam!
Cuma Günü, süregelen danslar, sohbetler sonrasında, 4' e kadar uzatılan milonganın keyfini sürerken, kadeh kadeh yuvarladığım kırmızı şaraplar da, zaman zaman doping etkisi yaratırken, zaman zaman da uykumu arttıran bir yapı oluşturdu. Ama, her şeye rağmen, şikayetçi değilim. Üzüm suyu candır, kandır...
Biraz arabesk oldu bu gerçi! :-)
Bu arada, süper bir milongaydı diyebilirim. Çok iyi dansçılar olması, harika tandalar çalınması ve pistte tekmeler olmaması bunun sebebiydi elbette. Ertesi gün, leziz bir hazla güne merhaba dememe zemin oluşturdu tüm bu canlı atmosfer!
Cumartesi Günü ise, Eşref'in doğumgünü için Kız Kuleli milongaya aktık tabii..
Kendisi, anons tutkunu bir milongueroyla ortak olup, zaten oranın sahibidir de...
Tabii bolca süslenmiş mekan haliyle; yoksa ayıp olurdu değil mi...Patronlara, azcık yağ şart! :-)
Bol dans, eğlence, punch, sohbet, doğumgünü kutlama seremonilerinin yanında, İtalyan DJ Luca Lamberti de tam bir müzik ziyafeti çekti bizlere sağolsun.
Cortinalarıyla da ortamın parti havasını arttırdı; harikaydı!
İtalyan kanı bir başka oluyor; kıpır kıpır dans ettiriyor insanı gerçekten de...:-)
Yine sabah 3' lere, 4'lere kadar süregelen dansların ardından, bitik bir şekilde eve döndüm. Pazar Günü Ponte'ye de uğramayı planlamıştım çünkü.
Malum manzara, ambiyans , iyi dansçılar, güzel sohbetler ve rahatlama adına...
Hayır o değil de, düşüp bayılıcam bir gün, o milonga senin, bu benim diye koşup dururken...
Neyse şimdilik düşmediğimize göre, halihazırdaki durumumuza devam!
Bu arada, bugün bir Cafe'de ıslak zeminin gazabına uğrayıp, kendimi zemine kapaklanmış buldum ama bu düşmek mi ?? Değil ve tabii ki de değil! Allah düşürmesin; yükseltsin daima...:-)
Ponte'de de, yine harika bir kalabalığın oluşturduğu sinerjiyle, kaliteli müzik eşliğinde hoş bir ambiyansla yıkanırken, gözlerimi açamaz hale gelinceye kadar dans ettim ve o eşsiz ortamı, her Pazar Günü'nde olduğu gibi yine, derinen soludum elbette. Milonga öncesinde ise, iki harika ve çok sevdiğim dostumla yediğimiz yemek ve İtalyan şarabının tadı da hala damağımdaydı. Tat olmadan, yaşam olur mu?
Bizim kitapta olmaz!! :-)
Ve Günün anlam ve önemi adına da, Cumhuriyet Bayramımızı şimdiden kutluyorum.
Harika bir coşkuyla bu günü doyasıya yaşarken, onun eseri olan yaşamlarımızı da, güzel bir sanat eseri haline dönüştürmeye, oluşturmaya devam...
Harika bir haftaya doğru, şöyle güzel bir esintiyle uzanalım şimdi, ne dersiniz...*.)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Doğayla buluşmayı çok severim. Yavaş adımlarda ağaçların arasından çiçeklenen toprağa, kuşların cıvıl cıvıl konuşmalarına, arıların güneşle...
-
Tango yapmak ne kadar güzelse tangoya geri dönmek de bir o kadar güzel. Bambaşka enerjilerle duyduğun notaları adımlara dönüştürüyor, sarıld...
-
Herkes kabı kadar su taşır, kalbinin genişliği kadar sever. Hem kalbini mümkün olduğu kadar sevgiye açıp, genişletirken, hem de kabını yaşa...