Festivalin 3. Gününde Yüne Conrad'a açılır yollarımız...
Gündüzler geceleri kovalarken şu yaşadığımız çılgın günlerde, festivali yarıladık bile diyebilirim. Hoş bize her gün festival tadında son zamanlarda ama yine de tangolu fest bir başka oluyor elbette.
Cuma günü yine hakim olan lodos bu kez canımı sıkamadı. Çünkü yorgunluğumun sebebinin bir tek bu ağır hava olmadığını anlamıştım. O yüzden bu kez iyi geçinmeye çalıştım kendisiyle...
Zaten önümüz bahar, artık hep güneş, hep nefes var; bir de harketlenen piyasalarla, umalım ki, hep kazanç, hep satış olsun hepimiz için. Um ve yaşa! Ommm la karışmasın yalnız bizim umuşlarımız! :-)
Conrad'da bir önceki gün harika bir milonga deneyimi yaşadıktan sonra, keyifle oraya yollandım. Milongaya gidiş enerjisi de mühim, tüm algıyı ve deneyimi değiştirir ve etkiler!
Öncesinde de masraftan kısmak için Solera'da bir iki kadeh sevdiğim üzümlerden şaraplarımı yuvarladım elbette. Sevilen Öküzgözü- Boğazkere kupajı, Merlot'u ve azcık da Turasan Shiraz güzel bir doping oldu diyebilirim! Çeşitliliği seviyorum, hatta aşığım ve seçeneklere gelince konu, hep opsiyonel bir bakış açısına sahip olduğumu düşünürüm. Zaten komik testler olur ya geyik türden orada şıkları işaretlediğimde vizyonerlik en üstte %100, statükoculuk % 2- 5 civarı, opsiyon merakı ise yine % 80 lerde filan çıkmıştı. Hoş ne kadar doğrudur bilinmez. Zaten oldukça moody bir yapım olduğundan ertesi gün aynı testi çözsem snrm bambaşka bir sonuç çıkar. En azından bana hep böyle olur. Sizlere nasıl olur bilmiyorum! *.*
Neyse, testsel analizlerimi geçip, milonga atmosferi, ambiyansı, tadı analizlerime geleyim.
Yollara düşünce, kısa kestirmeleri de bulmak istiyor insan!
Bu kez ışıklandırma biraz daha hafifletilmiş, katılımcı sayısı yine muhteşem, pist harika, enerji maximumda. Ve yine loca sandalyeleri kapıyoruz. Ferhat da bu konuda başarılı. Erkenden gelip kapmış locayı. Hemen yanına geçiyorum, hazır boş bir yer hala varken. Yoksa kaparlar valla tüm çılgın milongueroa)lar mazallahh!
Süper tandalar başlıyor; non-stop danslar da tabii. "Bunlar Kesin Türk!" ifadesini alacağımız bir yığın tanda da dans ediyoruz yine, milonga tandası bile dahil. Sevmeyenler bile oluyor arada! Acı! :)
Ve gümbür gümbür Sexteto Milonguero grubu sahne alıyor. Muhteşem bu adamlar ya..Enerjileri hep müthiş ve çook yüksek! Onları izlemek her zaman muhteşem bir his veriyor bana. Coşkuları müthiş çünkü! Tüm katılımcıları coşturuyorlar. Kesinlikle her festivalde görmek isteyeceğiniz cinsten bir orkestra özelliğindeler bana göre. Seslendirdikleri parçalarla kopuşlarımı yakalıyorum yine!
Bu kez Angora şarabına ihtiyaç duymuyorum. Kanımda Sevilen'in Öküzgözü Boğazkere ve Merlot üzümlerinin sentezi dolaşırken, marketten aldığım nadide sularımı yudumluyorum. Pek hoş! :)
Yine herkes pistte, sürekli dans halinde. Yerli yabancı bir yığın katılımcı dünyanın tango üzerine yansımasını betimliyor adeta. 1000 m2 lik alana yayılmış mini bir dünyada, tüm duyguları, uçuşları yaşadığımız biz deli insanların bu dünyasal yansımasını hissettiriyor adeta.
Zaman ilerliyor ve şov vakti geliyor. Herkes yerlerine koşuyor. Bizim loca müthiş; pisti harika görüyorsun. Dolayısıyla keyfim gıcır. Yerde oturunca her yerim ağrıyor zira..Konformistliğin kitabını yazmak istiyorum! Kendimi buna adayabilirim! :-)
Tango Salon şampiyonları sahne alıyor- isimleri şimdi sormayın ltfn..söz bir ara söylerim!- ve yine sıcacık, rahat, esnek danslarına başlıyorlar. Şov esnasında da çok eğlendikleri belli zaten. Ee insan hayatında sıkıntıyla geçirilecek kadar az sevilecek bir an var mı ki?? O yüzden keyif alacaksın yaşadığın anlardan! Elbette acılı zamanlar yaşadığın dönemler olabilir, ya da çok zorlandığın. Ama hepsi geçiyor neticede ve yaşam tadıyla müthiş bir nefes insana. Onu yudum yudum, an be an solumak, koklamak ve yudumlamak da yaşamak demek bana göre...
Çiftimizin ayakkabıları da harika. Mavi, kırmızı uyumunu hep sevmişimdir. Kontrast bir haz verir görüntüde bana. Dolayısıyla ilgi odağım oldular. Milongaları da çok keyifliydi. Farklı stilde adımları da dikkatimi çekti. Keyifle izledim!
Şov bitiminde bir süre sonra yine Sexteto Milonguero Orkestrası sahne aldı. Yine insanlar piste atladı tabii. Çok çarpışmalar ve pistte şov yapan çiftler yine görmedim. Bu sevindirici bir şey benim için. Fest kültüründe bir tık atladık snrm. Yurdumda, her şehirde bu kadar festival ve emek veren insan olunca gelişmemek olanaksız! Kültür de böyle şekilleniyor zaten.
En son dansımı, tatlı ve yaşlıca, yabancı bir milongueroyla tamamladıktan sonra gözlerim kapanma sinyali verince evime yollandım. Milonga mekanının evime yakın olması da ayrı bir haz ve rahatlık! Bugün de zaten efsane Çırağan Milongasına uzanacağız. Color Tango ve Sexteto Milonguero kupaj konserini yudum yudum tadımlayacağız. Bu tadımlama işi, başımı belaya sokacak bir gün ama neyse! :) Şimdilik her şey harika ve yaşam sadece o anı yansıttığından-yani yaşanılan anı- okyanussal hazlara devam...Herkese harika bir haftasonu diliyorum. Tangoda kopun inş...:) Ben de bolca Melody Gardot dinleyip kendimi transa sokacağım yine....Haydi görüşürüz!!!!
9 Mart 2013 Cumartesi
8 Mart 2013 Cuma
Festivalin 2. Günü Conrad'a yollanıyoruz...
Bu kez Perşembe sabahına 'çok sevdiğim' Lodos havasıyla uyanıyorum. Üzerimde yorgunluk hissi yarattığı yetmiyormuş gibi, nem yoğunluğunun yüksekliğinden ve hava devinimi olmamasından bu rüzgarın getirdiği havaya karşı antipatim var diyebilirim. Elbette, anlaşılacağı üzere yorgun milonguera şeklinde gündüzü tamamlayıp, güzel bir Latin Amerika yemeği ve şarabından sonra arkadaşımla Conrad'a yönleniyoruz. Girişten geçip de salona girdiğimizde büyüleniyorum. Muhteşem bir salon, avizeler, ortam, zeminin rengi, ışıklandırma, oturma düzeni, her şey harika. Duyumlarıma göre salon tam 1000 m2 ve Color Tango'yu izlemek için harika bir atmosfer sunuyor. Arkadaşımla loca tadında bir iki sandalye kaptıktan sonra süregelen tandalarla harika danslara akışa başlıyoruz. Tutkulu insanların tutkularını, diğer tutkulu insanlarla paylaşmalarından daha büyük bir haz, mutluluk ve eğlence de olamaz fikrimce. Gözler ışıl ışıl, keyifler tam, müzik süper, her şey mükemmel. Önce tabii ki yerli milonguerolarla başladığımız danslarımız, yabancılar, yerliler vs dönüşümlü süregeliyor. Zaten herkes pistte! Çılgın bu insanlar, sabahlara kadar dans edip duruyorlar. İnanın, zerre anlamıyorum!! Yok mu hayatınız sizin ey tanguero(a)lar, evinize gidin, uyuyun ya...Yok! Delirmiş herkes! Tutku guruluğu yolunda ilerliyorlar. Zaten memlekette bir yığın dinci guru, healer guru, iş gurusu, sosyal guru, eğlence gurusu, politik guru, bir de master guru dolanıp duruyor. Çok master ya herkes! :-)) Tangonun da olsun gurusu tam olsun; böyle bir kariyer alanı şart yurduma!
Neyse Dj' in güzel seçkilerinin ardından, Color Tango sahne alıyor. Müthiş bir ambiyans. Kendimden geçiyorum, Pugliese tınılarını duydukça, ayaklarım hareketleniyor ve devamlı bir raks haline bürünüyorum. Arada 20 TL lik 'Angora' :-) şarabını da yudum yudum fazla telef etmeden yudumluyorum. Buz da atıyorum ki, çabucak bitmesin. Allahtan suyumu yanımda getirdiğim için 5 TL lik ' Sırma' suyundan yırtıyorum. Ama cam şişe, plastik değil yani!! :-)
Neyse Color Tango klasik repertuarını seslendiriyor. İnsanlar delirmiş, uçmuş, hazdan kopmuş, sohbetten kahkahalanmış, dedikodulanmış, derinleşmiş, geyikleşmiş bir şekilde anın tadını çıkartıyorlar, gözümden kaçmıyor. Ve günün ilk şovu bir Arjantin'li çiftten geliyor. İsmini sonra yazacağım, şu anda hatırlayamıyorum ve fest sayfasından bakmaya üşeniyorum. Üşengeçliğimin boyutunu şöyle tarif edersem, bir arkadaşım parfümünü unutmuş, benden parfüm rica ediyor, çantamda bulamıyorum ve ona teslim edip çantamı, kendisinin o malum şişeyi bulmasını rica ediyorum. Daha fazla aramaya üşeniyorum!! Şaka değil bu, arkadaşım da bu davranışımı anlıyor, çünkü beni tanıyor ve bulup sıkıyor parfümü ohh; herkes rahat şimdi! :)
Neyse, benim aslı beklediğim ve hayran olduğum çiftse Sebastian Achaval ve Roxana Suarez elbette! Uçaktan iner inmez Conrad'a ışınlanıyorlar ve bize harika bir şov ziyafeti veriyorlar. O kadar rahat, yetkin, güler yüzlü, emin, çabuk, zarif, harika ve muhteşemler ki, her adımlarını neredeyse alkışlayacağım. Özellikle milongaları da favorim! Aslında Arjantin'den böyle milonguerolar sipariş etmek istiyorum. Çok eğleniyor adamlar yaa. Rahatlar ve süperler, kasmıyorlar ya da en azından bunu yansıtmıyorlar; ne güzel!
Bu kez üzerimde hiç yorgunluk hissetmiyorum sanki gündüzün enerjisi gitmiş yenini çılgın fest tanguerası enerjisine bırakmış ve 4:30 lara kadar pistten kendimi alamıyorum bunun sonucunda!
Nihayet vücudumda 'Bittin Ebru sen! Git tez uyu!' sinyalini aldığımda, evime dönüyorum, ay pek çok şükür. Uyu da yarına sakla enerjini kadın! Sexteto Milonguero konserinde kop, uç, kaç, coş, yine kop, değil mi ama!
Şimdiden, ofiste yapıştığım ve kalkamadığım koltuğumdan bu günceyi yazarken, bu akşamki milonganın heyecanını yaşıyorum diyebilirim. Anlasam niye diye! :-)
İşte biz milongueralar ve belki milonguerolar da bilemiyorum, böyleyiz. Gündüz hepimiz işyerindeyken, evdeyken, okuldayken, dışardayken, yemekteyken vs vs, ya da bambaşka boyutlardayken, tango tutkunu arkadaşlarımızla yazışıp-chatten tabii- "Heyecanlı mısın akşama?" gibi absürt soruları da birbirimize sorabilen tuhaf bir türüz. Tam kaçkınız bence ya! :))
Aman neyse, neysek oyuz işte, hepmiz kısmen böyleyiz sonuçta, ne yapalım yani!!
Bu arada, Conrad'ın fest milongaları kapsamında bizlere zengin pistini sunması da harika bir çalışma olmuş. Tebrik ediyorum, soran soruşturan, bu mekanı tangoculara kazandıran arkadaşlara...
Şahsen çok memnun kaldım ortamın enerjisinden ve mekana bayıldım!
Bu akşam da milonganın Conrad'da olmasına seviniyorum!
Ehh hayat bize güzel valla, Harika yerlerde tangoyla dolup taşan, harika dostluklar, aşklar, ambiyanslar, mutluluklar, sohbetler yaşayan bizleriz. Tangoyu bir çıkarın bakalım hayattan, ne kalır geriye...Bilemiyorum! Çok şey elbette ama o ayrı bir konu! :-)
Neyse, akşam yine Conrad'da görüşürüz dostlarım, bol enerjiyle geliniz, çılgın milonguera(o) lar diyarı İstanbul festine; zira sizi yorar(ız)lar....Haydi! :-)))
Bu kez Perşembe sabahına 'çok sevdiğim' Lodos havasıyla uyanıyorum. Üzerimde yorgunluk hissi yarattığı yetmiyormuş gibi, nem yoğunluğunun yüksekliğinden ve hava devinimi olmamasından bu rüzgarın getirdiği havaya karşı antipatim var diyebilirim. Elbette, anlaşılacağı üzere yorgun milonguera şeklinde gündüzü tamamlayıp, güzel bir Latin Amerika yemeği ve şarabından sonra arkadaşımla Conrad'a yönleniyoruz. Girişten geçip de salona girdiğimizde büyüleniyorum. Muhteşem bir salon, avizeler, ortam, zeminin rengi, ışıklandırma, oturma düzeni, her şey harika. Duyumlarıma göre salon tam 1000 m2 ve Color Tango'yu izlemek için harika bir atmosfer sunuyor. Arkadaşımla loca tadında bir iki sandalye kaptıktan sonra süregelen tandalarla harika danslara akışa başlıyoruz. Tutkulu insanların tutkularını, diğer tutkulu insanlarla paylaşmalarından daha büyük bir haz, mutluluk ve eğlence de olamaz fikrimce. Gözler ışıl ışıl, keyifler tam, müzik süper, her şey mükemmel. Önce tabii ki yerli milonguerolarla başladığımız danslarımız, yabancılar, yerliler vs dönüşümlü süregeliyor. Zaten herkes pistte! Çılgın bu insanlar, sabahlara kadar dans edip duruyorlar. İnanın, zerre anlamıyorum!! Yok mu hayatınız sizin ey tanguero(a)lar, evinize gidin, uyuyun ya...Yok! Delirmiş herkes! Tutku guruluğu yolunda ilerliyorlar. Zaten memlekette bir yığın dinci guru, healer guru, iş gurusu, sosyal guru, eğlence gurusu, politik guru, bir de master guru dolanıp duruyor. Çok master ya herkes! :-)) Tangonun da olsun gurusu tam olsun; böyle bir kariyer alanı şart yurduma!
Neyse Dj' in güzel seçkilerinin ardından, Color Tango sahne alıyor. Müthiş bir ambiyans. Kendimden geçiyorum, Pugliese tınılarını duydukça, ayaklarım hareketleniyor ve devamlı bir raks haline bürünüyorum. Arada 20 TL lik 'Angora' :-) şarabını da yudum yudum fazla telef etmeden yudumluyorum. Buz da atıyorum ki, çabucak bitmesin. Allahtan suyumu yanımda getirdiğim için 5 TL lik ' Sırma' suyundan yırtıyorum. Ama cam şişe, plastik değil yani!! :-)
Neyse Color Tango klasik repertuarını seslendiriyor. İnsanlar delirmiş, uçmuş, hazdan kopmuş, sohbetten kahkahalanmış, dedikodulanmış, derinleşmiş, geyikleşmiş bir şekilde anın tadını çıkartıyorlar, gözümden kaçmıyor. Ve günün ilk şovu bir Arjantin'li çiftten geliyor. İsmini sonra yazacağım, şu anda hatırlayamıyorum ve fest sayfasından bakmaya üşeniyorum. Üşengeçliğimin boyutunu şöyle tarif edersem, bir arkadaşım parfümünü unutmuş, benden parfüm rica ediyor, çantamda bulamıyorum ve ona teslim edip çantamı, kendisinin o malum şişeyi bulmasını rica ediyorum. Daha fazla aramaya üşeniyorum!! Şaka değil bu, arkadaşım da bu davranışımı anlıyor, çünkü beni tanıyor ve bulup sıkıyor parfümü ohh; herkes rahat şimdi! :)
Neyse, benim aslı beklediğim ve hayran olduğum çiftse Sebastian Achaval ve Roxana Suarez elbette! Uçaktan iner inmez Conrad'a ışınlanıyorlar ve bize harika bir şov ziyafeti veriyorlar. O kadar rahat, yetkin, güler yüzlü, emin, çabuk, zarif, harika ve muhteşemler ki, her adımlarını neredeyse alkışlayacağım. Özellikle milongaları da favorim! Aslında Arjantin'den böyle milonguerolar sipariş etmek istiyorum. Çok eğleniyor adamlar yaa. Rahatlar ve süperler, kasmıyorlar ya da en azından bunu yansıtmıyorlar; ne güzel!
Bu kez üzerimde hiç yorgunluk hissetmiyorum sanki gündüzün enerjisi gitmiş yenini çılgın fest tanguerası enerjisine bırakmış ve 4:30 lara kadar pistten kendimi alamıyorum bunun sonucunda!
Nihayet vücudumda 'Bittin Ebru sen! Git tez uyu!' sinyalini aldığımda, evime dönüyorum, ay pek çok şükür. Uyu da yarına sakla enerjini kadın! Sexteto Milonguero konserinde kop, uç, kaç, coş, yine kop, değil mi ama!
Şimdiden, ofiste yapıştığım ve kalkamadığım koltuğumdan bu günceyi yazarken, bu akşamki milonganın heyecanını yaşıyorum diyebilirim. Anlasam niye diye! :-)
İşte biz milongueralar ve belki milonguerolar da bilemiyorum, böyleyiz. Gündüz hepimiz işyerindeyken, evdeyken, okuldayken, dışardayken, yemekteyken vs vs, ya da bambaşka boyutlardayken, tango tutkunu arkadaşlarımızla yazışıp-chatten tabii- "Heyecanlı mısın akşama?" gibi absürt soruları da birbirimize sorabilen tuhaf bir türüz. Tam kaçkınız bence ya! :))
Aman neyse, neysek oyuz işte, hepmiz kısmen böyleyiz sonuçta, ne yapalım yani!!
Bu arada, Conrad'ın fest milongaları kapsamında bizlere zengin pistini sunması da harika bir çalışma olmuş. Tebrik ediyorum, soran soruşturan, bu mekanı tangoculara kazandıran arkadaşlara...
Şahsen çok memnun kaldım ortamın enerjisinden ve mekana bayıldım!
Bu akşam da milonganın Conrad'da olmasına seviniyorum!
Ehh hayat bize güzel valla, Harika yerlerde tangoyla dolup taşan, harika dostluklar, aşklar, ambiyanslar, mutluluklar, sohbetler yaşayan bizleriz. Tangoyu bir çıkarın bakalım hayattan, ne kalır geriye...Bilemiyorum! Çok şey elbette ama o ayrı bir konu! :-)
Neyse, akşam yine Conrad'da görüşürüz dostlarım, bol enerjiyle geliniz, çılgın milonguera(o) lar diyarı İstanbul festine; zira sizi yorar(ız)lar....Haydi! :-)))
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Doğayla buluşmayı çok severim. Yavaş adımlarda ağaçların arasından çiçeklenen toprağa, kuşların cıvıl cıvıl konuşmalarına, arıların güneşle...
-
Tango yapmak ne kadar güzelse tangoya geri dönmek de bir o kadar güzel. Bambaşka enerjilerle duyduğun notaları adımlara dönüştürüyor, sarıld...
-
Herkes kabı kadar su taşır, kalbinin genişliği kadar sever. Hem kalbini mümkün olduğu kadar sevgiye açıp, genişletirken, hem de kabını yaşa...