Herkes aşık olamaz ama olanlar da her daim, bir şekilde aşıklar mıdır ya da aşık mı olurlar....?
Aşk, insanı kendi sınırlarının ötelerinde bulur
ve ancak oraya gidebilecek cesareti olanların içinde yankılanmaz mı zira...
Yankılandıktan sonra da sonsuz bir yolda, ona ait izlerini oluşturur ve gül yaprakları kadar naif bir yumuşaklıkla insanın tüm ruhunu, kalbini, varlığını sarmalar...
Aşk özeldir, çünkü insanın özünü yansıtır; tüm varlığının en derin nüanslarını net ve bambaşka notalarla vurgular!
Yaşamda bir çok şey, aşkla ilintili olabilir. Hayatımızdaki insanlar, yaptığımız çok şey, sevdiğimiz hayvanlar, seyahat ettiğimiz coğraflar ve bütünlük hissettiğimiz alanlar, anlar, zamanlar...
Dans da, tango da, müzik de bir aşktır bir çoğumuza göre belki ve her yeni günle, yılla daha da tutkumuzun arttığı bir evrensel dildir, ifadedir, renktir, sestir bazen...
Tangoya her gün yeniden aşık oluyor insan ve tüm bu bahar mevsimine has "kafanın bir karış havada olma " hallerine rağmen yine de bir çok milongaya gitme heyecanını hissediyor... Ben de bunu hep hissedenlerdenim elbette. Çünkü, aklım fikrim hep "connection"da ve daimi uçuşta, değil mi...
Ve "connection" her yerde olsa da, tangoda ve müziğin şah damarında bir başka oluyor kesinlikle!!
Bu milongaların ve "abrazo" yolculuklarının ilki 360 milongasında başladı. Aslında hafta başı soğuk algınlığım sebebiyle evde yatıp uyumayı planlamıştım ve nitekim Pazartesi güzel bir dinlenme ritüelinde bedenimi hoşnut etmiştim Ancak Salı ne olduysa oldu ve Taksim'e çıktım, rozeler eşliğinde süregelen çılgın bir doping seremonisinden sonra kendimi 360' ın terasında dolunay manzarasında kopmuş ve hazdan dört köşe olmuş bir halde buldum. Hatta Ogün yani nam- ı değer "Mr. 360" bile şaşırdı. Gelemiyorum diye belirttiğim için, beni karşısında görünce gözlerine inanamadı bir an. Ancak biz milonguera(o)lar dünyasında tartışılmaz bir gerçek varsa o da şudur ki, her an her şey olabilir ve bir anda kendinizi evde hayal ederken, yine güzel bir milongada konumlanmış bulabilirsiniz...
Nitekim Dj Sabri'nin hoş tandaları eşliğinde Seda'cığımla, Banu' şla, Betigül dostumla ve Eda' cığımla hoş sohbetlere dalıp Muammer'le - pek keyifle- , Volkan'la, -uçarak, kanatlanarak - Ogün'le -neşeyle - , Bahadır'la - tatla- , Sabri'yle - Pugliese'de uçarak- ve oradaki tüm dostlarımla benzer nüanslarda harika danslar ettim. Elbette terasta da bol bol fotoğraf çekip, bu güzel geceyi keyfimce tamamladım.
Ayda bir kez düzenlenen, bana göre eşsiz bir mekan olan 360'taki geceyi kaçırsam gerçekten üzülürdüm. O yüzden bu ay bir tane daha olması için Mr. 360'a ricalarımı sundum.
Çarşamba Günü Contact Tango ekibinin ilk kez Portofino'da düzenledikleri milongaya geçtim. Burayı nostaljik hislerinden ötürü ezelden beri severim. O yüzden önce şarap- peynir lezzetine orada karşılaştığım Melek'ciğimle uzandım. Sonrasında Dj Volkan'ını güzel tandaları ve mekana çok uyan "cortina" larıyla harika danslarıma Gökhan'la - neşeyle, müzikle- , Pamir'le - ilk kez ve konforla, uyumla, müzikle- , Korhan'la -keyifle- , Gökben'le - tatla - , Mehmet'le - Pugliese'de mutlulukla - , Erdal'la - son tandada huzurla, müzikle, coşkuyla - ulaştım ve bu güzel dans hazzıyla geceyi güle oynaya bitirdim.
Bu arada mekanın zemini de dans için çok uygundu. Bu da hiçbir yorgunluk hissi yaratmadı. Artık bazı Çarşamba'lar milonga keyfimi ve dans aşkımı orada yaşama durumu netleşmiş oldu!
Perşembe Günü Point milongasına geçecektim. Teraslı milongalar tam bu mevsime, bahar havalarına uygun olduğundan kafamda orası netleşmişti. Sonra Para Bailar'a da uğramak, oradaki sevdiğim arkadaşlarımı da görmek, şampanyaları yuvarlamak - Utku'ya şampanya patlatma seremonisi yapılacak değil mi diye bir kaç kez sordum ve "evet " yanıtını aldım tabii - ve oradaki tüm güzel dostlarımla da dans etmek istedim. Eskiden çok kereler iki, hatta üç milongaya bile koşa koşa gitmişliğim oldu. Ancak son yıllarda - eh kırklara yaklaşınca böyle oluyor demek ki - milongalardan birine girip, tüm enerjimi piste monte ettiğimden, diğerine geçişim çok zor oluyor. Yani benim bu seçimim riskti ama kesinlikle de Point'e gitmeye kararlıydım.bu sefer. Sonra Solera'da bir iki kadeh roze şarap içip ve peynir keyfi yapayım dedim. Yeni Türkiye'mizde bir anda yine tüm şehirde elektrikler gitti ve bu nedenle jeneratöre sahip olan tek milonga Point'e geçerek, her zamanki masam yerine bu kez barda konumlandım. Çünkü enerjim sebebiyle yerimde duramıyordum ve evrensel olarak tek seçenek haline gelen bu milongada da doyasıya dans etmiş oldum. Aziz Abi'nin yanında çamtam dururken, benim beden barda ve arada bir de sohbet için oturduğum masalardaydı. Güralp de ne yapsın bin kez karar değiştiren bu milongueraya tek laf etmedeni onu uygun bir yere yerleştirmeye çalıştı. Sabrın sonu selamet mantığı...:-)
Dj Serçin'in güzel tandalarıyla da kendimden geçercesine Mehmet'le - neşeyle - , Hakkı'yla - uçuşarak- , yabancı bir iki milongueroyla, Ali'yle - Pugliese'de koparak - , Meziyet'le - süper uyumla, lezzetle- Volkan'la -neşeyle -, Metin'le - milongada koparak- , Murat'la -neşeyle ve salsada uçarak - dans ettim. Gece boyunca harika "cabeceo"larla dansa kalkmış olmanın keyfi yanı sıra, karanlık tandada tanımadığım bir Fransız dansçıyla mutlulukla dans etmek ve Meziyet'le "lead"im ve dansımız esnasında çok konfor hissetmem gecenin en hoş anlarındandı. O zaman düşündüm. "Lead"den önce" follow" mu öğrenmeli dansçılar diye...Çünkü "follow"da müziği de, partnerini de dinlemeyi çok iyi öğreniyor insan. "Lead"de de müziği dinlemek şart hatta en önemlisi kuşkusuz, lakin bazen partnerler o kadar iyi dinlenebiliyor mu...Elbette iyi dansçılar ikisinde de uzman o ayrı ama belki de "lead"den önce "follow"ın öğrenilmesi, dansçılar için dinleme potansiyelini ve empatiyi geliştirir ve danstaki yetkinliklerine çok şey katabilir diye düşünüyorum. Takdir bu konuda uzman eğitmenlerin! :-)
Cuma Günü Tangolic milongasına gidecektim sözde ama kuzenlere takılıp Cezair sokakta felekten bir geceye, güzel canlı müzikle şakıma mutluluğuna erip, bol bol arpasuyuna gömüldük!
Cumartesi Günü de Noa milongasına geçecektim sözde. Hatta Alper sağolsun roze şarap bile almıştı. Lakin süper bir dostumla güzel bir yemek olayına girdik. Rakılar , rozeler, mezeler, ambiyans, eşsiz bir sohbet ve derinlik...Sonra benim midem zorlanmış olacak, hastalandım ve arkadaşım beni eve bıraktı sağolsun. Bir güzel milonga kaçtı ama derin bir dostluk baki kaldı...Zaten hayatta baki kalan derinlikler değil midir mühim olan. Kurduğumuz tüm güzel bağlarla da koptuğumuz tüm anlardaki sihirli süzülüşler, , translar, bütünlük dolu akışlar....Mühim olan baki kalandır evet!!
Pazar Günü "Anneler Günü" olduğu için anneciğimle eşsiz bir boğaz sefası yaptık, yürüdük, yedik içtik ve evde Dvd keyfiyle de haftayı bitirdim.
Yine bir çok açıdan farklı hislerle dolup taştığım, hem sıradışı anlarla mutluluktan koptuğum, hem de ciddi şoklarla sarsıldığım bir hafta yaşadım. Çarşamba Günü daha önce bir konserde, bir arkadaşım vasıtasıyla tanışmış olduğum, eşsiz bir insan olan"Değer Deniz " in evinde cinayete kurban gitmesini öğrenişimle sarsıldım. Bu arkadaşımızın enerjisi nadir insanda olan bir elektrikteydi. Zarif, nazik, duyarlı, empati, müzik ve sanat dolu bir değerdi Değer...Aynı isminin manası gibi... Ve deniz gibi de derinlik içeriyordu, bu hisleri karşılaştığı insanlara sunuyordu en azından! Yakın dostları ve ailesi için çok çok üzgünüm.
Katilinin 17 yaşında gencecik bir hırsız olduğunu öğrendiğimde şokumun boyutu arttı. Çünkü bir yaşamı yok ettikten, o güzel insanı boğduktan sonra klarnetini ve cep telefonunu çalmayı ihmal etmeden, ikisini 160 TL'ye satmış ve hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam etmişti bu "insancık" belli ki...Hiç acı çekmiş miydi??
Ama acı çekecek olsa, böyle korkunç bir şeyi yapabilir miydi??
Benim bildiğim bu ülkede öyle ya da böyle bir çok kadının gözünün yaşına bakılmadan katledildiği....
Ya eski sevgililer, kocalar tarafından, ya hazımsız yaratıkların kıl kapması, öfke nöbetleri ya da çıkarları sonucu kaybedilen yüzlerce yaşam....
Gerçekten sevginin yerini, her daim öfkenin ve nefretin alması yaşadığımız çağın sonunu mu getiriyor diye düşünmeden edemiyorum. Belki de sosyopatlaşan bir insan türü geliyor yaşadığımız yıllara...Vicdandan eser kalmayan ve yok etmeye programlı, kalpsiz robotik yapıda insancıkların hüküm sürdüğü bir dünya oluyor burası....
Diliyorum umudumuz her daim yanımızda bizimle olabilir ve bu denli korkunç olaylarla bile baş edebiliriz ya da bu olayların azalmasını sağlayabiliriz...Bizlerin hayatında tango olduğu sürece, müziğe kapılmak ve büyülü bir yolculukla birbirimizle yolculuk etmek kaçınılmaz...Gerçekten bu özel anlara, eşsiz kalplerle enerjilerle bu bambaşka realitelere açılıyor olmak bunun eseri!
Dünyayı farklı frekanslarla süslediğimize inanıyorum. Çünkü bizim gibi insanların hücrelerinde en çok aşk, tutku, müzik, "connection" ve trans var. Bu da tüm insanlar için belki de en hoş ışık demek. Frekanslar ortamları, insanları ve anları farklılaştırır, değiştirir çünkü...
Hepimiz için dileğim, bizi mutlu edecek anlanlarla dopdolu bir hafta geçirmemiz, baharın tadını yakalamamız ve dansla doyasıya en güzel deneyimlere açılmamız yönünde...
Hepinizi sevgiyle, saygıyla ve coşkuyla selamlıyorum dostlarım. Kalbiniz, ruhunuz ışıkla dolsun! **
12 Mayıs 2015 Salı
4 Mayıs 2015 Pazartesi
İhtiyaç duyduğumuz şeyler, öncelikle kendi içimizde mevcut. Bir ihtiyacın
istediğimiz oranda çevremizden karşılanamadığına inandığımızda, bunun için önce kendi
içimize dönmeli, asıl merkezimize ulaşmalı, derin perspektiflerle kalbimizi hissederek bunları kendi içimizde aramalı ve bulabilmeliyiz. Sonrasında ise sihirli bir etki ile çevremizde deo
bolluğun sıcak dokunuşlarını hissediyor ve arzu ettiğimiz durumlara, duygu, düşünce, eylem ve yaşamlara ulaşıyoruz diye düşünüyorum. Dolayısıyla diyalog içinde bulunduğumuz tüm yaşamımız bir yana, çevremizdeki insanlardan aldığımız yanıtlar, tepkiler aslında başta bizi, bizle buluşturuyor ve bizi, bizimle sevginin gücü altında dans ediyor. Tangoda kurduğumuz "connection"larda da bu etki mevcut. Yani ruhumuz, kalbimiz, zihnimiz ve bedenimiz başta mükemmel bir senkronizasyona ulaşarak, hem kendi içlerinde, hem de dışarıya yönelik inanılmaz bir komünikasyon akışına açılıyorlar ve hepsinin birlikteliği ile uyumu da insanın kendisine ve dans ettiği tüm dansçılarla kurduğu bağlarla daha da açık, engin denizlere ulaşıyor.
Öncelikle kendi içimizden dışa fışkıran bir cevher dans ve bütünlükteki uyumla yankılanan olağanüstü bir süreç. Bu süreçler bizleri daima ortak kalp atışlarında buluşturuyor belki ve milongalara açılan yollar rengarenk ve çok büyülü oluyor...
Haftanın milongaları Salı Günü "La Cumparsita" ile başladı. Aslında festival ertesi olduğundan deli bir yorgunluk içindeydim, ama Giusseppe ve Aylin beni muhteşem bir yemek ziyafeti eşliğinde güzel bir akşam geçirmeye ikna ettiler. Çupralarla ve rozelerle süregelen çılgın danslarımızın ardından - kahve falı ritüelimizi de atlamadık - , soluğu La Cumparsita'da aldık. İçeride çok hoş bir kalabalığın sinerjisi hakimdi ve Dj Burcu'nun birbirinden güzel tandalarıyla da Gius'le, Volkan'la ve bir çok dostla daha gece bitimine kadar coşkuyla dans edip, harika bir keyifle geceyi noktaladık.
Çarşamba Günü 333 milongasına geçtim. Yine yoğun, dinamik bir kalabalık vardı içeride. Dj Ömer'in hoş tandalarıyla gece boyu tüm dostlarımla bol bol dans ettim, güzel sohbetlere uzandım ve Çiğdem'in hoş doğumgünü seremonisiyle birlikte " Kız Kuleli "milonga anılarının hoş olanlarından bir yenisini daha hafızama ekledim.
Perşembe Günü "Para Bailar" milongasındaydım. Dj Alper'in farklı tınıları da seçkilerine eklediği tandaları eşliğinde yine yoğun bir kalabalığın hakim olduğu lezzetli bir geceye açıldım. Hüseyin'le dingin bir akışla, Murat'la - ilk kez dans ettiğim ve çok keyifle uyumlandığım bir milonguero oldu -, Volkan'la - yine konforla, keyifle -, Samet'le gülümseyerek, Onur'la - eğlence yüklü - , Koray'la eğlenceyle, Alper'le - enerjik bir akışla - yabancı bir iki milongueroyla ve gecenin sonlarında da kadın "leader"larımızdan Ceren'le tangonun ve müziğin hakkını vere vere dans ettik. Festival kutlamaları için şampanyalar hazır olmasına rağmen, kadroda bir takım eksiklikler olduğu için bir sonraki hafta daha coşkulu bir şekilde bu patlamalı seremoninin yapılmasına karar verildi ve geceyi tüm güzel dans tınıları içimde noktaladık.
Cuma Günü 1 Mayıs İşçi Bayramı'ydı. Malum bayram, seyran ve herkes tatil ama tüm yollar kapalı, ulaşım felç olduğundan insanlar mağdur bir haldeydi. Niye mi...Taksim'de yürüyüşlerin yasaklanması ve meydanların halk yerine, polislere daha uygun görülmesiydi. Elbette bütçe ayrılıp yeni alınan gazlar, tomalar işe yaradı. Görevlerini eksiksiz yapıp sularını ve gazlarını şehrimden eksik etmediler...Bir de Küba'daki kutlamaları izledim de, içim burkuldu. Coşkusu verile verile yapılan şahane bir yürüyüş ve kutlama. Kaç yy. sonra böyle bir birliğe ve saygıya kavuşuruz bilinmez, ama şimdilik gazlar ve tazyikli sular iş başında. Ben de tüm kapanan yollara kıllandığımdan ve biraz yaşam adına nefes almak niyetiyle soluğu Boğaz'da aldım. Muhteşem bir yürüyüşle şehrimin o eşsiz büyüsünü ve güzelliğini tekrar yaşadım. Her şeye rağmen güzel kalan şehrimin...
Cumartesi Günü geleneksel Sensus coşkusunu bu kez Dilek'le paylaştık ve sonrasında Noa milongasında hoş bir kalabalıkla dolu geceye akıştık. Dj Sabri'nin lezzetli tandaları eşliğinde de Erdem'ciğimle, Tolga'yla, genç yetenek Ali'yle, Burak'la ilk kez ve tatla, müzikle, İdil'ciğimle de pek keyifle ve bir çok dostla da güzelce dans edip geceyi Aylin'ciğimle hoş bir sohbet eşliğindeki yolculuğumuzla tamamladık.
Pazar Günü tüm milongaları ekerek harika bir Pazar keyfi yaptım. Deniz kenarında dingin bir yürüyüş ve kendi ruhuna ayrılan bir tam gündü bu. Gerçekten ruhen, kalben besledi beni ve haftayı huzurla bitirmemi sağladı. Yarın da dolunay geliyormuş. Bakalım etkileri nasıl olacak, bilinmez..:) Diliyorum bu yeni haftamız hepimize arzu ettiğimiz, hedeflediğimiz en hoş şeyleri, harika sürprizler getirir ve bizleri tüm hücrelerimizle gülümsetir. Yine bol bol dans ederiz, çoğu "abrazo"muzda en maksimumunda yoğuşup, kurduğumuz bağların tam merkezinde birbirimize seslenir ve derinen dokunuruz. Zira tangonun sanırım en etkileyici, tutku oluşturan, hatta bağımlılık yaratan tarafı, müziğinin yanı sıra bazı danslarınızda dönüşüyor olmanız. Bunda "connection" ın tartışmasız gücü çok büyük. Dönüştüğünüz dansların sayısı arttıkça, farklı bir realitenin içinde sonsuz bir yola ve patikalar bütününe ait oluyorsunuz. Değişik, derin ve inanılmaz tınılara sahip olan bu dünyada yeni yanlarınızı keşfediyor, yeniden varoluyor ve bambaşka renklerinizle olgunlaşıyorsunuz. Bu özel dünyanın yarattığı tüm keşifler hepimizi hayat boyu motive etsin ve tüm güzel dans atmosferlerinde, lezzetli milongalarda buluştursun. Yani her şey dans için, müzik, yoğunluk ve uçuş için olsun!
Sizleri sevgiyle, saygıyla,coşkuyla ve ışıltıyla selamlıyorum dostlarım. Yakında görüşürüz ve yine bol bol dans ederiz...***
Öncelikle kendi içimizden dışa fışkıran bir cevher dans ve bütünlükteki uyumla yankılanan olağanüstü bir süreç. Bu süreçler bizleri daima ortak kalp atışlarında buluşturuyor belki ve milongalara açılan yollar rengarenk ve çok büyülü oluyor...
Haftanın milongaları Salı Günü "La Cumparsita" ile başladı. Aslında festival ertesi olduğundan deli bir yorgunluk içindeydim, ama Giusseppe ve Aylin beni muhteşem bir yemek ziyafeti eşliğinde güzel bir akşam geçirmeye ikna ettiler. Çupralarla ve rozelerle süregelen çılgın danslarımızın ardından - kahve falı ritüelimizi de atlamadık - , soluğu La Cumparsita'da aldık. İçeride çok hoş bir kalabalığın sinerjisi hakimdi ve Dj Burcu'nun birbirinden güzel tandalarıyla da Gius'le, Volkan'la ve bir çok dostla daha gece bitimine kadar coşkuyla dans edip, harika bir keyifle geceyi noktaladık.
Çarşamba Günü 333 milongasına geçtim. Yine yoğun, dinamik bir kalabalık vardı içeride. Dj Ömer'in hoş tandalarıyla gece boyu tüm dostlarımla bol bol dans ettim, güzel sohbetlere uzandım ve Çiğdem'in hoş doğumgünü seremonisiyle birlikte " Kız Kuleli "milonga anılarının hoş olanlarından bir yenisini daha hafızama ekledim.
Perşembe Günü "Para Bailar" milongasındaydım. Dj Alper'in farklı tınıları da seçkilerine eklediği tandaları eşliğinde yine yoğun bir kalabalığın hakim olduğu lezzetli bir geceye açıldım. Hüseyin'le dingin bir akışla, Murat'la - ilk kez dans ettiğim ve çok keyifle uyumlandığım bir milonguero oldu -, Volkan'la - yine konforla, keyifle -, Samet'le gülümseyerek, Onur'la - eğlence yüklü - , Koray'la eğlenceyle, Alper'le - enerjik bir akışla - yabancı bir iki milongueroyla ve gecenin sonlarında da kadın "leader"larımızdan Ceren'le tangonun ve müziğin hakkını vere vere dans ettik. Festival kutlamaları için şampanyalar hazır olmasına rağmen, kadroda bir takım eksiklikler olduğu için bir sonraki hafta daha coşkulu bir şekilde bu patlamalı seremoninin yapılmasına karar verildi ve geceyi tüm güzel dans tınıları içimde noktaladık.
Cuma Günü 1 Mayıs İşçi Bayramı'ydı. Malum bayram, seyran ve herkes tatil ama tüm yollar kapalı, ulaşım felç olduğundan insanlar mağdur bir haldeydi. Niye mi...Taksim'de yürüyüşlerin yasaklanması ve meydanların halk yerine, polislere daha uygun görülmesiydi. Elbette bütçe ayrılıp yeni alınan gazlar, tomalar işe yaradı. Görevlerini eksiksiz yapıp sularını ve gazlarını şehrimden eksik etmediler...Bir de Küba'daki kutlamaları izledim de, içim burkuldu. Coşkusu verile verile yapılan şahane bir yürüyüş ve kutlama. Kaç yy. sonra böyle bir birliğe ve saygıya kavuşuruz bilinmez, ama şimdilik gazlar ve tazyikli sular iş başında. Ben de tüm kapanan yollara kıllandığımdan ve biraz yaşam adına nefes almak niyetiyle soluğu Boğaz'da aldım. Muhteşem bir yürüyüşle şehrimin o eşsiz büyüsünü ve güzelliğini tekrar yaşadım. Her şeye rağmen güzel kalan şehrimin...
Cumartesi Günü geleneksel Sensus coşkusunu bu kez Dilek'le paylaştık ve sonrasında Noa milongasında hoş bir kalabalıkla dolu geceye akıştık. Dj Sabri'nin lezzetli tandaları eşliğinde de Erdem'ciğimle, Tolga'yla, genç yetenek Ali'yle, Burak'la ilk kez ve tatla, müzikle, İdil'ciğimle de pek keyifle ve bir çok dostla da güzelce dans edip geceyi Aylin'ciğimle hoş bir sohbet eşliğindeki yolculuğumuzla tamamladık.
Pazar Günü tüm milongaları ekerek harika bir Pazar keyfi yaptım. Deniz kenarında dingin bir yürüyüş ve kendi ruhuna ayrılan bir tam gündü bu. Gerçekten ruhen, kalben besledi beni ve haftayı huzurla bitirmemi sağladı. Yarın da dolunay geliyormuş. Bakalım etkileri nasıl olacak, bilinmez..:) Diliyorum bu yeni haftamız hepimize arzu ettiğimiz, hedeflediğimiz en hoş şeyleri, harika sürprizler getirir ve bizleri tüm hücrelerimizle gülümsetir. Yine bol bol dans ederiz, çoğu "abrazo"muzda en maksimumunda yoğuşup, kurduğumuz bağların tam merkezinde birbirimize seslenir ve derinen dokunuruz. Zira tangonun sanırım en etkileyici, tutku oluşturan, hatta bağımlılık yaratan tarafı, müziğinin yanı sıra bazı danslarınızda dönüşüyor olmanız. Bunda "connection" ın tartışmasız gücü çok büyük. Dönüştüğünüz dansların sayısı arttıkça, farklı bir realitenin içinde sonsuz bir yola ve patikalar bütününe ait oluyorsunuz. Değişik, derin ve inanılmaz tınılara sahip olan bu dünyada yeni yanlarınızı keşfediyor, yeniden varoluyor ve bambaşka renklerinizle olgunlaşıyorsunuz. Bu özel dünyanın yarattığı tüm keşifler hepimizi hayat boyu motive etsin ve tüm güzel dans atmosferlerinde, lezzetli milongalarda buluştursun. Yani her şey dans için, müzik, yoğunluk ve uçuş için olsun!
Sizleri sevgiyle, saygıyla,coşkuyla ve ışıltıyla selamlıyorum dostlarım. Yakında görüşürüz ve yine bol bol dans ederiz...***
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Doğayla buluşmayı çok severim. Yavaş adımlarda ağaçların arasından çiçeklenen toprağa, kuşların cıvıl cıvıl konuşmalarına, arıların güneşle...
-
Tango yapmak ne kadar güzelse tangoya geri dönmek de bir o kadar güzel. Bambaşka enerjilerle duyduğun notaları adımlara dönüştürüyor, sarıld...
-
Herkes kabı kadar su taşır, kalbinin genişliği kadar sever. Hem kalbini mümkün olduğu kadar sevgiye açıp, genişletirken, hem de kabını yaşa...