Türkiye Cumhuriyeti'nde doğdum, ilk eğitimimi bir aileye sahip çoğu çocuk gibi ailemden aldım ve okul hayatıma ise ülkemin laik, adil ve Ulu Önder Mustafa Kemal Ataturk'ün ilke ve inkılaplarına dayalı bir eğitim sistemiyle devam ettim.
Üniversitem de aynı şekilde bilim ve gelişim esaslı bir sistemle, bugünkü algımda şekillenen deneyimlerime ve bilgi birikimine izin verdi.Hatta ilk tango eğitimime üniversitemde açılan bir kursla başladım ve katıldığım tüm sosyal, spora dayalı, bilimsel faaliyetlerde de okulumun avantajlarını fazlasıyla yaşadım.
Bizim üniversite yıllarımızda, Maslak Kampüsü'nün içerisinde Lokal'imizde bira satışı da yapılırdı ve Cuma günleri en iyi arkadaşlar toplanıp, oraya gider ve bira patates şöleni de yapardık. Tabii ki çok da eğlenirdik o zamanlar...
Bunun yanı sıra, okulun spor salonunda her gün koştuğum günleri de anımsarım. Malum dağların tepelerinde gezinebilmenin, o doruklara ulaşabilmenin de yaşamın her aşamasında olduğu gibi bazı yolları, yöntemleri, eğitimleri ve her zaman da bedelleri vardır. Yaşamlarımızın içinde attığımız her adım, bir devamlılık ve gelişim getirecekse her zaman emek, zaman ve enerji ister!
Bu topraklarda bir kadın olarak dünyaya geldiğimde, cinsiyetimden ötürü ailemden hiçbir baskı ve garip davranış görmedim. Çevrede seçtiğim arkadaşlarda olmasa da çocukluktan, genç kızlığa ve kadınlığa geçtiğim her aşamada kadın olmamdan ötürü eminim farklı etkiler aldım, ancak yaşadığım her anımda ve seçimimde daima özgür oldum, özgür kaldım ve özgür olmayı seçtim. Çünkü bir kadın olarak olduğunuz gibi yaşayabilmeniz için ve fikirlerinizi sadece kendinize ait oluşturacak bir düzeye gelebilmeniz için daima mücadele etmeniz, kendiniz gibi gerçekten yaşayabilmeniz şart!
Elbette bu kadın, erkek her insan için geçerli; yani kendi yaşamını oluşturabilen ve fikirlerini gerçekleştirebilen, savunan her kadının, her erkeğin, her insanın güçlü olduğuna inanırım.
İşte cumhuriyetin bana verdiği en büyük özgürlüklerden bir kaçı kendim olabilmem, eğitim alabilmem, yaşamımın içinde hem doğrular, hem yanlışlar yapabilmem ve seçimlerimi dilediğimce yaşayabilmemdi. Çevresel baskılar olduğunda ise onlarla mücadele ederek, kimseye boyun eğmeden kendi doğrularımda ilerleyerek bugünlerime ulaşabildim çok şükür!
Bugün bir erkek olarak yaşasaydım da durum değişmezdi. Yine benzer mücadelelerin içinde kendi olma yolculuğunda olurdum elbette. Çünkü gerçek bir insan olabilmek böyle bir şey benim literatürümde. Bedeninin, algının ve zaman zaman dünya modellerinin boyutunda ve ötelerinde de yolculuk edebilmek....
İşte bu nedenle "Cumhuriyet Bayramı" dediğinizde içim yoğun bir coşkuyla kaplanır. Yaşamımda inancım, görüşlerim, seçimlerim ve yaşam biçimim kendime ait bir boyutta gerçekleştiyse bundaki sebep özgürlüğümdür. Bugün dans edebiliyorsam ve bir kadın olarak dilediğim her yönde ve tarzda belirebiliyorsam da bunun sayesindedir. Yani cumhuriyetimizin ve laikliğin!
Evet şükür okuyabiliyorum, dans edebiliyorum, gezebiliyorum, çalışabiliyorum ve istediğim saatte evimin yolunu tutabiliyorum!
29 Ekim'de dans etme sevincini ve bunun yoğun coşkusunu Deniz Müzesi milogasında keyifle yaşadım. Geniş pistin ferah havasıyla ve üç farklı Dj'in (Cem Çınar, Murat Elmadağlı ve Murat Kazak) müzik seçkileriyle dilediğim kişiyle, dilediğim şekilde tango yapabildim. Milonga parçalarında yine uçabildim ve Özlem'ciğimle de bol bol Türk bayrağımızı sallayarak gecemi sevgiyle tamamlayabildim.
Bundan sonraki milonga deneyimim ise diğer hafta Para Bailar'daydı. Dj Utku Kuley'in hoş parçalarıyla tanıdığım, tanımadığım, aşina olduğum, olmadığım dansçılarla yine sevinçle dans ettim; mekanın mora, eflatuna çalan renk aromalarıyla ruhen dinginleşebildim ve çok hoş bir gece daha yaşadım. Evimin yolunu ise hayatımda ilk kez bir kadın taksi şoförüyle tuttum. Evet radyosunda Ayten Alpman'ın "Söyle buldun mu?" parçası çalıyordu...:))
Ardından Cuma Günü " İstanbul Tango Ritual " festivali için Armada Otel milongasına yönlendim. Armada milongalarına, Pazartesi'leri yapıldığı ve son zamanlarda genellikle haftanın ilk günleri tango modum olmadığı için gidemediğimden olsa gerek, buranın atmosferini, ambiyansını, içimde oluşturduğu tüm nostaljik hisleri ve yenilerini de dahil ederek çok özlemişim. Bunun coşkusu ile hem mekanın rahatlığı, konforu ve hoş bir kalabalığı ile birlikte, hem de festivalin heyecanıyla ve Dj Namık Mengi' nin benim için şahane müzik seçkisiyle tandalarca dans etmekten büyük keyif aldım. Gece boyunca da dans etmeden duramadım. Tüm dans deneyimlerimde bolca uçuştum, yaşadığım hislerle derinden gülümsedim ve dostlarımla karşılaşmalarımla, sohbetlerimle de mutluluklarıma mutluluk kattım, ne mutlu bana! :)
Ertesi gün festivalin Gala Gecesi'inde YEM'de "TANGESTA" nın canlı performansıyla ve Dj El Popul Castello'nun müzik seçkisiyle de birbirinden farklı stillerde uzun zamandır karşılaşamadığım çok sayıda arkadaşımla coşkuyla ve neşeyle dans ettim. Maestrolardan Julio Balmaceda ve Virginia Vasconi çiftinin şovlarını izledim ve sabah beş sularına kadar milongada kalarak, La Cumparsita'yı da bitirip festivali bir milongueraya yakışır şekilde yorgun ama mutlu ve coşkulu noktaladım! :)
Haftanın son gününe geldiğimizde çok yorgun olmama rağmen Ship's Port 'taki Milonga Kadıköy milongasına ilk kez katıldım. Gecenin Dj dostu "Uçuran Dj" lakaplı Hakkı İnce idi. Yine coşkuyla çaldığı enerji yüklü tandalarıyla ve birbirinden güzel cortinalarıyla hepimizi piste doldurduğu ve dans keyfini sevgiyle yaşatığı gecede yine çok güzel danslar ettim. Reyhan'cığımla ve Ayşe'ciğimle harika sohbetlerle gülümsedim ve yorgunluktan bitmiş arkadaşımı fark edince de geceyi ortamın bar kokulu ve güne yakışan rahatlığıyla sevgiyle tamamladım.
Güzel müzik seçkileri, güzel danslar, güzel hisler tüm haftamın yoğun dokusunu böylelikle oluşturdu ve yine tangoya dair hislerimi ve düşüncelerimi arttırdı.
Bu haftamızda da Point Otel milongasının 12. yılının kutlaması için yine sevgiyle dans edeceğim. Zira oraya ilk gittiğim günü dün gibi anımsarım. 9. kata ulaştığımda, asansör kapısı açılınca gördüğüm manzara, atmosfer ve muhteşem dansçıların silüetleri beni şoke etmişti ve içeri yoğun bir enerjiyle kabul etmişti. Yıllarımı alan tango yolculuğumda Point Otel milongası en sevdiklerim arasında daima yerini korudu. O denli çok anım var ki orada. İyi ki doğmuş ve iyi ki böyle güzel bir dans evi tüm danssevere gerçek bir mutluluk yaşatmış! :)
Biz tangoseverleri bu kadar tangoya bağlayan şeylerden biri de, sosyalleşmemizin ve müzikal tınılarla yükselmemizin yanı sıra, içten sarılmaya bu denli bağlı olmamız ve güzel sarılmayı gerçekten çok seviyor olmamız belki de. Yani biz tango tutkunları, müzik kadar içten, derin sarılmanın da gerçekten müptelasıyız. Dileğim yaşamımız boyunca sevgiyle, dansla, aşkla, coşkuyla birbirimize sarılalım, bu yolculukla başka boyutlara ulaşalım ve müziğin sonsuz ritmselliğinde yaşamın sonsuz keşiflerine çıkalım!
Sevgiyle,aşkla ve ışıkla kalınız...:)
8 Kasım 2017 Çarşamba
8 Ekim 2017 Pazar
Biz tangoseverler oldukça enteresan insanlarız;
bazen hayatımız sadece tangoymuş gibi düşünürüz, buna göre yaşarız, davranırız ve bazen de yaşamın akışında başka şeyler yoğunluk kazanır, danslarımızı seyreltir, neredeyse durma noktasına getiririz.Yine gündemimizde boşluk yakalayınca ya da bir şeyler değişince koşa koşa geri döneriz engin rondalarımıza, sonu olmayan tandaların ruhuna ve dilediğimiz milongalara katılıp, dans etmeye doyamaz hale gelir, festivallerde, maratonlarda, tango etkinliklerinde birbirimizle kucaklaşırız. Yani yaşamın akışında tamamiyle değişken bir yapıya sahibiz ama içimizdeki tango aşkı daima yaşayan bir volkan gibi diplerde bir yerlerde gün ışığına çıkmayı her zaman sanki bekler ve bir kıvılcımla yeniden alevlenir o korlar...
Uzun süre ara verseniz bile tangoyu unutmadığınız, pardon unutamadığınız için desem daha doğru olacak, içten içe bir huzur, konfor, güven ve sevinç hissedersiniz kalbinizde. Çünkü yaşamlarınızda ne olursa olsun sizi döndüğünüz andan itibaren tüm hallerinizle kabul edebilecek bir bütüne katılabilir, aylarca yıllarca ara verseniz bile, dilediğiniz an o dünyaya geri dönebilir ve ettiğiniz tüm danslarla gerçekten uçabilirsiniz. Özgürce, tutkuyla, sevgiyle...
İşte aylar sonra katıldığım ilk tango etkinliği Express Tango "Tandalarda Buluşalım " festivali oldu. Bir önceki hafta da aslında yine Tarihi Gar Gazinosu'nda üç okulun açılış milongası vardı ve ben o günü festival zannetsem ve konseptinin aslında açılış milongası olduğunu sonradan öğrensem de, gece benim için festivali çok aratmadı. Eksik olan yabancı dansçılardı sadece ama onlar iki yıldır zaten çok gelemiyorlar ülkemize, malum sebeplerden!
Tangoist, Tangonar ve Tangoloji okullarının açılışı şenlikli, renkli bir milongayla ve gösteri dansıyla açıldı. Uzun zaman sonra gittiğim tek tük milongalardan biri olmasının da heyecanı vardı üzerimde ama kondisyonum düşmüş. Gece iki buçukta gözlerimi açamaz hale geldiğime inanamadım. Uyku tüm benliğimi sarınca da evin yolunu mecburen tuttum!
Katıldığım bir önceki milonga da Eylül'de Contra milongası olmuştu. Oranın konseptini, tango müziği ile olduğu kadar farklı, tango olmayan parçalarla da dans edebilme özgürlüğünü biz tangoseverlere sunduğu, sıcacık, arkadaş canlısı bir atmosfer yansıttığı için ayrıca seviyorum. İyi ki bambaşka bir konsepte imza atmak istemişler ve farklı istekleri olan bir kitleyi de hatırlamışlar. Aynıların, aynılığın çok hakim olduğu dünyamızda cesaret gösterip farklı adımlar atmak ve farklı renkler sunmak gerçekten güzel, ilham verici ve hoş. Zira her zaman ihtiyaç var çok farklı etkinliklere, başka soluklara gelişim, dönüşüm, renklilik için!
Bundan bir ay sonraya geldiğimizde ise kendimi bir festival milongasında buluyorum. Ne kadar da azaltmışım milongaları...
Yenikapı'daki "Tarihi Gar Gazinosu" hoş atmosferinin içine davet ediyor bizi önce ve sonra milongalara dönmenin keyfini yaşatıyor ruhuma pek tabii...
Bambaşka bir havası olan bu nostaljik mekanda festivalin ilk günü beklediğim dans yoğunluğunu yakalayamasam da ikramlarının zenginliğinden şaşkın bir halde, hoş tandaların içimde bıraktığı lezzetten de pek mahrum kalmıyorum.
Sercan ve Zeynep çiftinin bol tezahurat alan şovlarını da izliyorum ve Ramo Gogo'nun kendi enerjilerini gayet iyi yansıtan tandalarıyla dans etme şansı yakalayabiliyorum.
Ertesi gün "Black Friday" milongasında - şanslıyım üzerimde bugün de doğru renk var! -ise harika bir dansçı kalabalığı ile birlikte enfes bir festival akşamı yaşıyor, dansların etkisinden ayaklarımı kısmen yara ediyor, oturduğumuz anlarda da Özlem'ciğimle kakara kikiri yapıp gülüşmekten eksik kalmıyorum. Malum biz tangoseverlerdeki mübarek Cuma'lar farklı oluyor;
haftasonunun uzun saatlere kadar coşkuyla süren festival milongalarının tadı damağımızda kalır hepimizin bildiği gibi...
Gecenin Dj' inin seçkileri de coşkuyla dans etmeme olanak verip beni mutlu ederken, Serkan ve Cecilia çiftinin performanslarını ilgiyle izliyorum ve şovun ardından yine keyif aldığım danslar ediyor ve karşılaştığım eski dostlarımla da sevinçle kucaklaşıyorum.
Tangonun dostluk kısmı da insanı o kadar güzel kucaklar ki, o duyguyu az yerde bulursunuz gerçekten. Özeldir, eşsizdir, derindir bizim kucaklaşmalarımız... Yani çok güzel insanlar da kazandırır hayatınıza tango ve bir yaşam boyu dostlarınızdır artık onlar çünkü, o frekansta farklı bir boyutta kucaklaşmışsınızdır. Bunu mantıksal olarak ifade etmek zordur belki ama akışsal ve hissel olarak açılımı hepmizin hayatlarında belirgindir. Bitmeyen dostluklardır bazıları!
Biz tangoseverler birbirimizi tüm duygu ve düşünceleriyle de özgürleştiriririz aslında. Çünkü her şey görünürdür, her dipte olan his açıktadır ve karşımızda, içimizde, yakınımızdadır. Bu anlamda tangoyu içimde, yaşamımda bir idrak yolculuğu olarak da görürüm. Olumlu ve olumsuz tüm yanlarımızla buluştuğumuz ve hepsini bir bütünde buluşturduğumuz koca bir okyanustur orası..
Kendimizi fark edebildiğimiz ve insanları algılayabildiğimiz, onlarla empati kurabildiğimiz oranda da fikrimce şanslıyız ve zenginiz!
Geçen yıllara göre festivalde yabancı dansçı sayısı yine az olsa da, dünyada ve ülkemizde olan tüm korkunç olaylara, teröre ve kötü politikalara rağmen hala bambaşka coğrafyaların ve yurdumuzun dansçılarıyla bir araya gelebilmek şans ve elbette yurdumun başka başka şehirlerinden gelmiş çok sayıda dansçıların iç içe geçen rondalarda oluşturduğu görsel ve ritmsel şölenin tüm salonu kaplaması da çok güzel!
Gerçekten bol danslı çok keyifli bir gece geçirdim o gün, emeği olan herkese içten teşekkürlerimle ve festivali kendi adıma saat dört sularında bitirdim.
Ertesi gün, oldukça yorgun olduğumdan festivali pas geçerek şehrimin lokal milongalarından Esta'ya gittim. Oraya da son dakikada karar verdik aslında, çünkü bana kalsan evde koltuğumla bütünleşebilirdim! :)
Olsun gittik ya ne güzel danslar ettik, çok keyifli sohbetlere uzandık Umut dostumla ve harika bir gece daha yaşadık içimizdeki mutluluklarla..
Gecenin Dj'i ise Bento idi ve ilk kez kendisini dinlemiş ve tandalarıyla dans etmiş oldum.
Milonganın çıkışında Taksim'in insan kalabalığını gösteren manzaralı bir tatlıcısında güzel bir çay keyfi yaparken, tangonun hayatıma kattığı nice güzel insanı düşünmeden edemedim. Gerçekten çok iyi kalpli insanlar tanıdım. Bazılarıyla çok yakın dostluklar, bazılarıyla derin yaşam bütülükleri yakaladım. Hepsini tango sayesinde yaşadım, tango sayesinde onlarla buluşabildim. Bu sebeple tüm tango organizatörlerine, eğitmenlerine, Dj' lerine, dansçılarına ve dans tutkunlarına teşekkür etmeden geçmem olanaksız! Birlikte oluşturduğumuz bu dünyada, hepimiz kendimizi mutlu eden çok şey bulabiliyor ve tango aşkımızı paylaşabiliyoruz, ne mutlu!
Express festivalinde gözüme çarpan bir güzelliğe değinmeden edemeyeceğim;
Hasan Seremet dostumuz bir festival ortamında nasıl olmuş da açık büfe gibi ikram efsanesi oluşturmuş inanamadım. Meyve tabağından, tulumba tatlısına, çorbasından, poğacasından, tüm yemek çeşitliliğine - sanırım tavuklu bir şeyler de vardı- , sınırsız çay, kahve ikramına kadar her şey şaşırtıcıydı. Bir de milongadaki içeceklerin fiyatları çok uygundu. Su 1 TL, bir kadeh şarap 10 TL idi. Su bir dansçı için en önemli yaşamsal ihtiyaçtır ve bunun bedelini minimumda tutabilmek de gerçekten önemlidir; çok teşekkürler!
Festivali de bu şekilde güzel duygularla tamamladık işte, ne mutlu bizlere!
Son olarak yaşamlarımıza dair bir şey eklemek istedim. Hani bir çoğumuz bir çoğumuza kızabilir, ya da insanların hayatlarında çok yaralar açtığına inanır, inanırız ya elbette doğruluk payı da olabilir ancak şunu belirtmek istedim;
Bir insanın bir insanı kandırması enerjisel düzeyde mümkün değildir. Çünkü enerji transferi karşılaştığımız her insanla anında gerçekleşir. Dolayısıyla tüm iyi niyetimiz, sevgimiz, içtenliğimiz olduğu gibi, olumsuz beslediğimiz niyetler varsa onlar da karşı tarafa aktarılır ve bilinir hale gelir. Danslarımızda da birbirimizle karşılaştığımız her yerde bu olay geçekleşiyor!
Yani insanların birbirine yönelik olan tüm duygu ve düşünceleri enerji boyutunda apaçık ortadayken, eylemleriyle birleşerek kendi hayatlarının, hayatlarımızın gerçeğini oluşturuyor!
Güzel niyetler besleyelim ki güzellikler olsun yaşamlarımızda, danslarımızda, buluşmalarımızda da ve sonsuz duygularımızla, bizi biz yapan fikirlerimizle yaşamlarımızda daima özgün bir yapıyla, gerçek bir dans, müzik, insan, doğa ve yaşam sevgisiyle ilerleyelim dostlarım!
Kalbimizin bambaşka bir coşkuyla attığı ve birbirimizi içtenlikle kucakladığımız tüm milongalarda ve sohbet ortamlarında buluşabilmek dileğiyle;
sevgiyle, ışıkla, aşkla kalınız...:)
bazen hayatımız sadece tangoymuş gibi düşünürüz, buna göre yaşarız, davranırız ve bazen de yaşamın akışında başka şeyler yoğunluk kazanır, danslarımızı seyreltir, neredeyse durma noktasına getiririz.Yine gündemimizde boşluk yakalayınca ya da bir şeyler değişince koşa koşa geri döneriz engin rondalarımıza, sonu olmayan tandaların ruhuna ve dilediğimiz milongalara katılıp, dans etmeye doyamaz hale gelir, festivallerde, maratonlarda, tango etkinliklerinde birbirimizle kucaklaşırız. Yani yaşamın akışında tamamiyle değişken bir yapıya sahibiz ama içimizdeki tango aşkı daima yaşayan bir volkan gibi diplerde bir yerlerde gün ışığına çıkmayı her zaman sanki bekler ve bir kıvılcımla yeniden alevlenir o korlar...
Uzun süre ara verseniz bile tangoyu unutmadığınız, pardon unutamadığınız için desem daha doğru olacak, içten içe bir huzur, konfor, güven ve sevinç hissedersiniz kalbinizde. Çünkü yaşamlarınızda ne olursa olsun sizi döndüğünüz andan itibaren tüm hallerinizle kabul edebilecek bir bütüne katılabilir, aylarca yıllarca ara verseniz bile, dilediğiniz an o dünyaya geri dönebilir ve ettiğiniz tüm danslarla gerçekten uçabilirsiniz. Özgürce, tutkuyla, sevgiyle...
İşte aylar sonra katıldığım ilk tango etkinliği Express Tango "Tandalarda Buluşalım " festivali oldu. Bir önceki hafta da aslında yine Tarihi Gar Gazinosu'nda üç okulun açılış milongası vardı ve ben o günü festival zannetsem ve konseptinin aslında açılış milongası olduğunu sonradan öğrensem de, gece benim için festivali çok aratmadı. Eksik olan yabancı dansçılardı sadece ama onlar iki yıldır zaten çok gelemiyorlar ülkemize, malum sebeplerden!
Tangoist, Tangonar ve Tangoloji okullarının açılışı şenlikli, renkli bir milongayla ve gösteri dansıyla açıldı. Uzun zaman sonra gittiğim tek tük milongalardan biri olmasının da heyecanı vardı üzerimde ama kondisyonum düşmüş. Gece iki buçukta gözlerimi açamaz hale geldiğime inanamadım. Uyku tüm benliğimi sarınca da evin yolunu mecburen tuttum!
Katıldığım bir önceki milonga da Eylül'de Contra milongası olmuştu. Oranın konseptini, tango müziği ile olduğu kadar farklı, tango olmayan parçalarla da dans edebilme özgürlüğünü biz tangoseverlere sunduğu, sıcacık, arkadaş canlısı bir atmosfer yansıttığı için ayrıca seviyorum. İyi ki bambaşka bir konsepte imza atmak istemişler ve farklı istekleri olan bir kitleyi de hatırlamışlar. Aynıların, aynılığın çok hakim olduğu dünyamızda cesaret gösterip farklı adımlar atmak ve farklı renkler sunmak gerçekten güzel, ilham verici ve hoş. Zira her zaman ihtiyaç var çok farklı etkinliklere, başka soluklara gelişim, dönüşüm, renklilik için!
Bundan bir ay sonraya geldiğimizde ise kendimi bir festival milongasında buluyorum. Ne kadar da azaltmışım milongaları...
Yenikapı'daki "Tarihi Gar Gazinosu" hoş atmosferinin içine davet ediyor bizi önce ve sonra milongalara dönmenin keyfini yaşatıyor ruhuma pek tabii...
Bambaşka bir havası olan bu nostaljik mekanda festivalin ilk günü beklediğim dans yoğunluğunu yakalayamasam da ikramlarının zenginliğinden şaşkın bir halde, hoş tandaların içimde bıraktığı lezzetten de pek mahrum kalmıyorum.
Sercan ve Zeynep çiftinin bol tezahurat alan şovlarını da izliyorum ve Ramo Gogo'nun kendi enerjilerini gayet iyi yansıtan tandalarıyla dans etme şansı yakalayabiliyorum.
Ertesi gün "Black Friday" milongasında - şanslıyım üzerimde bugün de doğru renk var! -ise harika bir dansçı kalabalığı ile birlikte enfes bir festival akşamı yaşıyor, dansların etkisinden ayaklarımı kısmen yara ediyor, oturduğumuz anlarda da Özlem'ciğimle kakara kikiri yapıp gülüşmekten eksik kalmıyorum. Malum biz tangoseverlerdeki mübarek Cuma'lar farklı oluyor;
haftasonunun uzun saatlere kadar coşkuyla süren festival milongalarının tadı damağımızda kalır hepimizin bildiği gibi...
Gecenin Dj' inin seçkileri de coşkuyla dans etmeme olanak verip beni mutlu ederken, Serkan ve Cecilia çiftinin performanslarını ilgiyle izliyorum ve şovun ardından yine keyif aldığım danslar ediyor ve karşılaştığım eski dostlarımla da sevinçle kucaklaşıyorum.
Tangonun dostluk kısmı da insanı o kadar güzel kucaklar ki, o duyguyu az yerde bulursunuz gerçekten. Özeldir, eşsizdir, derindir bizim kucaklaşmalarımız... Yani çok güzel insanlar da kazandırır hayatınıza tango ve bir yaşam boyu dostlarınızdır artık onlar çünkü, o frekansta farklı bir boyutta kucaklaşmışsınızdır. Bunu mantıksal olarak ifade etmek zordur belki ama akışsal ve hissel olarak açılımı hepmizin hayatlarında belirgindir. Bitmeyen dostluklardır bazıları!
Biz tangoseverler birbirimizi tüm duygu ve düşünceleriyle de özgürleştiriririz aslında. Çünkü her şey görünürdür, her dipte olan his açıktadır ve karşımızda, içimizde, yakınımızdadır. Bu anlamda tangoyu içimde, yaşamımda bir idrak yolculuğu olarak da görürüm. Olumlu ve olumsuz tüm yanlarımızla buluştuğumuz ve hepsini bir bütünde buluşturduğumuz koca bir okyanustur orası..
Kendimizi fark edebildiğimiz ve insanları algılayabildiğimiz, onlarla empati kurabildiğimiz oranda da fikrimce şanslıyız ve zenginiz!
Geçen yıllara göre festivalde yabancı dansçı sayısı yine az olsa da, dünyada ve ülkemizde olan tüm korkunç olaylara, teröre ve kötü politikalara rağmen hala bambaşka coğrafyaların ve yurdumuzun dansçılarıyla bir araya gelebilmek şans ve elbette yurdumun başka başka şehirlerinden gelmiş çok sayıda dansçıların iç içe geçen rondalarda oluşturduğu görsel ve ritmsel şölenin tüm salonu kaplaması da çok güzel!
Gerçekten bol danslı çok keyifli bir gece geçirdim o gün, emeği olan herkese içten teşekkürlerimle ve festivali kendi adıma saat dört sularında bitirdim.
Ertesi gün, oldukça yorgun olduğumdan festivali pas geçerek şehrimin lokal milongalarından Esta'ya gittim. Oraya da son dakikada karar verdik aslında, çünkü bana kalsan evde koltuğumla bütünleşebilirdim! :)
Olsun gittik ya ne güzel danslar ettik, çok keyifli sohbetlere uzandık Umut dostumla ve harika bir gece daha yaşadık içimizdeki mutluluklarla..
Gecenin Dj'i ise Bento idi ve ilk kez kendisini dinlemiş ve tandalarıyla dans etmiş oldum.
Milonganın çıkışında Taksim'in insan kalabalığını gösteren manzaralı bir tatlıcısında güzel bir çay keyfi yaparken, tangonun hayatıma kattığı nice güzel insanı düşünmeden edemedim. Gerçekten çok iyi kalpli insanlar tanıdım. Bazılarıyla çok yakın dostluklar, bazılarıyla derin yaşam bütülükleri yakaladım. Hepsini tango sayesinde yaşadım, tango sayesinde onlarla buluşabildim. Bu sebeple tüm tango organizatörlerine, eğitmenlerine, Dj' lerine, dansçılarına ve dans tutkunlarına teşekkür etmeden geçmem olanaksız! Birlikte oluşturduğumuz bu dünyada, hepimiz kendimizi mutlu eden çok şey bulabiliyor ve tango aşkımızı paylaşabiliyoruz, ne mutlu!
Express festivalinde gözüme çarpan bir güzelliğe değinmeden edemeyeceğim;
Hasan Seremet dostumuz bir festival ortamında nasıl olmuş da açık büfe gibi ikram efsanesi oluşturmuş inanamadım. Meyve tabağından, tulumba tatlısına, çorbasından, poğacasından, tüm yemek çeşitliliğine - sanırım tavuklu bir şeyler de vardı- , sınırsız çay, kahve ikramına kadar her şey şaşırtıcıydı. Bir de milongadaki içeceklerin fiyatları çok uygundu. Su 1 TL, bir kadeh şarap 10 TL idi. Su bir dansçı için en önemli yaşamsal ihtiyaçtır ve bunun bedelini minimumda tutabilmek de gerçekten önemlidir; çok teşekkürler!
Festivali de bu şekilde güzel duygularla tamamladık işte, ne mutlu bizlere!
Son olarak yaşamlarımıza dair bir şey eklemek istedim. Hani bir çoğumuz bir çoğumuza kızabilir, ya da insanların hayatlarında çok yaralar açtığına inanır, inanırız ya elbette doğruluk payı da olabilir ancak şunu belirtmek istedim;
Bir insanın bir insanı kandırması enerjisel düzeyde mümkün değildir. Çünkü enerji transferi karşılaştığımız her insanla anında gerçekleşir. Dolayısıyla tüm iyi niyetimiz, sevgimiz, içtenliğimiz olduğu gibi, olumsuz beslediğimiz niyetler varsa onlar da karşı tarafa aktarılır ve bilinir hale gelir. Danslarımızda da birbirimizle karşılaştığımız her yerde bu olay geçekleşiyor!
Yani insanların birbirine yönelik olan tüm duygu ve düşünceleri enerji boyutunda apaçık ortadayken, eylemleriyle birleşerek kendi hayatlarının, hayatlarımızın gerçeğini oluşturuyor!
Güzel niyetler besleyelim ki güzellikler olsun yaşamlarımızda, danslarımızda, buluşmalarımızda da ve sonsuz duygularımızla, bizi biz yapan fikirlerimizle yaşamlarımızda daima özgün bir yapıyla, gerçek bir dans, müzik, insan, doğa ve yaşam sevgisiyle ilerleyelim dostlarım!
Kalbimizin bambaşka bir coşkuyla attığı ve birbirimizi içtenlikle kucakladığımız tüm milongalarda ve sohbet ortamlarında buluşabilmek dileğiyle;
sevgiyle, ışıkla, aşkla kalınız...:)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Doğayla buluşmayı çok severim. Yavaş adımlarda ağaçların arasından çiçeklenen toprağa, kuşların cıvıl cıvıl konuşmalarına, arıların güneşle...
-
Tango yapmak ne kadar güzelse tangoya geri dönmek de bir o kadar güzel. Bambaşka enerjilerle duyduğun notaları adımlara dönüştürüyor, sarıld...
-
Herkes kabı kadar su taşır, kalbinin genişliği kadar sever. Hem kalbini mümkün olduğu kadar sevgiye açıp, genişletirken, hem de kabını yaşa...