Yeni yıl karlı,soğuk havalarla gelmişti. Bugün de dışarıda karlı bir hava var. İnsanlar işlerine, izlerine, yönlerine doğru sokaklarda yürüyor, dolaşıyor, koşuşturuyorlar. Sıcak bir kahve içmek için oturduğumuz yerlerde bile insanların varlığı aslında içimizi ısıtıyor. Bazı insanlardan ne kadar şikayet etsek de aslında kendimize ve insanlara da kavuşmak için bazı yaptığımız şeyleri yapıyoruz. Doğada olduğumuz anlarda da tüm varlık alemi ile bir kucaklaşma var. Orada ya yalnız ya da ruhen çok uyumda olduğumuz insanlarla olmayı tercih ediyoruz.
Her birimizin kendi hayatları içinde iş, aile, arkadaşlıklar, aşk ve seyahatler dışında vakit olduğunca ya da yaratıldığınca yapmaktan çok hoşlandığımız şeyler var. Hiçbir şey yapmadığımızda dahi ama az ama çok deniz kenarında hava almak, biraz yürümek, parklarda soluklanmak iyi gelen şeylerden. Sosyalleşmek, hareket etmek, canlanmak için de bazılarımız tangoyu seçmişiz. Bir şeyler vesile olmuş; ya bir arkadaş, ya eş, partner, ya izlediğimiz bir film, şov, ya da bir yerlerde gördüğümüz ilanlar...
İlk derslere katılmalarımız, biraz tango dans edebimeye başlamadan önceki hallerimiz ve sonra tüm milongalar, festivaller, maratonlar içinde kendimizi bulmamız...
Şu an tangoyu iş olarak yapan çoğu insan tangoyu o denli sevmiş ki başka hiçbir şey yapamaz hale gelmiş ya da işlerinden kalan her uygun vakti tangoya adamış durumda. Bizim gençlik yıllarımızda hayranlıkla izlediğimiz yabancı dansçılar, eğitmenler, organizatörler gibi olmaya gönül vermişler. Hepsi bir sosyal dans yolculuğundan sonra bu yönü seçmişler, yeteneklerinin ya da içlerinde bitmek tükenmek bilmeyen tango alevinin ilelebet parlamasını istemişler.
Dolayısıyla şu an tüm tango camiası sosyal dans için var. Tüm organizasyonlar, eğitimler, giysi ve ayakkabı üretimleri, her şey ama her şey…
O milonga ortamları tangoya kapılmış olan herkesin kendi yaşamında soluk, ışık, renk, coşku, yaşam bulduğu yerler. Kendime zaman zaman sorduğum sorulardan biri "O sürekli içimde milongaya gitme isteğini doğuran şey ne?"
Elbette dans etmeyi çok seviyorum tamam da içsel olarak ne buluyorum da gittiğim milongalarda konfordaysam kendimi içsel evimde buluyorum. Yoğun bir içsel trans, farkındalık, coşku hali. Yıllar geçtikçe derinleştiğimiz bakış açıları gelişiyor, olgunlaşıyor...
Bu vesileye bizler tango yaptığımızda birbirimiz vasıtasıyla müziğe sarılıyoruz aslında…Hepimiz rollerimizi oynuyoruz, aracılığımızı yapıyoruz ve birbirimizi müziğin kalbine götürmeye yardımcı oluyoruz...Elbette her aracıyla rahat edemeyebiliriz, her dansçı ile dans etmek istemeyebiliriz, frekans olarak uyumda hissetmeyebiliriz ancak müziğin içinde tam anlamıyla dalar ve bambaşka bir hale geçersek orada benzer titreşimlere geliyoruz. Tam uyumda ve müzikalite anlamında çok anlaştığımız biriyle dans ettiğimizde ise bu gerçekten uçmak; bir maddeyle, içecekle, gıdayla ya da egosal arayışlarla değil ama ruhen çok yükselmek anlamıyla geliyor. Evet o his benim tanımımla kuşlar kadar özgür olabildiğimiz bir aşk hali. Bu his bazılarımızı milongaların daimi takipçisi yapıyor....
Geçtiğimiz hafta üç milongayla bu anlamda ruhumu beslemeye çalıştım. İlki Zeytuna oldu. Uzun zamandır dinleyemediğim DJ Yüksel Şişe'nin farklı orkestralara da yer verdiği hoş tandalarıyla güzel danslar ettim. Özlemişim farklı farklı orkestralar da dinlemeyi…❤️ Milongaya katılım Gar Gazinosu'ndaki Narathon etkinliği ve elbette karşı yakadaki milongaların da varlığı ile çok fazla olmasa da benim için çok keyifliydi. Bu yüzden nöbetçi mlongalar iyi ki varlar, organizatörlere teşekkürler! Kendi adıma sakin, inzivada olabildiğim milongalar da beni tangoya bağlıyor. Tabii ki büyük tango etkinlikleri, müzik, danslar, yerli, yabancı arkadaşlarla sohbetler hep harika! Gidemediğim maratonları, festivalleri, milongaları videolar yardımıyla takip edebilmek ve hepsinin coşku dolu olması da beni sevindiriyor. Ellilere merdiven dayamış bir milonguera olarak katıldığım tüm lokal milongalar da yaşamımda bal kaymak etkisi yaratıyor…🌸
Cuma Günü 333 milongasında Dj Cem Çınar'ın güzel tandalarıyla-nuevo tandalarıyla da- mutlu mesut milonga coşkusu yaşadım yine. Katılım yine çok fazla olmamasına rağmen kendim için hoş deneyimlerle ve danslarla geceyi mutlu tamamladım.
Cumartesi Noa milongası da çok hoştu. Dj Ralph Nasi'nin hoş tandalarıyla farklı farklı dansçılarla hoş danslar ettim, bazı kortina parçalarında sonlara doğru neredeyse bir rakı sofrası arzuladım..:) insan özlüyor derinlikle sohbetleri…Çoğu yakın arkadaşım yurt dışında yaşasa da hala kalbimin içindeler…
Pazar günü içimde hala bir dans arzusu vardı ancak kendimi dizginledim ve farklı translara kendimi yönendirdim. Bir sosyal dansçı olarak kendimi biraz dizginlemem ülkemizdeki daimi ekonomik dalgalanmalar için şart oluyor.
Ocak’ın üçüncü haftası da böyle geldi geçti. Dansa gittiğim zamanların bazılarında üzüm melodisi, bazılarında suyun kadim bilgeliği, zaman zaman da alev alev taşan mutluluklarla… Yeni hafta bize lapa lapa yağan karla geldi ya bu beyazlık hissi bana gerçekten huzur veriyor. Dileğim herkes sıcak bir köşe bulsun ve ruhu hayat boyu huzurla, mutlulukla dolsun...
Sevgiyle, müzikle, dansla görüşmek dileğiyle…