Son aylarda doğru düzgün hiçbir milongaya gitmedim diyebilirim. Sadece yeniyıl öncesi TangoSu'nun St Josephliler Derneği'ndeki yılbaşı kutlaması içerikli milongasına katılabildim. Malum bu ara yılbaşlarını ve oynanan zeka oyunlarını bile tartışır durumlara geldik ya neyse...
Uzun zamandır yanımda ayakkabı taşıma alışkanlığını milongalara gidemediğim için yitirmiştim ancak o gece botlarımla da olsa dans etmek, ayakkabısızlığa rağmen milonganın ruhuna harika tandalar eşliğinde akmak ve dostlarımla olmak bana gerçekten iyi gelmişti. İçimizde yine de hep güzel hisler olabilsin diye uğraş veriyoruz ya dolayısıyla yeniyıla da tüm güzel dileklerle ve umutlarla girmek istedik. Harika bir bolluk ve lezzet içinde muhteşem bir arkadaş toplantısında bulunarak sevgiyle dopdolu bir gecede mutluluktan uçtuk, bir iki dans bile ettik. Benim ettiğim tek bir dans mutluluğumu doruklara çıkarmaya yetti aslında.. Biz insanlar - bazılarımız - mutlulukları ne güzel ve bir o kadar da basit şeylerde bulmuşuz. İçinde müzik var, lezzet var, dostluk, sevgi, derinlik, bütünlük, saygı ve umut var ancak bunlar gecemizin ilerleyen saatlerinde de çok mutlu olmamıza yetmedi çünkü terörün yıkıcı etkisini tüyler ürpertici Reina saldırısıyla yine hissettik, yaşadık. Dün ise İzmir'de yapılan terör saldırısıyla şok olduk! Tüm bunlar ve acı hissi içimdeyken yine de bir kaç cümleyle ruhumdaki tango dünyasının izlerini aktarmak istedim. Saldırıda alınan önlemler ve kendi yaşamını feda eden kahraman bir polisimiz sayesinde daha büyük facia engellendi ancak ruhumuzda açılan hasarların boyutlarının hangi seviyeye geldiğini de düşünmeden edemiyorum. Artık bir yerden bir yere güvenli mi diye düşünerek gidiyoruz, en acı yanlarından biri bu. Arkadaşlarımızla neredeyse helalleşir duruma gelmişken elbette kendimi mutlu hissedemiyorum ve biliyorum güçlü olmamız ayakta durmamız için şart ve onu korumaya çalışıyorum ve hep çalışacağım lakin bunlar uçuşmak için yetmiyor. Sonuç itibariyle o kadar iyi anladım ki son aylarda, tango benim için mutlulukların, coşkuların, heyecanların, derinliklerin, yaşama karşı duyduğumuz aşkın ve tutkunun dansıymış...Dışımda barış, içimde huzur hakimken eşsiz buluşmalar, sarılışlar, müzikal akışlar ve milongalar ile gerçek anlamda bir uçuş deneyimini yaşıyor, üzümün aromalarıyla daha da anda sonsuzlaşıyor,derinleşiyor ve mutluluğumun en yüksek seviyelere ulaştığını hissedebiliyormuşum. Barış ve huzur olmadan ruhum şarkılarını ve sesini malesef yükseltemiyormuş, onu anladım!
Dilerim dansın tüm yoğunluğunu yakın gelecekte de hissedebilirim, deneyimleyebilirim ve tangoyu tüm yoğunluğuyla bütün hücrelerimin derinliklerine nüfus ettirebilirim. Zira kendi hayatıma bakacak olursam yaşadığım çok sayıda deneyimler, öğrenimler, keşifler yanında tangonun büyüklüğünü yadsıyamam. Benim ben olabilmemde o engin, sonsuz sarılışların ve uçuşların etkisi o kadar büyük ki.. Elbette ülkemizdeki tüm iş piyasası yaşadığımız dönemde gerçekten zorlayıcı bir etkide. Yine de düzenlenen, yılmadan büyük bir çabayla oluşturulan tüm organizasyonlara, müzik ve sanata ait paylaşımlara yönelik gerçekten sevgi ve saygı duyuyorum, hepsine başarılar diliyorum. Hepimiz için motivasyon ve güç kaynağı bunların hepsi. Her bir olayda susturulmaya çalışılan etkinlikleri düşündüğümde, kısıtlanması gereken müziğe, dansa ve sanata ait şeyler değil, aksine şiddete, nefrete ve ayrımcılığa yönelik şeyler olmalı, bunu da biliyoruz bazılarımız...
Yine de son dönemlerde katıldığım konserler, sanatsal faaiyetler, gidemesem de haberlerini aldığım milongalar ruhumu hep yükselten nitelikteydi ve hep öyle olacaklar!
Dilerim ki her birimiz içimizde yeşeren umudu ve sevgiyi bu zorlu süreçlerde de koruyabiliriz ve dilerim yine en güzel semalarda en büyülü danslara akabiliriz dostlarım!
Kalbimizin attığı tüm milongalarda özgürce buluşmak ve yine çok yakında neşeyle dans edebilmek dileğiyle...
Bu arada geçen yılın son günlerinde en mutlu olduğum etkinliklerden biri de Lütfi Kırdar'da gerçekteştirilen Devlet Senfoni Orkestrası'nın "Dünya Tangolarından Seçmeler " konseriydi. Astor Piazzolla'dan - bazılarımız için bir nevi ilah - Oblivion" u tüm yitirdiğimiz insanlarımız için iki kez çaldılar. Bu organizasyonda emeği geçen tüm dostlara, Sultans of İstanbul ekibine çok teşekkür etmek isterim. Festival milongalarına katılamasam da, yabancı dansçıların katılımının yüksek olduğunu öğrenmenin sevinciyle, muhteşem bir tango müziği ziyafetiyle ve etkileyici dans performanslarıyla yeniyıla girdim, bu bile güzel!
Ve arzu edelim ki, hep bu tür güzellikleri yaşayalım, yaşatalım ve paylaşalım!!
Sevgiyle...
6 Ocak 2017 Cuma
13 Ekim 2016 Perşembe
Bir sosyal dansçı ne ister?
Kendimi, gözlemlediğim,dinlediğim sosyal dansçıları ve bir çok dostumu baz alarak bir kaç cümle aktarmak istedim.
Her şeyden önce huzurlu bir ortam ister,
İnsanların birbirini saygıyla, sevgiyle, gülümseyerek selamladığı bir ambiyans ister,
İyi dansçı dostlarıyla pistte özgürce ve kimseye çarpmadan dans etmek, huzurla rondada bütünü hissetmek ister,...
Sevdiği dostlarını, ortak dili konuştuğu insanları görmek ister,
Farklı stillerde bir çok dansçıyı da izleyebilmek, uygun bir tanda yakalanırsa dans edebilmek ister,
Tandalarca aşkla , ruhla dans edebilmek, yeri geldiğinde soluklanmak ve masadaki dostlarıyla gülüşmek, sohbet etmek, sevdiği içecekleri ve yiyecekleri tadımlamak ister,
İş stresini milonganın dışında bırakmak ve bir kaç saat de olsa, sorunsuz, sorgusuz, sebepsiz uçuşmak ister.
Sosyal dansçı bir bütüne ait olmak ister, içinde mırıldandığı parçayı tüm enerjisiyle zemine aktarmak ister....
Tüm organizatörler, organizasyonlar, festivaller ve maratonlar ne mi ister?
Başta sosyal dansçının katılımını ister!
Çünkü bu dil konuşuldukça artar ve farklı seslere olanak sağlandıkça gelişir, ilerler, renkli bir tada ulaşır. Aksi durumda sosyal dansçılar azalır, azalır ve seviye gitgide düşer. Eğitmenliği ya da profesyonelliği seçmeyen sosyal dansçı büyüyemez, gelişemez. Bu da dansın körelmesine ve duraklamasına sebep olur.
Bugün yabancı dansçıları yine çok özlediğimi farkettim. Çünkü o zaman her milonga bambaşka bir ritme bürünüyor diye düşündüm. Hepimizi ciddi anlamda motive ediyormuş bu renklilik ve çok seslilik gerçekten!
Sonra sabah uyandığımda düşündüğüm şey aklıma geldi,
Hızla hiç istemediğimiz bir rejime doğru ilerleyen yurdumuzda tahammül edemediğimiz her şeyin nasıl da günlük yaşamımız haline geldiğini tekrar tekrar irdeledim...
Ciddi sıkıntılarımız varken tek derdimiz bu mu diye yine düşündüm. ama farkettim ki, hepsi birlikte işliyor. Her şey renklilikle, çok seslilikle, gelişimle ve bütünlükle var!
Yine de yurdumda sanata, tangoya, dansa, müziğe ve gelişime katkısı olan tüm emekçilere teşekkür etmek isterim. En azından hala yurdumda her gece bir çok insan özgürce dans edebiliyor ve seçimlerini özgürce yaşayabiliyor!!
Kendimi, gözlemlediğim,dinlediğim sosyal dansçıları ve bir çok dostumu baz alarak bir kaç cümle aktarmak istedim.
Her şeyden önce huzurlu bir ortam ister,
İnsanların birbirini saygıyla, sevgiyle, gülümseyerek selamladığı bir ambiyans ister,
İyi dansçı dostlarıyla pistte özgürce ve kimseye çarpmadan dans etmek, huzurla rondada bütünü hissetmek ister,...
Sevdiği dostlarını, ortak dili konuştuğu insanları görmek ister,
Farklı stillerde bir çok dansçıyı da izleyebilmek, uygun bir tanda yakalanırsa dans edebilmek ister,
Tandalarca aşkla , ruhla dans edebilmek, yeri geldiğinde soluklanmak ve masadaki dostlarıyla gülüşmek, sohbet etmek, sevdiği içecekleri ve yiyecekleri tadımlamak ister,
İş stresini milonganın dışında bırakmak ve bir kaç saat de olsa, sorunsuz, sorgusuz, sebepsiz uçuşmak ister.
Sosyal dansçı bir bütüne ait olmak ister, içinde mırıldandığı parçayı tüm enerjisiyle zemine aktarmak ister....
Tüm organizatörler, organizasyonlar, festivaller ve maratonlar ne mi ister?
Başta sosyal dansçının katılımını ister!
Çünkü bu dil konuşuldukça artar ve farklı seslere olanak sağlandıkça gelişir, ilerler, renkli bir tada ulaşır. Aksi durumda sosyal dansçılar azalır, azalır ve seviye gitgide düşer. Eğitmenliği ya da profesyonelliği seçmeyen sosyal dansçı büyüyemez, gelişemez. Bu da dansın körelmesine ve duraklamasına sebep olur.
Bugün yabancı dansçıları yine çok özlediğimi farkettim. Çünkü o zaman her milonga bambaşka bir ritme bürünüyor diye düşündüm. Hepimizi ciddi anlamda motive ediyormuş bu renklilik ve çok seslilik gerçekten!
Sonra sabah uyandığımda düşündüğüm şey aklıma geldi,
Hızla hiç istemediğimiz bir rejime doğru ilerleyen yurdumuzda tahammül edemediğimiz her şeyin nasıl da günlük yaşamımız haline geldiğini tekrar tekrar irdeledim...
Ciddi sıkıntılarımız varken tek derdimiz bu mu diye yine düşündüm. ama farkettim ki, hepsi birlikte işliyor. Her şey renklilikle, çok seslilikle, gelişimle ve bütünlükle var!
Yine de yurdumda sanata, tangoya, dansa, müziğe ve gelişime katkısı olan tüm emekçilere teşekkür etmek isterim. En azından hala yurdumda her gece bir çok insan özgürce dans edebiliyor ve seçimlerini özgürce yaşayabiliyor!!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Doğayla buluşmayı çok severim. Yavaş adımlarda ağaçların arasından çiçeklenen toprağa, kuşların cıvıl cıvıl konuşmalarına, arıların güneşle...
-
Tango yapmak ne kadar güzelse tangoya geri dönmek de bir o kadar güzel. Bambaşka enerjilerle duyduğun notaları adımlara dönüştürüyor, sarıld...
-
Herkes kabı kadar su taşır, kalbinin genişliği kadar sever. Hem kalbini mümkün olduğu kadar sevgiye açıp, genişletirken, hem de kabını yaşa...