2012 Türkiye'sinde yaşarken, son gelişen haberlerle sarsılırken insanda milonga havası mı kalır!!!
Yurdumdaki yeni gelişmeler, halihazırdaki projeler gerçekten beni endişelendiriyor...
Türkiye Cumhuriyeti gibi bir devlet çok mu kolay kuruldu dersiniz!!!
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk deha vizyonunu ve olağanüstü liderlik vasıflarını bir kurtuluş planına dönüştürerek, bambaşka düşünce, inanç ve yapıya sahip Türk İnsanı'nı örgütleyerek tek bir amaç uğruna ortak hareket etmesini sağlamıştır!!! Bu büyük başarıyı sorarım tarihte kaç lider başarabilmiştir!!!
Şimdi de onu yaptığı ve geliştirdiği devrimler yerinden oynatılmaya çalışılıyor; bu da yetmiyormuş gibi yurdum taş çağına geri döndürülmeye çalışılıyor...İşte bu çok acı ve acıtıcı!! Her haberleri izlediğimde, gazeteleri karıştırdığımda acı çekiyorum...Adil mi, bunları yaşamak!! Değil ve hiç olmayacak!!
Düşüncelerimizin özgürlüğüdür bizleri biz yapan ve demokrasiyi gerçek kılan...
Buna kendi adıma, sonuna kadar sahip çıkacağım, çünkü ülkeme karşı sorumluluğumdur bu!! Belki de en büyüğü!!
Belki çeşitli yasalarla bizim bambaşka diyarlarlara gittiğimiz milongaları da eleştirir bu zihniyet; yakındır!!!
Umarım bunu yaşamayız ve aydın kesimlerimizle el ele omuz omuza değerlerimize, düşüncelerimize ve özgürlüklerimize sahip çıkarız...Tek dileğim bu!!
Son gittiğim milonga Sıraselviler'deki, güzel manzaralı, geniş pisti olan bir mekandı..Genç bir dansçı kitlesi vardı ve insanın manzaraya karşı içeceğini yudum yudum tadımlayacağı bir keyfi yaşayacağı yerlerden biriydi...Hoş tandalar eşliğinde gelen keyifli dansların ardından bu kez pilim çabucak bitip erkenden çıktım...Ertesi gün de giderim diyordum şu açılışlı milongaya ama jazz müzik mekanlarından birine takılıp eşsiz bir vokal ve grubuyla karşılaşıp, Amy Winehouse parçalarını güzel bir yorumla dinleyince yerimden hareket edemedim ve kaçtı milongalar!! Napalım diğer günlere saklarız enerjimizi artık ve sakladık da...:)
Bu arada dinlediğim müzik olağanüstüydü!!!
O kadar yüksek bir enerjidir ki, müziğin insana verdiği, hayatta eşi benzeri yok!!! En azından, ben eşi benzeri olan başka bir şey henüz görmedim, duymadım ve hissetmedim..
Bugünse, şöyle yine manzaralı ve şovlu bir milongaya katılayım diye düşünüyorum..
Akışla gelen maceraların ve anların büyüsüyle dans edip ruhumla karşılaşayım diye..
İşte budur günümün özeti..."Alma, que al cruzar la vida..."
31 Mayıs 2012 Perşembe
29 Mayıs 2012 Salı
Milongasızlık da Güzeldir Bazen...:)
Haftanın başı, bizim Mayıs yağmurlarımızın neticesinde dinlenceyle geçti...
Dinlenme değil dinlence...Dinlenirken eğlenme; evde piknik yapma, müzik dinleme, video karıştırma, TV de zaplama, meyvelerden oluşan tatlar zincirini yuvarlama, bolca chat, biraz kitap ve az hareket ve uykudan oluşan bir aktiviteler toplamı...:))
Tüm hücrelerimi, ruhumu, aklımı, bedenimi dinlendirdim...Ohhh!!
Bir de erkenden uyuyup rüyalar alemine daldim...İşe de öncelik vermeli bazen...Peki çoğunlukla!!:-))
Neyse bugün de dinlenip dinlenmeyeceğimizi akış belirleyecek...Sonra gelsin güzel milongalar, şovlar, manzaralı mekanlar, açık havalar, sohbetler, derinlikler, danslar ve yine dinlenmeler...Hep kazançla olsun...Hepimiz kazanalım anların getirdiklerinden...
Bugün Ortaköy Çırağan arasında yürüken düşüncelere daldım..İçimden dedim ki;
"Yarın olmasa, Ay şunu da yapsaydım, şuna sevdiğimi söyleseydim, şununla tartışsaydım, ya da off keşke şu seçenekleri seçseydim, keşke affetmediklerimi affetseydim vs. " diyebileceğim bir şey yok...
Cidden yok, en azından bugün hissettiklerim bunlardan ibaret!!
İşte bu duygu o kadar yoğun bir rahatlama hissini getiriyor ki...Dinginlikle beslenen kumrular misali...
Şu kapıdan çıktığımızda hangimiz o kadar eminiz ki, yarın da, o aynı kapıdan çıkacağız diye..:)))
Ben değilim, o kesin!! Sizler emin misiniz...
Neyse, bugün gönül biraz şu Sıraselviler'deki yeri çeker, Mecidiyeköy'deki yer de ilginç olabilir gerçi ... :))
Alternatif çok olunca kararlılık önemli bir meziyet oluyor...Bakalım akşamın getirdikleriye başlayalım hep şu sevdiğimiz renkli yolculuklarımıza...Baktıklarımızı görüp, dinlediklerimiz duyarken, hissettiklerimizi keşfedelim yeter ki!!...:)
Haftanın başı, bizim Mayıs yağmurlarımızın neticesinde dinlenceyle geçti...
Dinlenme değil dinlence...Dinlenirken eğlenme; evde piknik yapma, müzik dinleme, video karıştırma, TV de zaplama, meyvelerden oluşan tatlar zincirini yuvarlama, bolca chat, biraz kitap ve az hareket ve uykudan oluşan bir aktiviteler toplamı...:))
Tüm hücrelerimi, ruhumu, aklımı, bedenimi dinlendirdim...Ohhh!!
Bir de erkenden uyuyup rüyalar alemine daldim...İşe de öncelik vermeli bazen...Peki çoğunlukla!!:-))
Neyse bugün de dinlenip dinlenmeyeceğimizi akış belirleyecek...Sonra gelsin güzel milongalar, şovlar, manzaralı mekanlar, açık havalar, sohbetler, derinlikler, danslar ve yine dinlenmeler...Hep kazançla olsun...Hepimiz kazanalım anların getirdiklerinden...
Bugün Ortaköy Çırağan arasında yürüken düşüncelere daldım..İçimden dedim ki;
"Yarın olmasa, Ay şunu da yapsaydım, şuna sevdiğimi söyleseydim, şununla tartışsaydım, ya da off keşke şu seçenekleri seçseydim, keşke affetmediklerimi affetseydim vs. " diyebileceğim bir şey yok...
Cidden yok, en azından bugün hissettiklerim bunlardan ibaret!!
İşte bu duygu o kadar yoğun bir rahatlama hissini getiriyor ki...Dinginlikle beslenen kumrular misali...
Şu kapıdan çıktığımızda hangimiz o kadar eminiz ki, yarın da, o aynı kapıdan çıkacağız diye..:)))
Ben değilim, o kesin!! Sizler emin misiniz...
Neyse, bugün gönül biraz şu Sıraselviler'deki yeri çeker, Mecidiyeköy'deki yer de ilginç olabilir gerçi ... :))
Alternatif çok olunca kararlılık önemli bir meziyet oluyor...Bakalım akşamın getirdikleriye başlayalım hep şu sevdiğimiz renkli yolculuklarımıza...Baktıklarımızı görüp, dinlediklerimiz duyarken, hissettiklerimizi keşfedelim yeter ki!!...:)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Doğayla buluşmayı çok severim. Yavaş adımlarda ağaçların arasından çiçeklenen toprağa, kuşların cıvıl cıvıl konuşmalarına, arıların güneşle...
-
Tango yapmak ne kadar güzelse tangoya geri dönmek de bir o kadar güzel. Bambaşka enerjilerle duyduğun notaları adımlara dönüştürüyor, sarıld...
-
Herkes kabı kadar su taşır, kalbinin genişliği kadar sever. Hem kalbini mümkün olduğu kadar sevgiye açıp, genişletirken, hem de kabını yaşa...