Farklı bir sabaha uyandık bugün Türkiye'de. Uzun zamandır sıkıntı hissettiğimiz tek partili bir iktidarın yerine yeni bir güneş parladı ve çok sesli halkların bütünlüğündeki yurdumun semalarına koalisyon olasılığı doğdu. Mecliste barajı aşan partiler farklı ideolojilerin de bütünün içinde yer almasını sağladı. Bu ülkemiz açısından çok önemli bir seçimdi. Uzun zamandır demokrasimizde ciddi sıkıntılar yaşadığımız bir dönemin içinde bulunuyoruz. Ancak Gezi Olayları'yla başlayan diktaya başkaldırı, halk olarak nasıl bütünsel hareket edebildiğimizin ve gücümüzün boyutlarını gösterdi. Mayıs'ın sonlarında yıldönümünü kutladığımız bu önemli toplumsal hareketin merkezi olan Gezi Parkı'nda yeniden bulunmuş ve ağaç, çiçek kokularının eşliğinde, kuş seslerinin tatlı cıvıltısını duyup gururlanmıştım. Çünkü burası, tüm toplumumuzun başarısı olarak koruduğumuz değerlerimiz, doğamız, görüşlerimiz ve bizi yansıtan bir ortam haline gelen bir arena olmuştu adeta...
Halk olarak çokseslilik ve çok renklilikle gelen bütünlüğümüzün, gücümüzün, emeğimizin ve çabamızın en büyük semboli olmuştu. Hepimizin büyük, küçük, az, çok katkılarımızla korumayı başardığımız çok şeyimiz oldu Gezi Parkı.... Başta bütünlüğümüzün ve mücadelemizin simgesi oldu!
Bu dönemi bizzat deneyimlemiş bir insan olduğum için kendimi şanslı hissediyorum. Deneyim çok şey öğretiyor insan çünkü. Asıl öğretmenimiz de yaşamlarımız ve deneyimlerimiz elbette!
Hepimizin emekleri ve çabaları sonucu kurulma aşamasında olan "Yeni İleri Türkiye" mizin oluşumuna katkımız çok büyük. İleri görüşlülük ve gelişim yerine, yobazlığı, faşizmi ve gericiliği savunanların ise tarihte geçmiş bir devre, çağa gitmelerinde bir sakınca görmüyorum. Hatta bazı Kuantumcuların telefonlarını verebilirim. Kendilerine uygun, geçmiş bir çağda, geri evrenler araştırmaları, bulmaları için..
Neyse espri patlatmadan içim rahat etmiyor bu hallere...Çünkü çağ geriye dönülemeyecek kadar ileride artık. Bilgi, hoşgörü, esneklik, gelişim, sevgi ve özgürlük çağı olmalıdır bu yaşadığımız çağ!
Dolayısıyla bugün elbette çok daha farklı bir gündü bir çoğumuz için. Umudumuzun tekrar yükseldiği bir dönem yeniden başlamış oldu. Uzun zamandır süregelen çok sayıda yanlış uygulamalara rağmen, burada hiç bir değişimin olmamasından dolayı çok acı çekiyor ve bunun değişmeyeceğine dair ciddi korkularımla yüzleşiyordum. Çünkü toplum olarak hakka, hukuka ve demokrasiye dair sınır kısmını çoktan aşmıştık sanıyorum. Ancak bir şeyler değişti işte! Halk olarak çoğumuz farklı seçimlerde bulunduk ve çok yeni umutlar kazandık.
Diliyorum bu sürecin yurdumuz için en hayırlı sonuçlara ulaşacağı, barış dolu bir periyodla değerlendirebiriz. Barış, her şeyin soluğu çünkü...
Bugün televizyonlarda mecliste olan ve yeni giren partilerin yandaşlarının coşkulu kutlamalarını izledim. Meclise girme başarısıyla zafer coşkusu yaşayan insanların heyecan yüklü demeçlerini dinledim ve inanın hiçbirimizden fark hissetmedim. Yani bütüne almadığın insan, senin bütününde olmak ister mi bir düşünelim..?
Bizim bütünümüz olursa ancak, orada her bu coğrafyada soluk alan insan bulunmaktan mutluluk duyar ve eşitlikle yükselir!
Bütüne aldığın her insan, halk senin halkındır. Bu da benim dünya görüşüm kuşkusuz... Barışın ve bütünlüğün ömrüm boyunca daimi savunucusu olacağım o kesin!
Diyeceyim şuyani günün sonunda;
Hayırlı olsun tüm seçim sonuçları ve seçimlerin ardındaki süreç yurdumuza...
Bütün partilerin, görüş sahiplerinin hoşgörü, saygı ve uyum içerisinde bu dönemden olumlu gelişmelerle çıkmalarını diliyorum. Türkiye'nin ekonomik gücünü yitirmemesini ve bütünlüğünü, barışını hem şimdi, hem yakın gelecekte ve ileride, tarih boyunca korumasını diliyorum.
Süreçler bizi gerçeklerle buluşturacak ve o gerçeklerin güzel olması da aslolan bir değer ve çok önemli bir unsur kuşkusuz!
Dolayısıyla bu hafta daha bir keyifle dans edeceğimi hissettim aslında. Çünkü Meclisimize yepyeni soluklar geldi; kısmi - bize göre diyelim - "padişahlık" devri bitti.
Çok çok önceden bitmişti aslında değil mi padişahlık, sultanlık devri...Bitmemiş miydi?
Neyse, en azından bu hissiyat, bizim coğrafyada artık bitti. Daha özgürlükçü bir nefes aldık; daha da dinamik, aydınlık bir ışık hissettik. Bu umut yüreğimizi canlandırdı, enerjimizi yükseltti, yaşamımıza motivasyon kattı. Şükürler olsun!
Dans da aşkla, müzikle, bütünlükle akan özgürlüklere ve sonsuzluklara açılan bir yolculuk olduğuna göre, bu haftaki "connection" yüklü, "abrazo" tınılı translarımıza yepyenilerini ekleyeceğimiz kesinleşti. Geçen hafta bu umutlar içimizde yeşermemişken bile, en yüksek irtifa salınımlarına açılmıştık aslında. Sanki hissettik, ya da öngördük bunu ve değişimlerin kucağına adım adım süzüldük...Ya da sadece anların izlerine kapıldık kimbilir...
Haftanın ilk milongası, Çarşamba Günü "Portofino", Larespark milongasıyla geldi. Milonga öncesinde kızlarla - Evren, Sezen, Ceren- yemek muhabbetimiz olacağı için, yetişebileceğimden emin değildim ama geç de olsa gidebildim milongay. Elbette kızlar ve bendeniz güzel bir meyhane sohbetine uzandıktan, bol bol yaşama dair izlerimizden, hislerimizden, deneyimlerimizden bahsedip, tüm güzel mezeleri ve içkileri yuvarlama aşamasını doldurduktan sonra, ani bir rüzgarla bu tatlı milongueralar ekibinden jet hızla ayrılarak, milongaya koşa koşa geçtim.
Tam içeri girdiğimde Dj Volkan'ın Pugliese tandasıyla karşılaştım ve ardından Giuseppe'yle çılgın bir dans coşkusuna kapıldık. - Ohh be! - Ardından bir nuevo tandası geldi ve uçuşum Erdal'la yeniden alev alev parladı. Müthişti coşku!
Bir tanda soluklandıktan sonra, Giuseppe'yle son tandayı yine ful enerjiyle, coşkuyla ve dinamik adımlarla noktalayıp, güzel bir sohbet eşliğinde evlerimize yöneldik.
Perşembe Günü "Para Bailar" milongasına yöneldim. Aslında o gün Point'i de düşünmüştüm terasını ve atmosferini çok özlediğim için. Ancak Sezen'ciğimle bir Solera sefasında üzüm aromalarını sindirime ritüeline kendimizi adayınca, buraya en yakın milongaya geçmenin mantıklı olacağında hemfikir olduk ve iki adım atarak, Para Bailar'a geçtik. Dj Utku'nun enerjik ve az biraz farklı sıralamalarıyla renklendirdiği tandaları ile çok güzel dans deneyimlerine uzandım. Kalabalık bir kitlenin hakimiyetindeki tatlı bir enerjide gecenin ortalarına kadar bolca dans ettik ve Burak ve Amelly çiftinin iki parçalık ve Murat, Ece çiftinin üç parçalık performanslarını izledik. Murat ve Ece'nin milonga performanslarındaki coşkuları hoştu ve enerjileri gülümsememi sağladı. Milonga severler, milonga parçalarını çok ayrı severler. Hatta bizim gibi az delilerse de, asla duramazlar, piste koşa koşa süzülürler....
Herkes bbir gün bu ülkede milonga sevecek ve milonga tandasında bir ayrı kopacak. İşte o zaman bendeniz ve tüm milonga tutkunları bir başka mutlu olacak! ;-)
Performanslardan sonra bir kaç tanda daha dans edip, bu kez "la ultima tanda" nın coşkusunu deneyimleyemeden, yorgun kuşlar misali evime uçuştum!
Cuma Günü Milongahane milongasındaydım. Öncesinde Beşiktaş'ta muhteşem bir restaurant keşfettim. Hep önünden geçip, bir türlü denemediğim "Ziyaret"in somonuna, roka salatasına, mezelerine ve kocaman kadehlerde doyurucu üzüm ziyafetine bayıldım diyebilirim. İki, üç katlı ve açık hava alternatifleri de olan bu gurmelik cennetinde, lezzetli, güzel yemek severler, rakı severler, şarapseverler ve tüm içki severler aradıkları her şeyi bulacaklardır, emin olabilirsiniz. Mutlaka bir gün yemek ziyafetine uzanmanızı tavsiye ederim. Asla pişman olmazsınız!!
Ruhsal mesleğimi, gurmelik olarak belledim. Buradan da yine duyurayım!
Milongaya da lezzetsel translara süzülerek geçtim. Elbette translar farklı farklı ritmlerdedir. Örneğin, tat transı var; tını
transı var; his transı var; haz transı var; renk transı var; seyahat,
akış, kopuş, uçuş transı var; dans, "connection", müzik transı var;
deniz, okyanus, derinlik, mavi transı var; sohbet transı var. Yani çok
sayıda trans var ve bir de her birini yaşamak var...
Çılgın bir party'deymişsin gibi bazen tüm bu translar alemi işte... Hayatımızdan hiç eksik olmasınlar!!
Milongasal transımızda ise Dj Yüksel'in güzel, renkli, dinamik tandalarıyla gece boyunca dans ettim; sevdiğim dostlarımla sohbet ettim; bardak bardak çay içtim ve muhteşem dansların coşkusu ile kalpsel, ruhsal bağlar içimde geceyi noktaladım.
Cumartesi Günü Noa milongası yine şahaneydi. Dj Ali' nin - doğuştan yetenekli bir Dj ve süper bir dansçı genç arkadaşımız - şahane tandalarıyla gece boyunca doyasıya dans ettim. Güzel bir sinerji içinde kaliteli dansçılarla dolu olan ortamda, genç yetenek dansçılardan Berk, Ongun ve Recep ile coşkuyla danslarımızın yanı sıra İdil'ciğimle Pugliese tandasında uça, kopa ve pek bir deli coşkuyla dans ettik. Elbette daha çok sayıda dansçıyla mutluluk ve neşe tavanda milonga sonuna kadar güzel uçuşlarla canlandım, ancak bu genç arkadaşlarımızın yeteneğini daha bir vurgulamak istedim. Çünkü hepsinin bu kadar çok tangoyu sevmeleri ve tango dünyasının çok alanına yönelik ciddi emek vermeleri, Türkiye'nin yeni nesil tangocularının kaliteye, yeteneğe, gelişime ve azme odaklı olduklarının kanıtını sunuyor. Bu da gelişimin en büyük nedeni elbette!
Gelişen, kaliteli bir nesil gümbür gümbür geliyor yani...
Bu nedenle bu tatlı arkadaşlarımızın ve çok sayıda genç, pırıl pırıl milonguera(o)nun hem kendilerini, hem de eğitmenlerini, destekçilerini ve motivatörlerini de ayrıca tebrik ederim. İlerleme, gelişim bunların hepsiyle oluyor.
İyi eğitim, dans aşkı, özveri, çalışma, çaba, tutku ve potansiyelin genişliği temel unsurlar...
Daha nice pırıltılar,yetenekler, renkler eklensin tango dünyamıza. Mutluluk duyarız, değil mi..;-)
Pazar Günü Ponte milongasına erkenden gittim ve manzaranın, geleneksel lezzet ritüelimin keyfini sürmek istedim. Serpil'in tango kostümlerinin standını inceledim; Songül'le ve Canan'la yemek sohbetine uzandım. Önce Dj Ayşe'nin ve sonrasında da Dj" Kivi " nin, yani Kıvılcım'ın neşe dolu tandalarıyla, en güzel rakslarıma uzandım.
Hasan'la açılışı yaptığım danssal yolculuklarıma, tam milonga tandasında salondan içeri girerek bu güzel tandayı kaçırmamamı sağlayan Murat'la olan harika bir dans serüvenini ekledim ve Satılmış'la yine konforlu, rahat süzülümlere, Hakkı'yla Salamanca tandasında ful kopuşlu, trans yüklü adımlara, "Duramayan Milonguero" Erdem'ciğimle sıradışı bir dans ritüeline ve eğlencesine kapıldığımız danslarımıza da kavuştum ve mutlu mutlu piste tüm enerjimi aktardım.
Erdem'in doğumgünü seremonisinde minik bir, iki pastayı da eşle, dostla yuvarlarken, muhteşem bir geceyi daha Ayşe'ciğimizin pırıltılı gülümsemesiyle ve içtenlik dolu enerjisiyle noktalamış olduk!
Bir haftayı daha tangoyla ve dans, müzik aşkıyla tamamladık dostlarım. Yeni haftamızda hepimize yoğun, derin süzülümlerle dolu milongalar, dans deneyimleri diliyorum.
Yine en güzel milongalarda ve harika festivallerde görüşmek dileğiyle...
Son olarak insana ve dünya tarihine dair şu görüşümle yazımı tamamlamak istiyorum;
Elbette aşkla ve sevgiyle kalınız deneden önce...
Dünya tarihi ve doğadaki insan türü enteresandır.
Dünya tarihinde yakın dost, bir anda en büyük düşman, karşı taraf; en yakın komşu, dost bir anda terörist, düşman; en terörist, düşman bellenen bir anda dost, ortak olabilir. Çünkü insan türü ideolojik görüşlerinin yanı sıra onları insan yapan benzer özelliklere sahiplerdir. Temel ihtiyaçlar ve tüm insani özellikler...
Yaşadıkları coğrafyalar, bulundukları kültürler, inandıkları dinler, inançlar, felsefeler dünya görüşlerini, yaşam şekillerini, bakış açılarını, algı kapasitelerini ve tüm yapılarını oluşturur. Genellikle kendilerinin dışındaki görüşlere pek sevimli bakmazlar; kendilerine benzemeyen insanlardan haz etmezler; kendileri gibi davranmayan insanları yargılama eğiliminde bulunurlar...
Günün sonunda savaşlar olur, yıkımlar gerçekleşir, sonra savaş diner, sözde barış oluşur. Acı çeken iki "düşman", iki "yoldaş" haline gelir. Çünkü biri bir tarafta, diğeri bir tarafta olma hallerini bitirip, aynı yolda ilerlemeye başlarlar, ta ki yeni bir savaş çıkartılana kadar!
Benim bu dünyadan tek bir ricam var aslında;
"Savaş bu dünya üzerinde yasaklansın ve savaş çıkarmak isteyenlerse psikayatrik , psikolojik, sevgisel tedaviyle iyileştirilsin!
Sadece savaşın yasak olduğu bir dünya arzuluyorum ve bunun ütopya değil gerçek olmasını hedefliyorum. Bu hedefe adım adım ulaşmak da en büyük mutluluk olur...
Daimi barışla sonsuza dek salınmamız dileğiyle dostlarım. Yolumuz ışıkla ve daima aydınlıkla buluşsun!***
9 Haziran 2015 Salı
2 Haziran 2015 Salı
Değişik bir dinginlik, hafif bir hüzün edasıyla başladım yeni haftaya. Sebebi günlerdir yaşadığımız toplumsal gerilimler, dünyamızın her yeni gün daha çok şiddete yeniliyor olması; dünkü Gezi Parkı yıldönümü kutlamaları için yoğun güvenlik önlemlerinin alınması; kapatılan yollar; durdurulan vapur seferleri; kaos dolu bir şehir haline gelen bir koşturmaca halinin hakimiyeti; Gezi Parkı'nın tamamiyle halka kapatılması; terör örgütlerinin her yerde endişe uyandırması; insanların birbirine ve kendilerine karşı derin öfkesi, endişesi, huzursuzluğu; her an, yüklü bir stres dalgası; gelecek ve şimdi endişesi; ekonomik kaygılar; ruhsal dalgalanmalar; düşünsel kaoslar, içsel korkular ve insana, dünyaya, yurdumuza ve tüm toplumumuza ait tüm huzursuzluklar...
Zaman zaman hepimiz bir an da olsa yaşamlarımızı durdurma, farklı bir nefes alma ihtiyacında olabiliriz diye düşünüyorum. Çünkü bazen yaşadığımız tüm dalgalanmalar sınırlarımızı gerçekten zorlayabiliyor. Örneğin dünkü bir günlük yolculuğum, belki de bir çok zaman yaşadığım tüm sevimsiz deneyimleri, daha da bir yüzüme çarptı. Çünkü Evrim'in Chique giysilerine ve ablası Evren'in el işi takılarına ev sahipliği yaptığı yeni dükkanının açılışına katılmak için Kadıköy yoluna çıktım ama gerçekten çok gereksiz mücadelelerle dolu bir yolculuğa uzanmak durumunda kaldım. Vapur seferleri kapatıldığı için karayoluyla dolana dolana ulaşacağım yere varmam gerekti. Büyülendiğim, kendimi tamamiyle buraya ait hissettiğim, tüm coşkularımın, derin hislerimin merkezi, aşk olarak yorumladığım şehrimde gördüğüm insana ait manzaralar gerçekten içimi acıttı. Çünkü gördüğüm tüm olmamışlıklar ve yaşadığım deneyimler bütünü beni şu hisleri aktarmaya yöneltti;
"Malesef Üsküdar'da gördüğüm sayısız çarşaflı kadınının ve yanlarındaki adamların görüntüsü ve yanımdan geçtiklerinde çok kötü bir ter kokusun tüm alana yayılması; Çengelköy Çınaraltı'ndan sonraki her ağaç olan yerde mangal yakan insanlar, doğayı koklayamayacağınız bir duman, is kokusu ve çok sevimsiz görüntüler; Taksim'den dönerken, gecenin bir vakti haldur huldur, zıplaya zıplaya garip bir müzikte dans eden adamlar; yanımdan geçerken hiçbir konuşmaları ilgimi çekmeyen, hatta diyaloglarıyla beni daraltan insanlar; hafif güzel, naif bir enerji hissettiğim bir insan gördüğümde canlandığım, kendimi mutlu hissettiğim yüreğime dokunuşların bu kadar sayısının azalması; seçim arabalarında "Kuran'ın Aydınlığı" diye işittiğim, yanında hiçbir arkadaşıma benzemeyen insan toplulukları, pis görünen insanlar, "İşsizlik olmayacak" "Yeni bir Yaşam olacak" diye işittiğim başka bir seçim arabasının anormal yüksek ve korkunç sesi; Üsküdar'a vardığımda itişen, kakışan yüzlerce insan ve benim bir an önce Kadıköy dolmuşuna koşarak gitme çabam ile buradan, bu ortamdan kaçmak isteyen ruhum, bedenim... Acı veren bir isyan hissi!
Sonra sevdiğim bir arkadaşımın, yeni, pırıl pırıl harika ışıltılarla ve insanlarla dolmuş dükkanını ziyaret etmem; kutlamalarla canlanmamız; frekansın tamamiyle değişmesi; ardından vapurla Karaköy'e geçişim ve her gördüğüm balıkçı lokantasında oturma arzum; vapurdayken denizin beni büyüleyen kokusu ve esintisi; şehrimin eşsiz büyüleyici güzelliği; dolunaya çalan bir ay manzarası ve mehtap; taksiyle Tünel' e geçişim; az biraz Galatasaray'a doğru yürüyüşüm ve güzel bir tango ortamında, sevdiğim bu milonga mekanında kendimi müziğin eşsiz nefesine ve "abrazo"larımın sonsuz yankısına bırakışım; sevdiğim parçalarla, ilk kez duyduğum versiyonlarla enerjimin kısmen tamamını piste bırakışım ve ruhumu böylelikle uçuruşum; sevdiğim insanları görmek; anları doyasıya paylaşmak, keyfiyle sohbet etmek; sonra Ponte'nin eşsiz manzarasına uzanışım ve yine kendimi evimde hissettiğim tangonun büyülü kucağında bulmak; harika tandalarla zamanı unutmak, boyut değiştirmek, estetinin melodisinde yankılanmak, kopmak, yükselmek, yenilenmek, dönüşmek; çok sevdiğim dostlarımla kucaklaşmak, derinleşmek, translara süzülmek ve sonrasında tangonun merkezinden çıkıp Taksim sokaklarına akmak; yaşamın derinliklerine ilerlemek...
Tango her şeyden önce ve sanırım artık tamamiyle soluğumuz olmuş. Ruhen özgürleştiğimiz, kalben derinleştiğimiz ve büyüdüğümüz bir yolculuk olmuş. Anladım ki boşuna değilmiş bu süzülüşlerimiz ve hiçbir zaman boşuna olmamış. Çünkü dünya çok zor bir yer olmuş. Şiddetten, acıdan, itişme, kakışmalardan kaçtığımız ve kendimizi bambaşka bir boyutta bulduğumuz bir yer olmuş dansımız, müziğimiz, tüm "connection" larımız...
Tango bizim evimiz olmuş ve ruhumuzun coşkusunu devam ettiren bir seçim olmuş. Çok şey olmuş tango onu anladım dün ve yine düşündüm..."
Bu hislerim dün yaşadığım güne ait deneyimlerimle gelen bir farkındalık seslenişiydi sanıyorum ve evim hissettiğim tangonun merkezinde kalbimin attığını, tüm varlığımın gerçekten yaşadığımı hissettim. Bu nedenle olacak ki, çok derin hisler içinde bir yerlerde bu dans benim için ve ona ait her şey de... Çünkü içine koca bir yaşamı sığdırabiliyoruz zaman zaman.En azından hislerimizle ve yoğun soluklarımızla gelen bir hayat akışı, dönüşüm yolculuğu...
Hafta boyunca yine çok güzel milonga deneyimleri yaşadım. Bambaşka hislerde, renkli boyutlarda salındım. Yine uçtum, erişebildiğim en güzel semalara yükseldim. Hepsinde belki de ortak bir yan vardı. Coşku, tutku, motivasyon, bütünlük, aşk, heyecan, yükseliş ve uçuş birlikteliği...
Çünkü bunlar belli ki en çok ihtiyaç duyduğumuz şeyler bazen çünkü onları yaşamak adına buluşuyoruz. Ruhumuzun, içimizin sesi olmuş "abrazo"larımız ve tüm "connection"sal buluşmalarımız. Bu nedenle bazılarımız için anlamı çok farklı bir yerlerde tangonun. Bazılarımız için sadece günlük bir eğlence, diğer bazılarımız için ciddi bir iş, emek, çaba, özveri; yine bazılarımız için bir organizasyon, event; bazılarımız için sosyalleşme, keyif, lezzet, bazılarımız için fiziksel, ruhsal rahatlama, terapi; bazılarımız için çalışma, ders, prova, performans, çaba, azim, hırs, hedef; bazılarımız için hafif bir esinti, yeni bir soluk, tatlı bir dokunuş, farklı bir diyalog, akış; bazılarımız için ful konsantre uçuş, kopuş, yoğuşma, bütünlük ve belki de hepsi...
Dolayısıyla birbirimizle buluştuğumuz "cabeceo"larımızla içimizdeki elektriğin dansta, ilk iletişimde tutması, enerjimizin nasıl bu dansın içine aktığıyla çok orantılı oluyor. Aslında, başta enerjisel anlamda tango ruhunu paylaşabileceğimiz partnerleri bilerek ya da bilmeyerek ama büyük oranda hissederek buluyoruz, seçiyoruz. Sonrasında da çoğunlukla hepimizin deneyimlediği o sınırsız yolculuklar başlıyor ve durmaksızın bu yollarda buluşma arzusu bizi milongalara yönlendiriyor ve tüm dostlarımızla, dansseverlerle bağlantı haline getiriyor. Öncelik, belki de her zaman tango ve tangonun içinde yaşadığımız eşsiz deneyimler oluyor. Bu derinliklere kapılma yolculuğum da, beni haftanın ilk milongası olarak Çarşamba Günü Portofino'ya - Larespark milongası- götürdü. Kaliteli bir atmosfer içinde yerimi alarak, Dj Mihran'ın çok hoş tandalarıyla oradaki bir çok dostla çok hoş danslara süzüldüm. Naif hislerle piste aktım. Nuevo tandasında da çok mutlu olduğumdan, coşkulanarak enerjik bir danssal bütünlüğe kavuştum.
"Pugliese" tandasını duyduğumda bir çok dost milongadan erken ayrıldığı için dans edemeyerek oturmam gerekti. Ancak bu duruma dayanamayarak, bu tandayı kalbime doldurarak, evimin yolunu dingin hislerle tuttum. Elbette ertesi gün böylesine sevdiğim bir tandayı çok yoğun bir şekilde yaşayacağımı bilmiyordum o an ama belki de bir şekilde hissettim kimbilir...Ve gerçekten de yanılmamışım! :-)
Perşembe Günü Para Bailar'da sıradışı güzellikte bir gece daha yaşadık. Alper'in çok güzel tandalarıyla ve şahane cortinalarıyla oradaki tüm dostlarımla harika danslar ettim. Pugliese tandasında ise İtalyan bir milongueroyla yoğun "abrazo"muzla piste süzülerek, bu tandanın hakkını vere vere, çok coşkuyla dans ettik. O an bana bir yıl yeter bu coşku dedim ama elbette bir gün ancak yetti ve ertesi gün de iştahla tüm bu tandalara dair danslarıma süzüldüm! ;-)
Elbette gece boyu ettiğim bütün enerji dolu dansların kıpırtısıyla da, milongayı neşeyle tamamlayarak gecenin sessizliğine kapıldım..
Cuma Günü Tangolic milongasına geçtiğimde ortam yine ışıl ışıldı. Dj Aykut'un güzel, lezzetli tandalarıyla oradaki genç, süper dansçı dostlarımla, bir çok dansçıyla çok keyifli danslar ettim. Yine kıvamında bir kalabalığın ortamdaki hakimiyeti sayesinde yaşadığım dans ve milonga deneyiminin kalitesi kat kat arttı. Çünkü rahat akan bir pistte, enerji dolu, coşkulu ve güzel hisler barındıran danslar, daima bir ödüldür aslında. Huzur verir, tatla donatır ve kaliteyi daima arttırır.. Dolayıısyla bu güzellikleri doyasıya yaşayıp, milonga sonrasında da Nizam'a gittik. Sezen'imiz Katar'a dönmeden ezogelin çorbasını içsin istedik.. Nitekim çok afiyetle de çorba sohbetimize uzanmış olduk.
Cumartesi Günü Noa milongası harikaydı. Dj Tuğrul'un güzel, hoş tandalarıyla - Pugliese, Salamanca ve Diaz üçlemesi enerjimi gerçekten çok yükseltti - şahane danslar ettim. Oradaki tüm yerli dansçılar, dostlar bir yana Alman bir milongueroyla, Mario'yla - Arjantin semalarından gelen ve dansıma dair yorumlarını nazikçe paylaşarak beni gülümseten bir tango dostuydu - tangonun merkezine eşsiz bir yolculuk edercesine dans ettik. Murat'la konforla, Engin'le ful enerjiyle, Ahmet'le Pugliese ve Salamanca tandasında enerji dolu adımlarla harika süzülümler yaşadım. Kaliteli dansçılarla dolu, enerjik bir milongayı daha noktalayarak bugünün milongasal yolculuğunu da tamamlamış oldum
Pazar Günü önce Academia Del Tango'nun praktilongasına - saatleri akşam 8 ve 12 arası -katıldım. Dj Marcelo Rojas'ın seçkilerini kaçırmam mümkün olamazdı. Kendisini ilk kez festivalde dinlemiştim ve seçkilerine bayılmıştım. Dolayısıyla milongaya koşa koşa gittim. Yine sıradışı ve müzikal anlamda renkli, zengin tandalarıyla, gecenin sonlarına doğru verdiği nuevo coşkusuyla en eşsiz dans yolcularına ulaşma şansı buldum. Fatih'le, Amerikalı bir milongueroyla, Alper'le - bir milonga tandasında ful koparak, coşku dolu - , Bülent'le - keyifle, enerjiyle - , Özgür' le - neşeyle, tatla -, Okan'la - keyifle, gülümseyişlerle dolu-. ve daha bir çok ismini bilmediğim ya da şu an adını hatırlayamadığım dansçıyla engin ufuklara, şahane okyanuslara açıldım.
Gecenin ortalarında Türkiye'nin yeni şampiyonları Taçlan ve Burak çiftinin zarif, hoş pırıltılar sunan danslarını izledik. Özellikle milonga parçasındaki coşkuları çok hoştu ve ortamı neşelendirdi.
Praktilonga on iki sularında bitince, hızlı bir karar alarak hemen hızlı adımlarla Ponte'ye geçtik. İyi ki de geçmişiz, çünkü şahane bir güzellik vardı ortamın ambiyansında. Sevdiğimiz dostlarımızla, Silivri'nin tatlı milonguera(o)larıyla karşılaştık, keyifli sohbetlere daldık. Dj Serpil'in şahane tandalarıyla Özgür'le, Hakkı'yla, Adnan'la çok çok büyülü danslara uzandım. Hepsi efsaneydi ve ruhumu ışıldattı!
Ayşe'ciğimizle, oranın çıtır kızlarıyla güzel sohbetler ettik. Neşemiz daha da arttı ve bir güzel geceyi daha çok farklı ve sihirli bir Canaro "La Cumparsita"sıyla tamamlayarak geceyi noktaladım. Diğer yaşamsal frekansların yoğunluklarına yenilerini ekleyerek de haftayı bu olağanüstü hislerle tamamladım. Kendimi huzurla rüyalar aleminin tatlı kollarına bıraktım.
Bir hafta daha dans ve mutluluklarla dopdolu bir şekilde tamamlandı içimde. Güzel paylaşımlarla, renkli deneyimlerle canlılığıma,canlılık kattı.
Diliyorum önümüzdeki günlerde ve yıllarda daha da aydınlanan ve gelişen bir dünyaya gözlerimizi açarız. Daha çok ilerleriz; daha çok özgürleşiriz ve tüm yaratıcılık potansiyelimizi kendi stillerimizle, keyfimizce ve özgün ifadelerimizle daha da rahat konuşturabiliriz. Elbette en çok da daha fazla gerçek manadaki sevgiyle buluşur ve bu güzel enerjinin içine, kucağına kendimizi güvenle bırakabiliriz. Geleceğimiz aydın, hür, iradesi sağlam oluşumlarla yükselir ve gerçek ideallerimize kavuşuruz.
Hepimiz, her insan en güzeli hak ediyor aslında. Çünkü her insan özeldir ve değerlidir. Bu değer dolu yaşama dair izleri tüm estetisiyle ve zerafetiyle yaşamamızı, birbirimizle doyasıya paylaşmamızı diliyorum dostlarım.
Bol dansla, aşk dolu gözlerle, derin duygularla, neşe dolu ruh halleriyle, konforla, huzurla kalınız. Sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum ve coşkuyla kucaklıyorum! ***
Zaman zaman hepimiz bir an da olsa yaşamlarımızı durdurma, farklı bir nefes alma ihtiyacında olabiliriz diye düşünüyorum. Çünkü bazen yaşadığımız tüm dalgalanmalar sınırlarımızı gerçekten zorlayabiliyor. Örneğin dünkü bir günlük yolculuğum, belki de bir çok zaman yaşadığım tüm sevimsiz deneyimleri, daha da bir yüzüme çarptı. Çünkü Evrim'in Chique giysilerine ve ablası Evren'in el işi takılarına ev sahipliği yaptığı yeni dükkanının açılışına katılmak için Kadıköy yoluna çıktım ama gerçekten çok gereksiz mücadelelerle dolu bir yolculuğa uzanmak durumunda kaldım. Vapur seferleri kapatıldığı için karayoluyla dolana dolana ulaşacağım yere varmam gerekti. Büyülendiğim, kendimi tamamiyle buraya ait hissettiğim, tüm coşkularımın, derin hislerimin merkezi, aşk olarak yorumladığım şehrimde gördüğüm insana ait manzaralar gerçekten içimi acıttı. Çünkü gördüğüm tüm olmamışlıklar ve yaşadığım deneyimler bütünü beni şu hisleri aktarmaya yöneltti;
"Malesef Üsküdar'da gördüğüm sayısız çarşaflı kadınının ve yanlarındaki adamların görüntüsü ve yanımdan geçtiklerinde çok kötü bir ter kokusun tüm alana yayılması; Çengelköy Çınaraltı'ndan sonraki her ağaç olan yerde mangal yakan insanlar, doğayı koklayamayacağınız bir duman, is kokusu ve çok sevimsiz görüntüler; Taksim'den dönerken, gecenin bir vakti haldur huldur, zıplaya zıplaya garip bir müzikte dans eden adamlar; yanımdan geçerken hiçbir konuşmaları ilgimi çekmeyen, hatta diyaloglarıyla beni daraltan insanlar; hafif güzel, naif bir enerji hissettiğim bir insan gördüğümde canlandığım, kendimi mutlu hissettiğim yüreğime dokunuşların bu kadar sayısının azalması; seçim arabalarında "Kuran'ın Aydınlığı" diye işittiğim, yanında hiçbir arkadaşıma benzemeyen insan toplulukları, pis görünen insanlar, "İşsizlik olmayacak" "Yeni bir Yaşam olacak" diye işittiğim başka bir seçim arabasının anormal yüksek ve korkunç sesi; Üsküdar'a vardığımda itişen, kakışan yüzlerce insan ve benim bir an önce Kadıköy dolmuşuna koşarak gitme çabam ile buradan, bu ortamdan kaçmak isteyen ruhum, bedenim... Acı veren bir isyan hissi!
Sonra sevdiğim bir arkadaşımın, yeni, pırıl pırıl harika ışıltılarla ve insanlarla dolmuş dükkanını ziyaret etmem; kutlamalarla canlanmamız; frekansın tamamiyle değişmesi; ardından vapurla Karaköy'e geçişim ve her gördüğüm balıkçı lokantasında oturma arzum; vapurdayken denizin beni büyüleyen kokusu ve esintisi; şehrimin eşsiz büyüleyici güzelliği; dolunaya çalan bir ay manzarası ve mehtap; taksiyle Tünel' e geçişim; az biraz Galatasaray'a doğru yürüyüşüm ve güzel bir tango ortamında, sevdiğim bu milonga mekanında kendimi müziğin eşsiz nefesine ve "abrazo"larımın sonsuz yankısına bırakışım; sevdiğim parçalarla, ilk kez duyduğum versiyonlarla enerjimin kısmen tamamını piste bırakışım ve ruhumu böylelikle uçuruşum; sevdiğim insanları görmek; anları doyasıya paylaşmak, keyfiyle sohbet etmek; sonra Ponte'nin eşsiz manzarasına uzanışım ve yine kendimi evimde hissettiğim tangonun büyülü kucağında bulmak; harika tandalarla zamanı unutmak, boyut değiştirmek, estetinin melodisinde yankılanmak, kopmak, yükselmek, yenilenmek, dönüşmek; çok sevdiğim dostlarımla kucaklaşmak, derinleşmek, translara süzülmek ve sonrasında tangonun merkezinden çıkıp Taksim sokaklarına akmak; yaşamın derinliklerine ilerlemek...
Tango her şeyden önce ve sanırım artık tamamiyle soluğumuz olmuş. Ruhen özgürleştiğimiz, kalben derinleştiğimiz ve büyüdüğümüz bir yolculuk olmuş. Anladım ki boşuna değilmiş bu süzülüşlerimiz ve hiçbir zaman boşuna olmamış. Çünkü dünya çok zor bir yer olmuş. Şiddetten, acıdan, itişme, kakışmalardan kaçtığımız ve kendimizi bambaşka bir boyutta bulduğumuz bir yer olmuş dansımız, müziğimiz, tüm "connection" larımız...
Tango bizim evimiz olmuş ve ruhumuzun coşkusunu devam ettiren bir seçim olmuş. Çok şey olmuş tango onu anladım dün ve yine düşündüm..."
Bu hislerim dün yaşadığım güne ait deneyimlerimle gelen bir farkındalık seslenişiydi sanıyorum ve evim hissettiğim tangonun merkezinde kalbimin attığını, tüm varlığımın gerçekten yaşadığımı hissettim. Bu nedenle olacak ki, çok derin hisler içinde bir yerlerde bu dans benim için ve ona ait her şey de... Çünkü içine koca bir yaşamı sığdırabiliyoruz zaman zaman.En azından hislerimizle ve yoğun soluklarımızla gelen bir hayat akışı, dönüşüm yolculuğu...
Hafta boyunca yine çok güzel milonga deneyimleri yaşadım. Bambaşka hislerde, renkli boyutlarda salındım. Yine uçtum, erişebildiğim en güzel semalara yükseldim. Hepsinde belki de ortak bir yan vardı. Coşku, tutku, motivasyon, bütünlük, aşk, heyecan, yükseliş ve uçuş birlikteliği...
Çünkü bunlar belli ki en çok ihtiyaç duyduğumuz şeyler bazen çünkü onları yaşamak adına buluşuyoruz. Ruhumuzun, içimizin sesi olmuş "abrazo"larımız ve tüm "connection"sal buluşmalarımız. Bu nedenle bazılarımız için anlamı çok farklı bir yerlerde tangonun. Bazılarımız için sadece günlük bir eğlence, diğer bazılarımız için ciddi bir iş, emek, çaba, özveri; yine bazılarımız için bir organizasyon, event; bazılarımız için sosyalleşme, keyif, lezzet, bazılarımız için fiziksel, ruhsal rahatlama, terapi; bazılarımız için çalışma, ders, prova, performans, çaba, azim, hırs, hedef; bazılarımız için hafif bir esinti, yeni bir soluk, tatlı bir dokunuş, farklı bir diyalog, akış; bazılarımız için ful konsantre uçuş, kopuş, yoğuşma, bütünlük ve belki de hepsi...
Dolayısıyla birbirimizle buluştuğumuz "cabeceo"larımızla içimizdeki elektriğin dansta, ilk iletişimde tutması, enerjimizin nasıl bu dansın içine aktığıyla çok orantılı oluyor. Aslında, başta enerjisel anlamda tango ruhunu paylaşabileceğimiz partnerleri bilerek ya da bilmeyerek ama büyük oranda hissederek buluyoruz, seçiyoruz. Sonrasında da çoğunlukla hepimizin deneyimlediği o sınırsız yolculuklar başlıyor ve durmaksızın bu yollarda buluşma arzusu bizi milongalara yönlendiriyor ve tüm dostlarımızla, dansseverlerle bağlantı haline getiriyor. Öncelik, belki de her zaman tango ve tangonun içinde yaşadığımız eşsiz deneyimler oluyor. Bu derinliklere kapılma yolculuğum da, beni haftanın ilk milongası olarak Çarşamba Günü Portofino'ya - Larespark milongası- götürdü. Kaliteli bir atmosfer içinde yerimi alarak, Dj Mihran'ın çok hoş tandalarıyla oradaki bir çok dostla çok hoş danslara süzüldüm. Naif hislerle piste aktım. Nuevo tandasında da çok mutlu olduğumdan, coşkulanarak enerjik bir danssal bütünlüğe kavuştum.
"Pugliese" tandasını duyduğumda bir çok dost milongadan erken ayrıldığı için dans edemeyerek oturmam gerekti. Ancak bu duruma dayanamayarak, bu tandayı kalbime doldurarak, evimin yolunu dingin hislerle tuttum. Elbette ertesi gün böylesine sevdiğim bir tandayı çok yoğun bir şekilde yaşayacağımı bilmiyordum o an ama belki de bir şekilde hissettim kimbilir...Ve gerçekten de yanılmamışım! :-)
Perşembe Günü Para Bailar'da sıradışı güzellikte bir gece daha yaşadık. Alper'in çok güzel tandalarıyla ve şahane cortinalarıyla oradaki tüm dostlarımla harika danslar ettim. Pugliese tandasında ise İtalyan bir milongueroyla yoğun "abrazo"muzla piste süzülerek, bu tandanın hakkını vere vere, çok coşkuyla dans ettik. O an bana bir yıl yeter bu coşku dedim ama elbette bir gün ancak yetti ve ertesi gün de iştahla tüm bu tandalara dair danslarıma süzüldüm! ;-)
Elbette gece boyu ettiğim bütün enerji dolu dansların kıpırtısıyla da, milongayı neşeyle tamamlayarak gecenin sessizliğine kapıldım..
Cuma Günü Tangolic milongasına geçtiğimde ortam yine ışıl ışıldı. Dj Aykut'un güzel, lezzetli tandalarıyla oradaki genç, süper dansçı dostlarımla, bir çok dansçıyla çok keyifli danslar ettim. Yine kıvamında bir kalabalığın ortamdaki hakimiyeti sayesinde yaşadığım dans ve milonga deneyiminin kalitesi kat kat arttı. Çünkü rahat akan bir pistte, enerji dolu, coşkulu ve güzel hisler barındıran danslar, daima bir ödüldür aslında. Huzur verir, tatla donatır ve kaliteyi daima arttırır.. Dolayıısyla bu güzellikleri doyasıya yaşayıp, milonga sonrasında da Nizam'a gittik. Sezen'imiz Katar'a dönmeden ezogelin çorbasını içsin istedik.. Nitekim çok afiyetle de çorba sohbetimize uzanmış olduk.
Cumartesi Günü Noa milongası harikaydı. Dj Tuğrul'un güzel, hoş tandalarıyla - Pugliese, Salamanca ve Diaz üçlemesi enerjimi gerçekten çok yükseltti - şahane danslar ettim. Oradaki tüm yerli dansçılar, dostlar bir yana Alman bir milongueroyla, Mario'yla - Arjantin semalarından gelen ve dansıma dair yorumlarını nazikçe paylaşarak beni gülümseten bir tango dostuydu - tangonun merkezine eşsiz bir yolculuk edercesine dans ettik. Murat'la konforla, Engin'le ful enerjiyle, Ahmet'le Pugliese ve Salamanca tandasında enerji dolu adımlarla harika süzülümler yaşadım. Kaliteli dansçılarla dolu, enerjik bir milongayı daha noktalayarak bugünün milongasal yolculuğunu da tamamlamış oldum
Pazar Günü önce Academia Del Tango'nun praktilongasına - saatleri akşam 8 ve 12 arası -katıldım. Dj Marcelo Rojas'ın seçkilerini kaçırmam mümkün olamazdı. Kendisini ilk kez festivalde dinlemiştim ve seçkilerine bayılmıştım. Dolayısıyla milongaya koşa koşa gittim. Yine sıradışı ve müzikal anlamda renkli, zengin tandalarıyla, gecenin sonlarına doğru verdiği nuevo coşkusuyla en eşsiz dans yolcularına ulaşma şansı buldum. Fatih'le, Amerikalı bir milongueroyla, Alper'le - bir milonga tandasında ful koparak, coşku dolu - , Bülent'le - keyifle, enerjiyle - , Özgür' le - neşeyle, tatla -, Okan'la - keyifle, gülümseyişlerle dolu-. ve daha bir çok ismini bilmediğim ya da şu an adını hatırlayamadığım dansçıyla engin ufuklara, şahane okyanuslara açıldım.
Gecenin ortalarında Türkiye'nin yeni şampiyonları Taçlan ve Burak çiftinin zarif, hoş pırıltılar sunan danslarını izledik. Özellikle milonga parçasındaki coşkuları çok hoştu ve ortamı neşelendirdi.
Praktilonga on iki sularında bitince, hızlı bir karar alarak hemen hızlı adımlarla Ponte'ye geçtik. İyi ki de geçmişiz, çünkü şahane bir güzellik vardı ortamın ambiyansında. Sevdiğimiz dostlarımızla, Silivri'nin tatlı milonguera(o)larıyla karşılaştık, keyifli sohbetlere daldık. Dj Serpil'in şahane tandalarıyla Özgür'le, Hakkı'yla, Adnan'la çok çok büyülü danslara uzandım. Hepsi efsaneydi ve ruhumu ışıldattı!
Ayşe'ciğimizle, oranın çıtır kızlarıyla güzel sohbetler ettik. Neşemiz daha da arttı ve bir güzel geceyi daha çok farklı ve sihirli bir Canaro "La Cumparsita"sıyla tamamlayarak geceyi noktaladım. Diğer yaşamsal frekansların yoğunluklarına yenilerini ekleyerek de haftayı bu olağanüstü hislerle tamamladım. Kendimi huzurla rüyalar aleminin tatlı kollarına bıraktım.
Bir hafta daha dans ve mutluluklarla dopdolu bir şekilde tamamlandı içimde. Güzel paylaşımlarla, renkli deneyimlerle canlılığıma,canlılık kattı.
Diliyorum önümüzdeki günlerde ve yıllarda daha da aydınlanan ve gelişen bir dünyaya gözlerimizi açarız. Daha çok ilerleriz; daha çok özgürleşiriz ve tüm yaratıcılık potansiyelimizi kendi stillerimizle, keyfimizce ve özgün ifadelerimizle daha da rahat konuşturabiliriz. Elbette en çok da daha fazla gerçek manadaki sevgiyle buluşur ve bu güzel enerjinin içine, kucağına kendimizi güvenle bırakabiliriz. Geleceğimiz aydın, hür, iradesi sağlam oluşumlarla yükselir ve gerçek ideallerimize kavuşuruz.
Hepimiz, her insan en güzeli hak ediyor aslında. Çünkü her insan özeldir ve değerlidir. Bu değer dolu yaşama dair izleri tüm estetisiyle ve zerafetiyle yaşamamızı, birbirimizle doyasıya paylaşmamızı diliyorum dostlarım.
Bol dansla, aşk dolu gözlerle, derin duygularla, neşe dolu ruh halleriyle, konforla, huzurla kalınız. Sizleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum ve coşkuyla kucaklıyorum! ***
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Doğayla buluşmayı çok severim. Yavaş adımlarda ağaçların arasından çiçeklenen toprağa, kuşların cıvıl cıvıl konuşmalarına, arıların güneşle...
-
Tango yapmak ne kadar güzelse tangoya geri dönmek de bir o kadar güzel. Bambaşka enerjilerle duyduğun notaları adımlara dönüştürüyor, sarıld...
-
Herkes kabı kadar su taşır, kalbinin genişliği kadar sever. Hem kalbini mümkün olduğu kadar sevgiye açıp, genişletirken, hem de kabını yaşa...