30 Mart 2026 Pazartesi

 Cama vuran yağmurun içimde yarattığı hislerle birkaç haftadır yaşadığım tango ve yaşam dolu anların dokunuşlarını zihnimde yeniden canlandırmaya çalışıyorum. Gece yazmayı sevmemin sebeplerinden biri de şehrin gürültüsünün azalıp uykular alemine dalan dünyanın sessizliğiyle kendi ritmime ulaşmam oluyor. Bu gerçekten içime seslendiğim ve beni duyan evrensel bütünlüğün yoğunluğunu hissettiğim özel anlardan biri. Evet yaşamak güzel, fark etmek çok güzel, olanı olduğu gibi kabul etmek ya da kabul etmediklerinin yükünü illa da taşımamak güzel. Her şeyden önce tüm yaşam rollerinden sıyrılıp konforlu bir abrazoyla buluşmak, yeşermek çok güzel.

Tangoya hepimiz bambaşka anlamlar yüklüyoruz, onun etkisiyle bambaşka dönüşümler yaşıyoruz malum tango ruhen, beden, kalp ve zihin yönünden tam bir terapi niteliğinde. Bir tandanın, rondanın himayesine girdiğimizde müziğin, partnerimizle ve kendimizle kurduğumuz bağların dışında hiçbir şeyin önemli kalmıyor. Bu nedenle bizi mutlu eden, rahatlatan, bedenimize, ruhumuza iyi gelen her şey bizi besliyor. Üstelik burada sözcükler yok, sadece eşsiz bir uyum ve sinerji var. 

Geçen haftaların birinde bir arkadaşımla sohbetimiz esnasında ikimiz de kendimizi çok şanslı hissettiğimizden bahsettik. Çünkü tango bize istediğimiz an hoş ve eğlenceli bir ortama dahil olma özgürlüğü, sıkıntıya girmeden, gönlümüzün dilediği arkadaşlarımızla dans etme, sohbet etme keyfi ve dünyanın müzik boyutunu tüm varlığımızda hissetme şansı veriyor diye düşündük. Bu önemli bir ödül!

Diğer yandan hayatlarımızda hepimiz bambaşka deneyimler içindeyiz. Hiçbir hayat bir diğerine benzemiyor, hiçbir akıl, bir diğeriyle aynı değil; bu bize saygıyı öğretiyor çünkü hiçbir yaşam boşuna var olmuyor. Her birimiz kendi mesajımızı vermek, kendi yolumuzu yürümek için buradayız. Hepimiz kendi ifadelerimizle var olma hakkına sahibiz. Zaman zaman ilişkilerimizde farklı farklı ritimler içinde buluruz kendimizi. İşte o ritimlerin içinde kendimize ulaşabilme cesaretinin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bu tüm yaşamımızın adımlarında bize yoldaş oluyor, bizi güçlendiriyor ve ilham bulmamızı kolaylaştırıyor.

Geçen haftalarda Manuela Rossi & Juan Malizia çiftinin bir şovlarını izledim. Tango to İstanbul festivali için İstanbul'dalardı ancak festivalin yeri bana uzak geldiği için katılamadım. Yine de festivali online seyrettim ve o şov beni çok etkiledi. Dans esnasında Manuela'nın ayakkabısı çıkıp bileğine takılı ve asılı kaldığı halde Manuela hiçbir şey olmamış ve değişmemiş gibi dansına devan ediyor, Juan da aynı ustalıkla ona katılıyordu. Şov bitiminde gerçekten çok etkilenmiştim. Zaten hayranlarıydım onların ama bu çok başka bir şeydi. Çünkü ayak ve ayakkabı o şekilde adım atmak bile çok güçtü. O an hayata ve başarıya dair düşüceler uçuştu zihnimde.

Başarı neydi?
 Herhangi bir yol seçip o yolda ilerlerken aksaklıklarla baş etme becerisinin en yüksek seviyeye gelmesi miydi?
O inandığın ve seçtiğin yoldan ne olursa olsun vazgeçmemek miydi? 
 Bir yola yüreğini, ruhunu, aklını ve tüm bedenini koymak mıydı?
 Bir sorun anında karşı taraftan beklenti içine girmek yerine kendi yöntemlerinle, formüllerinle sorunu etkisiz hale getirebilmek miydi?
Sanırım hepsiydi! 

Başarı etkileyici ve ilham verici bir şeydi. :-)

Sözü son olarak milongalara getirecek olursam;
Geçtiğimiz haftalarda çok keyif aldığım Özgür Serçe'nin müziklerini yaptığı hoş dansçılarla dolu bir  Noa milongası da vardı, Dj düetinde Alp Maçkan ile Dj Emre Duyu'nun harika duet yaptıkları sanki tek bir Dj çalıyormuş havası oluşturdukları yüksek enerjili harika bir Nar gecesi de. Ayrıca Zeytuna'da Dj Alper Akgül'ün güzel müzikleriyle festival tadında bir milonga, 333'te yine çok hoş danslarla dolu Dj Stamatis Hatharopoulos'un müzik seçkisiyle lezzetle geçen bir gece, Feriye milongasında Dj Aykut Dokur'un kıpır kıpır kortinaları ve tandalarıyla dolu, ambiyası harika bir ortamda dans dolu anlar vardı. Ayrıca yıllardır tanıdığımız Selim& Melin Yuna çiftinin hoş adımlarıyla dolu danslarını da izledim dün gece. X neslini sahnelerde görmek her zaman ayrı bir mutluluk benim için. 

Onun dışında havalar çok parlak geçmediği için haftalarca milongalara fazla katılamamıştım. Evet hava, su halleri beni nedense çok etkiler ancak önümüz bahar şükür!  Dilerim barış dolu günlere ulaşırız da bin bir renkte kelebekler uçuşur durur gönüllerimizden... Onları dinlemek, sevmek ve daima beslemek gerek! 😊

İşte bu haftalık hikayelerim de bu kadar!
Kendinize iyi bakınız, mutluluklarla uçup   
sevgiyle kalınız...💗

 Cama vuran yağmurun içimde yarattığı hislerle birkaç haftadır yaşadığım tango ve yaşam dolu anların dokunuşlarını zihnimde yeniden canlandı...