Kollar birleşir, bedenler birbirine uyumlanır, müziğin sesi, hissi, rengi ruha dokunur ve yürekler oluşturulmuş bir rondaya kapılan hareketlerin içinde tek ve bütün olur. Tango yolculuğu ve yaşamı işte böyle başlar. İlerleyen her adımda, dönen her sistemde yenilenir, derinleşir, yükselir dans eden, dansın yoğunluğunu her anında paylaşan insan.
Yıllardır tango yaparım, farklı farklı milongalarda tangoya olan aşkımı daha da yükselten çok sayıda dansçı arkadaşım oldu. Hepsiyle bambaşka ritmlerde ve hislerde buluştum, başka başka hallerimi, değişimlerimi onlarla daha net fark ettim. Dans ettiğimde, müziği hissettiğimde, her adımımın kesişimde ruhumu uçuran hislere ulaştım. Dans ederken nasıl göründüğüme, nasıl giyindiğime, ne stilde ya da seviyede olduğuma aldırmadan, sevdiğim tandalarda, milongalarda, festivallerde durmaksızın, yorulmaksızın, doymaksızın aç, susuz kalmışcasına dans ettim.
Elbette tangoya ilk başladığım yıllarda hata yapmaktan çekiniyordum. Ancak belli bir süre sonra ne oldu bilmiyorum ama o kadar rahat bir tango hissine büründüm ki, dans ederken tek mutlu olduğum şeyin, müziğin ve dansın akışında partnerimle yoğun bir uyumla buluşmak ve ettiğimiz danstan çok keyif almak, yaşadığım en büyük gerçeklik oldu. Yaşadığımız mutluluktan ve hazdan hiçbir şey daha mühim değildi o anlarda. Elbette müzikten ve kurduğumuz uyumdan da ötesi neresiydi...
İşte bunu yakaladığımda gerçekten dans ettiğimi, içten dışa doğru yayılarak artan yoğun bir içsel aşkı hissettiğimi, gözlerimi kapadığım bir dünyada müziğin her notasını daha da derinden duyduğum anlara ulaştığımı, orada başka hislerle yeniden var olduğumu, gözlerimi araladığımda ise bambaşka bir realitede ve evrende kendimi bulduğumu fark ettim!
Evet tangonun bana yaşattığı sayısız duygulardan sadece bir kaçı bunlar...
Çok güzel insanlar da tanıdım dansı paylaştığım ortamlarda. Ruhumu okşayan, doyuran sohbetler, güzel dostluklar, derin bağlar yakaladım. Benimle aynı zevki paylaşan arkadaşlarımla büyülü üzüm aromalarında gezindim, etkileyici lezzetlerde ve yaşamsal sohbetlerde buluştum. Hepsiyle ayrı bir dünyaya aktım, bambaşka dünyaların pencerelerinden yaşamı başka başka halleriyle algıladım. Kendimi yeniden gördüm, insanları hissettim, anları dilediğimce renklendirdim. Yaşamla farklı seslerimle, değişik boyutlarda konuştum. Her adımımda biraz daha değiştim, her geçen yılla biraz da olgunlaştım ve her geçen süreçle de faklı keşiflerle buluştum.
Dans etmeyi çılgınca seviyorum. Müziğin içinde birbirine yaklaşan duygularımızı paylaşmaya gerçekten değer veriyorum. Uyumdaki ve hareketlerin akışındaki bütünlüğümüze tutku duyuyorum. Bu dünyayı yıllar boyunca yaşamış ve hissedebilmiş olmaya ise derin bir aşk hissediyorum!
Evet milongalar geliyor, geçiyor, hepsi hayatlarımızda değişik izler bırakıyorlar ve her biri yaşadığımız tango dönemlerindeki hallerimizi ve değişimlerimizi bize anımsatıyorlar!
Geçtiğimiz hafta üç güzel milonga deneyimi içime işledi diyebilirim. Cuma Günü aylardır, yıllardır yolumun neden düşmediğini bilemediğim ama bir şekilde gidemediğim Tangojean milongasına katılarak serüvenlerime başladım. Mekana ilk gittiğim gün hafızamda o kadar nettir ki;
Bir yaz günü Fransız Sokağı'nda yabancı bir arkadaşımda bir iki kadeh Cabernet Sauvignon'un büyüsüne kapılmışken, sohbetimiz ve yemeğimiz bittikten sonra oradan kalkıp, Beyoğlu sokaklarında gezinirken 2. katta "Tangojean" yazısını görürüz. Yıllar öncesinde tango aşkına bir kez kendimi kaptırmış bulunduğumdan, arzum üzerine hemen kendimizi 2. kata çıkmış bir halde bulur ve tango müziğinin o an esiri haline gelmiş haldeyken bendeniz, bize mekanı tanıtan milonganın organizatörü ve ev sahibi İrfan'la karşılaşırız ve selamlaşırız. Ayağımda sandaletler olsa da, buna aldırmadan müziğin ritmine anında kapıldığımdan olacak - buna şaşırmayacak çok arkadaşım var biliyorum...:) - gördüğüm ve beni selamlayan ev sahibine söylediğim tek cümle "Dans edelim" olur. İrfan da kırmaz ve ayağımdan neredeyse çıkacak sandaletlerime takılmadan benimle dans eder. Arkadaşım da hafif şaşkınlıkla ve gülümseyerek bakar ettiğimiz dansla birlikte yüzümden yükselen mutluluğa...
Yıllar sonra gerçekleşen ilk dans, bir tango tutkununu gerçekten mutluluktan uçurur ve yüreğini coşkuyla doldurur ya, işte o da bunu görür sanırım...
İlerleyen günlerde arkadaşım ülkesine döner ve ben de dansa tutkun bir milonguera ruh haliyle kendimi milongalarda sıkça bulur hale gelirim. Dolayısıyla her gittiğim milongada veTangojean'de de geçmişten günümüze kadar geçen sürede çok sayıda iyi arkadaşlar edindim ve nice güzel anları sevgiyle paylaştım. İşte Cuma Günü de bu güzel duygularımı yıllardır orada dansı paylaştığım arkadaşlarımla yine tattım. Ne mutlu bana!
Dj Yüksel'in leziz müzikleri eşliğinde, geçmişte az kahrımı çekmemiş olan dans arkadaşımlarımdan başta Uğur'la olmak üzere, dansı seven dansçılarla ve tekrar dans etmekten çok keyif aldığım Sezgin'le, yeni tanıştığım iyi dans eden arkadaşlarla hoş danslara süzüldüm ve gerçekten de çok mutlu oldum o gece. Çünkü milonganın öncesinde ve sonunda ettiğimiz iki çift laf ve milonganın içinde nice arkadaşla buluşmalar bana dansın içinde yaşadığım dostlukların nasıl da sevinç kaynağı sunduğunu tekrar anımsattılar. Dolayısıyla arkadaşlarımla tangoyu paylaşmayı en çok sevdiğimi yine anladım. Gerisi pek de mühim değilmiş aslında benim için. Zaman içinde akan adımlar dışında...
Cumartesi Günü Anadolu Yakası'nın büyüsüyle Kadıköy'ün altını üstüne getirirken alternatif milonga gecelerinin en parlayan yıldızlarından biri olan "Contra" miongasına katıldım. Şirim mi şirin, sıcak mı sıcak, rahat mı rahat bir yer Kadıköy Savoy. Üst katında soluklanmak için minik bir bahçesi bile var. Elbette organizasyonu yapan arkadaş ekibi de çok canayakın ve tatlı. Kaya, Selin, Müge ve Mehmet sağolsunlar hoş bir ortam oluşturmuşlar, ellerine sağlık! :)
Gece boyunca içinde tango melodisi barındıran, barındırmayan bir çok parçada özgürce ve hazdan dört köşe dans etmenin mutluluğuna erdim. Ayda bir kez düzenlenen bu milongayı artık pek kaçırmak isteyeceğimi sanmıyorum..;)
Pazar Günü ise, Türkiye Omurilik Felçliler Derneği yararına bir yardım milongasına katılmak için harika bir mekandan içeri adımımı attım. "Esta"yı zaten merak ediyordum ama bu kadar güzel olabileceğini beklememiştim. Mekan gerçekten benim beğeni standartımın en üst seviyelerinde. Yani kapalı salondaki geniş, ferah piste, dışarıdaki bahçeye, bahçedeki piste, milongadaki konfora, ortamdaki rahatlığa ve ağaçların büyüsüne bayıldım. Tango camiası harika bir mekana daha kavuşmuş. Dolayısıyla Murat'a, Eşref'e ve İstanbul Tango ekibine tüm emekleri ve kaynakları için teşekkür etmeliyim bir dans tutkunu olarak!
Yardım milongasını organize eden Sibel Karamaras ise kendisiyle ilk kez tanışmış olsam da böyle güzel bir amaçta ve etkinlikte iki yüz kırk, iki yüz elli dans severi bir araya getirdiği için sevgimi en yoğun boyutuyla hemen kazandı diyebilirim. Kendisine de tüm emeği ve güzel amacı için çok teşekkür ederim!
Gece boyunca da listeleriyle hoş hisler sunan Djler efsane, renkli ve içime coşku veren tandalar çaldılar. Sabri'nin, Mihran' ın ve Volkan'ın tandalarını çok sevdim ve keyifli danslarımla buluşturdum. Biraz geç gittiğim için Dj Gökhan'ın ise sadece bir kaç tandasını yakalayabildim ve kendimi geceye mutlulukla hazırladım. Dj Çağrı'nın müzikleriyle ise o saatte milongada olmadığımdan ötürü dans etme şansım olmadı ama eminim iki yüz kişi coşkuyla dans etmiştir onun tandalarıyla da...
Gece boyunca bir çok okuldan iyi seviyede dansçı arkadaşla çok keyifli danslarda buluştum. Yabancı bir kaç milongueroyla kapıldığım tandalarla ise İstanbul'un o eski milonga günlerindeki gibi o yaşadığım festival tadındaki hislerime yenilerini ekledim. Gerçekten çok keyif aldığım bir gece yaşadım ve amacıyla huzur bulduğum bir günü dostlarımla paylaştım. Yine emeği geçen herkese teşekkür ederim. Anlamlı deneyimler yüreklerimizi daha da genişletir ve birbirine kenetler!
İşte haftalık milonga ve duygu serüvenimi böyle bitirdim ve dans etmenin yoğun sevgisini ruhumun tüm derinliklerinde yeniden filizlendirdim. Geçtiğimiz haftalarda ilk kez yapılan Türkiye ayağı olan Mundial Festivali'ne ise Zorlu Psm Sky Lounge'da dans etmeyi ve bir çok şehirden arkadaşımla buluşmayı çok arzu etmeme rağmen baharın ritmik havalarına bedenimi uyumlayamayarak, yorgunluğu atlatamadığım için katılamadım. Diliyorum bir dahaki sefere oralarda da güzel dans deneyimlerine ve festivalin hoş büyüsüne kapılabilirim. Alper'i ve Ralph'i başta olmak üzere tüm Tango Noa ekibini, Tangotürk ve Tangoist okullarını da çalışmalarından ve organizasyonlarından ötürü çok tebrik ederim. O kadar güzel şeyler duydum ki festivalle ilgili, derslere dair ve geceleri de doyasıya dans ederek yaşayan arkadaşlarımdan, orada olamamak beni gerçekten üzdü diyebilirim!
Hepimizi mutlu eden, özgürleştiren ve yükselten dans deneyimlerinde, hoş, sıcak, konforlu, saygı ve sevgi dolu dans evlerinde buluşmak ve tangonun tutku dolu boyutlarını yaşadığımız her adımda hissetmek dileğiyle dostlarım.
En çok dans etmeyi gerçekten çok seven insanları severim, eğer o ortamın içindelerse ve dans etmeyi öğrenmeyi seçmişlerse;
En çok denizin tüm ritmleri yakalamak ve yaşamak isteyen insanları
severim, denizin içinde bir yolculuktalarsa, enerjisini, tüm yoğunluğunu
yaşıyorlarsa;
En çok yaşamı tüm boyutlarıyla yaşamak isteyen
insanları severim, onlarla konuşacak iki, beş, milyon çift lafım ve
farklı farklı bakış açılarını görme şansım olur çünkü.
Ve en çok
olduğu gibi olan insanları severim, -mış gibi, -tış gibi, - pıy gibi
olmayanları ve içlerindeki tüm gerçekliklerle var olanları, cesurca
yaşamın içinde akanları... İşte onlarla en güzel buluşmalara ve
farkındalık yollarına kavuşabilirim.
Sevgiyle kalınız...:)
6 Haziran 2017 Salı
5 Mayıs 2017 Cuma
Yıllar geçer, dans edersiniz. Milongalar bazen değişir, gecelerin bazıları aynı kalır; ortamlar, mekanlar, insanlar değişir ancak yaşadığınız tango tutkusu ve hisleri, sizin içinizde bazı değişimler ve farklı ışıltılar yakalasa da benzerliklerini korur.
Geçen hafta "Dünya Dans Günü"nü Deniz Müzesi milongasıyla kutladım. Aslında o gün milongaya gideceğim bile şaibeliydi, hatta baya bir şansa bağlıydı. Ancak bir mucize oldu ve kendimi o sevdiğim geniş pistin ve rahat akan rondanın kucağında buldum. Çok eski bir arkadaşımla, on yedi yıldır tangoya başlamamış olsa da benimle yine de milongalara gelmeyi sevdiğinden gece boyunca sohbet ettim, tanıdığım, tanımadığım bir çok milongueroyla bol bol dans ettim. Dolayısıyla günün anlam ve önemini doyasıya çıkarttım!
Sekiz yıl önce dans ettiğim bir arkadaşım ile daha geçtiğimiz yıl dans etmeye başlayan arkadaşımın da bulunduğu gecede, her seviyeden dansçıyla farklı müzikal geçişlere uzanabilmenin keyfini yaşadım. Sevdiğim arkadaşlarımla hangi ekolden, okuldan, ülkeden ve kaç yıldır dans ediyor olurlarsa olsunlar" abrazo"ya kapılmak ve coşkuyla tangoya akmak her zaman güzel!
Yıllar öncesinden tanıdığım dansçı dostum, onunla dans ettiğimizde bir ara, hiçbir tanıdık sima göremediğini, sadece beni ve bir iki organizatörü tanıdığını ve bundan duyduğu şaşkınlığı dile getirdi.
Ben de "Evet" dedim,
"Tangoya başlayan, bir, iki yıl geçince hala dans eden ve yaşamında bu dansa yıllarını veren insan sayısı çok az ama yine de az olsa da var ve onları görebilmek ve birlikte dansa uzanabilmek hep çok güzel bir duygu!"
Nitekim geçen hafta Point milongasına da gitmiştim. Yıllar önce milongalara gittiğim ve sürekli dans ettiğim arkadaşlarımla birlikte güzel bir masada oturup, sohbet ederken yine o tanıdık enerjinin büyüsüne kapıldık. Milonga ortamlarından yaklaşık üç, dört yıl uzaklaşan bu arkadaşlarımın yeniden piste dönmelerini kutladık o gece. Bu konuda minik de olsa bir katkım olduysa da ne mutlu bana;
zira bütün milonga haberlerini benden ama az, ama çok yine de almayı ihmal etmediler! :-)
Yılların geçmesini ve eski arkadaşlarımı da tango pistlerinde görmeyi, onlarla bu yaşamın kalbinde buluşmayı çok çok seviyorum zira..
Dün gece de yorgun olmama rağmen, Hıdırellez coşkusu içimde yükselirken yine dans etmek istedim ve Point'e geçtim. Bahar aylarında terasın ve geniş pistin havası bana çok iyi geliyor çünkü ve farkettim ki, bir milonga ortamında beni en çok mutlu eden ve oraya ait hissettiren şey, dans eden kişilerin bunu kendileri için yapmaları, dansın coşkusunu, keyfini doyasıya yaşamaları ve müziği, dansı, hissettikleri duyguları partnerleriyle, aralarındaki uyumun tınısıyla paylaşmaları. Böyle olunca danslarını gösterme, kendilerini kanıtlama ve en iyi olma çabaları olmuyor dansçıların. Sadece rondanin içinde süzülen ve bütünde bir ışıltı olarak beliren dans eden kişilerin hepsi haline geliyorlar. Hisleriyle, farklarıyla ve dansın içinde yaşadıkları her şeyle asıl görünür oluyorlar.
İşte bunu hissettim ve dansçıların içlerinde yaşadıkları duyguları ve dans sevgisini görmekten mutlu oldum dün gece.
Sosyal dansın büyüsü de bu değil mi zaten;
damlada okyanus, okyanusta damla ve bütünde tüm yankıların coşkusu haline gelebilmek...
Dilerim her gün bizim için "Dans Günü" heyecanıyla geçer ve yaşam boyu coşkuyla, mutlulukla
aşkla, huzurla dans edebiliriz değerli dostlarım!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Doğayla buluşmayı çok severim. Yavaş adımlarda ağaçların arasından çiçeklenen toprağa, kuşların cıvıl cıvıl konuşmalarına, arıların güneşle...
-
Tango yapmak ne kadar güzelse tangoya geri dönmek de bir o kadar güzel. Bambaşka enerjilerle duyduğun notaları adımlara dönüştürüyor, sarıld...
-
Herkes kabı kadar su taşır, kalbinin genişliği kadar sever. Hem kalbini mümkün olduğu kadar sevgiye açıp, genişletirken, hem de kabını yaşa...