Bir hobisi ya da yapmaktan çok zevk aldığı şeyleri yapma zamanı, olanağı olan ya da bunu yaratabilen insan yaşamın ona getirebileceği güzel ortamlara, insanlara ve her şeyden de öte kendine açıktır. Yıllara yaydığın, her bir adımınla kendini ve çeşit çeşit hallerini öğrendiğin güzel bir döngüye, evrensel bir sinerjiye kavuşursun. Yaşamaktan, yıllanmaktan zevk alırsın çünkü anılar birikir, kavuşur kendini okyanuslarla buluşturur... İnsanların enerji alanlarını, yaydıkları elektrikleri, hatta karmalarını hissedersin, zaman zaman sünger gibi içine çekip yine dışarıya çıkarır, her bir döngüyü rondaların hizmetine adarsın... Yaşadığın her an, öz ritminle hikayelerini oluşturur, benliğine benlik katar, ışığı tüm dünyaya yayar.
Yaptığımız her şey elbette bizleri dönüştürür. Bu nedenle tango aynı kendi yaşamlarımızda olduğu gibi baş rolü bizlere ve onu paylaştığımız kişilere verir. Herkes başroldedir ve kendini en iyi ifade etmeye, yaptığı şeyde iyi olmaya ve olabildiğince gelişmeye çalışır. Beğendiğimiz beğenmediğimiz, sevdiğimiz sevmediğimiz her dansçı, dj, organizatör, giysi ve ayakkabı sanatçısı, üreticisi buna dahildir. Her bir insan bilerek ya da bilmeyerek bu döngüye hizmet eder ki insanın iç arzusu ve tangoya dair müziğiyle oluşan tutkusu hareketlerini tangonun kalbine yönlendirir. Bu merkezden çıkmak zordur çünkü artık o frekansın içinde başka türü bir yaşam vardır. Bambaşka sevinçler, mücadeleler, yolculuklar mevcuttur... Yine de oradan çıktığımızda hayatı o frekansın dışında tekrar keşfederiz, yaşarız, bambaşka mutluluklarla ya da pürüzlerle karşılaşırız. Ardından tango ortamlarına yeniden adım attığımızda kendimizi tangonun coşkusuna adeta ara vermemişçesine keyifle bırakıveririz...
Dans etmeyi, tango müziğiyle bambaşka karşılaşmaları yaşamayı gerçekten çok seviyorum. Bu sebeple bazı parçalarda kesinlikle yerimde duramıyorum. Hayatıma böyle bir mutluluğu dahil ettiğim için kendimi şanslı görüyorum. Çünkü hayatta yaşadığımız her şey bir emeğin ürünü. Zamanımızı, enerjimizi, bütçemizi nerelere adadığımız ruhumuzu, yönlerimizi, yapımızı, karakterlerimizi oluşturuyor. Hayatta sonsuz bir zaman, enerji, nakit yok, dolayısıyla seçimlerimiz bizleri ya karşılaştırıyor ya da uzaklaştırıyor.
11 Aralık Dünya Tango Günü'nde uzun bir aradan sonra dans etmek istedim. Kendimi Zeytuna milongasında buldum. İlk dansımda o an çok da tango enerjisinde olmadığımdan olsa gerek kendimi kütük gibi hissettim önce sonra yavaş yavaş kaslarım açıldı, adımlarım rahatladı, kendime geldim ve normal danslarıma dönebildim. Hayatıma değen tangoyu o gün güzel bir üzüm şöleni eşliğinde kutladım. Dj Emre Duyu'nun hoş seçkisinin tınısıyla evimin yolunu tuttum
Ertesi gün Onur Kıra'nın düzenlediği Asmalımescit'teki Viernes milongasına ilk kez katıldım, harika danslar ettiğim, çok hoş bir milonga deneyimi yaşadım. Artık en güzel Cuma adreslerimden biri oldu. Dj Raul Pardo'nun müzik seçkisi de harikaydı benim için yerimde genelde duramayıp o tanda senin bu tanda benim geceyi güzel dansçılarla, hoş bir şekilde tamamladım. Aklımda expressolu martini merakı kalsa da onu bir başka hafta denemeye karar verdim. :-)
Cumartesi Günü Galata'ya geçtim ve Noa milongasına katıldım. Eski arkadaşlarla karşılaşmak, dans etmek çok güzeldi. Dj Aykut Dokur' un güzel tandaları, Bossa nova cortinaları da keyfime keyif katarken üzüm dünyasına uygulanan fiyat politikaları da yüzümü gülümsetti...
Pazar Günü Nocturno festivalinin El Cxuce gösterisini büyük bir keyifle izledim. Dansçı arkadaşlarımızla gurur duydum, yıllarca çalışmalarının eserlerin mutlulukla izledim. Bu hususta yalnız değildim. Zira AKM salonunda çoğu insan gösteriyi ayakta akışladı. Çalışmaları ve başarıları için tüm tango emekçilerini, dansçılarını tebrik ediyorum. Sayelerinde Türkiye'de tango ciddi anlamda gelişiyor...
Başka bir anlamıyla da hayat sandığımız kadar uzun olmayabiliyor. Yaşamak çok güzel ancak daima hatırlamamız gereken şey ölümün de varlığı ve yaşının olmaması. Bunu bize yakın zamanda yitirdiğimiz güzel insanlar da hatırlatıyor. Her şey kendi zamanında yaşanıyor ve tamamlanıyor. Tekrarı yok, geri dönüşü yok, gelen geçiyor, başlayan bitiyor, hafızalarımıza yerleşen anılarımız dışında geride toz bulutu dışında bir şey kalmıyor. Bu sebeple her yaşadığımız, nefes aldığımız, paylaşıma açtığımız an kıymetli ve çeşit çeşit yansımalar, dalgalanmalar yaratıyor. Yaşadıklarımızın kıymetini bildiğimizde, kendimizin de eşsizliğini, hayatlarımıza temas eden insanların da bize kattıklarını büyük bir idrakle fark etmeye başlıyoruz. O zaman insanın, yaşamın, tüm varlık aleminin değerini içten duygularla seziyor, her şeyden önce sevmenin kıymetini hissediyoruz. Ne yapıyorsak onu, hayatımızda olan insanı, insanları, ruhumuza temas eden bilgiyi, öğrenimleri, farkındalıkları sevmek çok önemli...
Son olarak eklemek isterim ki geçen hafta Kadıköy'deki milongaların çoğunun yerini bir tango dostu sayesinde öğrendim. Tormenta, Tangoport, Los Amigos ancak dönüş sorun olabilir diye katılmadan döndüm. Noble'nin, La Vida'nın yerlerini merak ettim ancak henüz tam öğrenemedim.
Bizim yakanın Armada'sını da özledim. La Cumparsita'nın yeni yerinde dans etmeyi, Nar milongasını ve MinoaPera milongalarını yeniden keşfetmeyi, Mia'yı, başka başka milongaları görmeyi de istiyorum. Yeter ki dans olsun, yeter ki güzel milonga ortamlarında buluşalım dostlarım
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder