Yeni haftaya başlarken, geçen haftanın milongalarına dair deneyimlerimden önce yazı akışıma minik bir çalışmayla başlamak istedim. Yaşama dair ve iletişimlerimize ait deneyimlerimizde minik algısal nüansları vurgulamak ve bunları paylaşmak adına düşünsel bir yolculuk olsun! :-)
Şimdi kendimize kısacık bir zaman ayırıp, yoğun bir nefes çekerek derinlemesine düşünelim. Sevdiğimiz insanları neden sevdiğimizi, sevmediklerimizi ise neden, nasıl sevemediğimizi...
Sonra sevdiğimiz insanlarda gözümüze çarpan ve kalbimizi tavanlara sıçratan yanları ya da deneyimlerimizi hatırlayıp, onlarla geçirdiğimiz anılarımızın içine dalalım ve sevmediklerimizde ise bizleri sinir eden davranışları, yanları ve onlara yönelik hislerimizi değerlendirelim. Hepsinin üzerine geniş perspektifle muhakemelerimizi yapalım.
Sevdiğimiz insanlarla iletişimlerimizde egodan arınmış bir sevgi paylaşımı ve bununla gelen ilişkisel olgunluk ile birlikte ruhsal bütünleşme ve "connection" hali mümkün olurken, gerçek yakınlığa ulaşabildiğimizi fark edebiliriz. Sevmediklerimizde ise egosal duvarlarımıza ve engellerimize çarpıp çarpıp, sürdürülemeyen, kopuk bir iletişim ile süregelen ve bununla vuku bulan sıkıntılı bir pürüz sürecine dahil olduğumuzu fark edebiliriz. Bunların hepsinden sonra da kendimizi gözden geçirerek, öncelikle kendi, kendimizi tüm varlığımızla, düşüncelerimizle, duygularımızı, enerjimizi ifade edişimizle sever miydik, sevmez miydik diye düşünelim.
Seviyorsak nasıl, neden sevebildiğimizi, sevmiyorsak da bunun tüm nedenlerini değerlendirelim. Dışardan gözlem yapan ya da bizimle yeni tanışan bir insan gibi kendimizi değerlendirsek, önce kendimizi koşulsuz, hiçbir şeye bağlı olmaksızın tek ve bütün varlığımızla sevebilir miydik ya da sevebilirsek ve buna çabalarsak nasıl hissederdik?
Elbette sonrasında da tüm insanlara daha da açık ve esnek bakmaya odaklanabilsek neler olur, neler gelişirdi...
Algımızda çok şey değişebilir ve içimizde çok şey dönüşebilir ondan eminim!
Kişisel egomuzda ise adım adım dengesel açılımlara ulaşmaya odaklanmak ve ruhumuzla tüm uçuş hikayelerine kapılmak ve uçuşu oluşturmak hiç fena olmazdı elbette...
En azından uçuşlara bayılanlar ve çok sevenler için şahane olacağı kesin! ;-)
Sevdiklerimizi aklımıza getirip, onlara sımsıcak yeniden sarılsak, onları çok daha fazla sevdiğimizi hissetsek, şu dünyaya ve tüm evrene ne yoğun bir sevgi üretimi sağlardık...
İçinde sevgi olmadan üretilen hiçbir şey kalbe, ruha, tene, sana, ona, buna, bize, size ulaşmaz.
İşte olay da bu aslında... Sevginin gücüyle ve yardımıyla öze, asla ulaşmak ve buna ulaşılanı üretmek, bununla birlike sonsuzluğa erişen bir ulaşımı ve buluşumu sağlamak.
Bu da ruhsal bütünlüğe açılımı sağlayan temel neden değil mi zaten...
İşte bu nedenle içtenliğe, yakınlığa, aşka, hoşgörüye, esnekliğe, bütünlüğe, coşkuya ve sevgiye her yerde o kadar çok ihtiyaç var ki...
Dansta, müzikte, paylaşımlarımızda, tüm iletişimlerimizde, yaptığımız, tutku duyduğumuz aktivitelerde, her yerde, her anımızda ve en çok da farklı boyutlarla açıldığımız tangoya ve yaşama dair her adımımızda bu ruhsal bulunum ve buluşum hikayelerine kapılmak eşsiz. Bu yüzden sonsuzluğa açıldığımız bu yolculukta, adımlarımız sadece görünen izleri oluşturup, ifade ederken, yaşadığımız yoğun hislerimiz ise bizleri her an dönüştüğümüz bir yolculukta olma haline getiriyor. Dolayısıyla sosyal dansçı için yolculuk çok önemlidir ve yolda olma hali de. Yani yolculuk neredeyse, akış oradadır ve bu sebeple de organizasyon ve organizatör ayrımı genelde yoktur. Çünkü çok sevdiği ve içsel sevgisini, aşkını, tutkusunu hissettiği tangonun içinde yoğunlaşan ve her sevdiği pistte en az kendisi kadar tutkun dostlarıyla tüm güzel danslara kavuşmak isteyen bir yapıdadır.
İstanbul'da yaşayan ve dans eden sosyal dansçılar olarak çok şanslıyız, çünkü organizatörlerin, kaliteli milongaların ve yeni organizasyonların sayısı her geçen gün artıyor. Festivaller, maratonlar ve büyük kapsamlı organizasyonlar bizlerle buluşuyor.
Hal böyle iken, bize seçmek hatta seçimlerimizde ise bazen zorlanmak kalıyor...
Alternatif bol olsun da kararsızlık yaşayan biz olalım. Sakıncası yok! ;-)
Bu güzel bir mücadele, çünkü yolun sonu mutlaka tangoya uzanıyor ve tüm keyifli rakslar bir bir hoş bir akışla akıyor...
İşte haftanın ilk dans aşkına açılan milongası, Pazartesi Günü Nişantaşı Park Milongası'yla başladı. Dj Serçin'in hoş müzik seçkisi eşliğinde ve bir açık hava milongasına göre çok çok iyi olan ses sisteminin konforu dahilinde, hoş dansçılarla dopdolu bir atmosferde, güzel ağaç kokularının ve doğanın huzuru eşliğinde lezzetli danslara açıldık. 10 yıldır, yılda bir kez düzenlenen - ayda bir olsa ne muhteşem olurdu - bu tür organizasyonların sayısının artmasını canı gönülden diliyorum. Yeni Türkiye'mizde her şey gibi bu tür organizasyonlar da oldukça zor olsa da Güralp gibi ve bir çok tango dostu organizatörün çabalarının sonuçsuz kalmamasını diliyorum. Çünkü baharın dokusunu böyle atmosferlerin içinde, hepimizin dans aşkımızla doldurmak büyük bir mutluluk ve estetik bir his sunuyor. Hep açık hava ambiyansları olsun ve sokaklar, tüm güzel milongalar kaliteli dansçılarla ve tangoseverlerle buluşsun!
Gece keyifle dans eden dostlarımızın doldurduğu pistle renklenirken Tangolic okulunun ve Tıp öğrencilerinin toplu gösterisi ile ve Serdar ve Ceren çiftinin ve Mehmet Sinan ve Özge çiftinin zarif ve hoş performanslarıyla da devam etti.
İki çifti de keyifle seyrettikten sonta Armada'ya giden arkadaşlarıma katılamadan geceyi noktaladım.
Salı ve Çarşamba günleri milonga riteüllerinin yerini başka yaşamsal faliyetlere yönlendirdim.
Perşembe Günü ise Para Bailar milongasında yine çok keyifli bir milonga coşkusuna daha uzandım. Dj Halil'in hoş tandalarıyla, oradaki tüm güzel dostlarımla harika danslar ettim, Burak ve Ayca çifti ileEmre ve Katerina çiftinin keyifli, hoş, performanslarını izledim ve dansa doymuş - tamam bu zor benim için kabul ama gerçekten doydum o an - bir şekilde milongayı noktaladım.
Bu arada bir kaç gün dans etmediğimde, duvarlara tırmanacak kadar çok özlüyorum dans etmeyi. Delilik sınırı ne demişken, merakımı içime gömdüm, bekliyorum...;-)
Cuma Günü Milongahane'de "Dos Ufos" olarak Hakkı'cığımla Dj koltuğundaydık. Bora bizi yerimizde yalnız bırakmazken - :-) -gelen tüm güzel dostlarımızla harika bir gece daha yaşadık. Müziğimizi çok çok beğenen dostlarımız olduğu gibi - Tolga, Anette, Ertuğrul, Rayhan, Canan, Müge, Eylem ve sayısız dostumuz - Aziz Abi ise seçkilerimizden oldukça mutsuz oldu sanıyorum. Zaten Dj' liğimizden, bugüne kadar pek de hoşnut olmasa da sağolsun yine de her defasında gelir, bizi yalnız bırakmaz ve bizi sevdiği için de yorumunu yapar.
Olumlu ve olumsuz eleştirilerin hepsi çok kıymetli. Çünkü müzik ve dans daima gelişim ister ve yoğun bir paylaşım barındırır. Farklı orkestralar çaldığımız ve değişik yorumları da eklediğimiz için kesinlikle başka bir stil izlediğimiz kesin. Çünkü bundan heyecan duyuyoruz ve elbette yolun başı belki ama bir çok benzer stilde dinlediğimiz tandalardan ve Dj' lik ritüelinden bir oranda farklılık istediğimiz için kendimizi bu şekilde yansıtıyoruz. Her şeyden önce Hakkı'yla gerçek manada müziğe ve dansa aşık olduğumuz için bu yola birlikte çıkmak istedik. İkimize de müzik konusunda teklifler geliyordu. Hasta olduğumuz belli ya!
Böyle bir yola çıkınca da, adımları geri geri atmak mantıksız olur. Dolayısıyla gelişmek aslolan gerçek ve bol bol tebrikler aldığımız bir gece yaşadığımız gibi, seçkilerimizi bir kaç beğenmeyen dostumuz da olmuştur mutlaka!
Pisti boş bırakmayan ve coşkuyla dans eden dostlarımızın mutluluğu ise bizi çok sevindirdi ve içten gülümsetti. Didem' ciğimizin bana roze ve Hakkı'ya anason kıyağı ile tadı asla bozulmayan bardak bardak çayları ise enerjimizi her daim yüksek tuttu.
Gecenin ortalarına geldiğimizde, tatlı dostlarımız Reyhan ve Ertuğrul çiftinin şahane bir rock'n roll parçasındaki dans icralarını izleyip, keyiflendik ve sonrasında Pugliese ve Tanturi tandalarıyla da damardan müzik alımı vurgusuna vurgu kattık.
"Dos Ufos" yaz sezonu öncesi kendi stilindeki bir uçuşunu daha birlikle ve içsel coşkusuyla tamamlamış oldu. Yaz sonrasında da az ama öz semalara uzanmak paylaşımın derinliği ve coşkusu oranında renk katabilir. Maksat birlikte bir şeyler oluşturmak, yeni renklere açılmak ve engin paylaşımlardaki derin nüanslarla bolca tatlanmak.
Bütünlük ve paylaşım olmadım yaptığımız her şey boş geliyor bana son yıllarda... Bireysel çalışmalarda bile ya doğaya, ya müziğe, ya evrensel ifadelere bağlanıyor insan. İlginç bir mekanizma ve akış var bulunduğumuz uzay ve enlem boylamda. Yaşadıkça öğreniyoruz sonsuz açılımlarını...Yaşıyoruz ve daima büyüyoruz işte! :-)
Cumartesi Günü'ne geldiğimizde oldukça yorgundum aslında ama yine de milongaya gitmek istedim. Noa, Innpark'taki festival ve 333 milongaları arasındaki karasızlıktan sonra güzel dostlarımın minik yardımıyla kendimi 333 semalarında buldum ve festivali aratmayan bir havada Koreli, Avusturyalı bir iki yabancı dansçıyla, Metin'le milongada ve Eşref'le maksimum keyifle, müzik coşkusuyla ve uçuşla dans mutluluğuma yenilerini ekledim.
Gecenin ortalarında da Serhat ve Nilüfer çiftinin 3 parçalık zarif performansları ile Türkiye'nin yeni şampiyonları Burak ve Taçlan'nın hoş akıştaki danslarını izledik. Hatta Murat'a şampiyonlar da hep sizden çıkıyor diyerek esprimi yaptım. Şike mi var bilemedim! ;-)
Neyse geceyi yine maksimum enerjilerle ve hazla noktalamış olduk!
Pazar Günü tüm gün Yıldız Parkı semalarında soluk bulup, Ponte'ye geçemeyerek milongasız bir akşamla ve dinlence ritüeliyle haftayı noktaladım. Rengarenk, ışıltılı ve bol dans dolu hafta daha bu vesileyle bitmiş oldu. Yine kalbimin gürül gürül attığı eşsiz danslarımla yaşam anılarıma en güzel hislerle dolu olanlarını eklemiş oldum.
Hayat işte böyle bir hikayeyle başlıyor, diğer bir hikayeyle devam ediyor ve son bir hikayeyle ise noktalanıyor. Dans ettiğimiz, birbirimizle yoğun translarda buluştuğumuz oranda ve anlarda belki de gerçek manada karşılaşıyoruz.
Her birimiz, birbirimizi sevsek de, birbirimizden haz etmesek de, çoğumuz bu dansa yoğun bir şekilde kapılmışız ve hatta belki de yine çoğumuz tangoya aşığız. En azından ben aşığım!
Gerçi eizler de öylesinizdir eminim!
Yani birbirimize sevgimizden ziyade, tangoya sevgimiz bizi buluşturmuş. Bu çok değerli ve önemli öncelikle ve ilk başta da belirttiğim gibi, neden, nasıl birbirimizi ve kendimizi sevip, sevmediğimiz de ayrı bir araştırma tezi ve oldukça da enteresan bir algı yolculuğu belki de...
Bu alandaki yolculuklarımızda"master"laşabilmemizi diliyorum. En çok kendimizi aşma ve en gizemli noktalarımıza kadar ulaşabilme konusunda aşama kaydetmemizi diliyorum!
Bundan büyük bir ruhsal gelişim süreci de olamaz zaten.
Adım adım kendimize ulaşmak ve tangodaki her adımımızla ve yoğun bir akışa kapıldığımız her partnerimizle de eşsiz semalara uçuşabilmek...Sihir dünyası dediğimiz şey de bu işte!
Hepimize sıradışı, gizemli, büyülü, dans dolu bir hafta diliyorum.
Sevgiyle gözlerimiz ışıldasın, saygıyla ruhumuz yükselsin ve bütünlükle dopdolu "abrazo" larımızla kalplerimiz buluşsun.
Hepimizi sonsuzlukla kucaklıyorum dostlarım. Işıkla, aydınlıkla ve sağlıcakla kalınız...***
27 Mayıs 2015 Çarşamba
20 Mayıs 2015 Çarşamba
Değerli bir tango dostumuzu daha kaybettik geçtiğimiz hafta. Bir kaç gün öncesine kadar aynı pistlerde ve rondalarda tangonun içinde sonsuzluğa ulaştığımız anlardan, bir sonraki anda Zafer Mucur dostumuzun vefat haberini aldık. Kuşkusuz bu acı haber tüm sevenlerini, dostlarını ve arkadaşlarını derinden sarstı ve şok etti. Zafer Abi'yle ilk dansımız daha dün gibi aklımdadır. Armada'da "lead" ettiğimi gözlemlemiş ve beni dansa davet etmişti yıllar önce. Yaptığı bir kaç hoş espriyle de beni içten gülümsetmişti. O gün bugündür karşılaştığımız milongaların çoğunda dans etmişliğimiz vardı. Pugliese tandalarını çok sevdiğimi bildiğinden, dans etmediğimi görürse, beni mutlaka dansa davet ederdi. Benim gözümde tam, has bir milongueroydu Zafer Abi. Dansın adabını, nezaketini, ifade biçimini, iletişimini çok iyi bilen dostlarımızdandı. Şu an aramızdan ayrılsa da, bir gün hepimiz, o muamma ışık yolunda kendisiyle buluşacağız onu biliyorum.
Hayat hepimiz için doğum ve ölüm arasında geçen bir süre. En azından bu dünya üzerinde... Çoğumuz da o zaman dilimine çok sayıda mutluluğu, coşkuyu, hüznü ve hayata dair çok şeyi sığdırıyoruz. Tangoda tanıştığım yüzlerce dostumla danslarımızda, diyaloglarımızda ve lezzet dolu sofralardaki eşsiz sohbetlerimizde en güzel uçuş anlarımızı yaşamanın ve paylaşmanın mutluluğunu hissediyorum her zaman. Bundan büyük mutluluk az yerde var diye düşünüyorum. Bu derinlikli ve mutluluk dolu hislerle tangonun merkezinde yeniden soluk buluyoruz ve yeşeriyoruz. Sevdiğimiz tandalarda, birbirimizle danslarımız da o anları ölümsüz kılıyor. Fresedo tandaları da Zafer Abi'yle ölümsüzleşti hafta boyunca. Çünkü onu seven tüm dostları sevdiği tandaları çaldı ve diğer tüm dans dostları olarak hepimiz, bu güzel tandalarda onun için dans ettik; kendi stilimizle uğurladık dostumuzu, kendisine" hoşçakal" dedik. Ailesine ve tüm sevenlerine sabırlar dilemek istiyorum. Acılar, sevdiğimiz insanları kaybetmemiz bu dünya üzerinde hepimizi çok üzüyor ama çok da olgunlaştırıyor. Sevgi yoğun yaşandığında ve hissedildiğinde, bir kayıp anında üzülmemek olanaksız. Çünkü hepimizin bu dünya üzerinde limitli bir yaşam periyodu var ve bir gün hepimiz birilerine ya da birbirimize sonsuza dek "hoşçakal" diyeceğiz. Bu nedenle yaşadığımız, paylaştığımız anların çok değerli ve tek, eşsiz olduğuna inanıyorum. O sihirli anların içinde paylaştığımız her şey, hepimizle birlikte sonsuz bir sinerji içinde yankılanıyor. Bu gerçekten çok özel ve manalı bir yolculuk. Bir an sonrasında ise ne olacağımız meçhul. O yüzden anı, anda yaşamalı ve sonsuzluğu bir ömür boyu o eşsiz anların içinde deneyimlemeli. Buluştuğumuz, gerçek manadaki "connection"larda varolduğumuz her anda sonsuzuz dostlarım. İşte bu hafta da her gün yeniden ve daha yoğun bir şekilde aşık olduğum tango korlarında milonga serüvenlerimden bir yenisi Çarşamba Portofino'yla başladı. Masamızda değerli dostlarım Melek, Aziz Abi ve Fatih ile espri dolu sohbetlerimizin enerjisi ve ışıltısı altında, Dj Gökhan'ın hoş tandalarıyla bir çok değerli dostumla harika danslar ettim. Fatih'le milongalarda uçarak , Ata Mert ile ilk kez ve keyifle , Aziz Abi'yle vals tandalarının hakkını vere vere , Metin'le coşkuyla, keyifle, Erdal'la tüm müzikal ve connectionsal derinlikle ve şu an hafızamdan çıkmış olsa da danslarımızın tüm enerjisi içimde olan dansçı dostlarla mutlulukla en güzel rakslara uzandım; roze şaraplarla ve esprili sohbetlerle yaşamın aromasal derinliklerini yeniden deneyimledim.
Perşembe Günü önce Aylin ve İrina ile harika bir yemek ve İspanyol şarabı eşliğinde yaşama dair bambaşka sohbetlere uzandık. Ardından Para Bailar milongasına geçip, Dj Fatih'in hoş tandalarıyla oradaki tüm güzel dostlarımla dans ettim.
Hoş bir kalabalıkla dolu gecede Utku'yla connection,uyum ve müzik yoğunluklu dansımızın yanı sıra, Hüseyin'le konforla, huzurla akan tandasal yolculuğumuz, Mehmet'le enerji dolu salınımlarımız, Berk'le müzik ve uyum dolu keyifli adımlarımız, Ceren'le his yoğunluklu, müzikal akışlardaki derinlikle, connectionsal uyumla dolu büyülü akışımız, Metin'le müzikal, ritmsel salınımlarla, genç ve ilk kez dans ettiğim yeni dostlarımız ile yine muhteşem dans serüvenlerimiz tüm naifliğiyle geceye dangasını vurdu.
Gecenin ortalarında Recep ile Natasha çiftinin hoş, keyifli ve enerji yüklü danslarını ilgiyle izledim. Diğer tüm çalışmalarında ve performanslarında başarılar dilerim bu yeni çiftimize...
Geceyi keyif doruklarda tamamlayıp, tango tutkusunun pırıl pırıl yansımalarını, yine en derin içsel semalarıma bıraktım.
Cuma Günü Tangolic milongasına geçtim. Hoş, kaliteli dansçılarla dolu olan gecede Dj Sabri'nin keyifli tandalarıyla sayısız güzel dans deneyimlerine uzandım. Samet'le keyifle, neşeyle, Bülent'le milonga tandasında coşkuyla, hareketle, Recep'le - ilk kez - müzik, huzur, uyum dolu, Berk'le coşkuyla, neşeyle, renkle, Eren 'le - ilk kez- mutlulukla, lezzetle, Şafak'la - yine ilk kez - uyumla, konforla, lezzetle, Serdar'la - ilk kez - enerji dolu ve son tanda olduğundan Hugo Diaz'ın La Cumparsita'sında kendi adıma çok coşkuyla ve uçuşarak dans ettim. Geceyi de bu tatta ve dans dolu bir mutlulukla tamamladım.
Cumartesi Günü Noa milongasındaydım. Galata'yı çok sevdiğimden önce Ankara'dan ziyarete gelen dostumuz Serhat'la, Sensus'ta harika bir roze şarabı eşliğinde, pek leziz bir peynir ritüeline uzandık ve oradaki piyanistin harika ezgileri eşliğinde, yaşama dair ambiyanslı sohbetimizle milonga için yakıt temin ettik. Sonrasında milongaya geçerek Dj' liğini ilk kez dinlediğim ve yine Ankara'dan gelmiş olan Osman arkadaşımızın enerji dolu, dinamik tandalarıyla karşılaştım. Kaliteli dansçılarla dolu atmosferde Serhat'la keyifle, müzikle, konforla, Fatih'le neşeyle, eğlenceyle, Rus bir milongueroyla müzikal renklilikle ve akışsal uyumla, Berk'le tatla, lezzetle, uyumla, Samet'le konforla, ritmle ve bir kaç dostla daha lezzetle en keyifli danslara uzandım.
Gece 12:30 sularında elektrik kesintisi - tüm İstanbul kedileri trafocu oldu artık memlekette ;-) - meydana gelince milongayı erken sonlandırarak ertesi günkü milongaya gitme arzumu ve hevesimi de içimde yükselttim.
Pazar Günü Ponte milongasında yerimi aldım. Sergülen'ciğimle harika bir peynir, şarap ritüeline uzanırken, sonrasında bize katılan Ahmet'le, Evren'le, Serhat'la ve değerli dostumuz Ayşe'ciğimizle hoş sohbetlere uzandık. Dj koltuğunda Ceren'ciğimiz yine lezzet yüklü, duygu yoğunluklu tandalarını kendi hoş stilindeki ifadesiyle sıralarken, orada yaşadığım nice uçuş, kopuş dolu, trans yüklü dans deneyimlerime yenilerini ekledim. Ahmet'le dans açılışımızı güzel rakslarla başlatıp, ardından Mehmet Cemal'le tandalarca mutlulukla, dinamik hislerle, Serhat'la huzurla, mutlulukla, Aydın'la konforla, uyumla, Ertuğrul'la milongalarda uçarak ve salsada ise tüm enerjimi bu evren içine, pistin tüm zeminine dökerek, maksimum mutlulukla ve enerjiyle, Ferhat'la Color Tango tandasında keyifle, müzikle, bir kaç dostla da en güzel hislerle ve Ceren'le son tandada müzik, connection ve duygu yoğunluklu dansımızla geceyi tamamladım.
Tüm güzel danslarımızın yanı sıra, Ponte'ye has eşsiz manzaranın ferahlığında ruhsal rahatlamayla gelen mutluluk dolu anlarımızın ve sohbetlerimizin tüm ışıltısı içimizde geceyi ve haftayı yine tango aşkı en maksimumlarda tamamlamanın keyfini sürdüm
Çok sevdiğimiz ve bizimle şu an olan, olmayan ya da geçmişte bizlerle soluk alıp veren tüm dostlarımızın varlığını bu hafta boyunca yaşadığım dans deneyimlerimdeki yoğun hissettiğim günleri ve milonga pistlerini geride bıraktım. Bu haftam da dansla dopdolu olduğu için yine büyülüydü ve değerli bir tango dostumuzu kaybettiğimiz için aynı zamanda hüzün doluydu. Elbette yine birbimizle dans aşkıyla yoğuştuğumuz için olağanüstüydü de!
Bu yeni haftamızın, hepimiz için mutluluk, sağlık, neşe, tat, keyif dolu geçmesini diliyorum.
Bugün 19 Mayıs ve Atatürk'ü Anma , Gençlik ve Spor bayramımızı kutluyorum dostlarım. Çocukluğumdan beri önem derecesini maksimumda yaşadığım bu önemli günün ve nice önemli günlerimizin her daim coşkuyla kutlanmasını ve içimizdeki manevi yoğunluklu hislerinin bir zerre bile azalmamasını diliyorum. Yeni ve aydınlık günlerde, gelişmiş, sevgi dolu bir toplum haline gelip, en güzel ürünlerimizi bu dünyaya bırakmamızı diliyorum.
Sizlerle bir anda buluştuk, bir anda yoğuştuk,
bir anda bütünleştik, bir anda derinleştik ve bir anla da vedalaşacağız.
Bu yaşam içinde paylaştığımız tüm anların bizleri en güzel mutluluklarla donatması ve tüm çevremizi mis kokulu çiçeklerin edasıyla sarmalaması dileğiyle...
Sevgiyle, muluklukla, renkle, ışıkla ve dansla kalınız! **
Hayat hepimiz için doğum ve ölüm arasında geçen bir süre. En azından bu dünya üzerinde... Çoğumuz da o zaman dilimine çok sayıda mutluluğu, coşkuyu, hüznü ve hayata dair çok şeyi sığdırıyoruz. Tangoda tanıştığım yüzlerce dostumla danslarımızda, diyaloglarımızda ve lezzet dolu sofralardaki eşsiz sohbetlerimizde en güzel uçuş anlarımızı yaşamanın ve paylaşmanın mutluluğunu hissediyorum her zaman. Bundan büyük mutluluk az yerde var diye düşünüyorum. Bu derinlikli ve mutluluk dolu hislerle tangonun merkezinde yeniden soluk buluyoruz ve yeşeriyoruz. Sevdiğimiz tandalarda, birbirimizle danslarımız da o anları ölümsüz kılıyor. Fresedo tandaları da Zafer Abi'yle ölümsüzleşti hafta boyunca. Çünkü onu seven tüm dostları sevdiği tandaları çaldı ve diğer tüm dans dostları olarak hepimiz, bu güzel tandalarda onun için dans ettik; kendi stilimizle uğurladık dostumuzu, kendisine" hoşçakal" dedik. Ailesine ve tüm sevenlerine sabırlar dilemek istiyorum. Acılar, sevdiğimiz insanları kaybetmemiz bu dünya üzerinde hepimizi çok üzüyor ama çok da olgunlaştırıyor. Sevgi yoğun yaşandığında ve hissedildiğinde, bir kayıp anında üzülmemek olanaksız. Çünkü hepimizin bu dünya üzerinde limitli bir yaşam periyodu var ve bir gün hepimiz birilerine ya da birbirimize sonsuza dek "hoşçakal" diyeceğiz. Bu nedenle yaşadığımız, paylaştığımız anların çok değerli ve tek, eşsiz olduğuna inanıyorum. O sihirli anların içinde paylaştığımız her şey, hepimizle birlikte sonsuz bir sinerji içinde yankılanıyor. Bu gerçekten çok özel ve manalı bir yolculuk. Bir an sonrasında ise ne olacağımız meçhul. O yüzden anı, anda yaşamalı ve sonsuzluğu bir ömür boyu o eşsiz anların içinde deneyimlemeli. Buluştuğumuz, gerçek manadaki "connection"larda varolduğumuz her anda sonsuzuz dostlarım. İşte bu hafta da her gün yeniden ve daha yoğun bir şekilde aşık olduğum tango korlarında milonga serüvenlerimden bir yenisi Çarşamba Portofino'yla başladı. Masamızda değerli dostlarım Melek, Aziz Abi ve Fatih ile espri dolu sohbetlerimizin enerjisi ve ışıltısı altında, Dj Gökhan'ın hoş tandalarıyla bir çok değerli dostumla harika danslar ettim. Fatih'le milongalarda uçarak , Ata Mert ile ilk kez ve keyifle , Aziz Abi'yle vals tandalarının hakkını vere vere , Metin'le coşkuyla, keyifle, Erdal'la tüm müzikal ve connectionsal derinlikle ve şu an hafızamdan çıkmış olsa da danslarımızın tüm enerjisi içimde olan dansçı dostlarla mutlulukla en güzel rakslara uzandım; roze şaraplarla ve esprili sohbetlerle yaşamın aromasal derinliklerini yeniden deneyimledim.
Perşembe Günü önce Aylin ve İrina ile harika bir yemek ve İspanyol şarabı eşliğinde yaşama dair bambaşka sohbetlere uzandık. Ardından Para Bailar milongasına geçip, Dj Fatih'in hoş tandalarıyla oradaki tüm güzel dostlarımla dans ettim.
Hoş bir kalabalıkla dolu gecede Utku'yla connection,uyum ve müzik yoğunluklu dansımızın yanı sıra, Hüseyin'le konforla, huzurla akan tandasal yolculuğumuz, Mehmet'le enerji dolu salınımlarımız, Berk'le müzik ve uyum dolu keyifli adımlarımız, Ceren'le his yoğunluklu, müzikal akışlardaki derinlikle, connectionsal uyumla dolu büyülü akışımız, Metin'le müzikal, ritmsel salınımlarla, genç ve ilk kez dans ettiğim yeni dostlarımız ile yine muhteşem dans serüvenlerimiz tüm naifliğiyle geceye dangasını vurdu.
Gecenin ortalarında Recep ile Natasha çiftinin hoş, keyifli ve enerji yüklü danslarını ilgiyle izledim. Diğer tüm çalışmalarında ve performanslarında başarılar dilerim bu yeni çiftimize...
Geceyi keyif doruklarda tamamlayıp, tango tutkusunun pırıl pırıl yansımalarını, yine en derin içsel semalarıma bıraktım.
Cuma Günü Tangolic milongasına geçtim. Hoş, kaliteli dansçılarla dolu olan gecede Dj Sabri'nin keyifli tandalarıyla sayısız güzel dans deneyimlerine uzandım. Samet'le keyifle, neşeyle, Bülent'le milonga tandasında coşkuyla, hareketle, Recep'le - ilk kez - müzik, huzur, uyum dolu, Berk'le coşkuyla, neşeyle, renkle, Eren 'le - ilk kez- mutlulukla, lezzetle, Şafak'la - yine ilk kez - uyumla, konforla, lezzetle, Serdar'la - ilk kez - enerji dolu ve son tanda olduğundan Hugo Diaz'ın La Cumparsita'sında kendi adıma çok coşkuyla ve uçuşarak dans ettim. Geceyi de bu tatta ve dans dolu bir mutlulukla tamamladım.
Cumartesi Günü Noa milongasındaydım. Galata'yı çok sevdiğimden önce Ankara'dan ziyarete gelen dostumuz Serhat'la, Sensus'ta harika bir roze şarabı eşliğinde, pek leziz bir peynir ritüeline uzandık ve oradaki piyanistin harika ezgileri eşliğinde, yaşama dair ambiyanslı sohbetimizle milonga için yakıt temin ettik. Sonrasında milongaya geçerek Dj' liğini ilk kez dinlediğim ve yine Ankara'dan gelmiş olan Osman arkadaşımızın enerji dolu, dinamik tandalarıyla karşılaştım. Kaliteli dansçılarla dolu atmosferde Serhat'la keyifle, müzikle, konforla, Fatih'le neşeyle, eğlenceyle, Rus bir milongueroyla müzikal renklilikle ve akışsal uyumla, Berk'le tatla, lezzetle, uyumla, Samet'le konforla, ritmle ve bir kaç dostla daha lezzetle en keyifli danslara uzandım.
Gece 12:30 sularında elektrik kesintisi - tüm İstanbul kedileri trafocu oldu artık memlekette ;-) - meydana gelince milongayı erken sonlandırarak ertesi günkü milongaya gitme arzumu ve hevesimi de içimde yükselttim.
Pazar Günü Ponte milongasında yerimi aldım. Sergülen'ciğimle harika bir peynir, şarap ritüeline uzanırken, sonrasında bize katılan Ahmet'le, Evren'le, Serhat'la ve değerli dostumuz Ayşe'ciğimizle hoş sohbetlere uzandık. Dj koltuğunda Ceren'ciğimiz yine lezzet yüklü, duygu yoğunluklu tandalarını kendi hoş stilindeki ifadesiyle sıralarken, orada yaşadığım nice uçuş, kopuş dolu, trans yüklü dans deneyimlerime yenilerini ekledim. Ahmet'le dans açılışımızı güzel rakslarla başlatıp, ardından Mehmet Cemal'le tandalarca mutlulukla, dinamik hislerle, Serhat'la huzurla, mutlulukla, Aydın'la konforla, uyumla, Ertuğrul'la milongalarda uçarak ve salsada ise tüm enerjimi bu evren içine, pistin tüm zeminine dökerek, maksimum mutlulukla ve enerjiyle, Ferhat'la Color Tango tandasında keyifle, müzikle, bir kaç dostla da en güzel hislerle ve Ceren'le son tandada müzik, connection ve duygu yoğunluklu dansımızla geceyi tamamladım.
Tüm güzel danslarımızın yanı sıra, Ponte'ye has eşsiz manzaranın ferahlığında ruhsal rahatlamayla gelen mutluluk dolu anlarımızın ve sohbetlerimizin tüm ışıltısı içimizde geceyi ve haftayı yine tango aşkı en maksimumlarda tamamlamanın keyfini sürdüm
Çok sevdiğimiz ve bizimle şu an olan, olmayan ya da geçmişte bizlerle soluk alıp veren tüm dostlarımızın varlığını bu hafta boyunca yaşadığım dans deneyimlerimdeki yoğun hissettiğim günleri ve milonga pistlerini geride bıraktım. Bu haftam da dansla dopdolu olduğu için yine büyülüydü ve değerli bir tango dostumuzu kaybettiğimiz için aynı zamanda hüzün doluydu. Elbette yine birbimizle dans aşkıyla yoğuştuğumuz için olağanüstüydü de!
Bu yeni haftamızın, hepimiz için mutluluk, sağlık, neşe, tat, keyif dolu geçmesini diliyorum.
Bugün 19 Mayıs ve Atatürk'ü Anma , Gençlik ve Spor bayramımızı kutluyorum dostlarım. Çocukluğumdan beri önem derecesini maksimumda yaşadığım bu önemli günün ve nice önemli günlerimizin her daim coşkuyla kutlanmasını ve içimizdeki manevi yoğunluklu hislerinin bir zerre bile azalmamasını diliyorum. Yeni ve aydınlık günlerde, gelişmiş, sevgi dolu bir toplum haline gelip, en güzel ürünlerimizi bu dünyaya bırakmamızı diliyorum.
Sizlerle bir anda buluştuk, bir anda yoğuştuk,
bir anda bütünleştik, bir anda derinleştik ve bir anla da vedalaşacağız.
Bu yaşam içinde paylaştığımız tüm anların bizleri en güzel mutluluklarla donatması ve tüm çevremizi mis kokulu çiçeklerin edasıyla sarmalaması dileğiyle...
Sevgiyle, muluklukla, renkle, ışıkla ve dansla kalınız! **
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Doğayla buluşmayı çok severim. Yavaş adımlarda ağaçların arasından çiçeklenen toprağa, kuşların cıvıl cıvıl konuşmalarına, arıların güneşle...
-
Tango yapmak ne kadar güzelse tangoya geri dönmek de bir o kadar güzel. Bambaşka enerjilerle duyduğun notaları adımlara dönüştürüyor, sarıld...
-
Herkes kabı kadar su taşır, kalbinin genişliği kadar sever. Hem kalbini mümkün olduğu kadar sevgiye açıp, genişletirken, hem de kabını yaşa...