Bazen de bir parçaya, ana ve "abrazo"ya yansıttığın her şeydir, yaşadığın tüm derinliktir tango. Düşünsel olarak özgürleştiğin, meditatif hale geldiğin, duygu yönünden de en zengin translara kapıldığın deneyimdir. Dün Ponte'nin büyülü atmosferinde değerli bir tango dostumla dans ederken bunu düşündüm. "Connection"ın kalbinde o denli yoğun bir bütünlük hissettim ki, işte dedim bir ömür verilen tango bundan başka bir şey mi ki...O anın içindeki her yoğunluk tango oluyor aslında ve onun içinde pırıl pırıl yükselen bir güneş adeta içimizde doğuyor...
Evet tangoya olan sevgim an be an katlanarak ve beni olgunlaştırarak artarken, doğanın ritmiyle bütünleşmeyen her şey bana boş gelmeye başladı. Yani önce insan kendi doğasının tüm bütünlüğüne ve yaşadığımız dünyanın doğa yönünden güçlü varlığına uyumlanmalı ve ilk bütünlüğü orada kurmalı. Sonra tüm doğasını, rahatlığını, enerjisini ve konforunu danslarına, adımlarına ve tüm hareketlerine aktarmalı. Tangoda da yaşamda olduğu gibi büyümeli insan. Eğer büyümek istiyorsa tüm ritmleri solumalı, sinerjinin merkezinde yaşayabilmeli ve doyasıya ruhunu ve kalbini orada yaşatabilmeli de.
Elbette zaman ilerledikçe yaşadığımız tüm deneyimlere bakış açılarımızda da bir takım değişiklikler olabiliyor, bazıları benzer nüanslarda kalsa da. Örneğin bugünlere kadar tangonun tüm yoğun enerjisi içimdeyken ettiğim danslarımdan çok haz ve keyif almamın mimarlarını da daha gencecik ve yepyeni bir dansçıyken, adımları yeni öğrenirken bazı dostlarımızın koşulsuz desteğini görmem olduğunu da düşünüyorum. Belki de bu denli motivasyon ve destek sağlayan insanlar olmasa bugün bu cümleleri yazıyor olamaz ve milonga hayatı diye bir şey deneyimleyemezdim. Dolayısıyla tangoda kendi rolümü de bu tınılarda yakalamak istedim. Tango aşkına ve sevgisine sahip insanlara elimden geldiğince yol açmak, yeri geldiğinde yön vermek. Çeşit çeşit dansçıların, Dj'lerin, organizasyonların, eğitmenlerin bugünümüzde bizlerle olmasında bazılarımızın da katkısı çok büyük. Elbette en başta içimizdeki sonsuz tango aşkı bunun temeli. Yani engellerle de bolca karşılaşmış biri olsam da yılmadan bugünlere geldim. Çünkü tango sevgim hiçbir insana bağlı değildi. Tamamiyle ruhumun seçtiği bir yolculuktu. Dolayısıyla şevki kırılan ya da az bir zamanla tangoda aradıklarını bulamadığına inanan arkadaşlara da minik bir not iletmek isterim. Sevgin her şeyi sonsuz, sınırsız yapar. Yani aradığını bulmak için öncelikle yaptığın şeyi çok sevmelisin. Yoksa sadece sosyal bir bütünlük arıyorsan daha çok sevebileceğin çok seçenek olabilir. Bunu kendi iç ritmine sor çünkü bu dans, müzik ve dünya yaşam merkezine ulaşmadan rahat etmez ve seni yoğun duygulara götürmeden gerçek formunu almaz. Yaşamak için, müziği ve anları duyumsamalı ve kendini bütünlüğün akışıyla bir yolculuğa çıkarmalı. Elbette orası uçuşun, en derinlere dalışın merkezi ve belki kendini bulabildiğin yerlerden de sadece birisi. Sadece dinlemeli, hissetmeli, duyumsamalı ve yaşamalı, zira şu koca alemde deneyim her şeydir ve özünde tek gerçek, net bilgidir. Seni asla yanıltmayan doğru ve yanlışlarının mihenk taşıdır. Yaşanmışlıklarla cesaretini ve tangoyu yaşayış potansiyelini arttırabilir ve bu vesileyle de bambaşka boyutlarda akan ırmaklara gürül gürül kavuşabilirsin...
Geçtiğimiz hafta boyunca iki festival milongası ile bir lokal milonganın coşkusuna kapılarak, uzun bir aranın ardından geleneksel milonguera kimliğime büründüm. Salı Günü "Sultans Festivali"nin ilk günü Academia Del Tango stüdyosunda şahane bir fest akşamına katıldım. Seçkileriyle müthiş danslara uzandığım Dj İllias'ın enerji yüklü tandaları ve hoş cortinaları bir yana, yerli yabancı çok sayıda dansçıyla lezzetli danslarıma yenilerini kattım. Gece üç buçuklara kadar süren gecede tatmin dolu danslarla ve hoş sohbet akışıyla günü tamamladım.
Diğer festival milongası Cumartesi günü YEM'deydi. Zeminde konfor ve rahat dans olanağı için döşenen parke ve süslemeler için konulan avizeler atmosferi güzelleştirdi. Benim için tek eksik milonga ritüellerimden ödün veremediğim kırmızı şaraptı. Lakin bir yemekten geldiğim için buna çok ihtiyaç duymadım ve soft içecekler ile bolca su eşliğinde kendimi danslarıma yönlendirdim..Elbette uzun zamandır görmediğim çok sayıda sevdiğim dansçı dostumla da bol bol dans ettim. Solo Tango Orkestra'sının canlı performansıyla da konser coşkusunu da yakalarken, yerli yabancı bir çok dansçıyı izlemenin, eski dostlarımla sohbet etmenin ve yeni tanıştığım beni uçuran dansçılarla da tangoya yeni bir solukla bütünleşmenin tadını aldımç. Maestroların tek parçalık performansıyla Arce & Montes çiftinin yine müzikaliteyi şahane yansıtan süslemeleri ile renkli adımlarıyla, Neri & Yanina çiftinin sıradışı figürleri ve muhteşem performanslarıyla, Mariella & Guille çiftinin esprili akışları ile yetkin,renkli adımlarıyla keyifli bir seyir yakaladık. Gece dört sularına kadar da bir çok rondaya kapıldıktan sonra evin yolunu alabildim. "After Party" niyetim gecenin başında her ne kadar olmuş olsa da, milonga esnasında gece 1 sularında bile uykum gelebildiğinden bu ritüeli diğer yaz festivallerine saklamayı uygun gördüm. Kışın havasından mı, suyundan mı bilinmez yaz ve bahar enerjisi bu mevsimde kendini göstermiyor. Yoksa sabahlara kadar rakslar aleminde kapılırdık malum...:-)
Pazar Günü'ne geldiğimizde festival enerjim yoktu, dolayısıyla Ponte'ye geçerek çok keyifli bir milonga ve lezzet turu daha yaşadım. Dj Ayşe'nin renkli ve hoş tandalarıyla gece boyunca keyifle dans ettim ve orada daima içimi kıpırdatan ve beni gülümseten anılarıma yenilerini ekledim. Haftayı da bu mutlulukla tamamlamış oldum.
Yeni haftamıza girdiğimizde paylaşım, mutluluk dolu anları dostlarımla ve sevdiklerimle derin soluklarla deneyimlemek ve özel günlere, anlara yönelik farklı ritmleri de tüm yüreğimin merkezinde yakalamak isterim. Kalplerimizin birbirimizle attığı, yoğun trans getiren tandalarda, muhteşem hislerle dolu milongalarda ve nice yaşam pırıltılarında görüşmek dileğiyle dostlarım. Sevgiyle, neşeyle, aşkla ve sonsuzlukla kalınız...
"Yaşam bir anlık soluksa, dans bir anlık transsa, dostluk bir sıcacık gülümseyişse, aşk bir andaki sonsuzluksa, tat tüm ritmerin buluşmasıysa, coşku anların içindeki yoğun paylaşımsa, müzik doğanın öz ritmiyse, doğa geldiğin evrense ve evren içinin sonsuzluğunun merkeziyse burada buluştuğumuz tüm dostlara ve yüreklere selamın olsun." :-)
11 Ocak 2016 Pazartesi
17 Aralık 2015 Perşembe
2016'ya bir hayli yaklaştığımız günlerde milongalara uzun süre ara vermek durumunda kaldım. Bazen farklı yaşamsal yolculuklar her zaman yaptığımız aktivitelerin yerini alıyor ve bizleri değiştiriyor. Elbette hayatta nice yaşamsal yön ve seçenek var ve her biri insanın yaşam akışını farklı bir yola çeviriyor. Bu da yaşamda farklı ritmleri ve gelişimleri oluşturuyor!
Son iki aydır kişisel anlamda beni en çok tatmin eden şey doğa oldu aslında. Yaşadığımız savaş dolu dünyada soluk alamaz bir hale gelmişken, sürpriz bir seyahatle ruhuma yeniden dokundum, bambaşka insanlarla tanıştım, sıradışı pırıltılar yakaladım ve kendime ait daha nice özsel ifadelerle yeniden buluştum. Doğanın kucağındayken ne kadar mutlu, huzurlu, dingin ve muhteşem hissettiğimi tekrar hatırladım, deneyimledim. Zeytin ağaçlarının muhteşem atmosferi, şelale seslerinin şifa verici nitelikleri, gecenin karanlığında beliren sayısız yıldızın yarattığı büyüleyici etkileşimler, hayvanların, bitkilerin, denizin, gökyüzünün, meyvelerin benzersiz güzellikleri beni farklı hislerle doldurdu. İstanbul'a döndüğümde de bu nedenle olsa gerek oldukça değişmiş hissettim. Kalabalıklardan uzaklaştım ve kendimle daha çok buluşmaya zaman ayırdım. Sanırım bu vesileyle ruhumu daha da özgür kıldım.
Kasım Ayı boyunca sadece bir milongaya giderek, kendi yaşamımda milongasal bazda bir rekora imza attım. Ayda sadece bir milonga deneyimi benim tarihimde pek nadirdir zira! :-)
11. Yılının Kutlama'sında Point Otel'de muhteşem dostlarımla ve tangoseverlerle sayısız danslara ve eğlenceli sohbetlere uzandığım şahane bir gece yaşadım. Bu tat bütün ayı dolduracak kadar güzel hisler verdi bana belki de ve diğer milongalara katılamadım. İerleyen günlerde de seyahatlere ağırlık verdim.
Aralık Ayı'na geldiğimizde geçen hafta iki milongaya gittim. Perşembe Günü Para Bailar'a geç gitmiş olsak da, Dj Yüksel'in tatlı tandalarıyla tüm tango dostlarımla bol bol dans ettim, anın büyüsünü doyasıya soludum.
Ertesi günün " 11 Aralık Dünya Tango Günü" olması sebebiyle Otra'da Tangesta orkestrasının büyülü ezgileriyle ve tandalarıyla o günün manasını, hakkını verircesine kendimi tangonun ritmine, tutkusuna ve aşk dolu dokunuşlarına teslim ettim. Sayısız uçuş, sınırsız kıpırtı tüm bedenimden ve ruhumdan ortamın sinerjisine aktı ve bütün varlığımla beni kendimle yeniden buluşturdu. Dolayısıyla müthiş bir geceyi daha benim için anlamı çok büyük dostlarımla yediğim enfes yemeğin ve özlem dolu sohbetlerin tınısal anılarıyla tamamladım.
Yeni haftamızda da henüz milongalara akamadım ama şehrimde adeta bir turist edasıyla tango dışı şehir hayatını deneyimlemeye odaklandım. Arkadaşlarımla müzeleri gezmenin, yemek muhabbetlerinde lezzetlere gömülmenin, güzel içeceklerle buluşmanın, tatları sindirmenin dibine vurduk, Cafe keyiflerinde renkli anlara ulaştık, ev pikniklerinde dünyayı yeniden yarattık ve lezzette, sohbette, paylaşımda sonsuzlulara uzandık. Gördük ki tango biz var olduğumuz sürece tüm tutkusuyla ve aşksal pırıltısıyla ruhumuzdan dünyaya sınırsız akıyor ve hepimizin "abrazo"larının buluşma noktalarında doyasıya yaşanıyor. Yani içimizdeki renkli ritmler, heyecanlar olmadan tango tango olamıyor, bomboş bir akıntı haline geliyor...
Tango yapacaksak da bu dansa aşık olmak anlamını daha da net belirliyor sanıyorum. Daima bu dansa, tangonun müziğine ve dünyasına aşık olmak aslolan yegane güç ve yeti oluyor. Yani yıllarımı dolduran tango ruhumu beslemeseydi şayet, bir dakika içinde yer alamazdım. Bu nedenle, yaşam deneyimimde birlikte uçuştuğum ve ruhuma dokunan tüm dostlarıma, tango aşıklılarına teşekkürlerimi sunmak isterim. Onlarla bu beni büyüleyen ve geliştiren buluşmalar olmasaydı tangoya dair hiçbir şey içimde filizlenemezdi. Onlarla paylaşımlarım vesilesiyle de içimde nice ürünler filizlendi ve evrensel ritmin sonsuzluğunda ve aşksal merkezinde toplandı.
Anları sonsuzluğa taşımak amacıyla, tangonun ritmini kalp ritmlerimizle buluşturan her eşsiz milonga deneyiminde yeniden kenetlenmek dileğiyle dostlarım. Sizleri sevgiyle selamlarken pek yakında görüşmek dileğiyle diyorum! :-)
Son iki aydır kişisel anlamda beni en çok tatmin eden şey doğa oldu aslında. Yaşadığımız savaş dolu dünyada soluk alamaz bir hale gelmişken, sürpriz bir seyahatle ruhuma yeniden dokundum, bambaşka insanlarla tanıştım, sıradışı pırıltılar yakaladım ve kendime ait daha nice özsel ifadelerle yeniden buluştum. Doğanın kucağındayken ne kadar mutlu, huzurlu, dingin ve muhteşem hissettiğimi tekrar hatırladım, deneyimledim. Zeytin ağaçlarının muhteşem atmosferi, şelale seslerinin şifa verici nitelikleri, gecenin karanlığında beliren sayısız yıldızın yarattığı büyüleyici etkileşimler, hayvanların, bitkilerin, denizin, gökyüzünün, meyvelerin benzersiz güzellikleri beni farklı hislerle doldurdu. İstanbul'a döndüğümde de bu nedenle olsa gerek oldukça değişmiş hissettim. Kalabalıklardan uzaklaştım ve kendimle daha çok buluşmaya zaman ayırdım. Sanırım bu vesileyle ruhumu daha da özgür kıldım.
Kasım Ayı boyunca sadece bir milongaya giderek, kendi yaşamımda milongasal bazda bir rekora imza attım. Ayda sadece bir milonga deneyimi benim tarihimde pek nadirdir zira! :-)
11. Yılının Kutlama'sında Point Otel'de muhteşem dostlarımla ve tangoseverlerle sayısız danslara ve eğlenceli sohbetlere uzandığım şahane bir gece yaşadım. Bu tat bütün ayı dolduracak kadar güzel hisler verdi bana belki de ve diğer milongalara katılamadım. İerleyen günlerde de seyahatlere ağırlık verdim.
Aralık Ayı'na geldiğimizde geçen hafta iki milongaya gittim. Perşembe Günü Para Bailar'a geç gitmiş olsak da, Dj Yüksel'in tatlı tandalarıyla tüm tango dostlarımla bol bol dans ettim, anın büyüsünü doyasıya soludum.
Ertesi günün " 11 Aralık Dünya Tango Günü" olması sebebiyle Otra'da Tangesta orkestrasının büyülü ezgileriyle ve tandalarıyla o günün manasını, hakkını verircesine kendimi tangonun ritmine, tutkusuna ve aşk dolu dokunuşlarına teslim ettim. Sayısız uçuş, sınırsız kıpırtı tüm bedenimden ve ruhumdan ortamın sinerjisine aktı ve bütün varlığımla beni kendimle yeniden buluşturdu. Dolayısıyla müthiş bir geceyi daha benim için anlamı çok büyük dostlarımla yediğim enfes yemeğin ve özlem dolu sohbetlerin tınısal anılarıyla tamamladım.
Yeni haftamızda da henüz milongalara akamadım ama şehrimde adeta bir turist edasıyla tango dışı şehir hayatını deneyimlemeye odaklandım. Arkadaşlarımla müzeleri gezmenin, yemek muhabbetlerinde lezzetlere gömülmenin, güzel içeceklerle buluşmanın, tatları sindirmenin dibine vurduk, Cafe keyiflerinde renkli anlara ulaştık, ev pikniklerinde dünyayı yeniden yarattık ve lezzette, sohbette, paylaşımda sonsuzlulara uzandık. Gördük ki tango biz var olduğumuz sürece tüm tutkusuyla ve aşksal pırıltısıyla ruhumuzdan dünyaya sınırsız akıyor ve hepimizin "abrazo"larının buluşma noktalarında doyasıya yaşanıyor. Yani içimizdeki renkli ritmler, heyecanlar olmadan tango tango olamıyor, bomboş bir akıntı haline geliyor...
Tango yapacaksak da bu dansa aşık olmak anlamını daha da net belirliyor sanıyorum. Daima bu dansa, tangonun müziğine ve dünyasına aşık olmak aslolan yegane güç ve yeti oluyor. Yani yıllarımı dolduran tango ruhumu beslemeseydi şayet, bir dakika içinde yer alamazdım. Bu nedenle, yaşam deneyimimde birlikte uçuştuğum ve ruhuma dokunan tüm dostlarıma, tango aşıklılarına teşekkürlerimi sunmak isterim. Onlarla bu beni büyüleyen ve geliştiren buluşmalar olmasaydı tangoya dair hiçbir şey içimde filizlenemezdi. Onlarla paylaşımlarım vesilesiyle de içimde nice ürünler filizlendi ve evrensel ritmin sonsuzluğunda ve aşksal merkezinde toplandı.
Anları sonsuzluğa taşımak amacıyla, tangonun ritmini kalp ritmlerimizle buluşturan her eşsiz milonga deneyiminde yeniden kenetlenmek dileğiyle dostlarım. Sizleri sevgiyle selamlarken pek yakında görüşmek dileğiyle diyorum! :-)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Doğayla buluşmayı çok severim. Yavaş adımlarda ağaçların arasından çiçeklenen toprağa, kuşların cıvıl cıvıl konuşmalarına, arıların güneşle...
-
Tango yapmak ne kadar güzelse tangoya geri dönmek de bir o kadar güzel. Bambaşka enerjilerle duyduğun notaları adımlara dönüştürüyor, sarıld...
-
Herkes kabı kadar su taşır, kalbinin genişliği kadar sever. Hem kalbini mümkün olduğu kadar sevgiye açıp, genişletirken, hem de kabını yaşa...