1 Temmuz 2018 Pazar


Yaşamlarımızda coşkuyu, hazzı, merakı, mutluluğu, heyecanı, aşkı, sevgiyi sağlayan yegane şey, içimizdeki iç çocuğumuzun özgürce hareket etmesi, yaratabilmesi, yüreğiyle konuşabilmesi, şarkı söyleyebilmesidir.  Onun neşeyle havalara sıçraması, sevinçle uyanması, tertemiz havayı sağlıkla içine çekmesi, çeşit çeşit oyunlar üretmesi, keyifle oynaması, yepyeni şeyleri keşfetmesi ve nice yeni şeyler öğrenmesi yaşamlarımıza anlam, renk ve mutluluk katar.

Yaşamının herhangi bir döneminde tangoyla tanışmış ya da tango hayatının bir parçası haline gelmiş  bir kişide, tangonun duygusal, düşünsel ve bedensel yönde etkileri sonucu iç çocuğunun daha da göze çarpan enerjisini gözlemleyebiliyorsunuz aslında.  Zaman zaman neşeli, bazen sıkılgan, sıkça aşık,  hep meraklı, genelde keşifçi, arada şımarık ya da somurtgan, bazen ciddi gıcık kapan, arada asabiyet kraliçesi/kralı olan, havasındayken dünyaları yaratma ve yaratmama ifadeleri arasında gezinen, çeşit çeşit milongaların geniş, dar, sıkışık  ve ferah rondalarında süzülen, enerjinin, müziğin, dansın büyüsüyle sıkça uçan, arada bir de çakılan, hüzünlü, sevinçli, tatlı ve sinirli hallere bürünebilen bir yapı fark edebiliyorsunuz!

Tango insanın içinde çocuksu ve olgun tüm duyguları açığa çıkaran bir dünya, arena aslında. Hissettiğiniz oranda da sınırsızlaşan bir derinlikle ve sonsuz ritmler sunan bir okyanusla karşılaşabiliyorsunuz. Hislerden, ruhtan uzaklaştığınızda ise mekanik bir yapıya, iletişimden, uyumdan, birbirinden ve duygularından kopuk, yapay hallere geçiş yapıyorsunuz...

Tangoyu ne kadar hissederek dans ederseniz, o kadar yoğun uçuşlar yaşar, notaların, ritmlerin içinde bambaşka semalara dalarsınız ve içinizde yükselen çeşit çeşit renklere ve anlamlı keşiflere ulaşırsınız. Bu sebeple tangoyu çok seven ya da tangoya aşık olmuş bir sosyal dansçı böylesine büyük bir hazdan asla vazgeçemez. Hatta onun müptelası oluverir!
O yoğun hissin coşkusu o kadar yüksektir ki, tangoyu tüm ritmleriyle iliklerinize kadar yaşarsınız ve sonsuzlukların bulutlarına doğru mütemadiyen uçar da uçarsınız...

Evet aylar geçmişti benim dünyamda güzel bir milongaya katılmayalı ve içimden hadi tango yapayım artık diye iç geçirmeyişim. Bazen hayatlarımızda bir çok şey peşpeşe ve bir anda değişir ya, o zaman yaşama bakış açınız da deneyimlerinizle birlikte çok çok değişebilir. Bambaşka realitelerde dolanır, farklı deneyimler yaşar ve daha önce yaşadığınız nice enerjiyi, hissi bir an bile özlemeyebilirsiniz. Ta ki içinizde bir yerlerde o eski kıpırtılar birden bire, birer birer volkan misali çılgınca çağlayana, parlayana ve fışkırana kadar.... Tango bir anlamda böylesine bir etkiyi, eneriyi sunabilen de bir dünya. Müziğinin ve oluşturduğu duyguların ritmleri size ne çok şey yaşatır  düşününce...❤

Tango zaman zaman hayatınızın neredeyse merkezini ya da oralara ulaşan alanlarını kendisi için uygun görür, zaman zaman da farklı düşünsel, yaşamsal anlardaysanız, aklınızın en uzak noktasına bile bir süre ulaşmayabilir. Enerjisi sizden bir anda çıkabilir, dilediğinde bir anda ruhunuza tekrar dokunabilir ve başka başka deneyimlere açılmanızı sağlayabilir!

Benim içimde de bu dört aylık süreç, hayatıma dair yeni bakış açılarımla, değişimlerimle ve doğayla yoğun olarak geçti. Bu hafta Perşembe'ye kadar da tangoya dair hiçbir özlem duymuyordum. Ben de nasıl olup da hiç özlemediğime şaşırmışımdır aslında. Ancak deniz ve doğa olunca konu,  insana tüm zenginlikleri, enerjiyi, sevgiyi, bütünlüğü ve farklı boyutları sunan  başka bir dünya tanımıyorum aslında. Tangoda da yıllarca tüm pistlere beni yönlendiren en öz ihtiyacın sarılmak ve müzikle, uyumla birlikte hareket etmek olduğunu düşününce bu birlik, bütünlük ve aynı zamanda kendi özünle buluşma yolculuğunda doğanın da en yüksek düzeyde etkisini gerçekten bulmuş, hissetmiş ve yaşamış oldum. Hatta ruhuma en iyi gelen şeyin, doğa olduğunu keşfetmem de gerçekten önemli bir öğrenim oldu diyebilirim bu süreçte. Elbette tango da bana ait bambaşka renklerin de bir dışavurumu niteliğinde. O yüzden hayatımda hiç yokmuş gibi olduğu anlarda bile birden bire ortaya çıkabiliyor ve bütünümde o ifade bulan nice renklerin birbiriyle buluşması gibi de ruhumu bir özgürlüğe, farklı bir frekansa ulaştırıyor!

 İşte tüm bunların etkisiyle birlikte Perşembe günü ne olduysa içimde bir şeyler oldu ve  tango enerjisi ruhumda en maksimum seviyesine ulaştı. Dolayısıyla kendimi Point milongasının ferah, konforlu, hoş enerjisinde buluverdim. Benim için bu güne özel vazgeçilmez bir milonga orası. Yıllardır sürmesi de harika tüm İstanbul'lular, yabancı dansçılar için. Armada gibi Point de en eski milongalardan ikisi şehrimizde, ülkemizde. Elbette benzer günlerde yepyeni milongaların olması da fikrimce çok güzel, bambaşka solukları ve tango stillerini, yaşayışlarını, deneyimlerini beraberinde getiriyor. Tango hayatım boyunca eski, yeni, başka, sıradışı gidebildiğim, enerjimin, zamanımın yettiği tüm milongalara koşarak gitmiş ve doyasıya dans etmişimdir!

Point Otel'in terasına çıktığınızda hoş bir esintiyle de karşılaşabiliyorsunuz ve o gece hoş bir dolunay manzarası da vardı ancak gece boyunca o kadar keyifli danslar ettim ki, terasa sadece bir kez çıkabildim ve kısacık bakabildim ayın şehrimize doğru izdüşümlerine ve yüreklerimize serpilen ışıltılarına...Yine de dansla birleşince bu enerji, çok güzeldi. Müzik ise benim için harikaydı. Dj  Serçin içimde Point'i, Point yapan pek çok hoş tandalarıyla, sevdiğim dansçılarla ve bir iki yabancı dansçıyla coşkuyla, aşkla dans etmemi sağladı sağolsun  Hatta danslarımda öyle büyük bir hazza ulaştım ki,  gerçekten içimden "İşte bu" dedim sadece bu duyguya ulaşmak için bile bazen tangoyu çok çok özlemek ne güzel! Hatta özlediğinizi bile o ana kadar bilmeden, günlerinizi gayet akışında geçirirken tam o an,  en yoğun özlem hissiyle muhteşem danslar edebilmek büyülü işte!
Tabii mutluluktan uçan bir milonguera yapımla yine tüm İstanbul milongalarına ve bunlarda emeği geçen herkese teşekkürlerimi paylaşmadan edemedim. Çiçekleri, kuşları, böcekleri sevelim misali. Bende de bir ritüeldir bu; bilen çok iyi bilir! ;)
Bu mutluluğu bana onlar sağlamışlardı çünkü ve elbette bir de içimdeki ruhla, müzikle, uyumla dans  etme coşkusuyla mutlu olmayı seçebilmiştim. Neticede her şey  bir seçimden ibaret değil mi...:)

Ertesi gün, yine çok yoğun dans virüsü tüm ruhumu ve bedenimi sarmıştı. Harika bir dostumla çok güzel sohbetlere uzanıp, üzüm aromalarında gezindikten sonra Milongahane semalarına doğru yola çıktık. Az gittik, uz gittik, trafiği , şehrin kalabalığını geçip, tango müziğiyle dolu geniş bir dünyaya adım atabildik. Dolayısıyla Cuma gecesi de benim için yine enfes bir geceydi. Müzik güzeldi, ortam çok hoş bir enerjideydi, dansçılar güzeldi, insanlar mutluydu, coşkuluydu, dostaneydi ve huzurluydu. Elbette yine harika danslar ettim -ortamın sinerjisi daima önemlidir, hatta çok çok önemlidir - , eski dostlarımla buluştum ve "Wish you were here" cortinasından Pugliese'ye geçişte en yüksek uçuşu yakaladım. Dj Ogün'e en çok bu cortina ve güzel tandaları için ayrıca teşekkür ederim. Milongalara aylarca pek gidemediğim için kendisini ilk kez bugün dinleme şansı elde etmiştim zira.

Cumartesi Günü Contra milongasında iyice kurtları zemine monte ederim diye düşünüyordum ancak bedenim ve ruhum sakin bir gün geçirmemi tercih etti ve ben de onları ilgiyle dinledim, arzu ettikleri şeyleri onlara sundum. Herkes mutlu oldu ve ışıltılı bir güne ve dingin, harika bir geceye kavuştum!

İşte tangonun yaşamlarımıza kattığı nice güzel renklerle, bambaşka duygularla an be an çok büyülü deneyimler yaşarken, bir kez daha böyle bir dünyayla tanıştığım için kendimi şanslı hissettim. Düşünsenize, elinizde sadece bir çift tango pabucuyla dünyanın bambaşka bir köşesinde ya da  herhangi bir yerinde dilediğiniz bir milongaya rahatça dahil olabilir ve konforla, özgürce, uçarak dans edebilirsiniz. Bu müthiş bir zenginlik aslında. O yüzden tango öğrenmek isteyip erteleyen varsa şayet, vakit kaybetmeden ilk adımı atsın ve tangoya başlasın. Sonrasında bambaşka bir kapı ve dünya onlar için aralanacak ve o içsel aşk diledikleri oranda hayatlarına dahil olup,  ömürleri boyunca içlerinde yeşerebilecek!
Tango öğrenin ve o öğrenim cepte bir yerlerde dursun, dilediğinizde size enfes dünyalar, boyutlar, ışıltılar ve renkler açsın!

Haftanın yoğunluğu da  benim için böyleydi dostlarım. Doğanın kucağından, tangonun renkli pistlerine doğru geçiş yaptığınızda, iki dünyanın da bambaşka izlerini içinizde derinikleriyle hissediyor ve duygularınızın tadını çıkarıyorsunuz. Ne doğadan kopuk olalım, ne konuştuğumuz ve dans ettiğimiz dillerden kendimizi mahrum bırakalım. Hepsi bizi biz yapan anahtarları içeriyor!

En güzel hislerde, büyülü ortamlarda, dans aşkının doruk noktalarında, doğanın şevkatli, sevgi dolu dokunuşlarında buluşalım ve birbirimize doyasıya sarılalım dostlarım!
Sevgiyle, ışıkla, aşkla kalınız...:)

18 Şubat 2018 Pazar

Dışta aranan mutluluklar ne deni göreceli ve farklıysa, içte bulunan mutluluklar o denli benzer ve nettir. Dıştan yansıyan mutluluklar ne kadar geçici ve sebepliyse, özde bulunanlar o denli gerçek, nedensiz ve kalıcıdır!
Tangoda bulunan, yaşanan mutluluklara gelince,
ana, güne, ortama, o anki ruh haline, sinerjiye ve dans ettiğiniz kişilere, sohbetlerinizde buluştuğunuz insanlarla paylaşımlarınıza göre değişir!
Gözlemlerimden bir tanesine gelince;
Tango yapan insanların çoğunda sükunet dolu yanlar fark edebildiğim gibi, gergin, sıkıntılı hallerin yansımaları da dikkatimi çeker!
Harhangi bir anda ymuşacık, naif, barış, sevgi dolu olabilirken bir tango yaşamcısı,  başka bir anda bundan tamamiyle farklı bir halde, başka bir duyguya geçebilir ve hüznü, keskinliği, agresifliği bile yansıtabilir!
Fikrimce her tanguera/o şahsına münasırdır. Sevdiği parçalarda başka bir boyuta geçer, keyifle dans ettiği kişilerle uçarak dans eder, sevdikleri insanlarla kucaklaşır, samimileşir ve sevmediklerinin de pek yanına yaklaşmaz, onlara zaman zaman gıcık gıcık, donuk bakabilir, hatta dilerse istediklerinin dedikodusunu bile dillendirebilir! :)
İnsan ruhu tüm sanatı, müziği yaratırken - yaratıcılık ruhtan gelir bana göre-, bu yaratımın içinde yaşarken de egolarının zaman zaman esiri de olabilir. Ancak ruhsal olarak göklere de yükselebilir pek tabii..
İnsan yapısı zıtlıkların merkezidir. İnsan ruhu da o zıtlıklarla dans edebilen yüce bir enerjidir.
 Her dansçı tangoyu kendisi için yapar aslında. Bu sebeple camianın içinde, gözlerinin gördüğü her yerde kimlerin neler yaptığı ya da nasıl dans ettiği biraz ilgisini çekse bile bir tanguera/o asıl tatmini, kendi yaşadığı dansın, aldığı derslerin, dinlediği ya da çaldığı parçaların, gittiği milongaların, festivallerin, maratonların, dünyaların içinde bulur!
 Bu anlamda her dansçı en çok kendisi için bulunduğu yerdedir ve kendisini tatmin edebilecek bir dans ortamı aradığı için kalbini o sevdiği yerlerde abrazoların büyüsüne kaptırır!
Bu bazılarımız için sıcak arkadaş ortamlarında gelişir, bazılarımız için şık atmosferlerde hayat bulur, bazılarımız için çok kaliteli dans ve müzik ortamlarında kendisini ifade edebilir. Elbette dansı benzer ihtiyaçlarla ve arzularla yaşayanlar için aranan kriterler benzerdir, farklı yaşayanlar için daima farklıdır. Her bir dansçı kendine uyan yerleri seçebilir, oralarda gerçekten kendisini yansıtacak arkadaş ortamları yaratabilir ya da gittikleri yetmiyorsa dilerlerse kendileri bile organizasyon yapabilir. Günümüzde bu kadar çok sayıda milonga ortamı ve stüdyo bulmamızın sebebi de budur. Herkese her yer yetmez, her stil keyif vermez. Hep aranan, istenen, beklenen şeyler değişir ve inanın bu istekler asla bitmez. Bu sebeple de renkli bir bütünlük oluşur!
Tangoda benim fark ettiğim diğer bir şey de;
 Her yapıda insan bu ortamda kabul görebilir ve kendi ortamını oluşturabilir!
Yıllardır klasik tandalarda da dans eden bir tango tutkunu olarak, bir çok parçanın farklı versiyonlarını duyduğumda çok heyecanlanır hale geldim özellikle son yıllarda. Eh her birimiz her yıl değişiyoruz , dönüşüyoruz ve yaşadıklarımızın etkisiyle başka şeyler arayabiliyoruz, nice farklı pırıltının özlemini hissedebiliyoruz! Bu nedenle, bizim gibi farklı şeyler arayan ve tutkularını farklı ortamlarda da yansıtan dansçılar, müzik dostları sayesinde yepyeni, birbirinden çok farklı milongalar da halihazırda bizleri kucaklıyor!
Beni son zamanlarda en çok heyecanlandıran milongalardan biri de "Contra Karaköy" milongası oldu diyebilirim. Ayda bir kez düzenlenen bu milonga, House Otel'in terasında çok sıcak ve şık bir ortamda gerçekleşiyor. İçecek fiyatları makul, servisteki arkadaşlar çok kibar, insancıl, milongayı hizmetimize sunan arkadaşlar da çok sempatik ve dost canlısı!
 Böyle olunca ortamda sizi geren, rahatsız hiçbir şey olmuyor. Bir İstanbul'lu olarak, herhangi bir milonga ortamında oturduğunuz yerden vapurları izleyebilmek, sevdiğiniz içeceklerin aromalarına dalarken ve çok sevdiğiniz parçaları dinlerken, kendinizi sonsuzluğa kaptırırcasına dans edebilmek hem çok mutlu ediyor, hem de çok özgür hissettirebiliyor!
Oh diyorsun o an,
"Şehrimin büyüsü bu!!"
İşte 9 Şubat'ta gerçekleşen milongada Sevgili Kaya Soylu ile Mehmet Özkaya'nın seçkilerinden oluşan müzik ziyafetiyle, yoğun, benim için gerçekten enfes bir milonga deneyimi yaşadım. Çaldıkları her parçayı istek yapmışım gibi hissettim. Gerçekten müzik konusunda kulağı sınır tanımayan, her notayı dahi duyabilen çok iyi dansçılarla uçarcasına dans ettim ve son aylarda en mutlu olduğum milonga deneyimlerimden birini yaşadım!
 Müzik seçkisinde klasik tango parçaları olabildiği gibi, nuevo tangolar, dansa uygun olabilecek tango yapabilecek, içinizde bu anlamda fantazi oluşturabilecek başka başka çok güzel parçalar çalınabiliyor!
 Bu anlamda Kaya Soylu'ya ve tüm ekiplerine sevgilerimi, teşekkürlerimi sunuyorum. Hatta iki haftada bir yapsalar da çok mutlu olabilirdim bu milongayı. Ne yapalım kısmet!
Fotoğraflar için de ayrıca Mehmet Özkaya'ya ve Selin Biber'e yine çok teşekkür ederim. Yine son aylarda en beğendiğim tango karelerimi sayelerinde sevgiyle inceledim.
Tango fotoğrafları bazılarımız için gerçekten önemli;
o anki müzik aşkını, tangonun içindeki duyguyu, insanın içindeki özü yansıtıyor ve hayatta anları en güzel kılan şeylerden biri de bu yoğunluklar olabiliyor zaman zaman...
İşte onlar görünülebilir dokunulabilir, duyulabilir olduğunda fotoğrafın büyüsü ortaya çıkıyor!
Fotoğraflar bu anlamda özel, derinlik sunan yaşam kesitlerini insanlara tekrar tekrar anımsatıyor!!
Cumartesi Günü'ne geldiğimizde Esta milongasına gittim. Bu kez Sevgili Cem Çınar'ın ve Sabri Güleç'in tandalarıyla kendimden geçercesine dans ettim. Hatta sağolsun Sabri bir ara öyle bir çaldı ki, enfes milonga tandalarıyla kendimi kaptırıp, diğer tandaların da coşkulu sıralamasıyla yine dans etmekten kudurunca bir an ayaklarımı deldiğimi bile düşündüm. En azından hissi kesinlikle bir "delme" hissiydi! Binlerce ayakkabı alma ihtiyacında olduğumu yine anımsattı tabii bu bana.
Tango ayakkabısı en önemli ihtiyaçlardan biri işte kimimize göre ve inanın yüzlerce sayıda olsalar bile doyamazsınız. Çünkü her bir ayakkabıyla yaşadıklarınız, deneyimledikleriniz, hissettikleriniz bambaşkadır. Bu sebeple olsa gerek, ilk tango ayakkabımı yıllarca atamamıştım!
Milonganın akışına tekrar değinecek olursam,
düşünün ki harika bir"Milonga de mis amores" yorumu çalıyor tandada siz bir önceki tandada da kendinizi zemine teslim etmişsiniz, şimdi hadi durun bakalım dans etmeden...Mümkün mü...
Milonga del ayer'lere hiç değinmiyorum bile.. Neyse işte hal böyle olunca ayaklarımın acısını ertesi gün dahi hissettim ve hatta yürümekte zorlandım.  Dolayısıyla haftayı da bu enerjiyle noktaladım.
Sevgililer Günü haftasına geldiğimizde yine milongalara gidebimek için haftasonunu beklemem gerekti. Her gün sevgi, aşk günü olsun diye düşünenlerdenim hatta!
 Sadece bir günü aşk için özel kılmak,  365 günün içinde oldukça hazin bir öykü gibi!
Neyse herkes bir nebze aşk pıtırcığı olmuştur ya da aşkın muhalifi, kapitalizmin boykotcusu olarak kendince yaşamıştır eminim o günü...:)
Hafta boyunca hava biraz soğuk olunca, ve geçen haftadan gelen yorgunluk etkisi midir bilinmez ama bir kaç gün hiç dans edecek halim yoktu. Hatta Perşembe Point' e gitme niyetim bile bu sebeple gerçekleşmedi. Ben de Cuma Günü Milongahane'de Dj Hakkı İnce'nin müzikleriyle buluşayım dedim en nihayetinde. O gün yine bir güneş tutulması hakimdi galaksimizde ve astrologlar kova burcunda güçlü bir tutulma olduğundan bahsediyorlardı. Gerçekten de hafta boyunca içimde biyolojik olarak da bir tutulma hali hissetmedim dersem yalan olur. Psikolojik mi, uzaysal mı bilinmez..:)
Milongahane'ye ilk gittiğimde tango camiasında bu denli güzel bir ortam yarattıkları için  Didem ve Bora Erdem çiftine tango stüdyolarının, hanelerinin yedi yıldızlı olduğunu belirtmiştim. Salon çok hoşuma gitmişti. Geniş, konforlu, havadardı ve lavabolar da pırıl pırıldı! Sıcak içeceklerinden en çok da çaylarının   müptelasıydım her zaman. İşte bu Cuma Günü de masada Dj dostumun yanına geldiğimde bunları hissettim. Bu söylediklerimi anımsadım.
Gecenin akışında ise  Uçuran Dj'in enim için gerçekten de uçuran tandalarıyla, renkli cortinalarıyla çok güzel danslara açıldım. Enfes sohbetler ettim ve gerçekten çok eğlenceli bir gece yaşadım. Güzel hislerle dopdolu bir hale geçip,  leziz La Cumparsita'ların farklı versiyonlarının kulaklarımda yankılanmasıyla da geceyi tatlı tatlı  noktaladım.
Cumartesi Günü yine Esta'ya gittim. Bu kez yılların Dj'liğiyle tanınan Sevgili Aykut Dokur'un ve Manuk Çolakyan'ın hoş müzik seçkileriyle dolu bir milonga lezzeti yaşadım. Vals tandalarının da vurgulu ve güçlü etkileriyle ve güzel tangolarla, milongalarla dolu gecede özellikle ilerleyen saatlerde yine ayaklarımı acıtırcasına dans ettim. Pugliese tandasında ise ruhumu gerçekten göklere teslim ettim. Bu tandayı paylaştığım Ali dostuma da ayrıca çok teşekkür ederim.
Pugliese tandasını herkesle dans edemezsiniz. Gerçekten bu besteciye hayran olan ve  tandalarının hastası olmuş insanlarla dans etmelisiniz o tandalarda. Yoksa o vurguyu, enerjiyi, hissi nasıl verirsiniz...Mümkün değil veremezsiniz!!
Harika cortinaların da uçuştuğu, coşku verdiği gecede bu kez "La Cumparsita" yı duyamadan çıktım. Ancak merak da etmedim değil!
Acaba kimin yorumunu çaldılar diye...
Haftayı bu coşkuyla, tango aşkıyla ve büyüsüyle  tamamladım.
 Bu Pazar Günü'mde  muhteşem bir kış güneşi vardı şehrimde ve ben de kendimi denizin kollarına attım ve harika bir Boğaz sefası yaptım. Haftaya dinamik başlamak istedim  hatta haftanın ilk günü bu kez Armada'yla buluşurum diye de çok heyecanlandım.

Dans etmek  bazılarımız için her daim bir aşktır, tango müziği ise için adım adım derinlik, tutku ve coşkudur!
En güzel danslarda ve uçuşlarda sevgiyle buluşmak dileğiyle dostlarım.
Kendinize, ruhunuza, kalbinize çok iyi bakınız!!!

 Doğayla buluşmayı çok severim. Yavaş adımlarda ağaçların arasından çiçeklenen toprağa, kuşların cıvıl cıvıl konuşmalarına, arıların güneşle...